Yayın Tarihi:
04 Kasım 2026 12:52Güncelleme Tarihi:
04 Kasım 2026 12:53Güncelleme Tarihi:
04 Kasım 2026 12:53Yayın Tarihi:
04 Kasım 2026 12:52Antalya'nın Kekova Adası yakınlarında su altı kazılarında ortaya çıkarılan gemi batığı, Guinness Rekorlar Kitabı'na dünyanın en eski batığı olarak girdi.
Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Kültür Varlıklarını Koruma ve Onarım Bölümü Başkanı Doç. Dr. Hakan Öniz, AA muhabirine, Kültür ve Turizm Bakanlığı adına Akdeniz kıyı şeridinde yıllardır çalışma yürüttüklerini söyledi.
Bugüne kadar çok önemli batıkları ortaya çıkardıklarını ve bunları dünyayla paylaştıklarını anlatan Öniz, Antalya'nın Kekova Adası yakınlarında 2024 yılından bu yana yürüttükleri su altı kazılarında da dünyanın en eski batığında yaklaşık 4 bin 700 yıllık amforalar çıkardıklarını ifade etti.
Bu keşfin dünya basınına yansıdığını ve milyarlarca insana ulaştığını dile getiren Öniz, "Bu bizim açımızdan gurur verici. Cumhurbaşkanımızın söylediği gibi Türkiye su altı arkeolojisinde dünyada lider ülkelerden biri. Bize göre de lider 2-3 ülkeden biri. Çünkü çok iyi altyapımız, bu alanda çalışan çok iyi uzmanlarımız var. En önemlisi dünyanın en zengin kıyı şeridinde çalışıyoruz." dedi.
Öniz, su altı kazılarında başarılı olduklarını belirterek, "Kekova bölgesinde bulmuş olduğumuz batık, bu hafta Guinness Rekorlar Kitabı'na 'Dünyanın en eski batığı' olarak girdi ve resmi olarak ilan edildi. Bu batık bizim çalışmalarımızın yalnızca bir tanesiydi. Kekova batığımızı 2024'te bulmuştuk ama ilk bulduğumuzda bunun Osmanlı dönemine ait batık olduğunu düşünmüştük." ifadelerini kullandı.
Gemiden çıkarılan eserler farklı müzelerde sergilenecek
İlk başta söz konusu batığın 100-400 yıllık olduğunu düşündüklerini kaydeden Öniz, daha çok 2 bin ila 2 bin 500 yıllık batıklar üzerinde çalışmalarını sürdürdüklerini anlattı.
Öniz, 35-40 metre derinlikteki batıktan çıkardıkları malzemeleri incelediklerini ve bilimsel tarama yaptıklarını ifade ederek, şöyle konuştu:
"Kekova'daki batık 4 bin 700 yıllık bir gemi batığı. Yaklaşık 5 bin yaşında bir gemi. Buradaki eserlerin bir bölümü, bizim daha az bildiğimiz, daha güncel eserlere benziyordu ama geçen sene yapmış olduğumuz yayın çalışmaları sırasında bu amforaların benzerlerini Mısır'da bulduk. Yani bu gemiden çıkardığımız amforaların benzerlerinin yayınlardan Mısır'da olduğunu gördük. Bunun üzerine Kültür ve Turizm Bakanlığımızın izinleriyle tekrar alana gidip çalışma yaptığımızda bunların hakikaten Erken Tunç Çağı'na ait gemi batığı olduğunu anladık. Çıkardığımız amfora ağırlıklı eserlerimiz şu an hem bölge laboratuvarımızda hem de Akdeniz Üniversitesinin Kemer'deki su altı arkeoloji laboratuvarında işlemden geçiriliyor."
Dünyanın en eski batığından çıkardıkları eserlerin gelecek aylarda İstanbul Haydarpaşa'da yapımı tamamlanan "Dört Deniz Bir Müze"de sergileneceğine değinen Öniz, bazı eserlerin de Antalya'nın Kemer ilçesinde inşaatı bitmek üzere olan Akdeniz Sualtı Arkeolojisi Müzesi'nde de yer alacağını dile getirdi.
Öniz ve ekibi, 2024'te, kıyı ve yüzey araştırmaları sonrası Kekova açıklarında belirledikleri eşya ve malzemelerin bir batığa ait olduğunu saptamış, sonrasında Bakanlık izniyle gerçekleştirdikleri başka dalışlarla malzeme çıkararak, bilimsel incelemelerini sürdürmüştü.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, 14 Ekim 2026'da Antalya'nın Kekova Adası yakınlarında dünyanın en eski batığına ait yaklaşık 4 bin 700 yıllık amforalar bulunduğunu duyurmuştu.
EDİTÖR NOTU:GUINNES REKORLAR KİTABI'NA NASIL GEÇTİ?Guinness World Records'un sitesinde şu notlar var:
GEMİ NEREDEN NEREYE GİDİYORDU?
Akdeniz Üniversitesi tarafından önceki yıllarda gerçekleştirilen arkeolojik su altı araştırmalarında Kekova Adası yakınlarında tespit edilen batık kalıntılarından alınan amfora örnekleri, geminin Erken Tunç Çağı'na ait olabileceğini gösterdi.
Alanda, Kültür ve Turizm Bakanlığının izinleriyle Antalya Müze Müdürlüğü başkanlığında ve Doç. Dr. Hakan Öniz'in bilimsel sorumluluğunda 2026 yılında kazılara başlandı. Su altından çıkarılan amforaların yaklaşık 4.400–4.700 yıllık olduğu belirlendi.
Kaplar üzerinde yapılan kil analizleri, üretim yerinin muhtemelen Ürdün Vadisi'ndeki atölyeler olduğuna işaret etti. Benzer amforaların Mısır'daki Giza, Saqqara ve Abusir piramitleri yakınlarında, Troya'da ve Girit'te de bulunması, dönemin deniz ticareti bağlantılarını anlamak açısından önem taşıyor.
Araştırmacılar, geminin Levant kıyılarındaki bir limandan hareket ederek Troya ya da Girit yönüne ilerlemiş olabileceği üzerinde duruyor.
Dokuz İşaretli Amforada Günlük Yaşamın İpuçları
Kazılarda çıkarılan amforalardan biri, üzerindeki dokuz farklı işaret ve gövdesindeki iki delikle dikkat çekiyor. İncelemeler, bu kabın peynir ya da tereyağı yapımında kullanılan bir yayık amforası olabileceğine işaret ediyor.
Bu buluntu, denizcilerin uzun yolculuklarda gemide keçi taşımış, süt sağmış ve kendi süt ürünlerini üretmiş olabilecekleri ihtimalini gündeme getiriyor. Böylece batık, taşıdığı ticari yükün yanı sıra dönemin denizcilerinin beslenme ve günlük yaşam koşullarına ilişkin de ipuçları sunuyor.