PİYASALAR

Tarih, özgünlük ve bütünsellik: Six Senses Hotels

Six Senses Kocataş Mansions, Istanbul, bulunduğu şehrin tarihi dokusunu modern çizgilerle bir araya getiriyor. Sarıyer’deki iki tarihi yalı, özgün yapısına saygı gösterilerek ve mimari dokusu korunarak Six Senses dokunuşlarıyla yeniden hayat buluyor

Güneşli bir kasım sabahı ziyaret ettiğimiz otelin tarihi hikayesi, mimari detayları ve sanat eserleri hakkında genel müdür Zeynep İncekara ile konuştuk. 

• Six Senses Kocataş Mansions, Istanbul’dan biraz bahsedebilir misiniz?

Tarih ve misafirperverliğin buluştuğu otelimizde Six Senses’in sürdürülebilirlik ve wellbeing (bütünsel iyilik hali) odaklı felsefesi İstanbul’a yepyeni bir soluk getiriyor. Otelimizde 45 oda, 3 restoran, Spa alanı ve toplantı salonları bulunuyor. Odalarımızın tamamı, 2 adet toplantı salonumuz ve 1 restoranımız şu anda aktif halde hizmet veriyor. Ancak, yalının arkasındaki koru alanında hizmet verecek olan Spa, düğün organizasyonlarını gerçekleştireceğimiz Boğaz manzaralı alanımız ve Mehmet Gürs’ün yeni bir konseptle şehre sunacağı restoranımız, Nisan 2020’de hizmete girecek.

BİR DÖNEMİN LİDERLERİ İLE EDEBİYATÇILARINI DA AĞIRLADI

• Yalıların geçmişi hakkında bilgi alabilir miyiz?

Kocataş ve Sait Paşa yalıları, 19’uncu yüzyılda inşa edildi. Kocataş yalısı, Osmanlı Devleti döneminde Adalet Bakanlığı ve Sadrazam vekilliği de yapmış olan Necmettin Molla Kocataş’ın özel mülkü. Sait Paşa da yine Osmanlı Devleti döneminde dokuz kez Sadrazamlık yapmış bir isim. Uzun süre ailesi ile yalıyı kullanıyor. Ancak, sonrasında yalı yanarak kullanılamaz hale geliyor. Necmettin Molla Kocataş, 1928’de Kocataş Yalısı’nı aldıktan bir süre sonra, o tarihte yerinde bulunmayan Sait Paşa, yalının arsa durumundaki arazisini de satın alıyor. Kocataş Yalısı tarihi boyunca başta Atatürk olmak üzere Fethi Okyar, Nuri Conker ve Celal Bayar gibi Cumhuriyet’in kuruluş dönemi liderlerinin yanı sıra Yahya K. Bayatlı, Faruk N. Çamlıbel ve Halit Ziya Uşaklıgil gibi edebiyat dünyasından isimleri ağırlıyor.

• Atatürk’ün yalıyı ziyaret etme öyküsünü anlatır mısınız?

Atatürk, 31 Temmuz 1930’da bir akşam yemeği için yalıyı ziyaret ediyor. Bu yemek daveti için Pandeli Usta ve Abdullah Efendi’nin hazırladığı özel bir menü oluşturuluyor. Atatürk davete, Ertuğrul yatıyla geliyor. Yatını gören Sarıyer halkı, yalının önünde toplanarak ‘Paşamızı görmek isteriz’ diye tezahürat edince, Atatürk yalının balkonundan hepimizin bildiği o ünlü sözlerini sarf ediyor: “Benim için zahmet ediyorsunuz. Bundan mahçup oluyorum. Beni görmek demek; behemehal yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu kafidir.”

ASLINA UYGUN YENİLENDİ

• Yalıların yeniden hayat bulması ve restorasyonu oldukça zorlu süreçler. Bu yalılar için süreç nasıl işledi?

Kocataş ve Sait Paşa yalıları, farklı hikayeleri olan, geçmişten günümüze yaşayarak gelen, ancak yakın dönemde oldukça zarar gören kısmen yıkılmış kısmen de yangınlarla kullanılamaz hale gelmiş yapılar. Kocataş Yalısı, 1997’de geçirdiği yangın sonrası 2008’e kadar bakımsız ve yıkık halde kaldıktan sonra, detaylı hazırlanan belgeleme çalışmaları ve restorasyon projeleri ile yapımı hem ayakta bulunan kısımlarından hem de eldeki eski fotoğraf ve arşiv belgeleri yardımı ile aslına uygun biçimde onarılmış ve tekrar kullanılabilecek hale getirilmiştir. Sait Paşa Yalısı, 1890’lı yıllarda tamamen yanmış ve yıkılmış. Var olduğu dönemlerde Piyasa Caddesi’nden çekilen eski fotoğraflar yardımı ile o dönemlerde olduğu hali ile projelendirilmiş ve buna uygun olarak da tüm gerekli izinler alınarak yeniden inşa edilmiştir.