USD

-
-%

EUR

-
-%

GBP

-
-%

ALTIN ONS

-
-%

ALTIN GR

-
-%

Yayın Tarihi:

19 Mart 2026 09:10

Perakendeden kültüre uzanan etki ağı

Boyner, gençlerin kültürel hayata erişimini artıran projeleriyle sosyal etkiyi perakende deneyiminin bir uzantısına dönüştürüyor. SanatİST iş birliği ve genç sanatçılarla geliştirilen çalışmalar, markanın sürdürülebilirlik yaklaşımını kültür alanında görünür kılıyor.

Perakendeden kültüre uzanan etki ağı

Kültür ve sanat, gençlerin kendini ifade etme biçimini ve üretim alanını şekillendiren güçlü bir zemin sunuyor. Ancak bu alana erişim her zaman eşit koşullarda gerçekleşmiyor. Ekonomik engeller, gençlerin kültürel hayata katılımını sınırlayabiliyor. Bu noktada özel sektörün yaklaşımı daha belirleyici hale geliyor. Boyner, sürdürülebilirliği kültürel üretimi ve gençlerin potansiyelini kapsayan bütüncül bir perspektifle ele alıyor. SanatİST desteğinden genç sanatçılarla geliştirilen iş birliklerine, mağaza deneyimini sanatla buluşturan uygulamalardan sosyal fayda odaklı tasarım projelerine uzanan yaklaşımı Boyner Büyük Mağazacılık Kurumsal İletişim Direktörü Oya Uzun ile konuştuk. Markanın kültür ve sanatı sürdürülebilirlik vizyonunun merkezine nasıl yerleştirdiğini değerlendirdik.

*Boyner'in gençleri kültür ve sanatla buluşturma yaklaşımı, kurumun sürdürülebilirlik ve sosyal etki vizyonunda nasıl bir yere sahip?

Boyner için sürdürülebilirlik, insanı, doğayı ve kültürel birikimi birlikte gözeten, geleceğe kalıcı değer bırakmayı hedefleyen bir anlayışı ifade ediyor. Bugünü yaşarken yarının ihtiyaçlarını ve beklentilerini de gözetmek, bu bakışın temelini oluşturuyor. Bu yaklaşımın toplumsal boyutunda kültür ve sanat belirleyici bir rol üstleniyor. Çünkü kültür ve sanat; düşünmeyi, üretmeyi ve birlikte var olmayı besleyen alanlar.

Gençler ise bu üretim alanının en dinamik aktörleri. Onların dinamizmleri, kendini ifade biçimleri ve değer dünyaları, iletişimden deneyim tasarımına kadar pek çok alanda iş yapma anlayışımızı şekillendiriyor. Müşteri portföyümüzün yüzde 35'inin 35 yaş altında olması ve genç müşteri oranındaki artış, gençlerle kurduğumuz ilişkinin güçlendiğini gösteriyor. Bu anlayış doğrultusunda, yeni nesil mağazacılık gündemimizde önemli bir yeri olan sanat projelerimizi gençlerle birlikte kurguluyoruz. İlişkimizi tek yönlü bir temas üzerinden yürütmek yerine karşılıklı üretim ve etkileşim üzerinden kuruyoruz. Boyner'i genç sanatçılar için yalnızca bir destekçi değil, üretimlerini görünür kılan ve geniş kitlelerle buluşturan bir platform olarak konumlandırıyoruz. Sanatı erişilebilir kılma yaklaşımımızın temelinde de bu bakış var.

*KONDA verileri, gençlerin büyük bölümünün ekonomik nedenlerle kültür-sanat faaliyetlerine erişemediğini ortaya koyuyor. Bu tablo, Boyner'in SanatİST'e verdiği desteği nasıl şekillendirdi?

Kültür-sanatın değeri tartışmasız. Asıl belirleyici olan ise bu değere kimlerin erişebildiği. KONDA verilerinin de gösterdiği gibi ekonomik nedenlerle bu imkanların dışında kalan geniş bir genç kesim var. Bu tablo, sanat alanındaki katkılarımızı erişimi genişletmeye odaklı bir çerçevede kurgulamamıza neden oldu. TOG'un konserden tiyatroya, danstan operaya gençlerin farklı sanat disiplinleriyle buluşmasına alan açan SanatİST projesini de bu çerçevede destekliyoruz. SanatİST projesi aracılığıyla 200'ü aşkın gençin 17 farklı etkinliğe katılmasına destek olduk. Bizim için önemli olan, kültür-sanatın daha kapsayıcı bir zeminde var olmasına katkı sunmak. Destek yaklaşımımızı da erişimi artıran ve gençlerin sürece dahil olmasını kolaylaştıran programlara öncelik vererek şekillendiriyoruz.

*SanatİST kapsamında gençlerin konserden operaya uzanan geniş bir yelpazede etkinliklere katılması sağlandı. Bu deneyimlerin gençlerin kişisel ve sosyal gelişimine katkısını nasıl değerlendiriyorsunuz? Boyner ve TOG iş birliği, klasik sponsorluk anlayışının ötesinde nasıl bir sosyal fayda modeli ortaya koyuyor?

Kültür-sanatla kurulan temas, gençlerin yalnızca ilgi alanlarını değil, dünyayı algılama biçimlerini de şekillendiriyor. Bir konser ya da sahne deneyimi, farklı fikirlerle karşılaşma, kendini ifade etme ve düşünce alanını genişletme fırsatı sunuyor. Ortak kültürel alanlarda bulunmak ise empati kurma, diyalog geliştirme ve farklılıklara alan açma kapasitesini güçlendiriyor. Bu nedenle bu süreci, gençlerin toplumsal hayata daha bilinçli ve özgüvenli katılımını destekleyen bir gelişim alanı olarak değerlendiriyoruz. TOG ile kurduğumuz iş birliğinde amacımız yalnızca bir etkinliği desteklemek değil, gençlerin kültürel hayata katılımını mümkün kılan bir alanı birlikte güçlendirmek. Bu iş birliğini, gençlerin potansiyelini açığa çıkaran ve sosyal etkiyi zaman içinde derinleştiren bir ortak sorumluluk anlayışı olarak konumlandırıyoruz.

*Boyner-BASE iş birliğiyle tasarlanan özel kutuların satış gelirlerinin SanatİST'e aktarılması, perakende ile sosyal etkiyi bir araya getiren özgün bir örnek oldu. Bu projenin çıkış noktası neydi?

Genç sanatçılarla yürüttüğümüz iş birlikleri, zaman içinde gelişen ve derinleşen bir yaklaşımın parçası. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Tasarım Bölümü'nün beş öğrencisi tarafından tasarlanan hediye kutularımız, genç üretimi görünür kılma yaklaşımımızın önemli ve ilk adımlarından biriydi. Özel desenlerin hayat verdiği bu kutular aracılığıyla genç tasarımcıların eserlerini tüm Türkiye ile buluştururken, elde edilen gelirle üniversiteye ve öğrencilerin eğitim hayatına katkı sağlamayı hedefledik. Sanatı mağazacılık deneyiminin ayrılmaz bir parçası haline getirirken birçok farklı proje hayat geçirdik. BASE iş birliğimiz de bu yaklaşımımızın bir parçası. Odağımız, genç sanatçıların üretimini daha geniş bir alana taşımak ve alışveriş deneyimini kültür-sanatla daha güçlü bir bağ kuran bir yapıya dönüştürmekti. 'Hayal', 'umut', 'coşku' ve 'paylaşma' kavramlarından ilham alan; Begüm Malkoçlar'ın 'Gündüz, Gece ve Dostlarımız', Cemre Beyza Yağız'ın 'Coşku Dolu Eller' ve Onur Arno Yıldız'ın 'Lütuf' adlı çalışmaları bu anlayışla hediye kutularımıza taşındı. Mağazalarımızda ve boyner.com.tr'de satışa sunduğumuz bu özel tasarım kutulardan elde edilen gelirin SanatİST projesine aktarılmasıyla alışveriş deneyimi doğrudan kültür-sanat alanına katkı sağlayan bir modele dönüştü. Böylece müşteriyle kurduğumuz temas, yalnızca estetik bir tercih değil, toplumsal bir katkının da parçası haline geldi. Genç sanatçıların üretimlerini daha geniş kitlelerle buluştururken, her kutunun bir başka gencin kültür-sanat yolculuğuna katkı sunduğunu bilmek bizim için projenin en anlamlı taraflarından biri oldu. Önümüzdeki dönem de bu etkiyi büyütmeye devam edeceğiz.

*Kültür-sanat odaklı projeler, Boyner markasının kurumsal kimliği ve iletişim diliyle nasıl örtüşüyor?

Boyner'in marka duruşu, stil ile hikayeyi bir araya getiren ve yaratıcılığa alan açan bir anlayışa dayanıyor. Hayatın içindeki anlara değer ve güzellik katma yaklaşımı bu duruşun merkezinde yer alıyor. Sanat projeleri bu nedenle markamız için ayrı bir başlık değil, estetik ve ifade odaklı kimliğimizin doğal bir parçası. Sanatın özgün ve cesur dili, Boyner'in yaratıcı ve ilham veren iletişim tonuyla örtüşüyor. Bu kimlik, öncelikle mağaza deneyiminde karşılık buluyor. Mağazalarımızda sanatı deneyimin kalıcı bir unsuru olarak konumlandırıyoruz. Bugün sanat koleksiyonumuz 84 esere ulaştı. Koleksiyonumuzda seramik, cam, metal, kağıt, tel ve atık malzemeler gibi farklı materyallerden farklı disiplinlerde üretilen birçok eser yer alıyor. Genç sanatçıların çalışmaları bu yapının önemli bir bölümünü oluşturuyor. İleri dönüşüm eserleri, dijital enstalasyonlar ve interaktif uygulamalarla sanatın farklı ifade biçimlerini ziyaretçilerimizin gündelik deneyiminin doğal bir parçası haline getiriyoruz. Moda ile sanatın aynı mekanda eşit estetik değerle konumlandığı bu yapı, alışverişi bir keşif ve karşılaşma alanına dönüştürüyor. Bu estetik yaklaşım koleksiyonlarımıza de yansıyor. Hediye kutusu projelerimiz ve sanatçıların özgün çalışmalarını sneaker, tote bag ve denim ceket gibi ikonik moda parçalarına taşıdığımız 'Art Pieces' koleksiyonlarımız da aynı çizgide ilerliyor. Modayı kişisel ifade biçimi olarak ele alıyoruz. İletişim dilimiz de bu bütüncül yapıyı destekliyor. Ürünle sınırlı kalmayan, hikaye anlatan, estetik bir bakış sunan ve duygusal bağ kuran bir ton benimsiyoruz.

*SanatİST ve benzeri sosyal etki projelerinin önümüzdeki dönemde yaratacağı toplumsal etkiyi nasıl değerlendiriyorsunuz? Daha fazla gence ulaşmak ve etki alanını genişletmek adına nasıl bir yol haritası öngörüyorsunuz?

Kültür-sanatla kurulan bağın yaygınlaşması, zaman içinde yalnızca bireysel değil toplumsal ölçekte de dönüştürücü bir etki yaratıyor. Daha fazla gencin bu alana erişebilmesi, ortak kültürel zeminin güçlenmesi, farklı bakış açıları arasında daha güçlü bir temas kurulması anlamına geliyor. Bu temas arttıkça, birbirini anlama, birlikte düşünme ve birlikte üretme kapasitesi de güç kazanıyor. Biz de bu bakış açısıyla sanat projelerimiz aracılığıyla gençlere alan açmaya, onların üretimlerini görünür kılacak platformlar oluşturmaya ve potansiyellerini sergileyebilecekleri alanlar yaratmaya devam edeceğiz.

EN ÇOK OKUNANLAR