
Doğanlar Holding, ihracatın güçlendirilmesi, operasyonel verimliliğin artırılması ve yenilenebilir enerji yatırımlarının odağa alınmasıyla şekillenen bu dönemde uzun vadeli ve sürdürülebilir büyüme yaklaşımını net biçimde ortaya koyuyor. Bu bağlamda Yönetim Kurulu Başkanı Davut Doğan, 2025'i "Küresel ekonomik koşulların zorlayıcı etkilerine rağmen stratejik önceliklerden sapmadan ilerlenen bir yıl" olarak tanımlıyor. Doğan'a göre 2026, belirsizliklerin sürdüğü ancak doğru politika ve yatırımlarla dengeyi güçlendirme fırsatının öne çıktığı bir eşik niteliği taşıyor.
İHRACAT VE OPERASYONEL VERİMLİLİK ODAĞI
Davut Doğan, 2025 yılını değerlendirirken küresel ekonomik koşulların yarattığı belirsizliklere rağmen holdingin ana ekseninden sapmadığını söylüyor. Yıl boyunca önceliklerinin ise net olduğunu vurgulayan Doğan, "Odağımız uzun vadeli ve sürdürülebilir büyüme hedeflerimizi destekleyecek şekilde ihracat faaliyetlerimizin geliştirilmesi ve operasyonel verimliliğin artırılması yönünde oldu" sözleriyle bu yaklaşımı özetliyor. Mobilya tarafında yurt dışı pazarlardaki faaliyetlerin, ihracatın ciro içindeki payını desteklediğini belirten Doğan, farklı coğrafyalardaki varlığın dengeli biçimde sürdürülmesini özellikle önemsediklerini dile getiriyor. Bu denge, holdingin çoklu yapı içinde riskleri dağıtan ve dayanıklılığı artıran temel unsurlardan biri olarak öne çıkıyor.
YENİLENEBİLİR ENERJİDE ÇEVRESEL SORUMLUK
Enerji sektöründe yeşil dönüşüm, net sıfır hedefleri ve enerji arz güvenliği, önümüzdeki dönemde de yatırım kararlarının ana belirleyicileri arasında yer alıyor. Davut Doğan, bu alanda yenilenebilir enerji ve çevre odaklı projelerin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda stratejik bir zorunluluk haline geldiğine dikkat çekiyor. "Enerji tarafında attığımız her adımı uzun vadeli dayanıklılık ve arz güvenliği perspektifiyle ele alıyoruz" diyen Doğan, bu yaklaşımın önümüzdeki dönemde de korunacağını vurguluyor. Yenilenebilir enerji alanındaki yatırım fırsatlarını değerlendirirken Doğan, bu yaklaşımı yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda kurumsal sorumluluğun da bir gereği olarak ele aldıklarını ifade ediyor. Ayrıca "Yenilenebilir enerji alanındaki projeler çevresel sorumluluk anlayışımızın önemli bir parçası olmaya devam etti" diyen Doğan, bu alanın önümüzdeki dönemde de yatırım kararlarının merkezinde yer alacağını vurguluyor.
2026'DA İHRACAT VE SÜRDÜRÜLEBİLİR TASARIM
2026 beklentilerine ilişkin değerlendirmesinde Doğan, küresel belirsizliklerin tamamen ortadan kalkmadığını ancak Türkiye ekonomisinde uygulanan istikrar politikalarının etkilerinin daha görünür hale gelebileceğini öngörüyor. Para ve maliye politikalarındaki kararlı duruşun, özellikle enflasyonla mücadele ve makroekonomik dengelenme açısından kritik olduğunu ifade ediyor. Mobilya sektöründe iç talepteki durağan seyrin bir süre daha devam edebileceğini belirten Doğan, buna karşın ihracat ve uluslararası projelerin önemini koruyacağını söylüyor. Bu noktada Doğan, "İhracat payımızı kademeli olarak artırmayı ve sürdürülebilir tasarım anlayışını iş yapış biçimlerimizin merkezinde konumlandırmayı hedefliyoruz" sözleriyle de 2026'nın temel yönelimini net biçimde ortaya koyuyor.
İNŞAAT SEKTÖRÜNDE STRATEJİK YATIRIM ALANLARI
İnşaat sektöründe kentsel dönüşüm sürecinin, yapı güvenliği ve yaşam kalitesinin artırılması açısından sunduğu potansiyelin önümüzdeki yıllarda da gündemde kalması bekleniyor. Doğan, yakın coğrafyalarda ve gelişmekte olan ülkelerde planlanan altyapı ve yenileme projelerinin taahhüt faaliyetleri açısından önemli fırsatlar barındırdığına işaret ederek, "Bu projeler, sadece büyüme değil, sürdürülebilir ve dengeli bir genişleme alanı da sunuyor" değerlendirmesini yapıyor.
VERİMLİLİK ODAKLI YAPAY ZEKA
2026 itibarıyla, yetenek havuzlarının analizi, gelişim alanlarının tespiti ve organizasyonel ihtiyaçların daha doğru okunması için yapay zeka tabanlı çözümlerden yararlanmayı planladıklarını paylaşıyor. İnsan kaynakları ve yetenek yönetimi başlığında Doğan, "Yapay zekayı, karar alma süreçlerini besleyen ve insan kaynağının etkinliğini artıran bir destek unsuru olarak değerlendiriyoruz" diyerek bu yaklaşımın çerçevesini ortaya koyuyor. Ayrıca insan kaynakları tarafında odağın yalnızca dijitalleşme olmadığının altını çizen Doğan, mevcut yetkinliklerin geliştirilmesi ve çalışan deneyiminin güçlendirilmesini temel öncelikler arasında sıralıyor. Rutin ve tekrarlayan süreçlerin dijital araçlarla desteklenmesi sayesinde İK ekiplerinin daha stratejik alanlara odaklanabileceğini belirten Doğan, "Öğrenme-gelişim programları ve kurum kültürünü besleyen uygulamalara daha fazla zaman ayırmayı amaçlıyoruz" diyerek dönüşümün kültürel boyutuna dikkat çekiyor.
DİJİTALLEŞME, VERİMLİLİK VE MÜŞTERİ DENEYİMİ EKSENİ
Dijitalleşme yatırımlarının ana omurgasını ise veri analitiği ve yapay zeka destekli karar mekanizmaları oluşturuyor. Doğan, özellikle tedarik zinciri yönetiminin uçtan uca dijitalleştirilmesiyle operasyonel çevikliğin ve öngörü kabiliyetinin artırılacağını ifade ediyor. Enerji tarafında ise operasyonel teknolojilerin siber güvenlik altyapısıyla entegre edilmesi ve IoT tabanlı çözümlerle proaktif bakım ve enerji yönetiminin hayata geçirilmesi hedefleniyor. Bu yatırımların, yalnızca verimlilik değil, aynı zamanda kritik altyapı güvenliği açısından da stratejik önem taşıdığına dikkat çekiyor.
REKABET GÜCÜNÜN TEMELİ: SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK
Çevresel, sosyal ve yönetişim boyutlarını kapsayan bütüncül bir yaklaşımı tüm iş kollarına entegre etmeyi hedeflediklerini belirten Doğan, "Sürdürülebilirliği, yalnızca düzenleyici bir gereklilik değil, rekabet gücümüzü, kurumsal dayanıklılığımızı ve uzun vadeli büyümemizi şekillendiren temel bir stratejik öncelik olarak konumlandırıyoruz." diyerek bu yaklaşımın kurumsal düzeydeki karşılığını netleştiriyor. Bunlara ek olarak Doğan, Biotrend şirketi başta olmak üzere enerji tarafında net sıfır hedefleri doğrultusunda ilerlerken, mobilya grubunda döngüsel ekonomi prensiplerinin daha etkin uygulanmasını amaçladıklarını belirtiyor. Sosyal alanda insan odağını merkeze alan kurum kültürünün güçlendirilmesi, yönetişim tarafında ise şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerinin daha da ileri taşınması, holdingin uzun vadeli dayanıklılığını destekleyen başlıklar olarak öne çıkıyor.