USD

-
-%

EUR

-
-%

GBP

-
-%

ALTIN ONS

-
-%

ALTIN GR

-
-%

Sektörler

Yayın Tarihi:09 Temmuz 2026 14:32

Sürdürülebilirlik yatırımlarında Türkiye küresel ortalamanın üzerinde

WBCSD'nin Business Breakthrough Barometer 2026 araştırmasına göre Türkiye'de şirketlerin yüzde 79'u sürdürülebilirlik yatırımlarını artırıyor. Araştırma, yeşil dönüşümün iş dünyasında çevresel bir gündem olmanın ötesine geçerek rekabet stratejisinin parçası haline geldiğini gösteriyor.

Sürdürülebilirlik yatırımlarında Türkiye küresel ortalamanın üzerinde

Küresel ticaretin iklim politikalarıyla yeniden şekillendiği bir dönemde, Türkiye iş dünyası sürdürülebilirlik yatırımlarında hız kesmiyor. Dünya Sürdürülebilir Kalkınma İş Konseyi'nin (WBCSD) Business Breakthrough Barometer 2026 araştırması, Türkiye'deki şirketlerin yeşil dönüşümü artık yalnızca çevresel bir sorumluluk olarak değil, rekabet gücünü korumanın ve büyümenin temel unsurlarından biri olarak gördüğünü ortaya koyuyor. Bu yıl ilk kez Türkiye'ye özel hazırlanan derinlemesine analiz, ülkenin küresel ölçekte incelenen dört özel pazardan biri olması açısından da dikkat çekiyor.

SKD Türkiye üyesi şirketlerin katkılarıyla hazırlanan araştırmada elektrikten finansa, perakendeden inşaata kadar birçok sektörden şirketin görüşleri yer aldı. Sonuçlar, küresel ekonomik belirsizliklere ve artan maliyet baskılarına rağmen şirketlerin dönüşüm yatırımlarını sürdürme konusunda kararlı olduğunu gösteriyor.

TÜRKİYE KÜRESEL ORTALAMANIN ÜZERİNDE

Araştırmanın öne çıkan verileri, Türkiye'nin birçok başlıkta küresel ortalamanın üzerinde performans sergilediğini ortaya koyuyor. Buna göre şirketlerin yüzde 79'u sürdürülebilirlik yatırımlarını artırdığını belirtirken, küresel ortalama yüzde 54'te kalıyor. Şirketlerin tamamı sürdürülebilirliği uzun vadeli rekabet avantajı olarak görüyor. Türkiye'de şirketlerin yüzde 72'si öngörülebilir iklim politikalarının yatırım kararları açısından kritik olduğunu düşünürken, yüzde 97'si ise dönüşümün uluslararası iş birlikleriyle hızlanacağı görüşünü paylaşıyor.

Araştırma, Türkiye'de şirketlerin sürdürülebilirliği artık bir maliyet kalemi olarak değerlendirmediğini de gösteriyor. Yeşil dönüşüm, yeni pazarlara erişim, rekabet gücünü artırma ve uzun vadeli büyüme stratejilerinin önemli bir parçası olarak görülüyor.

REKABET GÜCÜ ÖN PLANA ÇIKIYOR

Rapora göre şirketlerin sürdürülebilirlik yatırımlarındaki en güçlü motivasyonu rekabet avantajı oluşturuyor. Araştırmaya katılan şirketlerin tamamı sürdürülebilirliği uzun vadeli rekabet gücünün temel unsurlarından biri olarak değerlendiriyor. Dayanıklılık ve risk yönetimi ikinci sırada yer alırken, Avrupa Birliği düzenlemelerine uyum ve pazara erişim de öne çıkan başlıklar arasında bulunuyor. Buna karşılık müşteri talebi ve kurumsal itibar gibi unsurlar daha geri planda kalıyor.

Araştırma, Avrupa Yeşil Mutabakatı ve karbon düzenlemeleriyle birlikte şirketlerin sürdürülebilirlik yatırımlarını yalnızca çevresel yükümlülük olarak değil, ihracat pazarlarındaki konumlarını korumanın da bir gereği olarak gördüğüne işaret ediyor. Özellikle Avrupa ile yoğun ticaret yapan şirketler açısından değişen regülasyonlar rekabet stratejisinin ayrılmaz bir parçası haline geliyor.

İKLİM RİSKLERİ EKONOMİK BAŞLIK OLARAK GÖRÜLÜYOR

Türkiye'deki şirketler iklim risklerini daha çok ekonomik etkileri üzerinden değerlendiriyor. Emtia fiyatlarındaki dalgalanmalar, artan maliyet baskıları, kaynak güvenliği ve pazara erişim konuları öncelikli riskler arasında yer alıyor. Bu tablo, iklim değişikliğinin yalnızca çevresel değil, finansal ve operasyonel sonuçlar doğuran bir unsur olarak ele alındığını gösteriyor.

Araştırmaya göre şirketlerin yüzde 89'u dönüşüm sürecini yönetebileceğine inanıyor. Bununla birlikte finansmana erişim, dönüşüm maliyetlerinin yönetimi ve rekabetçiliğin korunması önümüzdeki dönemin en kritik başlıkları arasında gösteriliyor.

'SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK ARTIK REKABETÇİLİĞİ ŞEKİLLENDİRİYOR'

SKD Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Ediz Günsel, araştırmanın sürdürülebilirliği yalnızca çevresel bir gündem olarak ele almadığını belirtti.

Türkiye'nin bu yıl ilk kez Business Breakthrough Barometer kapsamında özel ülke analiziyle yer aldığını hatırlatan Günsel, bunun şirketlerin iklim dönüşümünü yatırım kararları, rekabetçilik, dayanıklılık ve risk yönetimi açısından nasıl değerlendirdiğini ortaya koyduğunu söyledi.

Türkiye'nin ilk kez küresel sonuçlarla karşılaştırmalı olarak değerlendirildiğini belirten Günsel, "Türkiye'de sürdürülebilirlik artık yalnızca bir niyet beyanı değil. Şirketlerin yatırım kararlarını, büyüme stratejilerini ve rekabetçilik anlayışını şekillendiren temel başlıklardan biri haline gelmiş durumda" dedi. COP31'e ev sahipliği yapmaya hazırlanan Türkiye açısından araştırmanın önemli bir referans niteliği taşıdığını da sözlerine ekledi.

DÖNÜŞÜM DÖRT BAŞLIKTA ŞEKİLLENECEK

Önümüzdeki dönemde yatırım, dayanıklılık, rekabetçilik ve iş birliğinin birlikte yönetilmesi gerektiğini söyleyen Günsel, şirketlerin dönüşüme kaynak ayırmaya devam ettiğini belirtti.

İklim etkilerinin artık maliyet, kaynak güvenliği ve operasyonel süreklilik başlığı altında değerlendirildiğini dile getiren Günsel, Avrupa Birliği değer zincirleri, finansmana erişim ve uluslararası standartların da rekabetçiliği doğrudan etkilediğini ifade etti.

Günsel, "Bu geçişin yalnızca şirketlerin kendi başına taşıyabileceği bir süreç olmadığı açık. Kamu politikaları, finansman mekanizmaları ve uluslararası uyum aynı yönde ilerlemeli" sözleriyle dönüşümün çok paydaşlı bir yaklaşımla yürütülmesi gerektiğine dikkat çekti.

COP31 MESAJI: İŞ DÜNYASI SÜRECİN PARÇASI OLMALI

Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş da COP31'in Türkiye ve bölge için önemli bir dönüşüm fırsatı sunduğunu söyledi.

İklim ve çevre alanındaki düzenlemelerin güçlendirilmesi için hazırlıkların sürdüğünü belirten Ağırbaş, iş dünyasının sürece aktif biçimde katılmasının önemine vurgu yaptı. Londra İklim Eylem Haftası'nda da ortak görüşün bu yönde oluştuğunu hatırlatan Ağırbaş, "İş dünyasının iklim ve çevre süreçlerine güçlü bir şekilde dahil edilmemesi halinde gerçek sonuçlar elde etmemizin mümkün olmadığıydı" dedi.

COP31 kapsamında devlet temsilcilerinin yanı sıra iş dünyası, akademi ve sivil toplumun da sürece güçlü biçimde entegre edilmesini hedeflediklerini belirten Ağırbaş, Türkiye'nin yeşil dönüşüm sürecinde tüm paydaşların birlikte hareket etmesinin kritik önem taşıdığını vurguladı.

EN ÇOK OKUNANLAR