USD

-
-%

EUR

-
-%

GBP

-
-%

ALTIN GR

-
-%

BIST 100

-
-%

Sektörler

Yayın Tarihi:24 Ocak 2026 09:08

Sürdürülebilir büyümenin anahtarı yönetim kurullarında

Sürdürülebilirlik, şirketlerin yan gündemi olmaktan çıkıp yönetim kurullarının stratejik ajandasının merkezine yerleşiyor.

Sürdürülebilir büyümenin anahtarı yönetim kurullarında

Küresel belirsizlikler, iklim krizi, jeopolitik riskler ve dönüşen yatırımcı beklentileri, şirketlerin yalnızca nasıl yönettiklerini değil, neyi ve kiminle yönettiklerini de yeniden düşünmelerini zorunlu kılıyor. Türkiye Kurumsal Yönetim Derneği (TKYD) Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Tamer Saka'ya göre, sürdürülebilir büyümenin yolu güçlü yönetim yapılarından, şeffaf süreçlerden ve hesap verebilirlik kültüründen geçiyor. Bu yıl sürdürülebilirlik, artık raporlama başlığı olmaktan çıkıp doğrudan strateji ve risk yönetimi meselesine dönüşüyor. Saka, sürdürülebilirliğin şirketlerin yan ajandalarından biri olmaktan çıktığını ve doğrudan yönetim kurullarının temel sorumluluk alanına girdiğini vurguluyor. Bu dönüşümün en kritik farkı ise sürdürülebilirliğin yalnızca ölçülen ve raporlanan bir konu değil, şirketin uzun vadeli yönünü belirleyen stratejik bir başlık olarak ele alınması. Saka'ya göre, 2026 ile birlikte yönetim kurulları, sürdürülebilirlik risklerini, fırsatlarını ve etkilerini finansal performansla birlikte değerlendirecek. Bu yaklaşım, şirketlerin hem kamu hem de özel sektörde uzun vadeli hedeflerine ulaşmasının ön koşulu haline geliyor.

YENİ DÖNEMDE YÖNETİM KURULLARI NASIL ŞEKİLLENİYOR?

Kurumsal yönetimde yaşanan dönüşüm, yönetim kurullarının yapısına da doğrudan yansıyor. Saka, önümüzdeki dönemde üç temel eğilimin öne çıktığını ifade ediyor. Buna göre, yönetim kurulu bünyesinde sürdürülebilirlik veya ESG komiteleri güçleniyor, bu yapılar denetim, risk ve strateji komiteleriyle entegre çalışan hibrit modellerle destekleniyor. Yönetim kurulu üyelerinden ise yalnızca finansal yetkinlik değil, iklim değişikliği, dijitalleşme, insan sermayesi ve jeopolitik riskler gibi alanlarda da derinleşen bir yetkinlik seti bekleniyor. Bu tablo, yönetim kurullarının daha proaktif, daha sorgulayıcı ve daha stratejik bir role evrildiğini gösteriyor. Saka, yönetim kurullarının odağının artık yalnızca finansal sonuçlarla sınırlı kalmadığına dikkat çekiyor. Doğru liderlerin seçilmesi, gelişim fırsatlarının sunulması ve kapsayıcı kurum kültürlerinin yaratılması, yönetim kurullarının stratejik sorumluluk alanına giriyor. Başarılı şirketlerde sürdürülebilirlikten sorumlu yapıların, icra ile yönetim kurulu arasında köprü kuran, ölçen, sorgulayan ve yön veren mekanizmalar haline geldiğini belirten Saka, bu yapının kurumsal yönetimin niteliğini de yukarı taşıdığını vurguluyor.

ESG PERFORMANSI, GÜVENİN VE DEĞERİN BELİRLEYİCİSİ OLUYOR

ESG performansı ve sürdürülebilirlik raporlaması, yatırımcıların, regülatörlerin ve paydaşların odağına yerleşmiş durumda. Saka, ESG'yi yalnızca raporlama yükümlülüğü olarak ele alan şirketlerin, yatırımcı nezdinde kalıcı güven oluşturmakta zorlandığını ifade ediyor. Bu nedenle şirketlere üç temel dönüşüm adımı öneriliyor. İlk olarak ESG hedeflerinin yönetim kurulu seviyesinde sahiplenilmesi, stratejik hedeflerle ilişkilendirilmesi ve düzenli olarak izlenmesi gerekiyor. İkinci adımda şeffaflık ve hesap verebilirlik öne çıkıyor; verilerin doğruluğu ve karşılaştırılabilirliği, güçlü iç denetim ve risk yönetimi mekanizmalarıyla destekleniyor. Üçüncü adım ise ESG'nin kurum kültürüne entegre edilmesi; teşvik sistemlerinden performans değerlendirmelerine kadar tüm yapının bu anlayışla yeniden kurgulanması olarak tanımlanıyor.

(TKYD Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Tamer Saka)

EN ÇOK OKUNANLAR