USD

-
-%

EUR

-
-%

GBP

-
-%

ALTIN GR

-
-%

BIST 100

-
-%

Sektörler

Yayın Tarihi:23 Ocak 2026 12:07 / Güncelleme Tarihi:27 Ocak 2026 10:26

Önümüzdeki yıllarda şirketlerin değerini hangi unsurlar belirleyecek?

İklim ve doğa kaynaklı risklerin finansal etkiler üzerinden değerlendirildiği yeni dönemde, sürdürülebilirlik raporlama ve uyum alanı olmaktan çıkarak yatırım tercihlerinden sermaye tahsisine uzanan stratejik bir yönetim fonksiyonuna evriliyor.

Önümüzdeki yıllarda şirketlerin değerini hangi unsurlar belirleyecek?
TSKB Genel Müdür Yardımcısı ve Sürdürülebilirlik Lideri Meral Murathan, "Önümüzdeki üç veya beş yıllık dönemde şirketlerin değerini en fazla etkileyebilecek unsurların geçiş riski, iklim kaynaklı fiziksel şoklar ve nitelikli iş gücü açığı olacağı görülüyor" diyor.

İklim riskleri, yeşil taksonomi, karbon piyasaları ve döngüsel ekonomi uygulamaları; şirketlerin yalnızca çevresel performansını değil, uzun vadeli değerini ve rekabet gücünü de yeniden tanımlıyor. Sürdürülebilirliğin, kurumsal yönetimin merkezine yerleştiğini vurgulayan Meral Murathan yeşil dönüşümün artık yatırım, risk ve sermaye kararlarını doğrudan etkileyen yapısal bir unsur haline geldiğine dikkat çekiyor. Murathan şöyle konuşuyor: "2026 yılında şirketlerin, geçmiş performanslarını raporlamanın ötesine geçerek, geleceğe ilişkin belirsizlikleri hangi varsayımlar ve senaryolar çerçevesinde yönettiklerini ortaya koymaları bekleniyor. Günümüzde iklim ve doğa kaynaklı riskler giderek daha fazla finansal etkiler üzerinden değerlendiriliyor." Murathan, bu risklerin sermaye yatırımlarının yönlendirilmesi, mevcut varlıkların ömür yönetimi, teknoloji seçimleri ve insan kaynağı planlaması gibi temel stratejik kararlarla doğrudan ilişkilendirildiğini vurguluyor. Küresel risk değerlendirmelerinin; geçiş riski, iklim kaynaklı fiziksel şoklar ve nitelikli iş gücü açığını önümüzdeki dönemin en kritik başlıkları olarak öne çıkardığını belirtiyor.

İKLİM RİSKLERİ YATIRIM ÖNCELİKLERİNİ BELİRLİYOR

TSKB'nin bu dönüşümü stratejik bir yönetim yaklaşımıyla ele aldığını ifade eden Murathan, bankanın 2024 TSRS uyumlu Entegre Faaliyet Raporu'nun bu çerçevede önemli bir referans sunduğunu söylüyor. Farklı iklim ve politika varsayımları altında senaryo analizleri ve stres testleri yürütüldüğünü söyleyen Murathan, bu çıktıları sermaye tahsisi, yatırım öncelikleri ve risk iştahı gibi stratejik kararlara doğrudan girdi olarak kullandıklarını aktarıyor. Sürdürülebilirliğin geçmiş performansı anlatan bir raporlama alanı olmaktan çıkarak geleceği yöneten bir yapıya dönüştüğünü vurgulayan Murathan, şirketleri bekleyen yeni dönemi şöyle tanımlıyor: "2026 yılında şirketlerin, geçmiş performanslarını raporlamanın ötesine geçerek, geleceğe ilişkin belirsizlikleri hangi varsayımlar ve senaryolar çerçevesinde yönettiklerini ortaya koymaları bekleniyor."

ÇEVRESEL RİSKLER ARTIK BAŞLIK DEĞİL, DOĞRUDAN FİNANSAL ETKİ

İklim ve doğa kaynaklı risklerin artık çevresel başlıklar olarak değil, doğrudan finansal etkiler üzerinden ele alındığını belirten Murathan, bu risklerin şirketlerin en temel stratejik kararlarına nüfuz ettiğine dikkat çekerek "Bu risklerin yönetimi sermaye yatırımlarının yönlendirilmesi, mevcut varlıkların ömür yönetimi, teknoloji seçimleri ve insan kaynağı planlaması gibi temel stratejik kararlarla doğrudan ilişkilendiriliyor" diyor. Küresel risk değerlendirmelerinin, önümüzdeki dönemde şirket değerini en fazla etkileyecek başlıkları net biçimde ortaya koyduğunu ifade eden Murathan, yeşil ve dijital dönüşümün yalnızca teknoloji ve finansmanla sınırlı ele alınamayacağını dile getiriyor. "Önümüzdeki üç veya beş yıllık dönemde şirketlerin değerini en fazla etkileyebilecek unsurların geçiş riski, iklim kaynaklı fiziksel şoklar ve nitelikli iş gücü açığı olacağı görülüyor" diyen Murathan, bu tabloya bakıldığında sürdürülebilirliğin, raporlama ve uyum çerçevesini aşarak kurumsal yönetimin asli fonksiyonlarından biri haline geldiğini vurguluyor. Murathan'a göre, 2026 itibarıyla sürdürülebilirlik, raporlama ve uyum ekseninde güçlenen bir alan olmaktan çıkarak yatırım tercihi, risk yelpazesi ve sermayenin nasıl tahsis edileceği gibi temel kararları etkileyen kurumsal bir yönetim fonksiyonuna dönüşüyor.

YEŞİL DÖNÜŞÜM VE VARLIK DEĞERİ

Türkiye'de yeşil dönüşümün 2026 itibarıyla yapısal bir kırılma noktasına ulaştığını söyleyen Murathan, "Yeşil dönüşüm ve döngüsel ekonomi, uyum sağlanan bir gündem olmaktan çıkarak iş yapma biçimini, rekabet koşullarını ve uzun vadeli varlık değerini belirleyen yapısal bir unsur haline geliyor" diyerek döngüsel ekonomi yatırımlarının ekonomik potansiyeline de dikkat çekiyor. Murathan son olarak 2030'a kadar yeşil ve sürdürülebilir finansman hacimlerini 10 milyar dolar seviyesine ulaştırmayı hedeflediklerini açıklıyor.

(TSKB Genel Müdür Yardımcısı ve Sürdürülebilirlik Lideri Meral Murathan)
EN ÇOK OKUNANLAR