USD

-
-%

EUR

-
-%

GBP

-
-%

ALTIN ONS

-
-%

ALTIN GR

-
-%

Sağlık

Yayın Tarihi:29 Temmuz 2026 14:40

Kalp yetersizliğine bağlı yaklaşık 57 bin ölümün önüne geçilebilir

Kalp yetersizliği, erken tanı ve zamanında müdahale ile yönetilebilen ancak çoğu zaman geç fark edilen önemli sağlık sorunları arasında yer alıyor. Hastalığın birinci basamak sağlık hizmetlerinde tespit edilmesi hem hasta sonuçlarının iyileştirilmesi hem de sağlık sistemi üzerindeki yükün azaltılması açısından önem taşıyor.

Kalp yetersizliğine bağlı yaklaşık 57 bin ölümün önüne geçilebilir

Türkiye'de güncel ulusal araştırmalara göre 2016-2022 döneminde 2,7 milyondan fazla kişiye kalp yetersizliği tanısı konulduğu bildiriliyor. Araştırmada, özellikle ek risk faktörlerine sahip bireylerde kalp yetersizliğinin çoğu zaman geç fark edildiğine dikkat çekiliyor. Bu noktada birinci basamak sağlık hizmetleri, riskli bireylerin erken dönemde değerlendirilmesi açısından kritik önem taşıyor. Diyabet, yüksek tansiyon, obezite, kalp ve damar hastalıkları, bazı ilaç tedavileri veya ailede kalp hastalığı geçmişi gibi risk faktörlerine sahip ancak henüz herhangi bir belirti göstermeyen kişilerin erken dönemde değerlendirilmesi; uygun tanı yöntemleri ve zamanında yönlendirme sayesinde kalp yetersizliğinin ilerlemesinin yavaşlatılmasına katkı sağlayabiliyor.

KALP YETERSİZLİĞİNDE ERKEN TANI SAĞLIK SİSTEMİ ÜZERİNDEKİ YÜKÜN AZALTILMASINA KATKI SAĞLAYABİLİYOR

Güncel çalışmalar, aile hekimlikleri gibi birinci basamakta gerçekleştirilen erken tanı ve etkili hasta yönetiminin kalp yetersizliğine bağlı hastaneye yatışları azaltabildiğini kanıtlıyor. Özellikle kalp yetersizliğinin erken tanısında kullanılan NT-proBNP temelli erken değerlendirme ve hasta yönetimi yaklaşımlarının kullanıldığı çalışmalarda, yeniden hastaneye yatış ve kalp & damar sağlığıyla ilgili sonuçlarda önemli iyileşmeler sağlanabiliyor.

Bu doğrultuda, Roche Diagnostik Türkiye'nin katkılarıyla hazırlanan "Tip 2 Diyabetli Hastalarda ve Mevcut Kalp Yetersizliği Olan Hastalarda NT-proBNP Testinin Birinci Basamak Sağlık Hizmeti Sunucuları Kullanımına Yönelik Ekonomik Değerlendirme Analizi" başlıklı araştırma, NT-proBNP ölçümünün birinci basamak sağlık hizmetlerinde uygulanmasının klinik ve ekonomik etkisini ortaya koydu. Araştırmanın sonuçları, İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında kamuoyuyla paylaşıldı.

Araştırma sonuçları, birinci basamak sağlık hizmetlerinde tanının klinik ve ekonomik değerini ortaya koyuyor.

Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Sağlık Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Simten Malhan, Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Çelik ve Roche Diagnostik Türkiye'nin katkılarıyla hazırlanan çalışmada, Tip 2 diyabetli bireyler ile mevcut kalp yetersizliği tanısı bulunan hastalarda NT-proBNP ölçümünü birinci basamakta uygulama senaryosu incelendi.

Ekonomik analiz sonuçlarına göre, birinci basamakta NT-proBNP ölçümünün hasta başına yaklaşık 7 bin TL'ye kadar maliyet avantajı sağlayabileceği öngörüldü. Araştırmada ayrıca kişi başına yaklaşık 4 aylık ek yaşam süresi ve yaklaşık 3 aylık daha sağlıklı geçirilen zaman kazanımı hesaplandı.

ZAMANINDA TANI VE TEDAVİ FIRSATI

Modelleme sonuçları, NT-proBNP ölçümünün birinci basamakta uygulanmasının erken tanı ve hasta yönetimi açısından önemli katkılar sunabileceğini gösterdi. Buna göre 276 binden fazla hastanın erken tanı alabileceği, 735 binden fazla hastanın doğru şekilde tespit edilebileceği ve zamanında tedavi ile yaklaşık 57 bin ölümün önlenebileceği öngörüldü.

Birinci basamak sağlık hizmetlerinde erken tanı ve doğru yönlendirmenin hasta yönetimindeki rolüne ilişkin değerlendirmede bulunan Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Çelik şu ifadeleri kullandı: "Kalp yetersizliği çoğu zaman sinsi ilerleyen ve belirtileri geç fark edilebilen bir hastalık. Özellikle kalp yetersizliğine dair bir şikayeti olmayan fakat diyabet gibi ek risk faktörleri bulunan bireylerde birinci basamakta yapılacak etkili değerlendirmeler, hastaların daha erken dönemde tanı almasına ve uygun zamanda uzman hekime yönlendirilmesine katkı sağlayabilir. Kalp yetersizliğinde, ileri evrelerde ortaya çıkabilecek geri döndürülemez sağlık sorunlarının önüne geçebilmek koruyucu hekimlik ve hasta sonuçlarının iyileşmesi açısından önemli bir adımdır."

"ERKEN RİSK SINIFLAMASI KRİTİK ÖNEM TAŞIYOR"

Araştırma sonuçlarının paylaşıldığı toplantıda, araştırmanın ekonomik değerlendirmesini yürüten Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Sağlık Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Simten Malhan, kalp yetersizliğinde erken tanının ve risk düzeyinin doğru belirlenmesinin sağlık sistemi üzerindeki ekonomik etkilerine dikkat çekti: "Kalp yetersizliği, ilerleyen süreçte yalnızca hasta yaşam kalitesini değil, sağlık sistemi kaynaklarını da önemli ölçüde etkileyebilen bir tablo. Özellikle geç tanı alan hastalarda artan hastaneye yatışlar, uzun süreli takip ihtiyacı ve komplikasyonlar sağlık ekonomisi açısından ciddi bir yük oluşturabiliyor. Bu nedenle yüksek riskli hastaların erken dönemde belirlenmesi büyük önem taşıyor. Araştırmamız, NT-proBNP ölçümünün 40 yaş üzeri Tip 2 diyabetli bireyler ve daha evvel kalp yetersizliği tanısı almış hastalarda birinci basamakta uygulanmasıyla doğru risk sınıflaması yapılabileceğini ve bunun yalnızca klinik fayda değil, aynı zamanda sağlık kaynaklarının daha verimli kullanılması açısından da önemli katkılar sağlayabileceğini gösteriyor."

Toplantıda, kalp yetersizliğinin erken dönemde fark edilmesi ve doğru hasta yönetiminin sağlanmasında aile hekimlerinin önemli bir rol üstlendiğini belirten Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Türkiye Aile Hekimleri Uzmanlık Derneği (TAHUD) Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Cüneyt Ardıç, birinci basamakta güncel ve standardize yaklaşımların önemine dikkat çekti: "Özellikle risk faktörlerine sahip bireylerde belirtilerin erken dönemde fark edilmesi ve doğru şekilde değerlendirilmesi, hastalığın ilerlemesini önlemek ya da yavaşlatmak açısından büyük önem taşıyor. Bu ihtiyaçtan hareketle Avrasya Kalp Yetersizliği Derneği ve Türkiye Aile Hekimleri Uzmanlık Derneği iş birliğiyle hazırlanan kılavuz, sahadaki uygulamalara rehberlik etmek amacıyla oluşturuldu. Kılavuzun; tanı süreçlerini güncel algoritmalarla desteklemesini ve hastalığın ortaya çıkmasını beklemeden harekete geçen bir yaklaşımın yaygınlaşmasına katkıda bulunmasını hedefliyoruz."

"TANIYA ERKEN ULAŞMAK, SÜRDÜRÜLEBİLİR SAĞLIK SİSTEMLERİ İÇİN ÖNEMLİ"

Tanı çözümlerinin sağlık sistemlerine sağladığı klinik ve ekonomik değere ilişkin değerlendirmede bulunan Roche Diagnostik Türkiye Genel Müdürü Nazli Sahafi ise şunları söyledi: "Roche Diagnostik Türkiye olarak güvenilir ve yenilikçi tanı çözümlerini hastalar için erişilebilir hale getirmeyi önceliklendiriyor; bu çözümlerin yalnızca teknolojik yeniliklerle değil, aynı zamanda bilimsel verilerle desteklenmesi gerektiğini düşünüyoruz. Birinci basamakta kalp yetersizliği riskini değerlendirmeye yardımcı NT-proBNP ölçümünün klinik ve ekonomik etkilerini ortaya koyan bu çalışma, erken tanıyı destekleyen tanı çözümlerinin sağlık sistemine sağlayabileceği değeri somut verilerle ortaya koyması açısından değerli bir örnek oluşturuyor. Kalp yetersizliği gibi erken müdahalenin hasta sonuçları üzerinde anlamlı fark yaratabildiği bir alanda, kandan bakılan bu testin sağlayabileceği faydanın somut verilerle ortaya konmasını son derece değerli buluyoruz."

EN ÇOK OKUNANLAR