Kalp, kanı vücuda pompalayarak organ ve dokuların ihtiyaç duyduğu oksijen ve besin ögelerinin taşınmasını sağlıyor ve yaşamın devamlılığında hayati bir rol üstleniyor. Kalp sağlığının korunmasında genetik faktörlerin yanı sıra yaşam tarzı alışkanlıkları da önemli rol oynuyor.
Bu tercihlerin başında da beslenme alışkanlıkları geliyor. Ancak sosyal medya ve popüler trendler doğrultusunda sık sık gündeme getirilen mucizevi besinler ya da farklı beslenme önerileri; kulaktan dolma bilgiyle doğru bilgiyi birbirinden ayırmayı zorlaştırıyor. İşte bu noktada bilimsel bilgi, hangi besinin ne miktarda ve hangi beslenme düzeninin parçası olarak tüketilmesi gerektiğini anlamak açısından yol gösterici rol üstleniyor.
Sabri Ülker Gıda Araştırmaları Enstitüsü Vakfı Genel Sekreteri ve İcradan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Begüm Mutuş, beslenme alanında güvenilir bilgiye erişimin önemine dikkati çekti. Mutuş, şöyle devam etti:
"Gıda ve beslenme konusunda doğru bilgiye ulaşmak kadar, bu bilgiyi herkesin anlayabileceği bir dille paylaşmak da önemli. Sabri Ülker Vakfı olarak 2009 yılından bu yana gıda, beslenme ve sağlık okuryazarlığının gelişmesine katkı sağlamak amacıyla çalışmalar yürütüyoruz. Bilim insanları ve farklı disiplinlerden uzmanları bir araya getirdiğimiz ulusal ve uluslararası konferans ve eğitim programlarıyla beslenme ve sağlık iletişimine katkı sağlıyor, bilimsel bilginin daha geniş kitlelere ulaşmasını destekliyoruz. Bütün bu çalışmalarla bireylerin karşılaştıkları bilgiyi sorgulayabilmelerini, güvenilir kaynakları ayırt edebilmelerini ve beslenme konusunda daha bilinçli tercihler yapabilmelerini desteklemeyi amaçlıyoruz."

(Sabri Ülker Gıda Araştırmaları Enstitüsü Vakfı Genel Sekreteri ve İcradan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Begüm Mutuş)
KALP SAĞLIĞIYLA İLGİLİ EN YAYGIN 5 YANLIŞ İNANIŞ VE BİLİMSEL GERÇEKLER
Sosyal medyada bir bilginin sıkça paylaşılmasının, o bilginin bilimsel olarak doğru olduğu anlamına gelmediğini vurgulayan Mutuş, sağlık ve beslenme konusunda güvenilir kaynaklara ve bilimsel araştırmalara dayanan bilgilerin rehber alınmasının önemine dikkati çekti. Vakfın beslenme ve gıdada doğru bilgiyi toplumla buluşturma misyonuyla çalışmalarını sürdürdüğünü hatırlatan Mutuş, kalp sağlığı konusunda yaygın olarak doğru kabul edilen 5 yanlış inanışla ilgili Vakfın Bilim Kurulu'nun kamuoyuyla paylaştığı bilimsel gerçekleri şöyle sıraladı:
1-Zeytinyağı ne kadar çok tüketilirse o kadar iyidir. (YANLIŞ)
Zeytinyağı, içerdiği tekli doymamış yağ asitleri ve antioksidan bileşenler nedeniyle dengeli ve sağlıklı bir beslenme düzeninin önemli bir parçasıdır. Ancak sağlıklı bir besin olması, sınırsız miktarda tüketilebileceği anlamına gelmez. Gereğinden fazla tüketilmesi günlük enerji alımının artmasına neden olabilir. Önemli olan zeytinyağını dengeli bir beslenme düzeni içinde, uygun miktarlarda tüketmektir.
2-Kolesterol içeren her gıda zararlıdır. (YANLIŞ)
Uzun yıllar boyunca yumurta gibi kolesterol içeren besinlerin kalp sağlığı açısından olumsuz etkileri olduğu düşünülmüştür. Ancak güncel bilimsel çalışmalar, kan kolesterol düzeyleri üzerinde besinlerle alınan kolesterolün yanı sıra, özellikle doymuş ve trans yağ tüketimi başta olmak üzere beslenme düzeninin bütününün etkili olduğunu gösteriyor. Yumurta gibi kaliteli protein ve elzem besin ögeleri içeren gıdalar, yeterli ve dengeli bir beslenme düzeninin parçası olabilir. Bu nedenle yalnızca besinlerin içerdiği kolesterole değil, beslenme düzeninin bütününe odaklanmak önem taşıyor.

3-Kalp hastalığı yalnızca ileri yaşlarda görülür. (YANLIŞ)
Kalp ve damar hastalıkları yalnızca ileri yaşlarda ortaya çıkan sağlık sorunları değildir. Ateroskleroz olarak adlandırılan, damar duvarlarında plak birikimiyle ilerleyen süreç genç yaşlarda başlayabilir ve yıllar içinde gelişebilir. Bu nedenle sağlıklı beslenme ve hareketli yaşam alışkanlıklarının erken yaşlardan itibaren benimsenmesi önem taşır.
4- Zayıf olmak kalp ve damar hastalıklarına karşı koruma sağlar. (YANLIŞ)
Vücut ağırlığının sağlıklı aralıkta olması kalp ve damar sağlığı açısından önemlidir ancak tek başına koruyucu değildir. Kişi zayıf görünebilir ancak karın bölgesindeki iç organların çevresinde yağlanma görülebilir; kolesterol, kan şekeri veya tansiyon gibi kardiyovasküler risk göstergeleri yüksek olabilir. Bu nedenle kalp sağlığını değerlendirirken yalnızca vücut ağırlığına değil; beslenme ve yaşam tarzı alışkanlıkları, genetik faktörler ve diğer kardiyovasküler risk faktörleri de dikkate alınmalıdır.
5-Takviyeler sağlıklı beslenmenin yerini tutar. (YANLIŞ)
Vitamin, mineral veya omega-3 gibi besin takviyeleri, sağlıklı ve dengeli bir beslenmenin yerini tutmaz. Takviye kullanımı, kişinin gereksinimleri ve sağlık durumu doğrultusunda hekim veya diyetisyen önerisiyle planlanmalıdır. Sebze, meyve, tam tahıllar ve kurubaklagiller; lif, vitamin, mineral ve çeşitli biyoaktif bileşenleri bir arada içerir. Bu nedenle kalp ve damar sağlığını desteklemek için öncelik, yeterli ve dengeli bir beslenme düzeninin sürdürülmesi olmalıdır.