Yayın Tarihi:
05 Haziran 2026 11:25Güncelleme Tarihi:
05 Haziran 2026 11:25Yayın Tarihi:
05 Haziran 2026 11:25
PlatinPortre serimizde bu ay yine çok değerli bir konuğu ağırlıyoruz. Pegasus Yönetim Kurulu Başkanı ve 2025 Platin İş Kitapları Ödülleri'nde En İyi Otobiyografi ödülünü 'Size Anlatacaklarım Var' isimli kitabıyla kazanan Mehmet Tevfik Nane köşemizin yeni konuğu olarak sorularımızı yanıtladı. Bizi evinde ağırlayan ve sosyal hayatından iş yaşamına, aile ilişkilerinden kişisel vizyonuna dair sorduğumuz tüm sorulara büyük bir içtenlikle yanıt veren Mehmet Bey, havacılık kavramının kendisinde ne anlama geldiğini de başka bir perspektiften ifade etti. Sohbetimiz tüm bunlarla sınırlı değildi elbette, gelin hep birlikte Mehmet Bey'in bir başka yönüne "Merhaba" diyelim...
"HAVACILAR VE TURİZMCİLER İÇİN ZOR BİR DÖNEM"
*Mehmet Bey şu ara hayata dair neler düşünüyorsunuz, gündeminizde neler var?
Şu an içinde bulunduğumuz dönem gerek havacılar gerekse turizmciler için çok zor bir dönem. O yüzden bu soru bana geldiğinde "Sağlık, sıhhat yerinde" deyip geçiyorum. İş mevzuna gelince, o tarafta durumlar pek keyifli değil. Neden? 28 Şubat'ta başlayan savaştan Orta Doğu ciddi bir şekilde etkilendi. Aynı zamanda savaşın çevreye yayılmasıyla birlikte bazı tesisler de vuruldu. Dünyada ana yakıt hala fosil bazlı. Dolayısıyla dünyanın hem petrol hem de doğalgaz arzında azalma oldu. Talepte değişim oldu mu? Hayır. Talepte değişim olmayıp arz azaldığı vakit ne olur? Fiyatlar yükselir... İşte o şekilde küresel bir sıkıntı var. Dolayısıyla devam eden veya akıbeti belirsiz olan savaş durumu tüm sektörleri olduğu gibi havacılığı da doğrudan etkiledi.
"YEŞİL VE MAVİ BENİM EN SEVDİĞİM İKİ RENK"
*Peki iş dışında neler yapmaktan keyif alırsınız? Hobileriniz, tutkularınız ve alışkanlıklarınız hakkında bilgi alabilir miyiz?
Doğayı çok severim, doğanın her türlüsünü. Yeşil ve mavi benim en sevdiğim iki renktir. Yeşil ormanı çağrıştırır, mavi de denizi. Orman ile denizin bir arada olduğu ortamlar beni fazlasıyla rahatlatır. Bu yüzden birinci hobim doğadır, doğada olmaktır. Uzun yürüyüşleri çok severim. Ben apartmanda oturuyorum ama apartmanın balkonunda her sene mevsiminde domates, biber ve salatalık ekeriz. Bütün yaz da onları tüketiriz. Hatta biber arsız olduğu için çok ürün verir; yerini de severse, komşularımızla da paylaşırız. Bu nereden geliyor derseniz, bu çocukluktan geliyor, ben Mersinliyim. Benim babam dükkân sahibi esnaftı ama bahçemiz de vardı. Dolayısıyla benim çocukluğum da limon bahçesinde geçti. Bu sebeple ben yeşille ve doğayla haşır neşir olarak büyüdüm... Fırsat buldukça da yüzerim, uzun yüzmeyi de çok severim.
"AİLEMİZLE BİRLİĞİMİZ İÇİN BELLİ PRENSİPLER GELİŞTİRDİK"
*Çocuklarınızla, ailenizle ilişkiniz ve diyaloğunuz nasıl? Onlarla neler yapmaktan keyif alırsınız?
Kızım beş yıldır çalışıyor, oğlum da üniversitede okuyor. Ben de çok yoğun çalıştığım için Allah razı olsun eşim evin yükünü sırtlanıyor. Böyle olunca da hafta içi en az 1-2 kez evde yemek yemeye çalışıyorum ama bu zor oluyor. O yüzden hafta sonu bir arada olduğumuz için belli prensipler geliştirdik. Bunlar nedir? Mesela ben evdeyken okuldan gelince çocuklar yemeklerini yemiş olabiliyordu, eskiden. Ama buna rağmen aynı masada bir araya geliyoruz. Birlikte olabilmek için masada hep beraber otururuz. Hafta sonu, özellikle de pazar günü bir ölüm kalım meselesi olmadıkça aileme ayırırım, dışarı çıkmam. Ve pazar günü bizim ailece kahvaltı yaptığımız bir gündür. Aile ile mutlaka yılda bir kez tatil yapmak isteriz. Bugüne kadar da bunu başardık. Yani yaklaşık 29 yıldır bunu yapıyoruz... Bunun haricinde sosyalleşme imkanları hafta sonları özellikle daha olağan oluyor. Birlikte yemek yaparız, bu yemeği ben de yapabilirim, kızım da yapabilir, bazen de oğlum... Ya da canımız isterse dışarıya da gidebiliriz. Ama evde balık yapılacaksa o benim işimdir. Kısaca aileyi bir arada tutmak için çeşitli kurallara sahibiz. Bu kurallardan biri de hep birlikte masada oturuyorsak kesinlikle ama kesinlikle telefonla ilgilenmeyiz. Çok önemli bir telefon gelmedikçe cevap verilmez. Herkesin bir arada oturduğu bir masada eğer herkes telefonla ilgileniyorsa o zaman o masada oturmanın bir anlamı kalmıyor.
(Mehmet Tevfik Nane ve Ali Demirtaş)"DOĞRUYU SÖYLEDİĞİNİZ ORANDA KIYMETİNİZ ARTAR"
*Çocuklarınıza küçüklüklerinden beri tekrar tekrar öğütlediğiniz konular var mıydı?
Ne yaparsanız yapın, iyi yapın. Çalışmaktan imtina etmeyin, yalan söylemeyin, dürüst olun. Bütün bunları topladığımız da kişi düzgün insan olur. Dünyada 8.5 milyar insanız. Her sene bir sürü insan mezun oluyor, iş dünyasına katılıyor. Peki teknolojinin de bu kadar hızlı geliştiği bir çağda biz nasıl farklılaşacağız? İşte bu noktada değer yaratarak ancak farklılaşabiliriz. Dilimin döndüğü kadar onlara bunu anlattım, anlatmaya da çalışıyorum. Kitabımda da zaten bundan bahsetmiştim... Doğruyu söylediğiniz oranda değeriniz ve kıymetiniz de artar.
"ÖNEMLİ OLAN AYNI HATAYI İKİ KEZ YAPMAMAK"
*20'li yaşlardaki kendinize söyleyecek bir şeyiniz olsaydı bu ne olurdu?
"Ne yapıyorsan devam et" derdim. Ben hayatta hatalardan ders almayı öğrendim. Hata yapmayan insan; benim anlayışıma göre iş yapmayan insandır. Önemli olan aynı hatayı iki kez yapmamak, yani hatadan ders çıkarmak, ikincisi de bile bile hata yapmamaktır. Benim nezdimde bile bile yapılan hata hainliğe girer. Hatalardan ders çıkarmak da çok önemli bir meziyettir, sizi ileriye taşır.
"DEĞER YARATTIĞINIZDA FARKLILAŞABİLİRSİNİZ"
*Günümüz gençlerine nasıl bir mesaj vermek istersiniz?
Çalışın ama çalışırken dolap beygiri gibi değil. O da bütün gün çalışır ama bir adım ileri gidemez. Çalışırken değer yaratmak ve bunu sürdürebilir kılmaktır asıl olan. Değer yarattığınızda farklılaşabilirsiniz. Bunu sürdürülebilir kıldığınız zaman da her zaman talep edilen çalışan olursunuz. Birincisi bu. İkincisi ise enseyi karartmamak yani umudu kaybetmemek gerekir. Tabii ki insanız, ümitsizliğe kapılacağımız anlar olacaktır ama bunu bir hayat stili haline getirip de depresyondan çıkmama sendromuna getirmememiz gerek. Tabii ki üzüleceğiz. Benim de hayatımda hatalar yaptığımda üzüldüğüm dönemler oldu. Ama bundan bir an önce çıkmaya ve oradan nasıl ders alacağıma odaklandım. Son olarak da sosyalleşme ve dost sahibi olma... Çünkü insanlar sosyal varlıklardır: Uzun yaşayan ülkelere veya kasabalara baktığımızda, bu insanların ortak özellikleri yedikleri veya içtiklerinde değil; sosyalleşmelerinde yatıyor, ortak paydaları sosyalleşmeleri. Tabii ki vücutlarını fiziksel olarak çalıştırıyorlar, her gün belli bir yol yürüyorlar ama ana motivasyonları, beslenme, kaynakları sosyalleşme... Yalnız kaldığınız vakit düşünüyorsunuz, kendi içinize kapanıyorsunuz ve bu sizin üretkenliğinizi alıyor, sonra da depresyona sokuyor. Sosyalleşme ve dostlara sahip olmak çok önemli bu açıdan.
*Mehmet Bey bu hayattaki en temel gayeniz nedir?
İnsan-ı kâmil olmak, tefekkür etmek, insan olmak... Nasıl? Kul hakkı yememek, adil olmak ve adaletli davranmak... Bu kadar. Bunu yaptığınız veya buna yaklaştığınız oranda hayat size çok farklı kapılar açabilir.
"İNSANLARLA ÇOK RAHAT İLİŞKİ VE DİYALOG KURARIM"
*Karakterinizde en öne çıkan özelliği sorsak...
Çok net söyleyeyim, ben insanlara çok açık davranırım, negatiflik gördükçe kapanırım. Bu benim hayat stilim. Başlangıç noktam açıklık. Benim temel özelliğim, ben çok rahat ilişki ve diyalog kurarım. Ancak olumsuzluk, zarar gördükçe de kapanırım... Mesele sadece enerji uyumsuzluğu değil, karşı taraf enerjimi tüketmeye başlarsa da oradan uzaklaşırım ve kapanırım. Kısaca, negatif ortamlardan mümkün olduğunca kaçmaya çalışırım.
"ÇOK DUYGUSAL OLURSAN ZARAR GÖRÜRSÜN"
*Elinizde herkese ulaşacak bir mesaj olsaydı bu ne olurdu?
Dürüst ve düzgün çalışın, ayrıca farklılaşmaya çalışın, yeter. Farklılaşmaya çalışmak demek, yaptığınız işi en iyi şekilde yapmak demek, standart olmamak ve -mış gibi yapmamak demek. Bu yüzden farklılaşanlar yüreğini aklıyla beraber işine koyanlardır. Her zaman duyguyu da kullanacaksınız mantığı da. Böylece değer yaratacaksın. Çok duygusal olursan zarar görürsün, çok mantıklı olursan yine zarar görürsün, işte bu nedenle ikisini harmanlamak lazım.

"DÜNYADA HAVACILIKTA İLK 3'TEYİZ"
* Pegasus yolculuğunuz nasıl gidiyor?
Pegasus, havacılıktaki en kurumsal şirketlerden biri. Bunun en güzel örneği de benim şu an işgal ettiğim pozisyondur. 10 sene önce başladığımızda ben havacı olarak gelmedim, perakendeden geldim. Burada bir kurumsallaşma ve şirketi geleceğe sürdürülebilir bir halde taşımak motivasyonu ile ben işe alındım. Bunun da son noktası, kurucu hissedar olmadan şirketlerin yönetilebilmesi idi. İşte bunun da en güzel örneğini Ali Bey; yönetim kurulu başkanlığını bir profesyonele devrederek gösterdi. O yüzden dünyada havacılık anlamında en kurumsal şirketlerden biriyiz. Biz bunu bir ileriye taşıdık, teknoloji alanındaki yaptığımız çalışmalar ve yaratıcı faaliyetlere de taçlandırdık. Dünyada havacılıkta ilk 3'teyiz diyebiliyoruz. Yani hem kurumsalız hem de teknolojiyi çok etkin kullanıyoruz.
"İYİ BİR İZ BIRAKTIĞIMI DÜŞÜNÜYORUM"
*Son olarak tüm bu hayat, iş, yaşam yolculuğunuza totalde bakacak olduğunuzda bu serüveni nasıl tanımlıyor ve adlandırıyorsunuz? Aklınızdan neler geçiyor?
İyi bir iz bırakmışım... Bunun en güzel örneği de kitabımda yazılanlarda görülüyor. İnsan ne zaman ölür? Onu son hatırlayan kişi de öldüğünde... İyi bir iz bırakmak çok önemli hayatınızda. İş hayatımda 39 senem oldu. Bu 39 seneye baktığımda iyi bir iz bıraktığımı düşünüyorum. Bunun kanıtı da kitabımdaki 3. bölümde yer alan çalışma arkadaşlarımın benimle ilgili yazdıkları diyebilirim. Aynı şey sosyal hayatım için de geçerli.

"İLK KEZ BİZİM LİDERİMİZ SÖYLEDİ"
*Peki bundan sonrası için kaygınız, planınız, hayalleriniz nedir, paylaşır mısınız?
Benim bundan sonraki kaygım ülkemiz ve insanlarımız için. Aynı zamanda insanlık için. Dünya gerçekten zor bir süreçten geçiyor. Dünyanın birçok noktasında savaş ve sıkıntı var. Bu artarak devam ediyor. Bunu nasıl çözeriz? Tabii ki ülkemizden başlayarak. Çünkü ben ülkem varsam varım, hayat prensibim budur. Ülkem ne kadar iyiyse ben de bir birey olarak o kadar iyiyim. Vatan kadar ben ileriye gidebilirim, vatan kadar genişleyebilirim... Atatürk o kadar güzel söylemiş ki "Yurtta sulh, cihanda sulh" diye. Bununla ilgili ansiklopediler yazılabilir. Eğer biz ülkemizde bütünlüğümüzü sağlarsak, birliğimizi korursak, bu dünyaya da örnek olur ve dünyaya da bunu sağlamış oluruz. Nitekim son dönemde, bu savaş ortamında ülkemizin aldığı, Cumhurbaşkanımızın aldığı pozisyon, bu açıdan çok çok kritik ve kıymetli. Dünyada kaç tane lider çıkıp haksızlığa haksızlık diyebildi? İlk biz diyebildik, Filistin'le başlayan konularda. Ondan sonra Avrupalı liderler çıktı, İspanyol lider, Kanadalı lider çıktı da konuştu. İlk biz söyledik, ilk bizim başkanımız söyledi, bu çok çok önemli. Vatanımda refah düzeyi yüksekse, vatanımda barış varsa ben bunu dünyaya çok rahat ihraç ederim ve örnek de olurum... Bu benim kişisel olarak hayat prensibim. Zaten bunu da Atatürk'ümüz o kadar güzel anlatmış ki, yurtta sulh olursa cihanda da sulh olur...