USD

-
-%

EUR

-
-%

GBP

-
-%

ALTIN ONS

-
-%

ALTIN GR

-
-%

Yayın Tarihi:

06 Kasım 2026 11:07

Güncelleme Tarihi:

06 Kasım 2026 11:07

Güncelleme Tarihi:

06 Kasım 2026 11:07

Yayın Tarihi:

06 Kasım 2026 11:07

“Başarı durulacak bir durak değil, kesintisiz bir süreç”

Orka Holding Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Orakçıoğlu, dergimizin yeni #PlatinPortre'si olarak sorularımızı içtenlikle yanıtladı. Yaşamına, sosyal hayatına, alışkanlıklarına ve iş dünyasına dair konuşan Orakçıoğlu “Hayatımın en temel gayesi, ardımda sürdürülebilir değerler ve insanlığa, ülkeme fayda sağlayan kalıcı bir miras bırakabilmek..." diyor.

“Başarı durulacak bir durak değil, kesintisiz bir süreç”

Anadolu'dan çıkıp 85 ülkeye uzanan küresel bir başarı hikâyesinin arkasındaki isim: Orka Holding Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Orakçıoğlu. Perakende dünyasında yapay zekâ ve e-ihracat odaklı vizyonuyla geleceği inşa ederken; sanata, aileye ve kişisel gelişime ayırdığı vakitle ilham verici bir denge sunuyor. Başarıyı durulacak bir durak değil, kesintisiz bir yolculuk olarak gören tecrübeli iş insanı; liyakat, dürüstlük ve yılmaz azimle şekillenen hayat tecrübesini Platin okurları için #PlatinPortre köşemizde paylaştı. Orakçıoğlu ile markalaşma serüveninden sanatsal bakış açısına, babalık deneyimlerinden gençlere tavsiyelerine uzanan ufuk açıcı bir sohbet gerçekleştirdik...

"MERKEZİMDE DİNAMİZM, YENİLİK VE SÜREKLİ GELİŞİM VAR"

Şu aralar kişisel gündeminizde en çok neler var, hayat sizin pencerenizden nasıl akıyor?

Kişisel gündemimin merkezinde her zaman olduğu gibi dinamizm, yenilik ve sürekli gelişim yer alıyor. Küresel ölçekte yaşadığımız hızlı dönüşüm süreci, bu dinamizme çok daha stratejik bir derinlik katmayı gerektiriyor. Dünya çok hızlı değişiyor; bu değişimin gerisinde kalmak değil, ona yön veren tarafta olmak önemli. Dolayısıyla hayat benim penceremden durmaksızın öğrenilen, keşfedilen ve her gün yeni bir değer üretme sorumluluğuyla akıyor. Şu aralar zamanımın önemli bir kısmını, kardeşim Halidun Orakçıoğlu ile birlikte kurucusu olduğumuz Orka Holding'in 85 ülkedeki 420'yi aşkın mağazadan oluşan küresel ağını yeni nesil teknolojilerle nasıl daha esnek, sürdürülebilir ve krizlere dayanıklı hale getirebileceğimize ayırıyorum. Yapay zekâ destekli operasyonel süreçlerimizden e-ihracat hedeflerimize kadar her alanda geleceğin moda perakendesini inşa etmek ana odak noktamız. İşin ötesinde ise ailemle geçirdiğim anların kalitesini artırmak, sanatsal faaliyetlere vakit ayırmak ve hayatın sunduğu küçük ama anlamlı detayların tadını çıkarmak bu yoğun temponun içinde dengede kalmamı sağlıyor. Hayatı bir bütün olarak görüyorum; iş, aile ve kişisel gelişim birbirini besleyen kılcal damarlar gibi.

(Ali Demirtaş ve Süleyman Orakçıoğlu)

"SANAT VE TASARIM KİŞİSEL TUTKUM"

Direksiyonu biraz işin dışına kırsak; ruhunuzu dinlendiren hobileriniz ve vazgeçilmez alışkanlıklarınız neler?

Hayatın yüksek temposunu dengelemenin yolu zihni ve ruhu doğru kaynaklarla beslemekten geçiyor. Benim için ruhu dinlendirmenin en etkili yolu doğayla temas etmek ve spor yapmak... Sabahın erken saatlerinde yaptığım yürüyüşler ve düzenli egzersiz rutini, güne hem zihinsel berraklıkla hem de yüksek bir enerjiyle başlamamı sağlıyor. Bunun yanı sıra sanatla ve tasarımla iç içe olmak sadece bir iş gerekliliği değil, aynı zamanda kişisel bir tutkum. Farklı coğrafyalara seyahat ettiğimde müze ve galeri ziyaretleri yapmak, modern sanat eserlerini incelemek ve mimari dokuları gözlemlemek zihnimi tamamen boşaltan ve bana yeni pencereler açan aktiviteler arasında... Kitap okumak da benim için vazgeçilmez bir alışkanlık. Özellikle biyografiler, yakın tarih, strateji üzerine yazılmış eserler ve mitoloji kitapları, başucu eserlerimden... Ayrıca dostlarımla samimi bir sohbet masasında buluşup hayatı, sanatı ve dünyadaki gelişmeleri konuşmak, haftanın tüm yorgunluğunu üzerimden alan en kıymetli terapi yöntemlerinden biri...

"AİLE İÇİNDE DEMOKRATİK BİR İLETİŞİM DİLİMİZ VAR"

Aile içi dinamiklerinizde nasıl bir babasınız? Birlikte vakit geçirirken en çok neler yapmaktan keyif alırsınız?

Ailem; en sağlam kalem, en güvenli limanım... Babalık rolünde her zaman koruyucu ama bir o kadar da özgürleştirici bir duruş sergilemeye özen gösteriyorum. Çocuklarımla ilişkilerimde, onların bireysel yeteneklerini ve özgüvenlerini öne çıkaran, dinleyen ve yön gösteren bir baba olmaya çalıştım. Aile içinde demokratik bir iletişim dilimiz var. Her konu açıkça konuşulur, fikirler tartışılır. Birlikte vakit geçirirken en çok keyif aldığımız şeylerden biri de ortak seyahatlerimiz. Yeni kültürleri birlikte keşfetmek, farklı mutfakları denemek, sanat galerilerini gezmek veya sadece baş başa uzun akşam yemeklerinde hayatı paylaşmak bize çok güçlü bir enerji veriyor. Yoğun iş tempom içinde ne olursa olsun aileme ayırdığım vaktin niceliğinden ziyade niteliğine odaklanırım. Onların başarılarıyla gurur duymak, hayallerine ortak olmak ve ihtiyaç duydukları her an arkalarında durduğumu hissettirmek, bir baba olarak en temel önceliğim....

"BUNLARIN BAŞINDA DÜRÜSTLÜK, MÜTEVAZI OLMAK VE LİYAKAT GELİYOR"

Çocuklarınıza küçüklüklerinden beri sıklıkla hatırlattığınız konular var mıydı? Bu konular nelerdi, bahsedebilir misiniz?

Çocuklarıma henüz çok küçük yaşlardayken aşılamaya çalıştığım ve hayatları boyunca rehber edinmelerini istediğim birkaç temel değer var. Bunların başında hiç şüphesiz dürüstlük, mütevazı olmak ve liyakat geliyor. İnsanlara, emeklerine ve çevreye saygı duymanın, hayatta elde edilecek tüm unvanlardan ve başarılardan çok daha kıymetli olduğunu her fırsatta vurguladım. Onlara her zaman "Hangi işi yaparsanız yapın, en iyisini yapmak için tutkuyla çalışın. Asla samimiyetinizi ve etik değerlerinizi kaybetmeyin." diye söyledim. Bir diğer önemli konu ise krizler karşısında yılmamak, hatalardan ders çıkarabilme olgunluğunu göstermek. Hayatın her zaman düz bir çizgide ilerlemeyeceğini, başarısızlıkların aslında en büyük öğrenme fırsatları olduğunu anlatmaya çalıştım. Özgün olmalarını, kendi yeteneklerine inanmalarını ve toplum için, çevre için değer üreten bireyler olmalarını aşıladım. Bugün onların bu değerleri özümsediğini ve kendi hayatlarında başarıyla uyguladığını görmek benim için en büyük mutluluk kaynağı...

"ÇAĞDAŞ SANATI, RESMİ, HEYKELİ VE MİMARİYİ YAKINDAN TAKİP EDİYORUM"

Tasarım ve estetik işinizin tam merkezinde; peki sanat ve sanat dünyası kişisel yaşamınızda nasıl bir yer tutuyor?

Tasarım ve estetik bizim işimizin sadece dış yüzeyi değil, ruhunu oluşturan temel yapı taşı. Dolayısıyla sanat, benim kişisel yaşamımda bir hobi olmanın çok ötesinde, dünyayı kavrama ve yorumlama biçimi. Çağdaş sanatı, resmi, heykeli ve mimariyi yakından takip ediyorum. Sanatın sunduğu özgür düşünce ortamı ve sınırları zorlayan vizyon, iş hayatında bize yepyeni perspektifler sunabiliyor. Bir tablonun renk paletinde, bir heykelin formunda veya bir mimari yapının detayında gizli olan estetik duyarlılık, doğrudan koleksiyonlarımıza ve markalarımızın görsel kimliğine yansıyabiliyor. Koleksiyonlarımızdaki sanatsal dokunuşlar ve David Bradshaw gibi dünyaca ünlü kreatif direktörlerle gerçekleştirdiğimiz iş birlikleri de bu vizyonun birer yansıması. Sanat, hayatın monotonlaşmasını engelleyen, insana dünyayı farklı açılardan görme yetisi kazandıran büyüleyici bir güç.

"KENDİNE VE VİZYONUNA GÜVEN"

Zamanı geriye sarıp 20'li yaşlarındaki halinizle ile karşılaşsanız, ilk ne söylemek isterdiniz o zamanki kendinize?

"İnandığın yoldan, hayallerinden ve tutkundan asla vazgeçme; karşılaştığın tüm zorluklar seni daha güçlü kılmak için var." O yaşlarda insanın içinde durdurulamaz bir heyecan ve cesaret oluyor ama aynı zamanda belirsizliklerin getirdiği doğal kaygılar da yaşanabiliyor. Ona, hata yapmaktan korkmaması gerektiğini, yaşanan her tecrübenin ve hatta atlatılan her krizin gelecekteki büyük başarıların harcı olacağını fısıldamak isterdim. Sabırlı olmanın, insan biriktirmenin, samimi ilişkiler kurmanın ve sürekli öğrenmeye açık kalmanın önemini bir kez daha hatırlatırdım. Bir de "Kendine ve vizyonuna güven; bugün attığın o küçük tohumlar yarın dünyanın dört bir yanında meyve veren devasa bir ağaca dönüşecek" diyerek ona cesaret verirdim.

"GENÇLER KENDİ ÖZGÜN HİKAYELERİNİ YAZMALI"

Bugün kendi hikayesini yazmaya çalışan gençlere, hayat tecrübenizden yola çıkarak vereceğiniz en önemli tavsiye/ler ne olur?

Gençlere en önemli tavsiyem, hazır reçetelerin, başkalarının çizdiği sınırların arkasından gitmek yerine kendi özgün hikayelerini yazma cesaretini göstermeleri olur. Dünya inanılmaz bir hızla değişiyor ve bu değişim, ezberleri bozan yeni nesil fikirlere her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyor. İlk olarak konfor alanlarından çıkmayı göze alsınlar. Başarı, rüzgârın estiği yöne gitmekle değil, fırtınalara karşı yelken açabilmekle elde edilir. İkinci olarak iş ahlakından, disiplinden ve sürdürülebilir çabadan asla ödün vermesinler. Yetenek çok önemlidir ancak disiplinli çalışmayla desteklenmediğinde yarım kalır. Teknolojiye, dijitalleşmeye ve dünyadaki trendlere çok iyi adapte olsunlar ama insan odaklı olmayı, empati kurmayı ve duygusal zekalarını geliştirmeyi ihmal etmesinler. Son olarak sabırlı olmayı bilsinler; gerçek ve kalıcı başarılar bir gecede inşa edilmez. Emek verilen ve tutkuyla beslenen süreçlerin sonunda mükemmel sonuçlar doğar.

"BAŞARI KESİNTİSİZ BİR SÜREÇ"

Bütün bu koşturmacanın ötesinde, hayatınızın en temel gayesi, "tamamdır" dediğiniz o mihenk taşı nedir?

Hayatımın en temel gayesi, "ardımda sürdürülebilir değerler ve insanlığa, ülkeme fayda sağlayan kalıcı bir miras bırakabilmek..." Yapımda hiçbir zaman "tamamdır, bitti, hedefe ulaştık" duygusu var olmadı. Çünkü bir hedefe ulaştığınız o an, aslında daha büyük bir yolculuğun başlangıç noktası... Dolayısıyla başarıyı durulacak bir durak değil, kesintisiz bir süreç olarak görüyorum. Kurucusu olduğumuz markaların nesiller boyu yaşaması, küresel arenada Türkiye'nin gururu olmaya devam etmesi, binlerce insana istihdam ve gençlere ilham kaynağı olması, en temel gayelerimizden biri. Özel hayatımda ise çocuklarımın ailesine, ülkesine, çevresine faydalı, etik değerlere sahip, mutlu bireyler olduğunu görmek benim için çok kıymetli.

"HAVLU ATMAK BANA GÖRE DEĞİL"

Karakterinizde en öne çıkan özellik nedir ve bu özelliğinizi seviyor musunuz?

Tutkuyla beslenen yılmaz bir azme sahip olmam ve iyimser oluşum. En zorlu şartlarda ve kriz anlarında bile çözüme odaklanan, bardağın dolu tarafını gören ve çevresine enerji yayan bir yapıya sahibim. Pes etmek, havlu atmak bana göre değil. Bir kapı kapandığında oradaki duvarı aşacak veya yeni bir kapı açacak stratejik aklı üretmek için hızla aksiyona geçerim. Bu özelliğimi seviyorum çünkü bana sadece iş hayatında değil, yaşamın her alanında direnç kazandırıyor. Elbette bu iyimserlik ve azim hiçbir zaman hayalperest bir yaklaşımla değil, her zaman gerçekçi verilerle ve güçlü stratejilerle desteklenmek zorunda. Ekibime cesaret vermek, onlara ilham olmak ve zorluklar karşısında dimdik durabilmek bu karakteristik yapımın en değerli meyvesi.

"GELECEK İÇİN BİRLİKTE DEĞER ÜRETELİM"

Elinizde herkese ulaşacak bir mesaj olsaydı bu ne olurdu?

"Farklılıklarımızla zenginleşerek, sevgi, saygı ve ortak akıl etrafında birleşelim; sürdürülebilir bir gelecek için birlikte değer üretelim." İnsanlığın bugün karşı karşıya kaldığı tüm sorunların temelinde diyalog eksikliği, empati yoksunluğu ve dünyayı sadece kendi çıkarlarından ibaret görme anlayışı yatıyor bence. Oysa birbirimizi dinlediğimizde, doğaya ve emeğe saygı duyduğumuzda, paylaşmayı ve birlikte üretmeyi merkeze koyduğumuzda aşamayacağımız hiçbir engel yok. Çocuklarımıza daha yaşanabilir, yeşil, adil ve barış dolu bir dünya bırakmak hepimizin ortak sorumluluğu olmalı.

"KÜRESEL DÜŞÜNEN BİR İŞ İNSANIYIM"

Masanın diğer tarafına geçip baksanız; Süleyman Orakçıoğlu nasıl bir iş insanı, arkasında nasıl bir vizyon bırakıyor?

Cesur kararlar alan, yeniliklere tutkuyla bağlı, krizleri fırsata çevirme becerisi yüksek ve küresel düşünen bir iş insanı profili görüyorum. Sıfırdan başlayan bu yolculuğu küresel bir moda grubuna dönüştürürken sadece ürün satmaya değil, daima bir yaşam tarzı ve marka değeri inşa etmeye odaklandım. Geleceğe bırakmak istediğim en kıymetli vizyon; bir Türk markasının dünya devleriyle aynı ligde, hatta kulvarında lider olarak oynayabileceğini kanıtlamış olması... Şeffaf, liyakate dayalı, insana ve çalışanına değer veren, toplumsal sorumluluklarının bilincinde, yeşil ve dijital dönüşümü işinin merkezine koymuş bir kurumsal kültür inşa ettiğimize inanıyorum. Bu vizyon, sadece bugünü değil, önümüzdeki onlarca yılı şekillendirecek olan sürdürülebilir bir miras niteliği taşıyor.

"MODA EN HIZLI DEĞİŞİM SÜREÇLERİNDEN BİRİNİ YAŞIYOR"

Biraz da Damat Tween, D'S damat ve ADV markalarından bahsedelim... Moda ve perakende dünyasında şu sıralar işler nasıl gidiyor, masada hangi heyecanlar var?

Moda ve perakende dünyası şu anda tarihin en hızlı değişim ve dönüşüm süreçlerinden birini yaşıyor. Tüketici alışkanlıkları tamamen evrildi; artık sadece şıklığı değil, rahatlık, fonksiyonellik, sürdürülebilirlik ve dijital entegrasyon arayan bir kitle var. Ve bunu 'ulaşılabilir fiyatlarla' talep ediyor. Biz Orka Holding olarak bu dönemi çok doğru okuduk ve bu konuda uzun yıllar öncesinden proaktif adımlar attık. Damat Tween ile lüks segmentte zamansız şıklığı ve sanatsal dokunuşları öne çıkarırken, D'S damat ile geniş kitlelere ulaşan yüksek kalite-fiyat dengesini koruyoruz. Masamızda şu an bizi inanılmaz heyecanlandıran dev projeler var. Giresun'daki akıllı ve robotik tesislerimizde yapay zekâ destekli üretimle katma değeri artırıyor, e-ihracatın toplam cirodaki payını artıracak dijital yatırımlarımızı hız kesmeden sürdürüyoruz. Yurt dışında stratejik lokasyonlarda açtığımız yeni mağazalarla 85 ülkedeki bayrağımızı daha da yükseklerde dalgalandırıyoruz. Dünyanın en önemli kreatif direktörlerinden David Bradshaw ile Tween markamız için başlattığımız stratejik iş birliği yine bu heyecanlardan sadece biri... Bradshaw'un ikonik vizyonu ile Tween'in inovatif ruhunu buluşturduğumuz koleksiyonlar küresel arenada ses getiriyor.

"GİYDİĞİNİZ GİYSİ SADECE BEDENİNİZİ ÖRTMEZ"

Giyimin önemi hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu bağlamda Damat markanız bir insan olsaydı onun giyim tarzını nasıl özetlerdiniz kimlik olarak?

Giyim, bir insanın dünyaya kendini ifade etme biçimi, sözsüz iletişim dilinin en güçlü unsuru ve kişisel duruşunun bir yansıması. Giydiğiniz giysi sadece bedeninizi örtmez; özgüveninizi, estetik anlayışınızı, kendinize ve karşınızdaki insana duyduğunuz saygıyı gösterir. Özenli giyinmek, bir yaşam kültürünün ve rafine bir zevkin göstergesidir. Doğru seçilmiş bir kıyafet, insanın duruşunu değiştirebilir, ona içsel bir güç ve karizma kazandırır. Damat markamız bir insan olsaydı; o, zamansız şıklığı benimsemiş, detaylardaki mükemmelliğe önem veren, özgüveni yüksek ve dünyayı takip eden rafine bir centilmen olurdu. Tarzını ise modern çizgilerle geleneksel terzilik sanatının kusursuz uyumu, kalıplardaki kusursuz rahatlık ve gittiği her ortamda çaba sarf etmeden dikkat çeken doğal bir karizma olarak özetlerdim. Trendlerin geçici rüzgarlarına kapılmayan ancak yeniliğe her zaman açık olan, zarafeti bir yaşam biçimi haline getirmiş ikonik bir karakter olurdu.

"KIRDIĞIMIZ REKORLARI KATLAYARAK BÜYÜTMEK İSTİYORUZ"

Geleceğe baktığınızda hem iş dünyasında hem de özel hayatınızda sizi en çok heyecanlandıran hayaller ve planlar veya projeler neler?

İş hayatında beni en çok heyecanlandıran proje; Orka Holding'i tam anlamıyla sürdürülebilir, sıfır atık hedefini gerçekleştirmiş, yapay zekayı tasarımından lojistiğine kadar her süreçte kusursuz kullanan bir küresel teknoloji ve moda devi olarak dünyada zirvenin değişmez ortağı yapmak. Damat Tween, D'S damat ve ADV markalarımızın dünyadaki lüks erkek giyim oyuncuları arasındaki yerini daha da sağlamlaştırması ve e-ihracatta kırdığımız rekorları katlayarak büyütmek... Özel hayatımda ise ailemle birlikte daha fazla kaliteli zaman geçirmek, yeni coğrafyaları keşfedeceğimiz uzun seyahatler planlamak ve genç girişimcilere, sanata destek olacak vakıf ve sosyal sorumluluk projelerine daha fazla zaman ayırmak var. Tecrübelerimi yeni nesillere aktarabileceğim mentorluk süreçlerini genişletmek de geleceğe dair en tatmin edici planlarım arasında...

"BU SERÜVEN BENİM İÇİN HENÜZ BİTMİŞ BİR KİTAP DEĞİL"

Son olarak, tüm bu hayat, iş, yaşam yolculuğunuza totalde bakacak olduğunuzda, bu serüveni nasıl tanımlıyor ve adlandırıyorsunuz? Aklınızdan neler geçiyor?

Tutku, azim, cesaret ve bitmeyen bir öğrenme merakıyla örülen 'Sınırları Aşma Serüveni' olarak adlandırabilirim. Kardeşim Halidun Orakçıoğlu ile birlikte Anadolu'nun köklü topraklarından çıkıp dünya metropollerinin en prestijli caddelerinde Türk markalarının bayrağını dalgalandırmak kolay bir yolculuk değil gerçekten de... Engellerle, krizlerle, meydan okumalarla dolu ama bir o kadar da gurur ve zaferlerle taçlanmış destansı bir hikâye bu. Aklımdan geçen en baskın duygu ise şükür. Yaşadığım her tecrübeye, bizlere inanan yol arkadaşlarıma, aileme ve bu toprakların sunduğu değerlere minnettarım. Bu serüven benim için henüz bitmiş bir kitap değil; tam tersine, her gün yeni ve daha heyecanlı sayfaları yazılan devam eden bir yolculuk.

"KÜRESEL REKABETTEKİ GÜCÜMÜZE VE ESNEKLİĞİMİZE GÜVENMELİYİZ"

Sohbetimizi noktalarken, eklemek veya altını özellikle çizmek istediğiniz son bir detay var mı?

Ülke olarak sanayide, üretimde ve perakendede potansiyelimiz çok yüksek... Zirveye giden yol, katma değerli üretimden, tasarımdan, markalaşmadan ve yeşil ile dijital dönüşümü bir arada yürütmekten geçiyor. Bu vizyonu gerçeğe dönüştürmede ise devletimizin stratejik desteği ile özel sektörün dinamizmini buluşturan güçlü iş birliği en büyük kaldıraç rolünü üstlenecektir. Biz Türk iş dünyası olarak küresel rekabetteki gücümüze ve esnekliğimize güvenmeliyiz. Markalaşma yolculuğu sabır ve kararlılık ister. Gençlerimize ve girişimcilerimize inancımız tam. Ayrıca bu keyifli sohbet ve gösterdiğiniz özenli yaklaşım için ben de size ve Platin Dergisi ailesine çok teşekkür ediyorum.

EN ÇOK OKUNANLAR