Yayın Tarihi:
15 Haziran 2026 15:39Güncelleme Tarihi:
15 Haziran 2026 15:39Yayın Tarihi:
15 Haziran 2026 15:39
Dijitalleşme, yapay zeka destekli üretim araçları ve veri temelli yaklaşımlar, sanat dünyasında yeni tartışmaları beraberinde getirirken; görsel sanatlardan sahne sanatlarına kadar pek çok alanda disiplinlerarası üretim anlayışı öne çıkıyor. Sabancı Üniversitesi Sanat ve Sosyal Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selçuk Artut; günümüz sanat dünyasında yapay zeka, veri temelli üretim ve interaktif deneyimlerin öne çıkıyor gibi gözüktüğünü ancak bienaller, prestijli müzeler ve kabul görmüş sanat kurumları içinde aynı ölçüde karşılık bulmadığını söylüyor. Artut'a göre bu tür üretimler çoğu zaman teknolojik yenilik, görsel etki, eğlence ve gösteri unsuru üzerinden değerlendiriliyor. Bu nedenle sanatın düşünsel ve eleştirel alanına tam olarak yerleşemiyor.
"TEKNOLOJİ, SANATIN KAVRAMSAL YAPISININ PARÇASI OLARAK KULLANILMALI"
Artut; önümüzdeki dönemde asıl dönüşümün teknolojinin yalnızca bir araç ya da görsel efekt olarak değil, sanatın kavramsal yapısının parçası olarak kullanılmasıyla yaşanacağını ifade ediyor. Bugün güçlü sanat eserlerinin ortak yönünün posthümanizm, neoliberalizm eleştirisi, dijital emek, kolonileşmeye karşı düşünce ve ekoloji gibi toplumsal ve politik meselelerle ilişki kurmaları olduğunu belirten Artut; "Bu nedenle yapay zeka, veri sanatı ve etkileşimli teknolojilerin üretim dilini dönüştürebilmesi için yalnızca teknik imkanları sergilemesi yeterli değil" diyor.
ÇOK KATMANLI BİR DENEYİM
Görsel sanatlar ve sahne sanatları arasındaki sınırların giderek geçirgen hale geldiğini dile getiren Artut, özellikle teknoloji tabanlı sahne kurgularının performansı yalnızca izlenen bir olay olmaktan çıkarıp; mekan, beden, ses, görüntü, veri ve izleyici katılımı arasında kurulan çok katmanlı bir deneyime dönüştürdüğünü söylüyor. Artut'a göre bu anlamda sahne artık yalnızca oyuncunun ya da performansçının yer aldığı fiziksel bir alan değil; ışık, projeksiyon, sensörler, gerçek zamanlı görüntü ve ses sistemleriyle birlikte sürekli yeniden üretilen dinamik bir ortam haline geliyor.
DAHA AKIŞKAN BİR DİL ÖNE ÇIKIYOR
Sanatın artık tek bir disiplinin sınırları içinde ilerlemediğini vurgulayan Selçuk Artut, "Sanat artık deneyim, ilişki, katılım ve canlılık üzerinden düşünen daha akışkan bir dile doğru ilerliyor" diyor. Dijital platformlar, çevrimiçi sergiler, sosyal medya, açık kaynaklı üretim araçları ve yapay zeka destekli üretim olanaklarının ilk bakışta sanat üretimini ve dolaşımını demokratikleştirmiş gibi durduğunu belirten Artut, bugün bir sanatçının pahalı ekipmanlara ya da güçlü kurumsal ağlara sahip olmadan işlerini görünür kılabilmesinin geçmişe göre daha kolay olduğunu söylüyor. Ancak bu durumun sanat alanındaki yapısal eşitsizliklerin ortadan kalktığı anlamına gelmediğini vurguluyor. Büyük sergiler, bienaller ve müze projelerinin ciddi finansal kaynaklar gerektirdiğini belirten Artut, bunun ister istemez kimin neyi hayal edebileceğini ve hangi ölçekte gerçekleştirebileceğini doğrudan etkilediğini anlatıyor.
KURUMSAL DESTEKTE ASIL TARTIŞMA ETİK ÇERÇEVE
Dijitalleşme sonrası üretim, paylaşım ve arşivleme imkanlarının genişlediğini söyleyen Selçuk Artut; sanatçıların işlerini artık galeri ve müzelerin dışında; sosyal medya, çevrimiçi sergiler ve dijital arşivler üzerinden de görünür kılabildiğini belirtiyor. Bu dijital ekosistemde algoritmalar, takipçi sayıları, beğeni ekonomisi ve paylaşılabilirlik üzerinden yeni bir seçiciliğin ortaya çıktığını ifade eden Artut, bu durumun sanatın değerini kimi zaman içerikten çok dolaşım kapasitesiyle ilişkilendirdiğini söylüyor. Artut, "Bu nedenle dijitalleşme sanatı hem erişilebilir kılıyor hem de hız, tüketim ve görünürlük baskısı içine çekiyor" diyor. Artut; bu tür iş birliklerinin özellikle büyük ölçekli sergiler, kamusal projeler, teknoloji tabanlı işler ve bienaller için çoğu zaman kaçınılmaz hale geldiğini belirtiyor. Kurumsal yapıların sanatın hangi koşullarda üretileceğini, nerede sergileneceğini, kimlere ulaşacağını ve hangi söylemler içinde sunulacağını da etkileyebildiğini belirten Artut, "Bu durum; sanatçıyı zaman zaman arzu etmediği bir çerçeveye sokuyor. Buradaki asıl mesele ise kurumsal desteğin varlığından çok etik çerçevesi" yorumunda bulunuyor.

(Sabancı Üniversitesi Sanat ve Sosyal Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selçuk Artut)