
Türkiye ekonomisinin yüzde 99'unu oluşturan KOBİ'ler, bugün küresel rekabet baskısının en yoğun hissedildiği dönemeçlerden birinden geçiyor. E-ticaretin pandemiden bu yana katlanarak büyümesi, tüketici davranışlarının radikal biçimde dijitalleşmesi, yapay zeka ve otomasyonun iş yapış biçimlerini dönüştürmesi derken; artık ölçek fark etmeksizin her işletme için dijitalleşme bir tercih değil, bir zorunluluk haline geldi. Nitekim OECD ve Avrupa Komisyonu'nun 2024 sonunda yayımladığı veriler, dijitalleşen KOBİ'lerin gelirlerini ortalamada yüzde 20 ile yüzde 30 arasında artırdığını, verimlilik artışının ise bazı sektörlerde yüzde 40'lara ulaştığını gösteriyor. Türkiye özelinde ise Ticaret Bakanlığı ile TÜBİSAD'ın ortak değerlendirmeleri, dijital dönüşüme yatırım yapan KOBİ'lerin ihracat potansiyelinin belirgin biçimde yükseldiğine işaret ediyor. Bugün KOBİ'lerin dönüşümünü hızlandıran başlıca dinamikler arasında; bulut tabanlı çözümlerin erişilebilir hale gelmesi, dijital ödeme sistemlerinin yaygınlaşması, e-ticaret altyapılarının KOBİ dostu paketler sunmaya başlaması ve yapay zeka destekli pazarlama araçlarının maliyetlerinin düşmesi yer alıyor. Bu dönüşümün merkezinde ise yalnızca satış kanallarındaki değişim değil; işletmelerin veriyle, müşteriyle ve iş süreçleriyle kurduğu ilişkinin yeniden şekillenmesi bulunuyor.
DİJİTALLEŞME YOLCULUĞUNDA İLK SORU: NEREDEN BAŞLAMALIYIZ?
Bütün bu dönüşüm baskısı, KOBİ'leri hızla dijitalleşmeye zorlasa da süreç çoğu zaman oldukça parçalı ve belirsizliklerle dolu ilerliyor. İşte tam da bu noktada, işletmelerin izleyeceği yol haritaları kritik bir eşik olarak öne çıkıyor. Platin'e değerlendirmelerde bulunan ME Consultancy Kurucusu Murat Erdör, Türkiye'deki KOBİ'lerin önemli bir bölümünün dijitalleşme konusunda niyetli olmakla birlikte doğru yönlendirme ve somut adım planına ihtiyaç duyduğunu vurguluyor. Erdör, dijitalleşmenin sadece teknoloji satın almaktan ibaret olmadığını, işletmenin kendini tanıması ve hedeflerini netleştirmesiyle başlayan stratejik bir yolculuk olduğunun altını çiziyor. Türkiye'de son iki yılda veri okuryazarlığı, dijital pazarlama ve CRM yönetimi eğitimlerine talebin artmış olması da bu dönüşüm ihtiyacının sahadaki karşılığını açıkça kanıtlıyor. Bu çerçevede Erdör'ün KOBİ'lere yönelik tespitleri, sadece sektörel bir değerlendirme olmaktan öte; Türkiye'nin büyüme dinamiklerini doğrudan etkileyen bir dönüşümün de yol haritasını işaret ediyor. İşletmelerin küçük ama planlı adımlarla, doğru alanlara yoğunlaşarak, veri temelli kararlarla ve teknoloji kültürünü benimseyen ekiplerle ilerlemesi artık her zamankinden daha belirleyici. Dijitalleşmeyi bir proje değil, bir 'öğrenme döngüsü' olarak gören işletmeler, yalnızca bugünün rekabetinde değil; yapay zeka destekli yarının ekonomisinde de ayakta kalabilecek gücü elde ediyor.
İLK SOMUT ADIM MEVCUT DURUMUN FOTOĞRAFINI ÇEKMEK
KOBİ'lerde dijitalleşme sürecinin çoğu zaman bir belirsizlikle başladığını kaydeden Erdör, "KOBİ'ler için dijitalleşme, genellikle 'nereden başlamalıyız?' sorusuyla başlayan ama doğru yönlendirmeyle çok kısa sürede büyük fark yaratabilen bir süreç. Bu yolculukta atılması gereken ilk somut adım, mevcut durumun fotoğrafını çekmek. Yani işletmenin dijital olgunluk seviyesini anlamak, hangi iş süreçlerinin teknolojiyle desteklenebileceğini belirlemek gerekir" diyor. Erdör, bu aşamanın ardından en çok etki yaratacak dijital uygulamaların seçilmesi gerektiğini vurgulayarak şu değerlendirmeyi yapıyor: "Bunun ardından en çok etki yaratacak alanlara, örneğin müşteri ilişkileri yönetimine (CRM), e-ticaret altyapısı veya dijital ödeme sistemlerine, odaklanmak en doğru strateji. KOBİ'ler genellikle tüm dijital dönüşümü bir anda gerçekleştirmeye çalıştıklarında zorlanıyorlar; oysa küçük ama planlı adımlarla ilerlemek hem maliyetleri kontrol altında tutar hem de çalışanların uyum sürecini kolaylaştırır." Pandemi döneminden sonra dijital kanalların öneminin arttığını hatırlatan Erdör, müşteriyle temas noktalarının artık büyük ölçüde çevrimiçi ortamlara kaydığını söyleyerek şöyle devam ediyor: "Artık müşteriyle temas noktalarının büyük bölümü çevrimiçi ortamlarda gerçekleşiyor. KOBİ'lerin dijital pazarlama yatırımlarını stratejik hale getirebilmeleri için önce hedef kitlelerini derinlemesine tanımaları gerekiyor. Herkesin yaptığı gibi sosyal medyada 'var olmak' değil, doğru mecralarda 'etkili olmak' önemli."
Veriye dayalı pazarlamanın önemine dikkat çeken Erdör, "Veriye dayalı pazarlama yaklaşımları, müşteri davranışlarını anlamayı ve kişiselleştirilmiş iletişim kurmayı mümkün kılıyor. Bu da doğal olarak müşteri sadakatini güçlendiriyor. Sadakat artık sadece fiyat veya ürün kalitesine değil, markayla kurulan duygusal bağa ve deneyim bütünlüğüne dayanıyor" şeklinde konuşuyor.
"DİJİTAL YETKİNLİK BİR KÜLTÜR DÖNÜŞÜMÜDÜR"
Erdör, KOBİ'lerin dijital dönüşümü sadece yazılım ve donanım alımı olarak görmemesi gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullanıyor: "Dijital yetkinliklerin gelişimi ise sadece teknik eğitimlerle değil, bir kültür dönüşümüyle mümkün olur."
Ekiplerin teknolojiye açık olması gerektiğini belirten Erdör, "KOBİ'lerde teknolojiye açık, denemekten korkmayan, öğrenmeye istekli bir ekip kültürü oluşturmak çok önemli. Bu kültürün temeli, liderlerin örnek olmasıyla atılır. Yöneticiler dijital araçları aktif kullandıkça, ekipler de dönüşümün bir parçası olmayı daha kolay benimser. Eğitim programları ise sadece yazılım veya araç öğretimine değil; veri okuryazarlığı, dijital pazarlama stratejisi, müşteri deneyimi yönetimi gibi alanları da kapsamalıdır" diyor.
"TEKNOLOJİ ARAÇTIR, AMAÇ HALİNE GELMEMELİDİR"
KOBİ'lerin dönüşüm sürecinde dış kaynaklardan yararlanmasının avantaj sağlayacağını belirten Erdör, bugün birçok işletmenin yüksek maliyetlere girmeden dijitalleşebildiğini ifade ediyor. Erdör, "Bugün birçok kurum, bulut tabanlı çözümler, dijital pazarlama danışmanlıkları ve otomasyon sistemleri sayesinde yüksek maliyetli yatırımlar yapmadan dijitalleşebiliyor. Özellikle işin başında stratejik danışmanlık almak, hem gereksiz yatırımların önüne geçer hem de yol haritasını daha netleştirir" değerlendirmesinde bulunuyor. Erdör sözlerini şöyle sürdürüyor: "Burada önemli olan, teknolojiye değil, iş hedeflerine odaklanmaktır. Teknoloji, hedefe ulaşmak için kullanılan bir araç olmalı, başlı başına bir amaç haline gelmemelidir." Şirketlerin dijital ortama geçişiyle birlikte veri güvenliği konusunun kritikleştiğini vurgulayan Erdör, "Şirketler online ortama geçtikçe veri güvenliği, siber saldırılara karşı korunma ve müşteri bilgilerinin gizliliği önem kazanıyor" diyor. KOBİ'lerin bu konuda temel adımları atmasının şart olduğunu belirten Erdör, "Bu noktada temel güvenlik önlemleri almak, çalışanları bilinçlendirmek ve düzenli yedekleme sistemleri kurmak dönüşümün ayrılmaz bir parçası olmalıdır. Dijitalleşme sadece fırsatlar değil, sorumluluklar da getiriyor. Güvenli ve sürdürülebilir bir dijital altyapı kurmak, uzun vadede rekabet avantajı sağlar" ifadelerini kullanıyor.
"DİJİTAL DÖNÜŞÜM BİR PROJE DEĞİL, ÖĞRENME DÖNGÜSÜDÜR"
Erdör, dijitalleşmenin süreklilik gerektirdiğine dikkat çekerek şunları söylüyor: "KOBİ'lerin dijital dönüşüm yolculuğunu 'sürekli gelişim' perspektifiyle ele almaları gerekiyor. Dijital dünya durağan değil; yeni teknolojiler, algoritmalar ve kullanıcı alışkanlıkları her yıl değişiyor. Dolayısıyla dönüşüm, tek seferlik bir proje değil, bir öğrenme döngüsüdür."
Bu anlayışı benimseyen işletmelerin geleceğin pazarlarında güçlü olacağını vurgulayan Erdör, dönüşümün stratejik değerine işaret ediyor. KOBİ'lerin küçük ama doğru adımlar atarak büyük fark yaratabileceğini hatırlatan Erdör, sözlerini şu ifadelerle tamamlıyor: "Kısacası, dijital dönüşüm KOBİ'ler için bir 'teknoloji yatırımı' değil, sürdürülebilir büyüme yolculuğudur. Bu yolculukta başarı; doğru başlangıç, kararlı liderlik, veri temelli karar alma ve öğrenmeye açık bir ekip kültürüyle mümkün olur. Küçük adımlarla ama büyük bir vizyonla ilerleyen her işletme, dijital ekonominin kazananlarından biri olacaktır."

(ME Consultancy Kurucusu Murat Erdör)