Yayın Tarihi:
28 Şubat 2026 08:55Yayın Tarihi:
28 Şubat 2026 08:55
Günümüzde KOBİ'lerin stratejik planlarını güncellemeleri ve bunları operasyonel uygulamalarla doğrudan ilişkilendirmeleri giderek önem kazanıyor. Türkiye'de KOBİ'lerin stratejik planlama anlayışına eleştirel bir çerçeveden yaklaşan KOBİ Danışmanı Bülent Yüce, işletmelerin önemli bir bölümünün hâlâ gerçek anlamda stratejik plan yapmadığını vurguluyor. Yüce, mevcut durumu, "Türkiye'de KOBİ'lerin büyük bölümü stratejik plan değil, temenni listesi yapıyor. Ekonomik dalgalanma derinleştiğinde bu planlar ilk çöken şey oluyor" sözleriyle ifade ederken, bugünkü koşullarda stratejik plan revizyonunun zorunlu hale geldiğini belirtiyor.
"HANGİ SENARYODA HAYATTA KALIRIZ?"
Bu revizyonun üç temel ilkeye dayanması gerektiğini dile getiren Yüce, ilk olarak büyüme hedeflerinin yeniden sorgulanması gerektiğine dikkat çekiyor. Yüce'ye göre artık "Ne kadar büyürüz?" sorusu yerine "Hangi senaryoda hayatta kalırız?" sorusu sorulmalı ve döviz, faiz, talep daralması ile tedarik risklerini içeren en az üç senaryo yazılmadan yapılan hiçbir çalışmanın stratejik kabul edilmemesi gerekiyor. Strateji belgeleri ile günlük kararlar arasındaki kopukluğun da önemli bir sorun alanı olduğunu belirten Bülent Yüce, bu noktada "Strateji dosyası ile günlük kararlar arasında kopukluk varsa o belge çöp klasörüdür" ifadesiyle uyarıyor. Stratejik önceliklerin ürün karmasından müşteri seçimine, fiyatlamadan nakit döngüsüne kadar operasyonun tam merkezine yerleşmesi gerektiğini vurguluyor. Bugünün ekonomisinde KOBİ'ler için asıl riskin küçülmek değil, dağılmak olduğuna işaret eden Yüce, her işi yapma refleksinin terk edilmesi gerektiğini belirterek, "Kârlı olmayan müşteri, ürün ve faaliyetler stratejik plan revizyonunda açıkça elenmeli" değerlendirmesinde bulunuyor. Bu yaklaşımın ise ciddi bir cesaret gerektirdiğini, çünkü bazı alışkanlıkları ve bazı müşterileri bilinçli olarak geride bırakmayı zorunlu kıldığını ifade ediyor.
EN KRİTİK EKSİKLİK 'NAKİT MANTIĞI'
Finansal okuryazarlık başlığında da benzer bir zihniyet sorununa dikkat çeken Yüce, bu konunun teknik bir Excel becerisinden çok daha fazlası olduğunun altını çiziyor. Yüce, KOBİ'lerdeki en kritik eksikliğin tek kelimeyle 'Nakit mantığı' olduğunu dile getiriyor. "KOBİ'lerin büyük kısmı hâlâ ciro, kâr ve nakit kavramlarını birbirine karıştırıyor" diyerek, ciro artmasına rağmen batan ya da kâr göstermesine rağmen ödeme yapamayan işletmelerin temel nedeninin muhasebe eksikliği değil, finansı bir yönetim aracı olarak kullanmamak olduğunu söylüyor.
YAPAY ZEKA KULLANMAYI ERTELEMEYİN
İnsan kaynağı ve performans yönetimi tarafında da KOBİ'lerin sıkça büyük şirket modellerini kopyalamaya çalıştığını belirten Yüce, 360 derece performans değerlendirme sistemlerinin sadeleştirilmeden uygulanmasının ciddi bir bürokratik yük yarattığını ifade ediyor. Bu noktada az sayıda net gösterge, güvenli geri bildirim mekanizmaları ve sonuçların mutlaka gelişim planlarına bağlanmasının kritik olduğunu dile getiriyor.
Kârlılık konusuna gelindiğinde ise satış artışının çoğu zaman yanlış bir başlangıç olduğunu vurgulayan Yüce, kârlılığın bir pazarlama sloganı değil, disiplinli yönetimin sonucu olduğunu hatırlatıyor. Kârlı olmayan işlerden çıkmak, fiyatlama cesaretini geri kazanmak, süreçleri sadeleştirerek verimliliği artırmak ve nakit döngüsünü kısaltmak, bu disiplinin temel taşları arasında yer alıyor. Son olarak, KOBİ'lerin henüz çok sınırlı düzeyde yapay zeka kullandığını belirten Bülent Yüce, yapay zekanın sihirli bir araç olarak görülmesinin en büyük yanılgı olduğuna dikkat çekiyor. Süreçleri tanımlı, verileri düzenli ve karar alma yetkisi net olan işletmelerde yapay zekanın satış tahmininden pazarlama optimizasyonuna, operasyonel raporlamadan insan kaynaklarına kadar ciddi değer ürettiğini ifade ediyor. Ancak asıl riskin, yapay zekayı kullanamamak değil, kullanmayı ertelemek olduğunu da özellikle vurguluyor.

(KOBİ Danışmanı Bülent Yüce)