USD

-
-%

EUR

-
-%

GBP

-
-%

ALTIN ONS

-
-%

ALTIN GR

-
-%

İş Dünyası Haberleri

Yayın Tarihi:06 Şubat 2026 15:14

MÜSİAD'da maden sektörünün geleceği konuşuldu

MÜSİAD Metal ve Maden Sektör Kurulu tarafından düzenlenen Maden Sektör Meclisi Toplantısı, kamu, akademi ve özel sektör temsilcilerinin geniş katılımıyla gerçekleştirildi.

MÜSİAD'da maden sektörünün geleceği konuşuldu

Toplantıya, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) Genel Müdür Yardımcısı Fatih Dumanlı ile Orman Genel Müdürlüğü İzin ve İrtifak Daire Başkanı Aytunç Nane de katılım sağladı. Toplantıda Türkiye'de madencilik sektörünün mevcut durumu, karşılaşılan yapısal sorunlar ve çözüm önerileri kapsamlı şekilde ele alındı.

Toplantının açılış konuşmasını yapan MÜSİAD Metal ve Maden Sektör Kurulu Başkanı Muhittin Can, madenciliğin yalnızca bir üretim faaliyeti değil; sanayi, enerji, savunma ve ekonomik kalkınmanın temel yapı taşlarından biri olduğunu vurguladı. Can, sektörün uzun yıllardır benzer sorunları gündeme getirdiğini ancak uygulama aşamasında istenen ilerlemenin sağlanamadığını belirterek, bu toplantının ortak akıl üretme açısından önemli bir zemin sunduğunu ifade etti.

Toplantının ilk bölümünde kamu kurumlarının üst düzey temsilcileri, akademisyenler ve sektör paydaşları kendilerini tanıtarak madencilik alanında karşılaşılan temel sorunlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bu kapsamda MAPEG ve Orman Genel Müdürlüğü temsilcilerinin de yer aldığı oturumlarda; ruhsat ve izin süreçlerinin uzunluğu, kurumlar arası yetki karmaşası, yatırım ortamında öngörülebilirliğin zayıflaması ve finansmana erişimde yaşanan güçlükler, katılımcıların ortaklaştığı başlıca başlıklar arasında yer aldı. MAPEG Genel Müdür Yardımcısı Fatih Dumanlı, ruhsat süreçlerinde öngörülebilirliği ve uygulamada bütünlüğü artıracak mekanizmaların yatırım ortamı açısından kritik önem taşıdığına dikkat çekti. Orman Genel Müdürlüğü İzin ve İrtifak Daire Başkanı Aytunç Nane ise izin ve irtifak süreçlerinde çevresel hassasiyet ile üretim ihtiyaçları arasında dengeli, ölçülebilir ve rehber niteliğinde bir yaklaşımın güçlendirilmesi gerektiğini değerlendirdi.

Akademik çevrelerden yapılan değerlendirmelerde, Türkiye'nin yer altı kaynakları açısından sanılandan çok daha yüksek bir potansiyele sahip olduğu, ancak bu potansiyelin yeterince araştırılamadığı ve ekonomik değere dönüştürülemediği ifade edildi. Madenciliğin tarihsel olarak çağları değiştiren bir faaliyet olduğuna dikkat çekilirken, günümüzde kritik madenler ve nadir toprak elementlerinin küresel rekabetin merkezinde yer aldığı vurgulandı.

Toplantıda söz alan sektör temsilcileri ise sahadaki uygulamalardan örnekler paylaşarak, izin ve denetim süreçlerindeki belirsizliklerin yatırımları yavaşlattığını, yüksek maliyetler ve hukuki risklerin yatırım iştahını azalttığını dile getirdi. Ayrıca madencilik faaliyetlerine yönelik toplumsal algının büyük ölçüde yanlış bilgilere dayandığı, bu algının değiştirilmesi için daha şeffaf ve katılımcı bir iletişim yaklaşımına ihtiyaç duyulduğu ifade edildi.

Görüşmelerin ilerleyen bölümünde, madencilik faaliyetlerinin çevreyle uyumlu şekilde yürütülmesinin önemine dikkat çekilirken, çevre koruma ile üretimin birbirine karşıt kavramlar olarak ele alınmasının süreci kilitlediği değerlendirildi. Katılımcılar, bilimsel veriye dayalı, rehabilitasyon ve sürdürülebilirlik odaklı bir yaklaşımın hem çevreyi hem de ekonomik üretimi koruyabileceği konusunda görüş birliğine vardı.

Toplantının ikinci bölümünde, dile getirilen sorunların çözümüne yönelik genel çerçeveler tartışıldı. Bu kapsamda; izin süreçlerinin sadeleştirilmesi, kurumlar arası koordinasyonun güçlendirilmesi, uzun vadeli ve siyaset üstü bir madencilik stratejisinin oluşturulması, yatırımcıya güvence sağlayacak mekanizmaların geliştirilmesi ve sektörün finansal altyapısının güçlendirilmesi yönünde öneriler öne çıktı.

Toplantı sonunda yapılan genel değerlendirmede, madenciliğin Türkiye için stratejik bir sektör olduğu ve bu alanda zaman kaybetmeden yapısal adımlar atılması gerektiği vurgulandı. Katılımcılar, bu tür istişare platformlarının düzenli hale getirilmesinin, kamu-özel sektör ve akademi iş birliğinin güçlenmesine önemli katkı sağlayacağı yönünde görüş bildirdi.

EN ÇOK OKUNANLAR