Güncelleme Tarihi:
24 Şubat 2026 12:44Yayın Tarihi:
24 Şubat 2026 11:28Yayın Tarihi:
24 Şubat 2026 11:28Güncelleme Tarihi:
24 Şubat 2026 12:44
Robotik ve yapay zeka teknolojileri, yalnızca üretim süreçlerini değil, günlük yaşamı ve savunma alanlarını da kökten dönüştürmeye devam ediyor. Fiziksel yapay zeka (physical AI) ile robotların üç boyutlu dünyayı algılayıp verilen görevleri yerine getirebilmesi, insansı ve dört-bacaklı robotların giderek yaygınlaşması, drone ve otonom sistemlerdeki gelişmeler bu dönüşümün somut göstergeleri olarak öne çıkıyor. Türkiye'nin bu alandaki durumu ise endüstriyel robot kullanımının sınırlılığı ve insan kaynağı eksikliği gibi zorluklarla birlikte, güçlü akademik altyapı ve İHA alanındaki uluslararası başarılarla dengeleniyor. ODTÜ bünyesinde kurulan ROMER, hem ulusal hem de uluslararası projelerle, insansız araçlardan robotik manipülatörlere kadar pek çok platformu geliştiriyor ve Türkiye'nin robotik yetkinliğini artırmayı hedefliyor. Robotik sistemlerin bugünü, geleceği ve Türkiye'nin konumunu ODTÜ-ROMER Kurucusu Erol Şahin ile konuştuk.
*Robotik sistemlerin bugününü, geleceğini ve üretimdeki son trendleri değerlendirebilir misiniz?
Robotik sistemler, dünya ile fiziksel etkileşimi programlanabilen, sistemler olarak tanımlanır. Harita üzerinde belirlenen bir hedefe gidebilen bir otonom araç veya fabrikadaki montaj hattında kaynak yapan manipulatorler bu sistemlerin en iyi örnekleri arasında yer alıyor. Son yıllarda robotik sistemleri oluşturan gövde (malzeme, mekanizma, eyleyici, sensör, vb.) teknolojileri, ve donanım (CPU ve GPU hesaplama gücü) ve yapay zeka teknolojilerindeki gelişmeler bu sistemlerin sınırlı alanlardan (fabrika veya savaş alanları gibi), gündelik hayatımıza hızla girmesinin yolunu açmaya başladı. Savaş alanındaki İHA'larin başarilarindan sonra, dört-bacaklı robotlar ve insansı robotların etkileyici gösterimleri sosyal medyayı 'sarsmaya' devam ediyor. Nesne tanıma gibi görüntüleri işleme konusunda başarılı olan yapay zeka modelleri, ChatGPT'nin başını çektiği dil modelleri ile beraber dünyada ki bütün dinamikleri sarsacak bir devrimi başlattı. Yapay zekanın önünde bundan sonraki büyük hedef robotların üç boyutlu dünyayı algılayarak, bunun içinde fiziksel görevleri yerine getirebilmesi. 'Fiziksel yapay zeka' olarak adlandırılan bu yeni yaklaşım kapsamında Google, NVIDIA, Microsoft gibi büyük firmaların yanında Physical Intelligence gibi Silikon Vadisinde büyük destek alan start-up firmaları görsel-dil-aksiyon temel geliştirmeye başladılar. Verilen bir sözlü komutu, dünyadan gelen görsellere bakarak robotu kontrol etmeye yönelik bu modeller, klasik robotik yöntemleriyle yapılması imkansız gelen görevleri (örneğin t-shirt katlama gibi) öğrenip yapabildiklerini göstermeye başladılar.
"ROMER ULUSAL BİR TEKNOLOJİ ÜSSÜ"
*Türkiye robotik teknolojilerde küresel rekabette hangi aşamada?
Türkiye'nin İHA'larda dünya çapında edindiği ünü, genel olarak otonom robotik sistemlere başarıyla uygulayabildiğini söylemek zor. Endüstriyel robot kullanımı imalat sektöründe hâlâ çok sınırlı ve Çin, Kore, Almanya gibi gelişmiş ülkelerin çok gerisinde. Robotik sistemler konusundaki bilgi ve insan birikimi olması gerekenin çok gerisinde. Robotik; fazla disiplinden mühendis/araştırmacının güçlü bir teçhizat ve platform altyapısı ile çalışmasını gerektiren bir konu. Verilen araştırma desteklerinin yetersizlikleri nedeniyle (2018'de yaptığımız bir analizde, o tarihe kadar TÜBİTAK'ın robotik konusunda Türkiye'deki araştırmalara verdiği ortalama desteğin toplamda 800 bin lira olduğunu bulmuştuk) uzun süre karşılanmaması nedeniyle akademik seviyede zayıf kaldı. Ancak özellikle temel mühendislik eğitimi veren kurumları ve bu temel alanlardaki mühendislik yetkinliğini kanıtlamış endüstrisi, robotik için güçlü bir altyapı sunuyor.
*Bu noktada ROMER, sürece nasıl bir katkı sağlıyor?
ODTÜ bünyesinde 2021 yılında resmi olarak kurulan Robotik ve Yapay Zeka Teknolojileri Uygulama ve Araştırma Merkezi (ROMER), Türkiye'nin robotik vizyonu için 'akademik bir laboratuvar' olmanın çok ötesinde, ulusal bir teknoloji üssü vizyonuyla yola çıktı. Buna yönelik olarak ODTÜ'de ve genel olarak Türkiye'de robotik araştırmacılarını güçlü bir araştırma altyapısı altında bir araya getirerek, bu konuda ülkemizin yetkinliğini bir üst seviyeye çıkarma hedefiyle 2019'un sonunda Strateji ve Bütçe Başkanlığı'nın desteğiyle kurulan 2 bin 500 metrekarelik merkezde, insansı robotlar ve 'drone'lardan robotik manipülatörlere ve insansız kara/su/sualtı araçlarına kadar değişik platformların geliştirilip araştırmaları yürütülüyor.
"TÜRKİYE AY YÜZEYİNDE ROBOTU OLAN 6 ÜLKEDEN BİRİ OLACAK"
ROMER'de bir taraftan ulusal (TÜBİTAK vb.) ve uluslararası (Avrupa Birliği programları vb.) projeleri kapsamındaki akademik araştırmalar desteklenirken, bir taraftan da endüstrinin robotik sistemler konusundaki uzmanlık/çözüm taleplerine yönelik destek veriliyor. Bu kapsamda dört projeyi örnek olarak vermek isterim:
RoboRoyale: AB tarafından desteklenen ve 2024'te Birleşik Arap Emirlikleri'nden 'Edge of Government' ödülü alan bu projede arı kovanları robotik ve yapay zeka ve robotik sistemlerce sarılarak, arılarının gözleyecek kovanın sağlığını destekleyecek teknolojiler geliştiriliyor.
Bacaklı robotlar: ASELSAN ile bacaklı robotlar teması ile yapılan stratejik ortaklık kapsamında 24 ay içinde donanım ve yazılımı tamamen yerli ve milli dört bacaklı bir robot platformu geliştirildi. Bu iş birliği 2025'te YÖK tarafından Endüstri-Üniversite iş birliği aldı.
CHERI: Çin Uzay Ajansı tarafından desteklenen bu proje kapsamında Ay yüzeyinde görev yapacak iki mini rover geliştiriliyor. 2029 yılında Ay'ın güney kutbuna inecek Çin uzay aracı ile gidecek bu roverlar ile Türkiye Ay yüzeyinde robotu olan altı ülkeden biri olacak.
Home Robotics: Beko ile imzalanan stratejik ortaklık kapsamında ROMER'de robotik teknolojilerin ev ortamında beyaz eşya ve insanlarla nasıl sinerjetik bir etkileşimin sağlanabileceğine yönelik vizyon ve teknolojiler geliştiriliyor.
* Önümüzdeki dönemde üretimde robotik dönüşümü asıl hızlandıracak kırılma noktası ne olacak?
Robotik devriminin dünyamızı değiştireceğine dair yönelik bir şüphe artık ortadan kalkmış durumda. Şu anda akıllarda kalan soru, bu uygulamanın ne zaman ve hangi ürünlerin yolunu açacağı ve bunu hangi ülke ve firmaların başaracağına indirgenmiş durumda. Bu konuda başarı, bu teknolojilerde eğitim almış, deneyimli insan gücünün büyüklüğü ve kalitesiyle belirlenecek. ODTÜ'de geçtiğimiz yıllarda açtığımız Robotik master ve doktora programları ile Türkiye'de bu konuda yetkin insan gücü yetiştirmeye yönelik adımlarımızı atmış durumdayız.

(ODTÜ-ROMER Kurucusu Erol Şahin)