Yayın Tarihi:
06 Kasım 2026 10:09Güncelleme Tarihi:
06 Kasım 2026 10:10Güncelleme Tarihi:
06 Kasım 2026 10:10Yayın Tarihi:
06 Kasım 2026 10:09

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, 2026'da 2 bin 111'i orman, 4 bin 108'i kırsal alan olmak üzere toplam 6 bin 219 yangına müdahale ettiklerini belirterek, "Bir önceki yıla göre orman yangını sayısında yüzde 35 azalma yaşandı." dedi.
Bakan Yumaklı, iklim değişikliğinin ormanlar üzerindeki baskıyı giderek artırdığına işaret ederek, bu nedenle geliştirdikleri orman yangınlarıyla mücadele anlayışının yalnızca yangını söndürmekten ibaret olmadığını dile getirdi.
Yangın çıkmadan önce riskleri azaltmak ve yönetmek, yangınları önlemek, erken tespit etmek, en kısa sürede müdahale etmek ve yangından zarar gören alanları yeniden ormanlaştırmanın bu mücadelenin birbirini tamamlayan temel aşamaları olduğunu dile getiren Yumaklı, şöyle devam etti:
"Çalışmalarımızın ilk aşamasını eğitim, bilinçlendirme ve önleyici tedbirler oluşturuyor. Yeşil Vatan Seferberliği anlayışı içinde toplumun bütün kesimlerini bu mücadelenin bir parçası haline getiriyoruz. Bu mücadelede en büyük güç kaynaklarımızdan biri de orman yangın gönüllülerimizdir. 2021'de 13 bin olan gönüllü sayımızı 2026'da 142 bine ulaştırdık. Orman Benim Kampanyamız ile yaz başlamadan önce yangına sebebiyet verecek cam, plastik ve benzeri atıkları, gençlerimiz ve çocuklarımızla beraber ormandan temizliyoruz. Yeni yangın emniyet yolları ve şeritleri açarak, hem yangınların yayılma riskini azaltıyor hem de ekiplerin yangın bölgelerine ulaşmasını kolaylaştırıyoruz. Bu sene 56 yeni yangın havuz ve göleti yaparak toplamda bu sayıyı 4 bin 852'ye çıkardık. Bu havuzlar, zorlu coğrafyalarda hava araçlarımızın suya ulaşımında kritik rol oynuyor. Bugün ülke genelinde 776 yangın gözetleme kulemiz bulunuyor. Bunların 194'ü akıllı gözetleme kulesi olarak hizmet veriyor."
"2026'da uçak sayımızı 28'e, helikopter sayımızı 119'a çıkardık"
Bakan Yumaklı, insan gücü, kara-hava filosu, teknolojik altyapı ve müdahale planlarını da her yıl geliştirdiklerini belirterek, "2025'te 25 bin olan orman yangınlarıyla mücadele personel sayısını 2026'da 28 bin 65'e yükselttik. Arazöz sayımızı 1953'e, ilk müdahale aracı sayımızı 2 bin 766'ya, iş makinesi sayımızı ise 878'e ulaştırdık. Bu ekiplerimiz 1600 farklı noktada konuşlandı." diye konuştu.
İlk kez oluşturdukları bölgesel müdahale merkezleriyle uzak bölgelerdeki yangınlara ulaşımı kolaylaştırdıklarını vurgulayan Yumaklı, "2026'da uçak sayımızı 28'e, helikopter sayımızı 119'a çıkardık. 2002'de 73 ton olan anlık su atma kapasitemizi 2026'da 462 tona yükselttik. 14 Bayraktar TB2 insansız hava aracımızla ormanlarımızı izliyor ve yangınları erken tespit ediyoruz. Hava aracı konuş yerimizi 11 yeni nokta ilavesiyle 2026 yılında 69'a ulaştırdık." ifadesini kullandı.
Bakan Yumaklı, ülkedeki ormanların yüzde 64'ünün birinci ve ikinci derece yangına hassas bölgelerde yer aldığını belirterek, müdahale organizasyonunu meteorolojik verileri, ormanların yapısını ve bölgesel riskleri analiz ederek planladıklarını söyledi.
Geliştirilmiş Yangın Risk Haritası'nı bu yıl ilk kez uygulamaya aldıklarını ve bunun büyük avantaj sağladığını dile getiren Yumaklı, şu değerlendirmede bulundu:

"40'tan fazla parametrenin değerlendirildiği bu haritalarımızla yüksek riskli günlerde 7 gün önceden orman işletme şefliklerimize özel uyarılar gönderdik. Hava araçlarımızı ve kara ekiplerimizi de riskin yoğunlaştığı bölgelere yönlendirdik. Yeni geliştirilen orman yolları navigasyon sistemiyle arazözlerin yangın alanlarına daha hızlı ulaşmasını sağladık. Arazözlerimize ve su ikmal araçlarımıza entegre ettiğimiz sensörlerle sıcaklık, nem ve rüzgar verilerini anlık olarak takip ettik. Araçlarımıza güvenli sürücü tanıma sistemleri kurduk. Yangına hassas bölgelerdeki personelimize, güvenlik amaçlı konum takip cihazları dağıttık. Bütün bu farklı yazılım ve takip sistemlerimizi de Orman Yangın Yönetim Sistemi çatısı altında topladık. Bu sene, yapay zeka destekli sistemler, yazılımlar ve teknolojik altyapı olarak birçok yeniliği hayata geçirdiğimiz ve yangınla mücadelede bunlarda azami fayda sağladığımız bir yıl oldu."
"Yangınların yüzde 86'sı insan kaynaklı meydana gelmiştir"
Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, 2025'te ülkede 3 bin 224'ü orman, 4 bin 285'i kırsal alan olmak üzere toplam 7 bin 509 yangın çıktığını belirterek, "Bu yıl 2 bin 111'i orman, 4 bin 108'i kırsal alan olmak üzere toplam 6 bin 219 yangına müdahale ettik. Bir önceki yıla göre orman yangını sayısında yüzde 35 azalma yaşandı." dedi.
Bu yıl çıkan orman yangınlarının yüzde 75'inin orman dışı alanlarda başladığını söyleyen Yumaklı, "24 bin 527 hektar orman alanımız yangınlardan etkilendi. Bir önceki yıla göre yanan orman alanında yaklaşık yüzde 68 azalma gerçekleşti. 2026'da meydana gelen 2 bin 111 orman yangınının 1766'sı bir hektardan daha küçük alanlarda kontrol altına alındı. Yüzde 96'sını ise 10 hektardan daha küçük alanlarda kontrol altına aldık." diye konuştu.
Yumaklı, orman yangınlarının çıkış nedenlerine ilişkin şu bilgileri verdi:
"Yangınların yüzde 86'sı insan kaynaklı meydana gelmiştir. Yüzde 67'si ihmal ve dikkatsizlikten, yüzde 16'sı kazalardan, yüzde 3'ü kasıtlı eylemlerden, yüzde 14'ü ise yıldırım kaynaklı ortaya çıkmıştır. 2026'da iki zaman diliminde akut dönemlerimiz oldu. Bunlardan ilki 29-31 Temmuz tarihlerinde yaşandı. Bu 3 günlük dönemde tam 260 yangına müdahale ettik. Bu yangınlardan 255 tanesini büyümeden kontrol altına alırken 5 yangın ise kamuoyunun gündemine giren yangınlar oldu. Benzer şekilde 7-8 Eylül tarihlerinde de yoğun bir yangın süreci yaşadık. 2 günde tam 147 yangına müdahale ettik. Yangınlarda en zor etken rüzgar oldu. Örneğin Balıkesir Gömeç'te rüzgarın şiddeti saatte 63 kilometreyi buldu. Aydın Çine'de ise sadece yüzde 12 nem olması yangın yayılımını hızlandırdı. Bu iki akut dönemde çıkan yangınlar sonucu zarar gören alan, toplam zarar gören alanın yüzde 80'ini oluşturdu."
AB ülkelerinde bu yıl toplam 692 bin 419 hektar ormanlık alanın yangınlardan etkilendiğini belirten Yumaklı, buna göre söz konusu ülkelerde yanan alanda yüzde 33, Türkiye'de ise yüzde 68 azalma olduğunu dile getirdi.
Bakan Yumaklı, 2026'da orman yangınlarından etkilenen alanların toplam orman varlığına oranının Kanada'da yüzde 1,24, ABD'de yüzde 1,23, İspanya'da yüzde 1,09, Portekiz ve İtalya'da yüzde 1,06, Fransa'da yüzde 0,56 ve Yunanistan'da yüzde 0,54 olduğunu ifade ederek, "Ülkemiz ise bütün bu ülkelerden çok daha az bir oran olan yüzde 0,1 seviyesindedir." dedi.
Orman yangınlarıyla mücadele ederken aynı zamanda dezenformasyonla da mücadele ettiklerini söyleyen Yumaklı, Türkiye'nin tecrübesinin bu alanda önemli olduğunu, bu yaz şiddetli yangınlara maruz kalan İspanya ve Fransa'ya uçak ve helikopter gönderdiklerini belirtti.
"Ormanlarımızı gelecek nesillere en güçlü şekilde emanet etmek için çalışmayı sürdüreceğiz"
Yumaklı, yanan ormanlık alanlarla ilgili sürekli dezenformasyon yapıldığına işaret ederek, Anayasa'ya göre yanan ormanlık alanların imara açılmasının mümkün olmadığını, tekrar ağaçlandırma yapılmasının zorunlu olduğunu, kendilerinin de bunu yaptığını söyledi.
Karbon yutak ormanlarının tesis edilmesi görevinin Orman Genel Müdürlüğünde olduğunu belirten Yumaklı, şunları ifade etti:
"Bu kapsamda, yeni karbon yutak ormanlarının kurulmasına vakit kaybetmeden başlıyoruz. 11 Kasım'ı 2019'dan bu yana Milli Ağaçlandırma Günü olarak kutluyoruz. Bu yıl 11 Kasım'da, Antalya'daki COP31 Zirvesi'nde Cumhurbaşkanı'mız Recep Tayyip Erdoğan, Avustralya Başbakanı Albanese ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Guterres birlikte fidan dikecekler. Liderler, COP31 anısına tesis ettiğimiz Barış Ormanı'na fidanlarını dikerken biz de 'Geleceğe Nefes Dünyaya Barış' sloganıyla 81 ilde vatandaşlarımızla birlikte fidanlarımızı toprakla buluşturacağız. 11 Kasım'da 7'den 70'e bütün vatandaşlarımızı illerimizde fidan dikim sahalarına bekliyoruz. Vatandaşlarımız, ayrıca fidan sahiplenme veya fidan bağışını her sene olduğu gibi bu sene de 'Geleceğe Nefes' internet sitemizden kolayca yapabilir. Bizler, Cumhurbaşkanı'mızın liderliğinde yeşili çoğaltmak ve ormanlarımızı gelecek nesillere en güçlü şekilde emanet etmek için çalışmayı sürdüreceğiz."
"Turkuaz Bağlantısallık Girişimi'nin resmi tanıtımını yapacağız"
Yumaklı, Antalya'da düzenlenecek COP31'de Bakanlık olarak yapacakları faaliyetlere değinerek, zirvede tarım ve gıda sistemlerinin iklim krizine karşı dayanıklı hale getirilmesi, su kaynaklarının verimli yönetimi ve biyoçeşitliliği destekleyen orman yutak alanlarının korunması konularını müzakerelerin ana gündemleri haline getireceklerini söyledi.
COP31'de Bakanlık olarak 5 ana etkinlik ve 30'u aşkın yan etkinlikle güçlü bir katılım sergileyeceklerini belirten Yumaklı, şunları kaydetti:
"Suyu merkeze alan öncü yaklaşımımız pek çok ülke tarafından yakından takip edilmekte ve örnek alınmaktadır. Bu kapsamda uluslararası kuruluşların ve konuk bakanların katılımıyla gerçekleştireceğimiz Yuvarlak Masa Toplantısı'nda Turkuaz Bağlantısallık Girişimi'nin resmi tanıtımını yapacağız. Su, enerji, gıda ve ekosistem bağlantısallığını temel alan bu vizyonla, krizleri bir bütün olarak ele alıp, çözüm üreten küresel bir model ortaya koyacağız."
Yumaklı, gıda güvenliği, kırsal tedarik zincirlerinin korunması ve sıfır atık hedeflerinin de zirvede en üst düzeyde ele alınacak başlıklar arasında olduğunu, bu kapsamda IFAD işbirliğiyle hazırlanan "Baskı Altındaki Kırsal Tedarik Zincirleri: Gıda Güvenliği ve Dayanıklılık İçin Bütünleşik Çözümler" raporunun uluslararası lansmanına ev sahipliği yapacaklarını dile getirdi.
İklim ve piyasa şoklarına karşı kırsal toplulukların dayanıklılığını artıracak bütünleşik çözüm modellerini dünya kamuoyuyla paylaşacaklarını belirten Yumaklı, sözlerini şöyle tamamladı:
"Gıda israfını önlemeye yönelik köklü tecrübemizi tüm dünyaya yayılacak küresel bir eylem planına dönüştüreceğiz. Kurulacak Bölgesel Mükemmeliyet Merkezi ile Türkiye'yi gıda israfı verilerinin tutulduğu, politika ve ölçümleme rehberliğinin yapıldığı küresel bir merkez haline getireceğiz. Kadın ve genç çiftçilerimizin tarımdaki rolünü güçlendirmek adına 'Yüksek Düzeyli Kadın Çiftçiler Diyaloğu' ve 'Yüksek Düzeyli Genç Çiftçiler Diyaloğu' etkinlikleriyle uluslararası diyalog mekanizmalarını yine Antalya'da harekete geçireceğiz. Orman yangınlarıyla küresel mücadele kapsamında Entegre Yangın Yönetimi Üst Düzey Diyaloğu'na liderlik edeceğiz. COP31'de yürüteceğimiz çözüm odaklı tarım diplomasimizle ülkemizin sürdürülebilir tarım, su ve orman yönetimindeki küresel liderliğini bir kez daha tüm dünyaya ilan edeceğiz."
SORU VE CEVAPLARTarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı toplantıda gazetecilerin sorularını da yanıtladı. Bakan Yumaklı'nın açıklamalarından bazı başlıklar şöyleydi:
"Orman Yangınlarında Yapay Zekayı Aktif Olarak Kullanıyoruz"
Orman yangınlarıyla mücadelede teknolojinin tüm imkânlarını kullanıyoruz. Yapay zekâ temelli Karar Destek Sistemiyle, yangının seyrini tahmin edip ona göre önlem alıyoruz. Bu sistem ile riskli alanları 1 hafta önceden görüp ekiplerimizin yönlendirmesini, koordinasyonu sağlıyoruz. Burada mevcut sistemleri gelişen teknolojiye entegre edip sürekli bir gelişim içindeyiz. Özetle hem yapay zeka hem diğer teknolojik gelişmeleri orman yangınlarında aktif olarak kullanıyoruz.
"Ağaçlandırma Çalışmaları Bilimsel Veriler Işığında Yapılıyor"
Orman yangınları sonrasında bölgenin yeniden ağaçlandırmasıyla ilgili bazen farklı ağaç türleriyle devam edilmesi konusunda tavsiyeler geliyor. Ancak 2023 yılının sonunda bu konuda uzmanlarla bir çalıştay gerçekleştirdik. Bu çalıştayda bizim metodolojimizin doğruluğunu destekler nitelikte sonuç çıktı. Yanan orman alanlarının ağaçlandırılmasında bölgenin ekosistemini dikkate alıyoruz. Karadeniz'deki ağaç türüyle Akdeniz'deki ağaç türü, Ege'deki ile İç Anadolu'daki ağaç türü ya da güneydeki ağaç türü birbirinden farklı. Biz de bölgenin ekosistemine göre ağaç dikimi yapıyoruz. Tüm bu ağaçlandırma çalışmaları bilimsel veriler ışığında yapılıyor. Milyonlarca yıllık bir ekosistemi değiştiremezsiniz. Bu Almanya'da bir dönem yapılmış. Ama daha sonra bir çok biyolojik problemle karşılaşmışlar ve vazgeçmişler. Sadece ağaç olarak bakmayın. Orada bir ekosistem var onunla birlikte milyonlarca yılda gelmiş. Yangınların büyük bir çoğunluğu orman dışı alandan başlıyor. Dolayısıyla ağacın bir suçu yok. Kızıl Çam ağaçlarının kozalakları, yangın esnasında kendilerini kapatırlar, tohumlarını saklarlar. Yangından sonra uygun ortam olduğunda açıyor ve tohumlarını toprağa döküyor. Biz insanlar olarak o sistematiği değiştirmeye çalışıyoruz. Bu mümkün değil.
Karbon Yutak Ormanları
Esasen tüm ormanlar karbon tutuyor. Ancak bizim oluşturacağımız karbon yutak ormanlarında ağaç türü itibariyle oraya dikilen fidanların ibreli ya da yapraklı olması ya da o ormana yapılacak bakım müdahaleleriyle karbon tutma kapasitesini daha artıran orman alanlarından bahsediyoruz. Bu alanlar oluşturulurken karbon emisyonuna sebep olacak, atmosfere ayrıca karbon salınmasına sebep olacak, ağaçlandırma çalışmalarından da uzak durulması gerekiyor. Bir taraftan salınan karbon miktarını azaltırken bir taraftan da yeni karbon yutak alanları oluşturarak emisyonu sıfırlamaya, 2053 net emisyon hedefine ulaşmak için çalışmaya devam edeceğiz.
İHA'ların Orman Yangınlarında Kullanılması
Savunma sanayimizle beraber bir çalışmamız var. İnsansız hava araçlarının orman yangınlarında kullanılması konusu. Hali hazırda tespit için kullanıyoruz, ama bu kastettiğim direk müdahale amaçlı. Bu dünyada henüz yok. Bazı Çin menşeili birtakım uygulamaları görüyoruz ama orman yangınları zor coğrafyalarda çıkıyor. O uygulamalar ise daha düz ve kolay ulaşılabilir yerlerde. Biz gerçekten hava araçlarımız kadar etkili, su atabilen araçları insansız bir şekilde oluşturabilir miyiz? Savunma Sanayimizle bu çalışmamıza başladık. İnşallah benim tahminim onların tecrübesiyle çok uzun zaman almaz ve dünyada bununla ilgili de Türkiye'nin ayrıca bir ekonomik getiri sağlayabileceği de bir şey oluşturmuş oluruz.
Bu arada mevcutta tespit için kullandığımız İHA'lar ile ilgili gerçekten BAYKAR'a teşekkür ederim. Bayraktar TB2'lerle bu teknolojiyi biz de kullanıyoruz. İşin teknik boyutunda hala bize destek oluyorlar. İstediğimiz herhangi bir zor durumda kaldığımızda yanımızda oluyorlar ve kendilerinin geliştirdiği herhangi bir hususu bizlere de adapte ediyorlar.
"Hobi Bahçeleri Bir İmar Problemi"
Hobi bahçeleri konusu hassas bir konu. Bu aslında bir imar problemi. Tarım alanında izinli yapılarla ilgili kimsenin bir itirazı yok. Ancak dediğim gibi bu imar konusu, benim konum değil. Biz tarım arazilerinin herhangi bir şekilde bir kaçak yapıyla bozulmasını engellemek için Meclisimizden bir yasa düzenlemesi geçirdik. Bu yasa değişikliği sonrası bir kesilme söz konusu oldu. Şimdi burada da imar yasasına takılanlar diye bir grup oluştu. Ve gündemde de tutan onlar. Bu ülkede herkes kural neyse ona uymak zorunda. Dolayısıyla uymayanlarla ilgili ne olacaksa o olacak.
Hal Yasası
Hal yasasına ilişkin çalışmalarda bakanlık olarak biz de vardık. Gıda komitesinde zaten bunların hepsi konuşuldu. Üretici birliklerinin ve kooperatiflerinin hallerde, pazarlarda daha fazla yer alması, hatta üretici birliklerinin hallerin dışında ürün satış noktaları oluşturabilmesi gibi konular. Şu anda AK Parti grubunda en son çalışmalarını tamamladılar. Sanıyorum komisyona gelecek. Daha farklı konular da var. Örneğin büyük satış noktalarının belli bir miktara kadar direkt üreticiden alabilmesini sağlayan bir sistem. Aradaki aracıları kaldıracak, daha hızlı, sözleşmeli üretimi teşvik edecek uygulamalar onun içerisinde yer almış olacak. Hep birlikte son halini görmüş olacağız. Ürünü tarladan son tüketici noktasına ne kadar hızlı getirebilirsiniz o aradaki maliyetleri azaltmış olacaksınız. Şu anda maliyetlerin büyük bir bölümü zaten taşımadan geliyor. Petrol fiyatlarındaki artış da buna bir etken.
"Gıda Güvenililirliği Kırmızı Çizgimiz"
Gıda güvenilirliği bizim her zaman kırmızı çizgimiz olmuştur. Bu konuda asla taviz yok. Hepimizin çocuğu var. Hiç kimsenin size sunmuş olduğu ürünün belirttiğinden farklı bir şekilde satması makul karşılanamaz. Böyle bir şeye hiç kimsenin hakkı yok. Şu yanlış anlaşılıyor; Niye ifşa ediyorsunuz? Gereğini yapsanıza. Biz gereğini yapıyoruz. Sonra ifşa ediyoruz. Cezasını kesiyoruz. Ürününü çektiriyoruz. Suçu hangi cezaya denk gelirse. Ondan sonra da anlık bir şekilde bunları ifşa ediyoruz. En büyük ceza da o aslında. Başladığımız gündeki gibi kararlıyız. Kimin ne olduğu benim hiçbir şekilde umurumda bile değil. Ben şunu kabul ediyorum. Bir marka oluşturmak kolay değildir. Piyasada tutunmak kolay değildir. Emek, sermaye harcıyorsun ama bunun sonucunda yaptığın taklit, tağşiş tüketicinin problemi hiç değil. Herkes üretmiş olduğu ürünü, vaat etmiş olduğu şekilde üretip insanlara sunmak zorunda. Bunun tartışılacak bir tarafı yok.
"İklim Değişikliğinin Zararlılara Etkisi Büyük"
İklim değişikliğinin başka bir etkisi de zararlıları, çok enteresan zararlıları ortaya çıkarmaya başladı. Mesela Karadeniz Bölgesi'nde kestane ağaçlarında iki sene öncesiydi gal arısı diye bir zararlı geldi. Kestane ağaçlarının hepsini mahvetti. Ama onun bir karşıt böceği ormanlara da zarar vermeyen, arkadaşlar da çalışmasını yaptılar. Gittiğimizde o bölgelere sonucun alındığını ve herkesin memnun olduğunu görüyoruz. Sadece zirai ilacı atarak değil, aynı zamanda tabiatın kendi içerisindeki mücadele metodolojisini de bizim uygulayabiliyor olmamız lazım.
Meyvedeki Arz Fazlası ve İhracatının Önündeki Engeller
Üretim planlamasıyla 2023'ten itibaren dünyadaki bütün konjonktürel zorluklara karşı, fırtınaya karşı, tarım gibi gıda arz güvenliği açısından son derece önemli bir başlıkta yapısal bir dönüşümü başlattık. Bu düzenlemeyle 2023 yılında % 6 eğimin altındaki yerlerde uzun yıllıklı bitkilerin yani meyve ağaçlarının dikilmesini yasakladık. Bunun yanında önce stratejik ürünlerden başlayarak üretim planlamasını devreye aldık. Bütün ürünlere yaymak için gayret ediyoruz. Bu hemen olacak bir şey değil, biliyoruz. Ama yapısal değişimin son derece önemli olduğunu söylemek istiyorum.
Diğer yandan meyve ihracatı konusunda, Karadeniz'de seyri sefer problemi maalesef şu anda bizim de en büyük sorunlarımızdan biri. İhracatçılar ürünlerin ihraç edilememesi, seyri sefer güvenliğinin olmaması sebebiyle bir zorluk yaşıyorlar. Ticaret Bakanlığımızla birlikte nasıl işlerini kolaylaştırabiliriz diye bir çalışmamız var. İnşallah o da devreye girerek problemi hafifletmiş olacağız. Bu yıl çok şükür bütün ürünlerde hakikaten çok iyi hasat verileri elde etmiş olduk. Ancak ürününüzü satamadığınızda bunun bir sürü geriye doğru komplikasyonu oluyor. Ben de bunun için bütün ülkelerle birebir görüşmeler yapıyorum. Rusya'ya gittik mesela. Karadeniz kapanınca tırlarla Rusya'ya ürün gönderilmeye başlandı. Ama onlar da biz gittiğimizde gümrükte birtakım problemlerden dolayı bizim ürünlerin geçişini kapatmışlardı. Ama görüştük, anlaştık, el sıkıştık. Daha biz ayrılmadan gümrüğü açtılar. Sonra onlarla bir konuda daha anlaşmıştık. Bizim her iki tırımızdan bir tanesini analize alıyorlardı. Bu da birikmelere sebep oluyordu. Ürünlerde problemlere sebep oluyordu. Onda da belli grup ürünlerin %20, belli grup ürünlerde %10'a kadar indirdik analiz sıklığını. Her ülke için tek tek çalışıyoruz. Bu anlamda çok yoğun bir tarım diplomasisi süreci yürütüyoruz.
"Bu Yıl Ortalamanın Yüzde 30, Geçen Yılın Yüzde 76 Üzerinde Yağış Aldık"
Geçtiğimiz su yılında son 66 yılın en çok yağışını aldık. 2025'de kuraklıktan kırılıyorduk. İklim değişikliğinin en önemli etkisi bu. Daha da devam edecek. Bizim yapacağımız husus; taşkınları nasıl engelleyebileceğiz, kuraklıkla ilgili kuraklığa uyumlu tohumlar gıda arz güvenliği için üreteceğiz. 2025'in 1 Ekim'den 30 Eylül 2026'ya kadar Türkiye genelindeki ortalama yağış 741.6 mm oldu. Bu miktar uzun yıllar ortalaması 573.4. Onun % 30 üzerinde. Geçen yıla göre ise %76 arttı. Tersinden bakarsak geçen yıl %76 daha az yağış olmuş. Sel ile alakalı Taşkın Önleme Sistemimiz var. 72 saat öncesinde su debilerini ölçerek oraya gelmeden uyarılar yapılıyor. Hakikaten iklim değişikliği bundan sonra karşımıza bilinen ya da bilinmeyen, öngörülen ya da öngörülmeyen birçok şeyi çıkarmış olacak.