Yayın Tarihi:
20 Şubat 2026 11:56Yayın Tarihi:
20 Şubat 2026 11:56
Küresel ekosistemin yeni döneminde kaynakları yönetmek hem doğaya olan borcumuzun bir gereği hem de uluslararası pazarlarda saygın bir yer edinmenin anahtarı. Bu stratejik sorumluluk, günümüzde üretimin başarı kriterlerini kökten değiştiriyor. Artık her ürünün çevreye olan etkisi ve enerji yoğunluğu, kurumsal performansın en temel göstergelerinden biri kabul ediliyor. Bu da sanayi kuruluşlarımızın üretim kapasitelerini artırırken kaynak verimliliği üzerinden şekillenen yeni bir rekabetçilik anlayışını beraberinde getiriyor.
2025: YÜKSELEN ENERJİ MİLLİYETÇİLİĞİ VE DÖNÜŞÜM EŞİĞİ
Özellikle tırmanan jeopolitik gerilimler neticesinde oluşan enerji arzı, güvenliği ve maliyetine yönelik kaygılar, ülkelerin enerji politikalarının merkezine 'enerji milliyetçiliği' kavramını ve dışa bağımlılıktan kurtulma arzusunu yerleştirdi. Ülkemizde de bu konuda önemli adımlar atıldı. 2025 yılında yürürlüğe giren İklim Kanunu; yakın dönemde kurulmasını beklediğimiz Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) ve karbon piyasası altyapısının inşası adına en somut dayanağımız oldu. Şirketlerimizin Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS) uyarınca sunduğu ilk entegre raporlar ise verimliliği teknik bir detaydan çıkarıp yatırımcılar nezdinde bir şeffaflık kriterine dönüştürdü. Ancak bu olumlu gelişmelere rağmen ekonomik sıkılaşma ve yüksek finansman maliyetleri, birçok işletmenin projelerini ertelemesine yol açtı.
2026: ERTELENEN YATIRIMLARIN RAFTAN İNME YILI
2026 yılı, sürdürülebilirliği bir maliyet kalemi olarak görenler ile onu bir büyüme kaldıracı olarak kullananlar arasındaki ayrımın netleşeceği bir milat niteliği taşıyor. Çünkü 2025 yılında yaşadığımız zorlu sürece rağmen 2026 yılına dair beklentilerimiz oldukça olumlu. Özellikle enflasyonun düşmesi, kredi faizlerinin makul seviyelere geleceğine yönelik beklentiler ve 2024-2030 Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı (UEVEP) kapsamında sadece enerji verimliliği ile 100 milyon ton emisyon azaltımı hedefi, ertelenen yeşil dönüşüm yatırımlarının yeniden devreye alınma ihtimalini güçlendiriyor. Bu yılın en önemli gündemlerinden biri de hiç kuşkusuz COP31'in ülkemizde düzenlenecek olması. Bu zirve, Türkiye'nin yeşil dönüşümde sadece bir pazar değil, bir çözüm merkezi olduğunu da gösterecek.
STRATEJİK BİR DÖNÜŞÜM İÇİN 6 ADIMLIK KAPSAMLI YOL HARİTASI
İşletmelerin enerji maliyetlerini düşürürken emisyonlarını azaltmaları hem AB pazarında rekabet güçlerini korumaları hem de uzun vadeli sürdürülebilirlik için kritik. Bu doğrultuda EYODER olarak önerdiğimiz yol haritası, şirketlerin sürece etkili ve planlı bir şekilde uyum sağlamasına yardımcı olacak adımları içeriyor:
1. Durum Tespiti (Detaylı Enerji Etüdü): Dönüşüm süreci, işletmenin enerji profilinin adeta bir röntgeninin çekilmesiyle başlıyor. Enerji Hizmet Şirketleri (ESCO) tarafından yapılan bu çalışmada, tüm üretim hatları haritalandırılıyor, enerji girdi-çıktıları analiz ediliyor ve referans emisyon düzeyi belirleniyor. Bu adım, kayıpların nerede olduğunu somut verilerle ortaya koyarak yol haritasının temelini oluşturuyor.
2. Hızlı Kazanım (Tasarruf Eylemleri): Büyük bütçeler gerektirmeyen, tamamen operasyonel iyileştirmeleri ve bakım faaliyetlerini kapsayan aşamadır. İzolasyon eksikliklerinin giderilmesi, buhar ve hava kaçaklarının önlenmesi, makinelerin çalışma ayarlarının optimize edilmesi gibi dokunuşlarla yüzde 10'a varan tasarruf ve emisyon azaltımı hızla sağlanabiliyor.
3. Küçük Yatırımlar, Büyük Etkiler (Mikro Enerji Verimliliği): Düşük bütçeli ancak etkisi yüksek olan, hızlıca devreye alınabilen teknolojilerin kullanıldığı adımdır. Aydınlatma sistemlerinin LED dönüşümü, pompa revizyonları, atık ısı geri kazanımı ve kondenstopların (buhar tahliye elemanları) yenilenmesi ile verimlilik yüzde 15 artırılabiliyor.
4. Büyük Dönüşüm (Makro Enerji Verimliliği): Derin renovasyon olarak da adlandırdığımız bu aşamada, tesisin ana altyapısı kökten modernize ediliyor. Kazan dairesinin yenilenmesi veya merkezi soğutma sistemlerinin yüksek verimli modellerle değiştirilmesi gibi projeler, emisyonları yüzde 30'a varan oranlarda azaltıyor. Bu yatırımlar 2-3 yıl gibi kısa sürelerde kendilerini amorti ederek işletmeye nefes aldırıyor.
5. Fosil Yakıttan Çıkış (Enerji Dönüşümü): Enerji talebi optimize edildikten sonra doğal gaz gibi fosil yakıtlara olan bağımlılığı sonlandırmak gerekiyor. Bunun en etkili çözümü olan yüksek verimli ısı pompası sistemleri; karbon ayak izini kalıcı olarak düşürmeyi ve enerji dönüşümünü tamamlamayı mümkün kılıyor.
6. Son Aşama (Yenilenebilir Enerji): Sanayide yapılan yaygın hatanın aksine, yenilenebilir enerji yatırımı yol haritasının başında değil, sonunda yer almalıdır. Önce fabrikanın enerji talebi verimlilikle en alt seviyeye indirilmeli, ardından kalan minimize edilmiş ihtiyaç güneş veya rüzgar gibi temiz kaynaklardan karşılanmalıdır. Bu sıralama, gereksiz büyük kapasiteli ve aşırı maliyetli santral yatırımlarının da önüne geçer.
FİNANSMANDA YENİ NESİL ÇÖZÜMLER: EPS VE VAP DESTEKLERİ
Finansman maliyetleri bir engel gibi görünse de aslında ülkemizde çok güçlü mekanizmalar bulunuyor. Enerji Performans Sözleşmeleri (EPS), yatırımı bir ESCO'nun üstlendiği ve yatırımın sağlanan tasarrufla geri ödendiği bir model. Bu sayede işletmeler, sermayelerine bir kuruş dahi dokunmadan tesislerini modernize edebiliyor ve tüm teknik riski uzman kuruluşlara devrediyor. Ayrıca bu yıl itibarıyla üst limiti 27 milyonu aşan Verimlilik Artırıcı Proje (VAP) destekleri ve yatırım bedelinin 90.3 milyon liraya kadar olan kısmına sağlanan yüzde 30'luk destek, nakit akışını korumak isteyen şirketler için ciddi avantaj sağlıyor.
GELECEĞİ VERİMLİLİKLE KURGULAMAK
Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre, 2030'a kadar gerekli karbon azaltımının üçte birinden fazlası sadece enerji verimliliği ile sağlanabilir. Bu gerçek, verimliliğin sadece bir çevresel sorumluluk değil, aynı zamanda devasa bir ekonomik fırsat olduğunu kanıtlıyor. Enerji verimliliğinin stratejik bir zorunluluk olduğunu kabul edip bugün harekete geçenler, yarının dünyasının asıl kazananları olacak.
(EYODER Yönetim Kurulu Başkanı Onur Ünlü)