
İklim değişikliği, sosyal adaletsizlik, doğal kaynakların tükenmesi ve teknolojinin dönüştürücü gücü... Belirsizliklerle şekillenen bugünün dünyasında bu krizlerin hiçbiri tek başına ele alınamıyor. Geleneksel ekonomik modellerin yetersiz kaldığı bu tabloda, toplumsal faydayı önceleyen sosyal girişimcilik yeni bir çözüm yolu olarak öne çıkıyor. Kale Grubu Kurumsal İletişim ve Etki Yatırımları Bölüm Başkanı, Kaleseramik Eğitim, Sağlık ve Sosyal Yardım Vakfı (KSV) Genel Müdürü Rana Birden, sosyal girişimciliğin kârın ötesinde toplumsal ve çevresel sorunlara yenilikçi çözümler üreten bir ekonomik model sunduğunu vurguluyor. Birden'e göre, sosyal girişimcileri diğer girişimlerden ayıran temel fark; semptomlara değil, sorunların kök nedenlerine yönelerek sistemsel dönüşüm yaratma hedefleri.
*Sosyal girişimcilik kavramını son yıllarda çok daha fazla duymaya başladık. Türkiye'de ve dünyada sosyal girişimcilik ne durumda? Sosyal girişimler ile diğer girişimleri ayıran temel noktalar nelerdir?
Belirsizliklerle dolu bugünün dünyasında pek çok küresel sorunu aynı anda yaşadığımız çoklu krizlerle karşı karşıyayız. İklim değişikliği ve buna bağlı gelişen sıcaklık artışı, yangınlar, diğer afetler, doğal kaynakların tükenmesi gibi durumlar bir yanda, sosyal adaletsizlik diğer yanda... Yine bir tarafta yapay zeka ve sosyal medya her geçen gün hayatımız üzerindeki etkisini artırırken, diğer tarafta 'insan odaklı' olmanın giderek daha yükselen bir değer olduğuna şahit oluyoruz. İşte sosyal ekonomi ve sosyal girişimciler böylesine kapsamlı sorunlar karşısında yetersiz kalan mevcut ekonomik sisteme alternatif olarak yeni bir ekonomik modeli ortaya koyuyor. Burada en temel iki unsur; sosyal fayda odaklı olmaları ve yenilikçi yaklaşımlar geliştirmeleri. Diğer girişim modellerinin aksine kâr elde etmek birincil amaç değil; asıl hedef toplumsal veya çevresel sorunlara çözüm üretmek. Bu çözümler, fırsat yaratmak, adaleti sağlamak ya da yaşam kalitesini artırmak gibi hak temelli bir vizyondan besleniyor. Sosyal girişimcileri, işin hem vicdan hem akıl tarafını bir arada yürüten yapılar olarak görmek mümkün. Sosyal girişimler, mevcut hizmetleri tekrar etmek yerine farklı, yaratıcı ve dönüştürücü çözümler sunuyor. Sorunları semptom değil, kök neden düzeyinde ele alarak yapısal, sistemsel ve davranışsal faktörleri değiştirmeyi hedefliyor.
*Gençlerin sosyal girişimcilik konusuna olan ilgisi her geçen gün artıyor. Bu ilginin sürdürülebilir bir dönüşüme evrilmesi için eğitim sistemine nasıl bir yaklaşım entegre edilmeli?
Bizlerin yeni krizler olarak adlandırdığımız dünya, genç kuşakların başka bir türlüsünü bilmedikleri bir gerçeklik. Onlar bizlerden farklı olarak eşanlı yaşanan çevresel, sosyal ve ekonomik krizlerin içine doğdular. Dolayısıyla bu krizlerin olmadığı bir dünyayı deneyimlemediler. Bu noktada gençlere bu krizlerin olmadığı, daha iyi bir dünyanın hayalini kurdurabilmek bence en önemlisi.
Burada en önemli aracımız sanat. Sanatın en büyük gücü olmayanı hayal ettirme. Dolayısıyla gençlere yeni anlam ufukları yaratabilir. İkinci güçlü yönü de bu çoklu krizlerin çoğu zaman bizde kaçma eğilimi yaratan (can sıkıcı bir haber görünce kanal değiştirmek gibi) boğuculuğunu -sorunları biraz da estetize ederek- azaltması; dolayısıyla sorunlar üzerine odaklanabilecek alan yaratması. Biz bu konuda gençlere Kale Tasarım Sanat Merkezi'mizde yürüttüğümüz sürdürülebilir sanat faaliyetlerimiz ile katkı veriyoruz. Hayal kurdurmak elbette işin tek bir boyutu. Ayrıca gençleri bu kurdukları hayallere ulaştıracak yetkinliklerle donatmamız da lazım. Burada yaratıcılık, takım çalışması, eleştirel düşünme gibi 21. yüzyıl yetkinlikleri zaten olmazsa olmaz. Buna ek olarak sorunların çözümünde önemli bir araç olarak sosyal girişimcilik yetkinliklerinin kazanılması da sosyal ekonomi ve ortak geleceğimiz için önemli.Kale Grubu olarak bu amaçla lise düzeyindeki gençlere sosyal girişimcilik eğitimleri verdik ve memnun edici sonuçlar elde ettik. Şu anda bu eğitimleri tekrar yapılandırma aşamasındayız. Esasen, genel olarak sosyal girişimcilik kapasite geliştirme programlarında gençlere sadece bilgi vermekle kalmayıp, onları toplumsal sorunlara duyarlı, çözüm odaklı bireyler olarak yetiştirmeyi ve sosyal girişimcilik ekosistemine aktif katılımlarını desteklemeyi gerekir. Mentorluk, uygulamalı projeler ve ağ oluşturma imkanlarıyla desteklenen bu yaklaşım, gençlerin bireysel ve toplumsal dönüşümde etkin rol almalarını sağlama potansiyeline sahip. Özellikle kendilerinden önceki kuşakların birikimlerini kendi bakış açıları ile harmanlayabilmeleri açısından mentorluk önemli. Mentorluk (ve tersine mentorluk), kuşaklararası diyaloğun gelişmesi açısından da kıymetli. Bunlara ek olarak gençlerin bu alana teşvik edilmesi de önemli. 2026'da 10. yılı olan İbrahim Bodur Sosyal Girişimcilik Programı Ödüllerimizde gençlik kategorisi altında gençlerimizi bu alanda üretmeye teşvik ediyoruz. Ayrıca ödül programımızı geçtiğimiz sene pilot olarak liselere de açtık. Buradan gelen başvurulardan birini jürimiz özel olarak ödüllendirmek istedi ve kendi inisiyatifiyle daha önce hiç verilmemiş olan Jüri Özel Ödülü'nü bir lise öğrencisi sosyal girişimciye verdi. Bu da bize lise düzeyinde gençlerin de ne kadar hevesli ve üretken olduklarını göstererek geleceğe dair umut verdi. Özetle, hayal kuran, kurduğu hayallerin peşinden gidecek yetkinliklerle donanmış gençler hepimizin geleceği için hayati önemde.

*Kale Grubu'nun etki yatırımları yaklaşımında sosyal girişimcilik nasıl konumlanıyor?
Kale Grubu için sosyal girişimcilik, geleceğe yapılan anlamlı bir yatırımdır. Kârın ötesinde sürdürülebilir ve topluma dokunan çözümleri destekleyerek insana, çevreye ve ekonomiye değer katmayı amaçlıyoruz. Vakfımız liderliğinde 2017'den beri yürüttüğümüz İbrahim Bodur Sosyal Girişimcilik Programı'na (İBSG) dahil olan 100'den fazla girişimden oluşan güçlü bir topluluğumuz var. İBSG, sosyal girişimcileri desteklemenin ötesinde, onları bir araya getirerek bilgi paylaşımı ve kolektif etkiyi sağlıyor. Program; mentorluk, ağ kurma ve görünürlük gibi çok boyutlu destekler sunarken gençleri, yerel aktörleri, kamuyu ve özel sektörü bir araya getiren sistem kurucu bir yapıya dönüşüyor. Bu anlamda da grubumuzun teknoloji iş alanlarındaki ağırlığını artırmak için global ve yerli girişimlere yatırım yapacak CVC-Kurumsal Girişim Sermayesi yapısıyla oluşturmakta olduğumuz fonun 'Etki Yatırımı' boyutu da güçlü. Bu sayede sosyal girişimcilik ekosistemimizle doğrudan bir bağ kurabiliyoruz. İki yapı birbirini tamamlıyor ve buradan gerçek bir sinerji doğuyor.
*Özel sektör ve sosyal girişimler arasında kurulacak iş birliklerinin yaratabileceği potansiyel sizce ne ölçüde güçlü?
Özel sektör kuruluşları ile sosyal girişimler arasında çok güçlü bir iş birliği potansiyeli bulunuyor. Sanayi şirketleri finansman, deneyim, hukuki yönlendirme sunarken; sosyal girişimler yenilikçi ve toplumsal fayda odaklı çözümler getiriyor. Ortak projeler, mentorluk programları, etki yatırımları ve ağ etkinlikleri gibi yöntemlerle bu iş birliğini kolaylaştırmak mümkün. Böylece her iki taraf da sürdürülebilir ve anlamlı değerler yaratabilir.
(Mert Fırat'ın sunumuyla 9'uncu İbrahim Bodur Sosyal Girişimcilik Programı Ödül Töreni)*Etki yatırımcılığı artık yalnızca finans sektörüyle sınırlı değil; toplumsal fayda üreten tüm aktörlerin radarında. Bir yatırımın 'etkili' sayılabilmesi için hangi ölçütlerin karşılanması gerekir?
Bir yatırımın 'etkili' sayılabilmesi için öncelikle sosyal ve çevresel hedeflerle uyumlu sonuçlar üretmesi şart. Ayrıca bu sonuçların ölçülebilir, şeffaf ve sürdürülebilir olması da önemli. Yatırımın hedef kitle üzerinde somut bir iyileştirme sağlaması, kaynakların verimli kullanılması ve uzun vadeli etki yaratması temel ölçütler arasında. Paydaşlarla açık iletişim ve hesap verebilirlik mekanizmalarının varlığı da etki yatırımının değerlendirilmesinde kritik rol oynuyor.
*Türkiye'deki sosyal girişimcilik ekosisteminin gelişimi açısından hangi desteklere ihtiyaç var?
Türkiye'de sosyal girişimcilik ekosistemi hâlâ çok yeni ve geliştirilmesi gereken birçok alanı var. En kritik sorun ise finansal sürdürülebilirlik. Girişimlerin büyük kısmı proje bazlı hibelerle ayakta duruyor; ancak yatırımcıların kısa vadeli getiri beklentileri sosyal etki odaklı hedeflerle çelişiyor. Finansal sürdürülebilirlik için yeni araçların devreye alınması gerekiyor. Sosyal yatırım fonları, etki yatırımı modelleri veya karma finans gibi mekanizmalar sayesinde hem yatırımcıların beklentileri hem de sosyal girişimlerin uzun vadeli hedefleri dengelenebilir. Bunun yanı sıra yatırımcıların sosyal etki ölçümü konusunda kapasite kazanması, güven inşa etmek açısından kritik. Ortak etki ölçüm standartlarının geliştirilmesi de ekosistemin olgunlaşması açısından belirleyici. Sosyal girişimlerin raporladığı verilerin güvenilirliği ve yatırımcıların risk algısı ancak ortak metodolojilerin benimsenmesiyle güçlenebilir. Böyle bir çerçeve hem finansörlerin belirsizliklerini azaltır hem de girişimlerin ölçeklenebilirliğini artırır.
Kamu tarafında ise yerel ölçekte iş birlikleri artsa da ulusal düzeyde yasal çerçeve ve kurumsal teşvik mekanizmalarının olmaması girişimlerin politika yapıcılarla stratejik iş birlikleri geliştirmesini zorlaştırıyor. Sosyal girişimcilerin yasal düzenlemeye kavuşması, hem yasal zeminde görünür olmalarını hem de stratejik ortaklıklar kurabilmelerini kolaylaştıracaktır. Proje bazlı desteklerin ötesine geçip uzun vadeli teşvik ve politika eşleştirmeleri yapılması ekosistemi daha dayanıklı bir yapıya kavuşturur. Sosyal girişimcilik üzerine akademik araştırmalar geçmişe göre artmış olsa da bilgi üretimi ile uygulama arasındaki köprü henüz tam kurulabilmiş değil. Üniversitelerde dersler, araştırma merkezleri, öğrenci kulüpleri çoğalıyor fakat üretilen bilginin girişim modellerine veya kamu politikalarına yansıması sınırlı.

*Sosyal girişimciliğin geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Güncel tabloya bakıcak olursak, yapısal sorunların giderilmesi halinde önü çok açık bir ekosisteme işaret ediyor. Bunun için öncelikle ortak dil ve vizyon geliştirmek gerekiyor. Özel sektör, sivil toplum kuruluşları, girişimciler, yatırımcılar ve kamu kurumları arasında kalıcı bir iletişim ve diyalog platformu kurulmalı. Böylece sosyal girişimcilik, finansal başarı ile toplumsal etkiyi bir arada gören, daha kapsayıcı ve sürdürülebilir bir ekonomik yapının temel taşlarından biri haline gelecektir. Yol uzun ve zorluklarla dolu olsa da toplumsal ve çevresel sorunların giderek daha görünür olması, sürdürülebilirlik ve etik değerlerin iş dünyasında öncelik kazanması, sosyal girişimciliği hem yatırımcılar hem de tüketiciler için vazgeçilmez kılacak.