Yayın Tarihi:
30 Eylül 2026 13:45Güncelleme Tarihi:
30 Eylül 2026 13:45Güncelleme Tarihi:
30 Eylül 2026 13:45Yayın Tarihi:
30 Eylül 2026 13:45
Gayrimenkul sektörü artık dairesel metrekarelerin ötesine geçerek tamamen yaşam deneyimine ve sunulan standartlara odaklanan radikal bir dönüşümden geçiyor. Tüketicilerin sadece bir mülk değil; belirli bir yaşam kültürü, konfor ve prestij aradığı bu yeni dönemde markalı konut projeleri öne çıkıyor. Uluslararası pazar tecrübesini Türkiye'deki dev yatırımlarla harmanlayan RAMS Türkiye; ETRO gibi küresel lüks devleriyle kurduğu stratejik ortaklıklar ve kentsel dönüşüm hamleleriyle sektöre yön veriyor. RAMS Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Devran Bülbül ile gayrimenkulün değişen rolünü, markalı projelerin oluşturduğu katma değeri ve grubun yeni dönem yatırım rotasını konuştuk.
*RAMS Türkiye'nin bugün geldiği noktayı bize biraz anlatabilir misiniz?
RAMS olarak 38 yılı aşkın köklü geçmişimizle dünyanın farklı ülkelerinde ve şehirlerinde faaliyet gösteren uluslararası bir yatırım grubuyuz. İnşaatın yanı sıra sağlık, turizm, madencilik, mobilya, gıda ve moda gibi farklı sektörlerde faaliyet gösteriyoruz. Bugüne kadar 100'den fazla projeye imza attık ve 6 milyon metrekarenin üzerinde inşaat hacmine ulaştık. Türkiye ise uzun vadeli büyüme stratejimizde en önemli pazarlardan biri. Bugün geldiğimiz noktada, Türkiye pazarı için belirlediğimiz hedeflere önemli ölçüde ulaştığımızı söyleyebilirim. Geliştirdiğimiz projelerin gördüğü ilgi, teslim disiplinimiz ve yatırımcıların markamıza duyduğu güven, doğru bir stratejiyle ilerlediğimizi gösteriyor. Türkiye, son yıllarda en güçlü büyüme alanlarımızdan biri haline geldi. Özellikle İstanbul'da kentsel dönüşüm odaklı büyük ölçekli projelere yoğunlaşıyoruz. RAMS Park House Maslak bu yaklaşımımızın en önemli örneklerinden biri. Yaklaşık 409 bin metrekare inşaat alanına sahip proje, özel sektör tarafından geliştirilen en büyük kentsel dönüşüm projeleri arasında yer alıyor. Öte yandan büyümemizi uluslararası stratejik iş birlikleriyle de destekliyoruz. Kısa süre önce İtalyan lüks moda markası ETRO ile hayata geçirdiğimiz ortaklık da bu yaklaşımımızın en önemli yansıması. Önümüzdeki dönemde de Türkiye'ye olan güvenimizi koruyarak, doğru lokasyonlarda geliştireceğimiz yeni projeler ve uluslararası marka iş birlikleriyle büyümeye devam edeceğiz.
*Son yıllarda farklı sektörlerden markaların gayrimenkul projelerinde daha fazla yer aldığını görüyoruz. Bu dönüşümün arkasında tüketici beklentilerindeki nasıl bir değişim var?
Markalar yıllar içinde oluşturdukları tasarım anlayışını, hizmet kültürünü ve marka değerlerini gayrimenkule taşıyor. Böylece ortaya sadece nitelikli yapılar değil, kendi kimliğine ve karakterine sahip yaşam alanları çıkıyor. Aslında dünyada markalı konut projelerine olan ilginin artmasının temel nedeni de bu. RAMS olarak bu yaklaşımın geleceğin gayrimenkul anlayışını şekillendireceğine inanıyoruz. ETRO Residences İstanbul'da moda dünyasının tasarım mirasını yaşam alanlarına taşırken, uluslararası otel markalarıyla geliştirdiğimiz projelerle de dünya standartlarındaki hizmet anlayışını konut deneyiminin bir parçası haline getiriyoruz. Önümüzdeki dönemde markalı konut projelerinin daha da çeşitleneceğini düşünüyorum. Özellikle tasarım, wellness, teknoloji ve sürdürülebilirlik alanlarında uzmanlaşmış markaların gayrimenkul sektöründe daha fazla yer alacağını göreceğiz.

*Uluslararası markalarla geliştirilen konut projeleri, yatırım değeri ve proje performansı açısından nasıl bir fark yaratıyor?
Güçlü bir marka iş birliği projeye öncelikle farklılaşma ve uluslararası görünürlük kazandırıyor. Özellikle üst segmentte alıcılar artık konutun fiziksel özelliklerinin yanında, projenin arkasındaki vizyona, hizmet standardına ve uzun vadede yaratacağı değere de bakıyor. Küresel ölçekte tanınan markalar bu anlamda projelerin uluslararası çekiciliğini önemli ölçüde artırıyor. Bunun satış performansına ve fiyatlamaya doğrudan yansıdığını görüyoruz. Uluslararası araştırmalar, markalı konut projelerinin benzer segmentteki markasız projelere kıyasla dünya genelinde ortalama yüzde 33 fiyat primi yaratabildiğini ortaya koyuyor. Ancak asıl değer, markanın adını projeye taşımaktan değil, marka birikimini yaşam deneyiminin bir parçası haline getirebilmekten geliyor.
*Bir markayla iş birliği yapmaya karar verirken hangi kriterler öne çıkıyor? Başarılı bir markalı konut projesinin temelinde sizce hangi unsurlar yer alıyor?
Marka seçiminde tek bir kriter üzerinden hareket etmiyoruz. Marka bilinirliği önemli olsa da bizim için asıl belirleyici olan, markanın değerlerinin, vizyonunun ve hedef kitlesinin proje ile ne kadar uyumlu olduğu. Başarılı bir iş birliği ancak iki tarafın da aynı yaşam anlayışını ve kalite yaklaşımını paylaşmasıyla mümkün oluyor. Bu nedenle marka seçimini bir pazarlama kararı olarak değil, stratejik bir ortaklık olarak değerlendiriyoruz. İtalyan lüks moda markası ETRO ile geliştirdiğimiz stratejik ortaklık, bu yaklaşımın en güçlü örneklerinden biri. ETRO'nun tasarım, kültür ve yaşam tarzını bir araya getiren köklü mirası ile projenin vizyonu arasında doğal bir uyum bulunuyor. Bu ortaklığı bir marka lisanslamasının ötesinde, ortak bir vizyon ve değer birlikteliği olarak görüyoruz. Dolayısıyla bizim açımızdan marka bilinirliği, tasarım dili ve hedef kitle birbirinden bağımsız başlıklar değil. Başarılı bir markalı konut projesi, bu unsurların aynı stratejik çerçevede buluşabildiği noktada ortaya çıkıyor.
*Bugünün üst segment konut alıcısı sizce yalnızca bir gayrimenkul mü satın alıyor, yoksa belirli bir yaşam deneyimi ve yaşam standardını mı tercih ediyor?
Bence bugün bu ikisini birbirinden ayırmak çok mümkün değil. İnsanlar elbette bir gayrimenkul satın alıyor ancak karar verirken dairenin kendisinden çok daha fazlasını değerlendiriyor. Günlük yaşamlarını kolaylaştıracak, zaman kazandıracak ve yaşam kalitelerini artıracak bir çevre arıyorlar. Öte yandan biz RAMS Park House Maslak'ı her anı 'iyi ki' dedirten bir yaşam projesi olarak konumlandırıyoruz. RAMS Park House Maslak'ta geliştirdiğimiz All In One konsepti de bu anlayışın bir yansıması. Konut, çalışma, sosyal yaşam, sağlık ve wellness gibi farklı ihtiyaçları aynı ekosistem içerisinde buluşturarak günlük hayatı daha konforlu ve verimli hale getirmeyi hedefliyoruz. Dolayısıyla bugün üst segment projelerde markalı olsun olmasın satın alınan şey yalnızca bir mülk değil; zaman, konfor ve yaşam kalitesidir.
*Türkiye, branded residences pazarında uluslararası rekabet açısından nasıl bir konumda?
Ülkemizin Londra ve Dubai karşısındaki en güçlü avantajının; stratejik konumu, bölgesindeki güvenli liman niteliği, güçlü üretim altyapısı, canlı iç pazarı ve yatırımcı dostu politikaları olduğunu düşünüyorum. Londra küresel finansın, Dubai ise bölgesel ticaretin önemli merkezleri. Ülkemiz ise bunlara ek olarak üretimi, ticareti, ihracatı ve finansı aynı ekosistem içinde buluşturabilen bir yapıya sahip. Avrupa, Orta Doğu, Orta Asya ve Afrika'nın kesişim noktasındaki konumu da şirketlere önemli bir erişim avantajı sağlıyor. Bugün İstanbul'da Maslak, Levent, Şişli, Beşiktaş ve Boğaz hattı markalı konut projelerinin yoğunlaştığı bölgeler olarak öne çıkıyor. Bunun yanında Bodrum da uluslararası yaşam tarzı markalarının ve lüks segment projelerin ilgi gösterdiği önemli destinasyonlardan biri haline geldi. Önümüzdeki dönemde Türkiye'nin, özellikle İstanbul ve Bodrum ekseninde, branded residences pazarında çok daha güçlü bir konuma geleceğini düşünüyorum.
*Önümüzdeki dönemde gayrimenkul sektöründe hangi sektörlerden markalarla daha fazla iş birliği görmeyi bekliyorsunuz?
Evet, bunu çok net görüyoruz. Hatta önümüzdeki dönemde branded residences pazarını moda ve otelcilik markalarıyla sınırlı değerlendirmek eksik olur. Dünyadaki gelişmelere baktığımızda otomotiv, wellness, mücevher, gastronomi ve farklı lüks tüketim markalarının gayrimenkul sektöründe giderek daha görünür hale geldiğini görüyoruz. Özellikle wellness segmentinin çok güçlü bir büyüme potansiyeline sahip olduğunu düşünüyorum. Otomotiv tarafında ise Porsche, Bentley, Aston Martin ve Mercedes-Benz gibi markaların projeleri dikkat çekiyor. Türkiye'nin gelişen lüks konut pazarı düşünüldüğünde önümüzdeki dönemde otelcilik, moda, wellness ve otomotiv markalarının öne çıkacağını düşünüyorum. Ancak bana göre asıl önemli soru hangi markaların gayrimenkule gireceği değil; hangi markaların projelere gerçek anlamda değer katabileceği. Gelecekte başarılı olacak iş birlikleri de bu ayrımı yapabilenler olacak.
*Hem globalde hem de Türkiye'de kısa vadeli hedefleriniz neler? Ne gibi yatırımlar yapmayı planlıyorsunuz, pipe-line'da ne gibi projeler yer alıyor?
Önümüzdeki dönemde hem Türkiye'de hem de faaliyet gösterdiğimiz uluslararası pazarlarda büyümemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Stratejimizin temelinde, bulunduğumuz şehirlerde uzun vadeli değer üreten, sürdürülebilir ve yüksek yaşam kalitesi sunan projeler geliştirmek yer alıyor. Türkiye'de önceliğimiz, devam eden projelerimizi planlanan takvim doğrultusunda ilerletirken yeni yatırımlarımızı da hayata geçirmek. İstanbul'da Davutpaşa ve Hadımköy bölgelerinde yeni konut ve karma yaşam projeleri üzerinde çalışmalarımız sürüyor. Haliç projemizde ise üçüncü etap çalışmalarına başlamış durumdayız. Bunun yanında kentsel dönüşüm potansiyeli yüksek bölgelerde yeni projeler geliştirmeye yönelik hazırlıklarımız devam ediyor. Bodrum Torba ve Ankara'da doğru lokasyonlardaki yeni proje fırsatlarını değerlendirmeyi sürdürüyoruz. Global tarafta ise faaliyet gösterdiğimiz ülkelerde büyümemizi sürdürürken yeni yatırım fırsatlarını da yakından takip ediyoruz. Amacımız yalnızca proje sayımızı artırmak değil; mimari kalite, mühendislik, sürdürülebilirlik ve kullanıcı deneyimiyle uluslararası ölçekte referans gösterilen projeler geliştirmek.