Yayın Tarihi:
04 Haziran 2026 11:20Güncelleme Tarihi:
04 Haziran 2026 11:23Güncelleme Tarihi:
04 Haziran 2026 11:23Yayın Tarihi:
04 Haziran 2026 11:20
Ekonomi dergiciliğinde 27 yılı devirmiş bir kalem olarak, sektördeki her trendin gelip geçici olup olmadığını anlamak için belirli bir sezgiye sahip oluyorsunuz. Yeşil ekonomi ilk çıktığında pek çok kişi bunu bir pazarlama faaliyeti olarak gördü. Sürdürülebilirlik konuşulmaya başlandığında ise 'kurumsal bir zorunluluk' olarak algılandı. Ancak bugün konuştuğumuz Etki Ekonomisi, bu sürecin en olgun ve en sahici aşamasını oluşturuyor. Artık vitrine güzel projeler koyup arkada eski usul iş yapma devri kapandı. Bugün gelinen noktada, şirketlerin artık sadece 'sürdürülebilirlik çalışması yapıyoruz' demesi yetmiyor. Şirketlerin kurumsal sosyal sorumluluk projeleri geliştirdiği, o eski dönem geride kalıyor. Artık asıl soru şu: Yaptığınız bu çalışmaların toplumda ve dünyada yarattığı somut etki nedir? İşte bu sorunun yanıtı, bizi Etki Ekonomisi kavramına götürüyor. Sürdürülebilirlik hikayesinin ilk günlerinde sadece çevresel riskler konuşulurken, bugün 'sosyal' boyutun ağırlığı her geçen gün artıyor. Şirketlerin birer hayır kurumu değil, toplumsal sorunların çözümüne katkıda bulunması gerektiği fikri artık kabul görüyor. Bu yeni paradigma, kapitalizmin vahşi yüzünü törpülerken, şirketlere de yeni bir meşruiyet alanı açıyor. Etki ekonomisi dediğimiz bu yeni evrende, şirketler artık birer 'vatandaş' gibi davranmak zorunda. Her bir adım, her bir yatırım ve her bir üretim kararı, dünyanın kaynaklarını nasıl kullandığımızla doğrudan ilgili hale geliyor. Bu süreçte şeffaflık, en büyük sermaye haline dönüşüyor.
YENİ BİR PARADİGMA
Bu noktada, Mikado Impact gibi sosyal şirketlerin bu alandaki varlığı, iş dünyasının sadece kar değil, anlam arayışında olduğunu da kanıtlıyor. Mikado Impact Kurucu ve Yöneticisi Serra Titiz, etki yönetiminin bir lüks değil, bir zorunluluk olduğunu her fırsatta dile getiriyor. "Eskiden şirketler projeler yapardı, biterdi ve rafa kalkardı. Şimdi bu anlayış uzun vadeli davranış değişikliği yaratan projelere evrildi ve projelerin toplumda yarattığı değişimin her an izlenebilir olması hesap verebilirliğini ve sürdürülebilirliğini mümkün kılıyor. Bir şirketin sosyal etkisi, onun marka değerinin en büyük bileşenlerinden biridir. Eğer bu etkiyi yönetemezseniz, aslında markanızı da yönetemiyorsunuz demektir" diyor.
MİKADO'NUN ÖNCÜ YOLCULUĞU
Türkiye'de 'sosyal girişimcilik' ve 'etki ölçümü' denilince akla gelen ilk isimlerden biri şüphesiz Serra Titiz... Mikado Impact'in 19 yıl önce başlayan hikayesi, aslında bir vizyonun somutlaşmış hali. Serra Titiz, kariyerine sivil toplum kuruluşlarında başladığını ve Toplum Gönüllüleri Vakfı (TOG), KAGİDER gibi kurumlarda edindiği tecrübelerin Mikado'nun temelini oluşturduğunu belirtiyor. O dönemlerde sürdürülebilirlik kelimesinin bile telaffuz edilmekte zorlanıldığı bir ortamda, Serra Titiz kaynakla ihtiyacı buluşturan kalkınma modelleri geliştirme hayaliyle yola çıkıyor. Mikado'nun kuruluşu, aslında büyük bir projenin başarısıyla tetikleniyor. Koç Holding'in efsanevi 'Meslek Lisesi Memleket Meselesi' projesinin beş yıl boyunca danışmanlığını yürütmek, kurumun etki tasarımı ve ölçümü konusundaki kaslarını geliştiriyor. Serra Titiz bu süreci şöyle anlatıyor: "O proje benim hayatımın projelerinden biridir; meslek lisesi koçluğu modelini, içeriklerinin geliştirilmesini, gönüllü uygulamasını ve etki ölçümü sisteminin kurulmasına destek verdik. O günlerde bir sosyal girişim kurmak kolay değildi ama biz idealist bir ekiple imkansızı başarmak için kolları sıvadık." Bugün Mikado Impact, hibrit bir sosyal girişim yapısıyla hem danışmanlık veriyor hem de kendi içinden çıkardığı 'spin-off'larla toplumsal faydayı kurumsallaştırıyor. Online mesleki rehberlik platformu Gelecek Daha Net'in Mikado kurulduktan 1 sene sonra hayata geçmesi, bugün hala devam etmesi, bir uzantısı olan genç mülteci tersine mentorluk platformu EMBARK Projesinin Avrupa'da bugün ölçeklenmesi buna en iyi örneklerden. Serra Titiz, Mikado Impact'in kuruluşundaki o ilk heyecanı anlatırken "O zamanlar kimse ne yaptığımızı tam anlamıyordu" diyor. Ancak Serra Titiz'İn önce Eisenhower Fellowship, sonra Ashoka Fellowship olması ve BMW Responsible Leader Ödülleri'nin yanı sıra Mikado'nun kurum olarak GAP International yönetim kurulu üyeliği, B Corp üyeliği vizyonun küresel bir ölçeğe taşınmasında öncü rol oynamış. Bugün Mikado, sadece bir danışmanlık kurumu değil, aynı zamanda sosyal değerleri koruyan bir kalkan görevi görüyor. Şirketlerin toplumsal projelerini kurgularken 'bağışçı' kimliğinden 'paydaş' kimliğine geçmesini sağlıyor. Bu dönüşüm, Türkiye'nin kalkınma hedefleriyle de tam bir uyum sergiliyor.
(Mikado Impact Kurucu ve Yöneticisi Serra Titiz ve Mikado Impact Etki Programları Direktörü Tuba Bozaykut Bük)ÖLÇÜLMEYEN DEĞER KAYIPTIR
Şirketlerin en büyük yanılgısı, etkiyi sadece bir raporlama veya iletişim aracı olarak görmek. Oysa etki, sürdürülebilir değer yaratmanın merkezinde yer alan stratejik bir yönetim alanı. Mikado Impact Etki Programları Direktörü Tuba Bozaykut Bük, bu noktada akademik bir disiplinle sahaya iniyor. İşletme doktorası ve doçentlik unvanına sahip olan Bozaykut Bük, etki çalışmalarında ileri araştırma tekniklerinin kullanılmasının şart olduğunu vurguluyor. Ona göre etki, bir şirketin temel iş stratejisinin bir parçası olmalı. "Eğer amacınız daha az zararla daha fazla değer yaratmaksa, etki zaten operasyonlarınızın ve karar alma süreçlerinizin merkesinde yer almalı" diyen Bozaykut Bük, bir çok kurumun genellikle 'hesap verebilirlik' aşamasında kaldığını belirtiyor. Etki yönetimi, sadece kaç kişiye ulaşıldığını söylemek değil, kişilerin hayatında nasıl bir dönüşüm yaratıldığını ortaya koyabilmek anlamına geliyor. Social Return on Investment (SROI) gibi metodolojiler, bir şirketin topluma yatırdığı her 1 TL'nin toplumsal olarak kaç TL'lik bir değer yarattığını ortaya koyuyor. Böylece etki, soyut bir 'iyi niyet' anlatısından çıkarak; ölçülebilir, karşılaştırılabilir ve stratejik kararları yönlendiren bir yönetim aracına dönüşüyor. Serra Titiz ise sürdürülebilirliğin aslında bir etki yönetimi olduğunu savunarak şunu ekliyor: "Sürdürülebilirlik zaten olumsuz etkilerimizi fark edip bunları azaltmak, olumlu etkilerimizi ise maksimize etmek demek." Tuba Bozaykut Bük'ün vurguladığı ileri araştırma teknikleri, klasik anketlerin çok ötesine geçiyor. Kontrol grupları, paydaş analizleri, derinlemesine mülakatlar ve ekonomik çarpan analizleri bu işin mutfağını oluşturuyor. Şirketler artık "Biz 10 bin çocuğa ulaştık" dediklerinde, yatırımcılar "Peki o çocukların okul başarı oranları ne kadar arttı?" diye soruyor. SROI analizi tam bu noktada devreye girerek, soyut görünen toplumsal değişimi somut rakamlara döküyor. Bu rakamlar, CFO'ların da sürdürülebilirlik bütçelerine daha sıcak bakmasını sağlıyor. Çünkü ölçülebilen her şey, yönetilebilir ve iyileştirilebilir bir süreci ifade ediyor. Mikado'nun bu alandaki metodolojik titizliği, uluslararası çerçevelerle uyumlu yaklaşımı ise hazırlanan etki analizlerinin küresel standartlarda güvenilirlik kazanmasına katkı sağlıyor.
YATIRIMIN YENİ ROTASI
Dünya genelinde yatırım dünyası kabuk değiştiriyor. Eskiden 'sorumlu yatırım' olarak adlandırılan yaklaşım, bugün Etki Yatırımı olarak devasa bir sektöre dönüştü. Bankalar artık çevreye zarar veren veya sosyal etkisi negatif olan sektörlere kredi vermekten kaçınırken, toplumsal kalkınmaya destek olan projelere öncelik veriyor. Serra Titiz, yatırım dünyasının büyük bir kısmının artık etki odaklı kararlar aldığını veya bu kriterleri gözettiğini ifade ediyor. Finans dünyasındaki bu değişim, şirketlerin kredi notlarını da etkilemeye başladı.
ESG kriterlerine uymayan şirketlerin finansman maliyetleri yükselirken, etki odaklı şirketler çok daha uygun şartlarda kaynağa ulaşıyor. Bu noktada B Corp (Benefit Corporation) sertifikası, bir şirketin 'dünya için en iyisi' olduğunun küresel tescili haline geliyor. Mikado, Türkiye'nin ilk, Avrupa'nın ise en eski B Corp'u olarak bu alanda liderlik yapıyor. B Corp olmanın hiç de kolay olmadığını belirten Titiz, "Her sene kriterler daha da zorlaşıyor; inanılmaz bir etki değerlendirme sürecinden geçiyorsunuz. Viyana'da katıldığım bir toplantıda Türkiye'nin en eski B Corp'u olduğumuzu söylediğimde tüm salonun alkışlaması, bu işin küresel saygınlığını gösteriyor" diyor.
B Corp topluluğu, bu anlamda bir 'güven çemberi' oluşturuyor. Türkiye'deki şirketler için B Corp olmak, sadece bir sertifika değil, aynı zamanda küresel bir ağın parçası olmak ve en iyi uygulamaları öğrenmek anlamına geliyor. Bu süreç, kurumların iç işleyişlerini, tedarik zincirlerini ve hatta çalışan bağlılıklarını kökten değiştiriyor.
ÇOK PAYDAŞLI MODELLERİN ÇARPAN ETKİSİ
Mikado Impact, sadece büyük holdinglerle çalışmakla kalmıyor, aynı zamanda kendi kalkınma programlarıyla da sahada aktif rol alıyor. Ford Otosan desteğiyle deprem bölgesinde yürütülen gençlik merkezleri, STEM alanında 100 Bin Kadın projesi gibi girişimler, 11 yıldır devam eden Su Kaşifi projesi gibi projeler Mikado'nun etki odaklı bakış açısının somut örnekleri olarak karşımıza çıkıyor. Serra Titiz, bu tür çok paydaşlı modellerin çarpan etkisine dikkat çekiyor. Yine de, hizmet odaklı bir sosyal girişimin Türkiye'de ayakta kalmasının zorluklarına da değiniyor: "Başkalarının sürdürülebilirliğine destek verirken kendi sürdürülebilirliğinizi korumak, sürekli fon ve iş geliştirmek gerçekten yorucu ama bir o kadar da tatmin edici bir yolculuk." Ford Otosan ile hayata geçirilen ve STEM alanlarında 100 bin kadının istihdam edilebilirliğini hedefleyen devasa program, kurumsal iş birliğinin etki odaklı nasıl kurgulanabileceğine dair bir ders niteliği taşıyor. Tuba Bozaykut Bük, bu projede verinin nasıl karar alma süreçlerini yönlendiren stratejik bir rehber olduğunu anlatıyor: "Biz sadece kaç kadının eğitim aldığını ölçmüyoruz; bu eğitimin kadınların özgüvenine, teknik yetkinliklerine ve nihayetinde istihdam süreçlerine nasıl yansıdığını da takip ediyoruz." Yine Ford Otosan destekli deprem bölgesindeki çalışmalar, etki ekonomisinin kriz anlarındaki önemini de ortaya koyuyor. Mikado'nun Hatay ve Adıyaman'daki gençlik merkezleri, sadece birer fiziksel yapı değil, aynı zamanda umudun ve dayanıklılığın merkezi olarak işlev gördü. Gençlerin bu merkezlerde edindiği beceriler, bölgenin ekonomik kalkınmasına uzun vadeli destek sunuyor. Serra Titiz'in de belirttiği gibi, başkalarına fayda sağlarken kendi varlığını sürdürebilen 'sosyal girişim' modeli, Türkiye'nin gelecekteki ekonomik modelinin en önemli taşlarından biri sayılıyor. Çünkü sürdürülebilirlik, kimseyi geride bırakmadan birlikte büyümeyi gerektiriyor.
MİKADO HAKKINDA
19 Yıllık Deneyim: Türkiye'nin sürdürülebilir kalkınma ve sosyal etki alanındaki en kıdemli kurumlarından biri.
İlk B Corp: Türkiye'nin ilk, Avrupa'nın ise en eski sertifikalı B Corp kuruluşu.
Hibrit Model: Kar amacı gütmeyen şirket yapısıyla toplumsal faydayı profesyonel danışmanlıkla birleştiriyor.
Etki Ölçümü Öncüsü: Türkiye'de SROI ve etki yönetimi metodolojilerinin uygulanmasında liderlik yapıyor.
Sosyal Spin-off'lar: "Gelecek Daha Net Gençlik Platformu", EMBARK Project gibi kendi içinden doğan ödüllü sosyal girişimleri yönetiyor