USD

-
-%

EUR

-
-%

GBP

-
-%

ALTIN ONS

-
-%

ALTIN GR

-
-%

Yayın Tarihi:

21 Mayıs 2026 09:01

Güncelleme Tarihi:

21 Mayıs 2026 09:01

Yayın Tarihi:

21 Mayıs 2026 09:01

Teknoloji hızlanırken insan nasıl merkezde kalıyor?

Veriyle güçlenen karar mekanizmaları, yapay zeka destekli süreçler, esnek çalışma modelleri ve yetenek gelişimine yapılan yatırımlar, teknoloji şirketlerinde insan kaynaklarının rolünü yeniden şekillendiriyor.

Teknoloji hızlanırken insan nasıl merkezde kalıyor?

Teknoloji dünyasında her şey büyük bir hızla değişiyor. Sistemler yenileniyor, veriler çoğalıyor, iş yapış biçimleri dönüşüyor. Ancak bu hızlı değişimin ortasında çoğu zaman gözden kaçan asıl mesele, insanın bu dönüşümün neresinde durduğu oluyor. Çünkü en gelişmiş teknoloji bile onu kullanan insan kadar güçlü bir anlam taşıyor. Bugün teknoloji şirketleri yalnızca ürün geliştirmiyor; aynı zamanda yeni nesil çalışma kültürünü de kuruyor. Veriyle desteklenen karar süreçleri, yapay zeka uygulamaları, hibrit çalışma modelleri ve sürekli gelişim anlayışı artık kurumların gündeminde üst sıralarda yer alıyor. Asıl farkı yaratan ise tüm bu dönüşümü çalışan deneyimiyle birlikte ele alabilmekten geçiyor. Bu dönüşümün insan tarafını Turkcell İnsan ve İş Desteklerinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Erkan Durdu ile konuştuk. Veriyle yönetilen İK süreçlerinin etkisinden yapay zeka destekli işe alıma, hibrit çalışma modelinden yetenek gelişimine kadar birçok başlığı ele aldık.

*Telekomünikasyon sektörü veri kullanımının en yoğun olduğu alanlardan biri. Turkcell'de İK süreçlerinde veriyi nasıl konumlandırıyorsunuz ve bu dönüşüm kurum içinde nasıl karşılık buluyor?

İnsan kaynakları süreçlerimizde veriyi, yalnızca bir gösterge seti olarak değil, karar alma mekanizmalarını güçlendiren stratejik bir unsur ve geleceğe daha hazırlıklı olmayı sağlayan güçlü bir rehber olarak konumlandırıyoruz. Bu dönüşümü teknik bir raporlama sürecinden ziyade; veriyi doğru yorumlayarak daha isabetli kararlar aldığımız ve çalışan deneyimini daha bilinçli yönettiğimiz bir süreç olarak görüyoruz. Kurum içindeki en somut karşılığı ise veriyi daha görünür ve dinamik hale getiren dashboard yapılarımız oldu. Anlık dashboard'lar sayesinde işe alımdan çalışan deneyimine, bağlılıktan esnek çalışma verilerine kadar farklı alanlardaki göstergeleri düzenli olarak takip ediyoruz. Böylece kararlarımızı yalnızca sezgiyle değil, güçlü içgörülerle destekleyebiliyor; ihtiyaçlara daha hızlı yanıt vererek aksiyonlarımızı daha sağlam bir zemine oturtabiliyoruz. Bu yaklaşım, hem kurum stratejileriyle daha güçlü bir uyum kurmamıza hem de çalışan ihtiyaçlarına daha doğru karşılık vermemize katkı sağlıyor.

*Yapay zeka destekli uygulamaların işe alım süreçlerinde giderek daha fazla kullanıldığını görüyoruz. Bu alanda nasıl bir yaklaşım izliyorsunuz?

Yapay zekayı, hem aday deneyimini hem de ekiplerimizin etkinliğini güçlendiren yardımcı bir mekanizma olarak görüyoruz. Örneğin; Hiri uygulamamız, ilan kriterlerine göre en uygun profilleri öne çıkarıyor ve mülakat notlarının otomatik olarak tutulmasını sağlıyor. Bu sayede notlar içinde hızlı arama yapabiliyor, süreci daha sistematik ve veriye dayalı yönetebiliyoruz. Bizim için buradaki en kritik nokta, teknolojiyi insan odaklı kullanmak. İşe alım; adayın potansiyelini ve kuruma uyumunu bütünsel değerlendirmeyi gerektirdiği için yapay zekayı karar kalitesini artıran bir araç olarak görüyor, nihai değerlendirmede ise insan dokunuşunu her zaman önceliklendiriyoruz.

*Dijitalleşme yalnızca süreçleri değil, çalışan deneyimini de dönüştürüyor. Çalışan deneyimini iyileştirmek için hangi teknolojik çözümleri devreye alıyorsunuz?

Dijitalleşmeyi çalışan deneyimini daha kolay, daha akıcı ve daha kişiselleştirilmiş hale getiren bir dönüşüm olarak görüyoruz. Bu nedenle devreye aldığımız teknolojik çözümleri, çalışanlarımızın günlük hayatında gerçek karşılık bulan ihtiyaçlardan hareketle tasarlamaya çalışıyoruz. Amacımız, teknolojiyi görünür kılmaktan çok, çalışan açısından hayatı kolaylaştıran bir deneyime dönüştürmek. Bu yaklaşımın önemli örneklerinden biri eXcellence platformumuz. eXcellence ile aday, çalışan ve eski çalışan deneyimini farklı temas noktalarında bütünsel biçimde ölçümleyerek anlık dashboard'lar üzerinden takip ediyoruz. Bunun yanında T.Life mobil uygulamamız ile çalışanlarımızın izin, profil, seyahat, doktor randevusu gibi birçok süreci tek bir mobil çatı altında kolayca yönetebilmesini sağlıyoruz. Teknocan gibi iç kaynaklarımızla geliştirdiğimiz LLM tabanlı dijital İK asistanlarımız da çalışanlarımızın ihtiyaç duydukları bilgiye çok daha hızlı ve kolay ulaşmalarına destek oluyor.

*Teknoloji şirketlerinde yetenek rekabeti her geçen gün daha da artıyor. Nitelikli yeteneği çekmek ve elde tutmak için nasıl bir strateji izliyorsunuz?

Nitelikli yetenek rekabetinde yaklaşımımızı, doğru yetenekleri erken aşamada keşfetmek ve mevcut çalışanlarımız için gelişimi odağa alan bir çalışma ortamı sunmak üzerine kuruyoruz. Yetenek kazanımı tarafında, Türkiye'nin en kapsamlı genç yetenek ekosistemlerinden biri olan GNÇYTNK çatısı altında adaylarımıza farklı programlar sunuyoruz. GNÇYTNK Full Time ile yeni mezunlara kariyer fırsatı sağlarken, GNÇYTNK Part Time ile 3. sınıf öğrencilerine Turkcell deneyimi yaşatıyoruz. Bu yıl ayrıca veri merkezi odaklı GNÇYTNK Talent Camp ile gençlere özel bir gelişim süreci kurguladık. Bizim için yeteneği çekmek kadar, o yeteneğin içeride gelişebileceği, kendini değerli hissedeceği ve teknolojinin hayatı kolaylaştırdığı bir çalışma deneyimi sunmak da kritik önem taşıyor. Değişen beklentilere esnek ve kişiselleştirilmiş uygulamalarla yanıt vererek, her çalışanımızın kendi potansiyelini ortaya koymasına odaklanıyoruz.

*Hibrit ve uzaktan çalışma modelleri özellikle teknoloji şirketlerinde kalıcı hale geldi. Bu modelin organizasyon yapısına etkilerini nasıl yönetiyorsunuz?

Uzaktan çalışma modelini Turkcell'de uzun süredir 'güven esaslı' bir yaklaşımla sürdürüyoruz. Esnek Çalışma Modelimiz kapsamında Turkcell'liler, iş gereklilikleri doğrultusunda yöneticileriyle mutabık kalarak esnek çalışabiliyorlar. Bu model çalışanlarımıza yaşam dengesi sunarken, organizasyonumuzda mesafelerin değil, iş çıktılarının ön planda olduğu bir kültürü pekiştiriyor. Teknolojiyi bir köprü olarak kullanıyor; güçlü dijital araçlarımızla ekiplerin lokasyondan bağımsız bir arada kalmasını sağlıyoruz. Ayrıca bu modelin efektifliğini ve bağlılık üzerindeki etkilerini anlık dashboard'larımız üzerinden takip ediyor, veriye dayalı içgörülerle süreci sürekli geliştirmeyi sürdürüyoruz.

*Dijitalleşmenin hız kazandığı bir dönemde, çalışanların yeni yetkinliklere adaptasyonunu sağlamak için nasıl bir gelişim yaklaşımı benimsiyorsunuz?

Yeni yetkinliklere adaptasyonu geleceğe hazırlığın temel unsuru olarak görüyoruz. Bu ihtiyacı, kurum içindeki potansiyeli dönüştürerek karşılamayı çok değerli buluyoruz. Bu yaklaşımın en somut örneği olan Tech Talent programımızla çalışanlarımıza 'yeniden beceri kazandırma' (reskilling) imkanı sunuyoruz. Katılımcılar altı ay boyunca haftada dört gün mevcut işlerini sürdürürken, bir günlerini tamamen bu gelişime ayırıyorlar. Böylece işten kopmadan yeni nesil teknoloji yetkinliklerini kazanıyorlar. Program sonunda uygun şartlar oluştuğunda çalışanlarımızın yeni bölümlerine transferine imkan sağlayarak hem onlara yeni kariyer yolları açıyor hem de ihtiyacımız olan teknoloji yetkinliklerini içeriden yetiştiriyoruz.

VERİYLE GÜÇLENEN STRATEJİK İNSAN KAYNAKLARI MERKEZİ

"Ekosistemi dönüştürecek ana trendin, veri ve yapay zeka destekli insan odaklı karar alma yaklaşımının derinleşmesi olacağını düşünüyorum. Bu yeni dönemde İK'nın rolü, yalnızca süreç yöneten bir yapı olmaktan çıkarak organizasyonun geleceğini öngören ve şekillendiren stratejik bir merkeze dönüşmek olacak. Bu noktada veriyi, sadece geçmişi gösteren bir çıktı değil, geleceği öngörmeyi ve doğru aksiyonları almayı destekleyen güçlü bir rehber olarak konumlandırmak önemli. İK'nın 'gelecek mimarı' rolünde ortaya koyması gereken perspektif ise organizasyonel çevikliği artıran, çalışan deneyimini daha kişiselleştirilmiş hale getiren ve yetkinlik dönüşümünü proaktif şekilde yöneten bütünsel bir yaklaşım olmalı. Anlık içgörülerle beslenen dashboard yapıları, yapay zeka destekli karar mekanizmaları ve sürekli öğrenmeyi teşvik eden gelişim modelleri bu dönüşümde daha da öne çıkıyor. Bu dönüşümde asıl kritik nokta, teknoloji ile insan dokunuşu arasındaki dengeyi koruyarak çalışanı merkeze alan bir kültür inşa etmek. Bu dönüşümde başarılı olan İK yapıları, yalnızca bugünün ihtiyaçlarına yanıt veren değil, geleceğin yetkinliklerini bugünden inşa eden, daha esnek, daha çevik ve veriyle güçlenen organizasyonların oluşumuna liderlik eden yapılar olacak."

EN ÇOK OKUNANLAR