
Dünyadaki büyük holdingler yapay zekayı artık ayrı bir teknoloji yatırımı olarak görmüyor. Yapay zeka, karar alma süreçlerinin doğal bir parçası haline geliyor. Finans, risk, insan kaynakları, tedarik ve müşteri tarafında üretilen veriler tek bir yerde anlamlandırılıyor. Bu sayede yönetim, geçmişe bakarak değil, olasılıkları ve senaryoları görerek karar alabiliyor. Bu yaklaşım, özellikle çoklu yapılar için kritik bir fark yaratıyor. Çünkü farklı sektörlerden gelen bilgi ancak ortak bir akıl altında toplandığında değer üretiyor. Bu bağlamda önümüzdeki beş yılda holdinglerin rekabet gücünü büyük ölçüde belirleyecek başlıca dijital inovasyon alanları şunlar olacak:
1. Yapay zeka ve otonom ajanlar: Üretken yapay zekanın olgunlaşmasıyla yapay zeka daha özerk 'akıllı ajanlar' şeklinde iş süreçlerine nüfuz edecek. BCG'ye göre 2025 itibarıyla yapay zekadan elde edilen değerin yüzde 17'si bu tür otonom yapay zeka ajanlarından gelirken 2028'de bu pay yüzde 29'a çıkacak. Bu, yapay zeka yatırımlarının rekabet avantajı için vazgeçilmez olacağını gösteriyor.
2. Veri ekosistemleri ve platformlar: Farklı iş birimlerinden gelen büyük veriyi gerçek zamanlı işleyip kullanabilmek kritik önem taşıyacak. Veriyi birleştiren ve ortak kullanıma açan dijital platformlar hem iç operasyonlarda verimlilik sağlayacak hem de yeni iş modelleri yaratacak. Örneğin grup şirketlerinin müşteri verilerini tek havuzda toplayıp işleyen bir platform, çapraz satış fırsatlarını ve yenilikçi hizmet geliştirmeyi hızlandırabilir.
3. Siber güvenlik ve dijital güven: Dijital operasyonlar büyüdükçe siber tehditler de artacak. Yapay zeka destekli siber güvenlik çözümleri, önleyici güvenlik yaklaşımları (Örneğin tehditleri gerçekleşmeden önce tespit etme) ve veri gizliliğini koruyan teknolojiler rekabetin olmazsa olmazı olacak. Müşteriler, verilerini güvende tutan ve mahremiyetine saygı gösteren şirketleri tercih edeceğinden, dijital güveni tesis eden holdingler hem itibar hem müşteri sadakati kazanacak.