USD

-
-%

EUR

-
-%

GBP

-
-%

ALTIN ONS

-
-%

ALTIN GR

-
-%

Yayın Tarihi:

16 Şubat 2026 15:17

Öğrenen ve karar veren akıllı iş ortakları

Sektör liderlerinin ajandası netleşti: 2026, Türkiye için robotik donanımın ötesine geçildiği, yapay zekanın karar verici bir aktör olduğu ve dijital ikizlerin üretim hatlarını henüz kurulmadan optimize ettiği ‘akıllı bütünleşme' yılı olacak.

Öğrenen ve karar veren akıllı iş ortakları

Küresel pazarlardaki rekabetin fiziksel güçten ziyade dijital zekayla ölçüldüğü bir dönüm noktasındayız. Türk sanayisi, geleneksel üretim modellerinden sıyrılarak veriyi stratejik bir varlığa, donanımı ise akıllı sistemlere dönüştürdüğü kapsamlı bir 'akıllı entegrasyon' çağına adım atıyor. Mitsubishi Electric'ten Siemens'e, FANUC'tan ABB ve Omron'a uzanan küresel teknoloji devleri ile Tezmaksan, Altınay, Doruk Otomasyon ve MCS gibi yerli inovasyon öncülerinin 2026 vizyonu, ülkemizin üretim kimliğinin yeniden tanımlandığını gösteriyor. Artık sanayicilerimiz için başarı; sadece daha fazla üretmek değil, daha esnek, daha şeffaf ve daha sürdürülebilir bir ekosistemi yönetebilmekten geçiyor. Bu dönüşümün en somut yansıması, yazılımın donanım üzerindeki mutlak hakimiyetinde görülüyor. Robotlar mekanik görevleri yerine getiren kollar olmaktan çıkıp MAISART, RobotStudio ve RoboCAM gibi ileri düzey yazılımlarla 'öğrenen' ve 'karar veren' akıllı iş ortaklarına dönüşüyor. Özellikle yerli yazılım platformları olan ProManage ve CodeMaster, sahadaki ham veriyi işleyerek şirketlere eş zamanlı bir şeffaflık sunuyor. Dijital ikiz teknolojileri ise hata payını neredeyse sıfıra indirerek, yatırımların fiziksel dünyada vücut bulmadan önce sanal ortamda optimize edilmesini sağlıyor. Gemini 3D gibi teknolojilerle kurgulanan bu simülasyon dünyası, sanayicinin en büyük maliyet kalemi olan plansız duruşları ve deneme-yanılma süreçlerini tarihe gömüyor.

TEKNOLOJİK SEFERBERLİK

Tezmaksan'ın Sivas'taki 'Karanlık Fabrika' vizyonu ve Türkiye'de bir ilk olan dokuz eksenli makine üretimi hamlesi, yerli mühendisliğin küresel arenada nasıl bir kaldıraç etkisine sahip olacağını kanıtlıyor. 2026 yılına doğru ilerlerken Türk sanayisi bir yazılım ve mühendislik ihracat merkezi olma hedefine kilitlenmiş durumda. Yapay zeka destekli kestirimci bakım çözümleri ve otonom mobil robotlar (AMR), insan kaynağını fiziksel yükten kurtarıp stratejik süreçlere odaklayarak küresel 'yetenek açığı' krizine teknolojik bir yanıt veriyor. Bu teknolojik seferberlik, Türkiye'nin küresel tedarik zincirindeki yerini düşük iş gücü maliyeti yerine yüksek teknoloji, enerji verimliliği ve sürdürülebilir kâr odaklı mükemmeliyetle sağlamlaştıracak. Zira dijitalleşme artık bir seçenek değil, küresel ligde kalıcı olmanın temel şartı haline geldi.

DASSAULT SYSTÈMES KIDEMLİ BAŞKAN YARDIMCISI GIAN PAOLO BASSI: ROBOTİK VE OTOMASYONDA GÜÇ BİRLİĞİ

Dassault Systèmes ve küresel otomasyon devi KUKA, üretim sektöründeki robotik taleplerine yanıt vermek amacıyla geçtiğimiz yıl stratejik bir ortaklık kurdu. Bu iş birliği sayesinde Dassault Systèmes, KUKA'nın dijital ekosistemi mosaixx bünyesine katılarak kullanıcılara 3DEXPERIENCE platformuna hızlı erişim imkanı tanıyacak. Ortaklık, fabrikaların operasyonel süreçlerini daha esnek ve verimli hale getirmeyi amaçlıyor. KUKA'nın bulut tabanlı platformu mosaixx ile entegre olan Dassault Systèmes teknolojileri, mühendislerin üretim hatlarını fiziksel kurulumdan önce sanal ortamda eksiksiz modellemesine olanak sağlıyor. Bu sayede makine türü gözetmeksizin tüm süreçler dijitalleştirilebiliyor. Dassault Systèmes ile portföyünü sektör lideri sanal ikiz teknolojisiyle genişlettiklerinden bahseden KUKA Digital CEO'su Quirin Goerz ortak vizyonu şöyle özetliyor: "Mühendisler gerçek zamanlı verilerle analiz yapabilirken, sistem entegratörleri inovasyonu destekleyen esnek uygulamalar geliştirebilecek." Bu ortaklık sayesinde CATIA, DELMIA ve SOLIDWORKS gibi uygulamalara erişimi kolaylaştırdıklarına değinen Dassault Systèmes Kıdemli Başkan Yardımcısı Gian Paolo Bassi ise otomotivden sağlığa kadar pek çok sektördeki müşterilerinin, sanal dünyanın avantajlarını kullanarak inovasyon süreçlerini ileriye taşıyabileceğine işaret ediyor.

ABB ROBOTIC TURKEY ENDÜSTRİYEL OTOMASYON ÜLKE MÜDÜRÜ EMRE TURAL: SANAYİDE ROBOTİK KALDIRAÇ HAMLESİ

ABB'nin yapay zeka destekli simülasyon aracı RobotStudio ve kolaboratif robot (cobot) ailesi, Türkiye'deki üreticilerin küresel rekabet gücünü artırmada kritik rol oynarken robotlu otomasyon kapasite, kalite ve verimliliği dönüştüren stratejik bir kaldıraç haline geliyor.

Dünyanın en yaygın kullanılan simülasyon araçlarından RobotStudio'nun, entegre yapay zeka desteğiyle gerçek hayattaki robot hareketlerini birebir modellediğini belirten ABB Robotic Turkey Ülke Müdürü Emre Tural, teknolojinin avantajlarını şöyle özetliyor: "Kullanıcılar robot kurulumlarını sanal ortamda tasarlayıp test ederek tasarım süresini kısaltabiliyor. Çevrim dışı programlama yeteneği sayesinde üretimi durdurmadan yeni ürünler devreye alınabiliyor veya simülasyonlar yapılabiliyor. RobotStudio Cloud ile ekipler dünyanın her yerinden eş zamanlı proje paylaşımı gerçekleştirebiliyor."

COBOTLAR: İNSAN VE ROBOTUN GÜVENLİ İŞ BİRLİĞİ

Geleceğin fabrikalarında esnek otomasyonun önemine değinen Tural, kolaboratif robotların yorucu işleri üstlenerek çalışanların yaratıcı süreçlere odaklanmasını sağladığını ifade ediyor. Özellikle otomotiv sektöründe esnek üretim yaklaşımının kritik bir gündem maddesi olduğunu hatırlatan Tural, ABB cobot'larının sunduğu kolaylıkları paylaşıyor: "Sürükle-bırak-öğret teknolojisi sayesinde programlama bilgisi gerektirmeden hızlı bir entegrasyon sağlıyoruz. Bu durum, özellikle KOBİ'lerin düşük hacimli ve yüksek çeşitlilik içeren üretim senaryolarında büyük hız avantajı sunuyor." Uçtan uca dijital ikiz kullanımının işletmelere öngörülebilirlik kazandırdığını belirten Tural, enerji verimliliği odaklı stratejilerin altını çiziyor. OptiFact™ platformu ile yüzlerce cihazdan veri toplayarak çevrim süresi ve OEE (Toplam Ekipman Verimliliği) gibi kritik göstergelerin analiz edildiğini söyleyen Tural, bu veriye dayalı yaklaşımın sürdürülebilir büyüme ve operasyonel kâr elde etme noktasında güçlü bir zemin sunduğunu vurguluyor.

TÜRKİYE SANAYİSİ İÇİN STRATEJİK VİZYON

Tural, ABB olarak insanı merkeze alan, veriye dayalı, sürdürülebilir üretim modellerini hayata geçirmeyi hedeflediklerini belirterek sözlerini şöyle sonlandırıyor: "Robotları yalnızca bir teknoloji değil, rekabet gücünü hızlandıran stratejik bir değer olarak konumlandırıyoruz. İnsan ve robotun uyum içinde çalıştığı bu yeni dönemde, ülkemiz sanayisini küresel ölçekte daha güçlü bir konuma taşımak için çalışmaya devam edeceğiz."

(Emre Tural)

MITSUBISHI ELECTRIC TÜRKİYE BAŞKANI ŞEVKET SARAÇOĞLU: YAPAY ZEKA VE DİJİTAL İKİZLE 'ESNEK ÜRETİM' DÖNEMİ

Türk sanayisinin küresel rekabette öne çıkabilmesi için hıza ek olarak esneklik ve operasyonel mükemmeliyete odaklı bir stratejik bir bakışa ihtiyacı olduğunu vurgulayan Mitsubishi Electric Türkiye Başkanı Şevket Saraçoğlu, yapay zeka teknolojisi MAISART ve uçtan uca dijitalleşme vizyonu olarak geliştirilen e-F@ctory'nin üreticilerin değişen pazar koşullarına anlık uyum sağlamasına imkan tanıdığından söz ediyor. Üretimde insan ve yapay zeka iş birliğini ileri bir seviyeye taşıdıklarını belirten Saraçoğlu, MAISART teknolojisinin sağladığı avantajları şöyle özetliyor: "Kestirimci bakım yetenekleri sayesinde arızalar henüz gerçekleşmeden tespit edilerek plansız duruş süreleri minimize ediliyor. Otonom karar verme mekanizmalarıyla üretim hatları değişen koşullara göre kendi kararlarını vererek anlık uyum sağlıyor. Operasyonel verimlilik artarken üretim maliyetleri sürdürülebilir biçimde düşüyor."

GEMINI 3D DİJİTAL İKİZ: FİZİKSEL YATIRIMDAN ÖNCE SANAL TEST

Sanayi 5.0 sürecinde doğru tasarım ve hızlı ölçeklenebilirliğin kritik olduğunu ifade eden Saraçoğlu, Gemini 3D dijital ikiz teknolojisinin önemine de değiniyor. Bu teknoloji sayesinde üreticiler, robot yerleşimlerini ve çevrim sürelerini henüz fiziksel yatırıma geçmeden sanal ortamda simüle edebiliyor. Potansiyel sorunların erkenden tespiti, işletmelere stratejik bir maliyet avantajı ve uzun vadeli rekabet gücü kazandırıyor. İleri teknolojiyi sadece kapasite artışı olarak görmediklerini belirten Saraçoğlu, fark yaratan unsurun verimlilik, enerji yönetimi ve sürdürülebilir kârlılığın bir arada ele alınması olduğunu söylüyor. Dijital dönüşümün kısa vadeli bir yatırım değil, uzun vadeli bir strateji olması gerektiğini vurgulayan Saraçoğlu, veriye dayalı kararların kalite sürekliliği ve enerji tasarrufu gibi somut iş sonuçları yarattığını ifade ediyor.

(Şevket Saraçoğlu)

EN ÇOK OKUNANLAR