DERGİ
07 Haziran 2022 15:45

İNSAN KAYNAKLARINDA YENİ ARAÇ: NEUROSCIENCE

BEYNİMİZİN NASIL ÇALIŞTIĞINI BİLMEK, BİZİM İÇİN ÖNEMLİ BİR GÜÇ OLABİLİR. O NEDENLE BEYİN VE ONUN İŞLEVLERİYLE SAVAŞMAK YERİNE ONUNLA ÇALIŞABİLMEK, HEM KİŞİ HEM DE ŞİRKETLERİN SAĞLIK VE GELECEĞİ İÇİN BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR

İNSAN KAYNAKLARINDA YENİ ARAÇ: NEUROSCIENCE

1999 yapımı Matrix filminde insan beynine nasıl kablo bağlandığını hatırlamayanınız yoktur sanırım. Dünyanın en zengin insanı Elon Musk ise Ağustos 2020'de sahibi olduğu Neuralink isimli şirket tarafından geliştirilen 'beyin çipi'ni tanıtmıştı. İnsan beynine implante edilebilen beyin-bilgisayar arayüzleri geliştiren şirket, v.09 cihazı ile insanlığın geleceği için çığır açıcı gelişmelere ön ayak olmayı ve birçok tıbbi konuya çözüm getirmeyi hedefliyordu. Bugün, bu örneklerin sayısını daha da artırmak mümkün... Zira hiçbir şey insan beyninden daha büyüleyici değil. Sinirbilim ve yapay zekanın birlikte daha iyi çalıştığını keşfeden araştırmacılar da bundan yola çıkarak, her geçen gün yeni bir çalışmaya imza atıyor.

Hatta öyle ki sinir sisteminin gelişimini, yapısını ve işleyişini araştıran; beyin, göz ve vücut fonksiyonlarının tepkileri ile davranış çözümlerinde bulunan bir bilim dalı olan 'nörobilim'i (neuroscience) son zamanlarda daha sık duyar olduk. Alan; ekonomi, psikoloji, sosyoloji, fizyoloji, insan kaynakları, operasyon yönetimi, finans, strateji, pazarlama vb. birçok bilim dalıyla birlikte çalışabilmesi sebebiyle interdisipliner bir yapıya sahip. Biz de bu çalışmamızda daha çok İK süreçlerinde karar almada nörobilimin etkisini mercek altına alacağız...

SORUNA TEMEL ÇÖZÜM

Bu kapsamda Pragma Araştırma ve Danışmanlık şirketinin elde ettiği verilere göre nörobilim, insanların olaylar karşısında nasıl tepki verdiğiyle ilgili daha iyi bilgiye sahip olmaya ve şirket eğitimlerinin şekillenmesine yardımcı oluyor. Günümüzde organizasyonların en büyük sorunlarından biri, yeteneklerle gerçekleştirilen gelişim faaliyetlerinin etkili olup olmadığını net bir şekilde belirleyememeleri... Bu anlamda nörobilim; objektif sonuçlar ortaya koyarak, bu sorunu temelden çözümlüyor. Nörobilim, hem beynin olaylar karşısında nasıl tepki vereceğini hem de eğitim ve öğrenme gelişimini teşvik edecek yeni yollar bulmakta oldukça etkili.

YOL GÖSTERİYOR

Yine araştırma sonuçlarına göre beynin nasıl çalıştığına dair kapsamlı bir anlayış, İK departmanlarının karmaşık değişim programlarıyla boğuşmasına da yardımcı oluyor. Bir değişim yönetimi sürecine nörobilim ilkeleri uygulayarak yöneticilerinin süreç boyunca duygularını etkili bir şekilde yönetmelerini sağlamak mümkün. Aynı zamanda nörobilim teknikleri, liderlik yetkinliklerinin kullanımı aşamasında çalışanların ilgisini, sempatisini ve güvenini kazanmaya yardımcı olacak araçların neler olabileceği konusunda liderlere yol gösteriyor. Çalışan motivasyonu ve iş tatmini seviyelerinin belirlenmesi, iş yeri motivatörleri ve stres yapıcıların tespiti, işe alım ve yerleştirme süreçlerinin yönetilmesi gibi alanlar da nörobilimin etkili olduğu diğer İK alanlarından bazıları...

NÖROBİLİM DÜNYADA HALİHAZIRDA GELİŞMİŞ BİR ALAN OLMAKLA BİRLİKTE ÜLKEMİZDE HENÜZ GELİŞİMİNİ TAMAMLAMAMIŞ VE PAHALI BİR ARAŞTIRMA YÖNTEMİ OLARAK ÖNE ÇIKIYOR

Dr. Fatih Ölçekciler NeuroscIence şirket CEO'su

HIZLA YAYGINLAŞIYOR

Neuroscience şirket CEO'su Dr. Fatih Ölçekciler; insan davranışlarını anlama odaklı olması; anketler, psikometrik testler, yüz-yüze görüşmeler ve odak grupları gibi geleneksel araştırma yöntemleri ile elde edilen bulgulara kıyasla yüzde 99,8 gibi oldukça yüksek bir doğruluk oranı vermesi gibi özellikleri nedeniyle nörobilim yöntemlerinin işletmeler tarafından kullanımının son dönemde hızla yaygınlaştığını anlatıyor. Bugün, dünya genelinde büyük firmaların neredeyse tamamı özellikle pazarlama ve insan kaynakları alanlarında nörobilim yöntemlerini en azından geleneksel yöntemler ile yapılan araştırma sonuçlarını desteklemek veya test etmek amacıyla kullanıyor.

GÜNÜMÜZDE ARTIK PEK ÇOK ÜNİVERSİTEDE ALANDA ÇALIŞACAK UZMAN PERSONEL VE ARAŞTIRMACI YETİŞTİRİLMEYE BAŞLANDI. AÇILAN BÖLÜMLERİN SAYISI DA HIZLA ARTIYOR

MALİYET ENGELİ

Ölçekçiler'e göre ülkemizde araştırma maliyetlerinin yüksekliği, araştırma cihazları temininin güçlüğü, cihazları kullanabilecek nitelikli personel eksikliği, özel araştırma şirketlerinin sayısal yetersizliği gibi sebeplerden ötürü, bu oran yüzde 50 civarında. Çalışanların, işverenler tarafından yapılan anketlerde genellikle esas düşüncelerini saklama çabası içine girdiğini de aktaran Ölçekciler, "Bu durumun çeşitli sebepleri bulunuyor. Bunlardan ilki; fazla kritik olmanın, yöneticileri veya ekibi rencide edeceği düşüncesi... Bu, özellikle bizim gibi toplumlarda daha belirgin bir hal alıyor. Bu anlamda yapılan çalışan anketleri yanıltıcı sonuçlar ile dolu. Bu sonuçları baz alarak sorunlarını çözmeye çalışan firmalarda problemler artarak devam etmektedir" diyor.

Volkan Kılıç Kuantum Araştırma Kurucusu

"KURUM YÖNETİMİNE ENTEGRE EDİLMELİ"

Kuantum Araştırma Kurucusu Volkan Kılıç da bu kapsamda şirketlere, bilimsel yöntemlerle yapılan araştırmaları, kurumların ve yöneticilerin birincil öncelikli listelerine bir an evvel alması tavsiyesinde bulunuyor ve ekliyor: "Veri-bilim odaklı yönetim bir an evvel benimsenmeli. Zaten bu çağın içindeyiz, bunları yapmanın zorunluluğunu yaşadığımız bir dönemden geçiyoruz. Hızlıca alışkanlıkları bırakmak ve bu yeni alanlara yakın olmak, deneyimlemek gerekiyor." Bu alandaki kullanımın gün geçtikçe artacağına inan Kılıç, bu yöntemin tek başına anlamlı olmadığının da altını çiziyor. Kılıç, "Kantitatif ve kalitatif çalışmaları birleştirdiğimiz modelleri kurum yönetimine entegre edebilirsek, işte o zaman bizim için kusursuz bir model ortaya çıkacaktır. Yapay zeka ise bu modellerin temelinde olmazsa olmazlardan" diyor.

Mert Aydıner Girişimci Montörü

"ÇALIŞANLARIN ZİHNİ, GELECEĞE PROGRAMLANMALI"

"İnsan kaynakları olarak şirketlerinizi olası tehditlerden korumak istiyorsanız, çalışanlarınızın zihnini geleceğe programlamalısınız. Aksi halde geçmişleri onları ele geçirir" diyen Nöro Satış Kitabının Yazarı ve Girişimci Mentörü Mert Aydıner, "Beynimiz aynı anda iki farklı noktaya odaklanmak üzere tasarlanmamış. Düşünmemiz gereken her konuda tek bir şeye odaklanabiliyoruz. İşte bu noktada seçim size düşüyor, sadece tehdit algısı yaratan sorunlara mı odaklanacaksınız yoksa tüm varlığınızla geleceğinizi inşa etmeye mi? Gördüğünüz gibi 'işveren markası' olmak da tam olarak 'müşteri deneyimi' sürecine benziyor. Çalışanlarınıza yaşatacağınız deneyim konusunda tercih sizin... Geçmişe ve sorunlara odaklı bir iş yeri deneyimi mi yoksa geleceğe ve çözüme odaklı bir deneyim mi sunmak istiyorsunuz" değerlendirmesinde bulunuyor.

EN ÇOK OKUNANLAR