
Finans tarihinde bazı dönemler vardır ki yalnızca piyasaları değil, ekonomi literatürünü de kalıcı biçimde değiştirir. 27 Mart 1980, emtia piyasaları açısından bu günlerden biriydi. "Gümüş Perşembe" olarak anılan bu tarih, ABD'li petrol milyarderleri Nelson Bunker Hunt ve William Herbert Hunt'ın gümüş piyasasında yürüttüğü agresif spekülasyonun çöküşünü simgeliyordu. Birkaç ay önce ons fiyatı 50 dolara dayanan gümüş, kısa sürede sert bir düşüşe sahne olmuş, milyarlarca dolarlık servet buharlaşmıştı. Yani, ABD'li milyarder Hunt kardeşlerin gümüş piyasasını köşeye sıkıştırma girişimi felaketle sonuçlanmıştı.
Peki, neler yaşandı?
Önce en başa dönelim. HL Hunt, ABD'de petrol kralı olarak biliniyordu. 5 Nisan 1948'de Fortune dergisi, Hunt'ı ABD'nin en zengin adamı olarak nitelendiren bir haber yayınladı. Petrol varlıklarının değeri 263 milyon dolar ve kuyularından günlük ham petrol üretimi 65.000 varil olarak tahmin edilmişti.
Oğlu Nelson Bunker Hunt ise kardeşleriyle beraber babalarından miras kalan servetin yanı sıra yatırımlar ve spekülasyon yoluyla daha da büyük bir servet elde etti.
Hunt kardeşlerin en çok konuşulan hikâyesi, 1970'lerin sonundaki yüksek enflasyon ortamında başladı. Brittanica'ya göre Bunker ve küçük kardeşi William Herbert, o zamanlar ons başına 1,50 dolar olan gümüşü spekülatif bir korunma aracı olarak seçtiler.
Doların değer kaybettiği, yatırımcıların güvenli liman aradığı bu dönemde kardeşler, fiziki gümüş alımları ve vadeli işlem sözleşmeleri yoluyla piyasada olağanüstü büyüklükte pozisyonlar biriktirdi. Amaç, arzı fiilen kontrol ederek fiyatları yukarı taşımaktı. Bazı kaynaklara göre kardeşlerin, hükümetlerin elinde bulunmayan tüm dünya gümüş arzının üçte birini elinde bulundurduğu tahmin ediliyordu.
1979 sonbaharında ons başına 9 doların altında işlem gören gümüş, Hunt kardeşlerin ve onlarla bağlantılı yatırımcıların alımlarıyla 1980 Ocak ayında 50 dolar seviyesine kadar yükseldi.
Los Angeles Times'ın 1985 yılındaki bir haberinde yer alan iddialara göre açılan uzun (long) vadeli işlem pozisyonlarının büyüklüğü, ABD'nin yıllık sanayi gümüş tüketiminin yüzde 130'una, dünya üretiminin ise yaklaşık yarısına ulaştı. Bu inanılmaz bir rakamdı. Bu tablo, piyasa dengelerinin ciddi biçimde bozulduğuna işaret ediyordu.
Artan oynaklık ve manipülasyon endişeleri, kurumları harekete geçirdi. New York Emtia Borsası (COMEX), Ocak 1980'de vadeli işlemlere pozisyon limitleri getirdi ve teminat şartlarını ağırlaştırdı. Bu adım, kaldıraçla taşınan dev pozisyonların sürdürülemez hale gelmesine yol açtı.
Mart 1980'e gelindiğinde gümüş fiyatları sert biçimde çöktü. 27 Mart 1980 Perşembe günü, fiyatlar 11 doların altına inerken Hunt kardeşlerin teminat tamamlama çağrılarını karşılayamaz hale geldiği ortaya çıktı. O gün, finans tarihine "Gümüş Perşembe" olarak geçti. Hunt grubunun zararının 1 milyar doların üzerine çıktığı tahmin ediliyordu.
Çöküş yalnızca Hunt kardeşleri değil, onları finanse eden aracı kurumları ve bankaları da tehdit etti. Olası bir zincirleme iflası önlemek için bankalardan oluşan bir konsorsiyum devreye girerek acil kurtarma kredisi sağladı.
VE BÜYÜK ÇÖKÜŞ
Gümüş Perşembe'nin ardından Hunt kardeşler, hem finansal hem de hukuki cephede ağır bir tabloyla yüzleşti. Şirketler temerrüde düştü, vergi incelemeleri başlatıldı ve regülasyon kurumları tarafından piyasa manipülasyonu iddialarıyla davalar açıldı. Bir dönemin en güçlü emtia oyuncuları, birkaç ay içinde finans tarihinin en ibretlik örneklerinden birine dönüştü.