Yayın Tarihi:
08 Haziran 2026 16:37Güncelleme Tarihi:
08 Haziran 2026 16:46Güncelleme Tarihi:
08 Haziran 2026 16:46Yayın Tarihi:
08 Haziran 2026 16:37Beykent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Volkan Öngel bugün 24 TV ekranında piyasaları yorumladı. Öngel, altın fiyatlarının seyrini belirleyen faktörleri sıraladı. Öngel'in altın ve gümüş fiyatlarına ilişkin yorumları şöyle:
Altını çokça konuştuk geçen yıl. Bu yıl da sene başında çok daha fazla konuşuyorduk. Sonrasında tabii ki de altının ateşi biraz söndü. Yatırımcılara hep şunu söyledik. Dedik ki geçen seneki kazançları burada beklememek, öngörmemek lazım. Çünkü geçen sene normalin dışında bir artışı görmüştük. Yani değerli metallerin her sene %70'ler, %80'ler, %100'ler kazandırması çok bilinen ve beklenen bir unsuru değil.
1- Bunları konuşurken ilk başta ne olarak konuşuyoruz? Sanki bir tasarruf unsuru olarak konuşuyoruz. Ama diğer taraftan altın belki biraz daha az olmakla birlikte gümüş ve diğer değerli metaller endüstriyel de bir girdi. Yani bunlar üretim içerisinde çokça kullanılıyor ve bunların artışları sadece finansal taraftaki dinamikleri değil, ekonominin üretimi ve diğer maliyetlerini de önemli şekilde etkiliyor. Bize buradan bir artış olarak belki dönse de diğer taraftan fiyat artışıyla birlikte bir maliyet ve enflasyon olarak da dönüyor.
2- İşin içerisinde bir de savaş çıktı. Savaşla birlikte Fed faizi arttırma konusunda biraz daha yavaş ya da öyle gözüküyor. Ama mesela Avrupa Merkez Bankası çok daha fazla konuşulmaya başlandı. Ve çok ciddi de uyarılar geliyor. Yani 'faiz artışı yaparsa Avrupa Merkez Bankası; burada 2011'de yaptığı hatayı tekrarlar, bunu yapmamalı' şeklinde de uyarılar gelmeye başladığını da görüyoruz. Dolayısıyla faizin yükseleceği beklentisi söz konusu olduğu zaman o hepimizin bildiği, halk arasında kullandığı 'nakit kraldır'a geliyoruz. Ve nakit kraldır söz konusu olduğunda güvenli limandansa likitte kalmayı yatırımcılar tercih ediyor diyebiliriz. Bu da altın fiyatlarının tabii ki gerilemesinin yegane sebebi gibi gözüküyor.
3- Diğer taraftan özellikle küresel merkez bankalarının geçen yıl gördüğümüz 'o altın rezervlerini arttıralım' düşüncesi bu gerginlik ortamında da biraz ikinci planda kalmış gibi gözüküyor. İsrail, İran ve Amerika Birleşik Devletleri tarafında sular gerçekten durulmadan ıslak imzalar atılmadan altının çok fazla bir yükselişini görmeyeceğiz gibi gözüküyor.
Yani tabii bir de şunu unutmamak lazım. Biz altına hep diyoruz ki 'güvenli liman'. O zaman bu güvenli limana bir günlük girip hemen iki gün sonra çıkmak gibi bir düşünceye de sahip olmamak lazım. Girip oraya uzun vadeli bir bir miktar fark etmek yeri olduğunu da kabul etmek lazım.
SAVAŞ ÇIKINCA ALTIN YÜKSELİR YORUMU NEDEN BU KEZ TUTMADI
Şimdi burada şu tersine dönmüş durumda. Savaş çıktığı zaman altının yükselmesiyle alakalı beklentimiz ya da gördüğümüz şey neydi? Burası güvenli bir liman, altından her zaman kazanç elde edebiliriz şeklinde bir düşünce vardı.
Ama günümüzdeki finansal piyasalarda artık çok fazla alternatif enstrüman olduğunu görüyoruz. Altın, artık tek başına öyle 'gidelim, park edelim ve buradan büyük kazançlar elde edelim' noktası olmaktan bu sebeple uzaklaşıyor.
Diğer unsurların getiri şansı arttıkça altın ikinci plana düşüyor.
Bir de geçen senenin etkisini göz ardı etmemek lazım. Yani bu savaş başlarken altın ons başına 2500 dolarlar civarında olsaydı o zaman biz altının yükselen bir trendde olduğunu izleyebilirdik. Ama zaten çok değerli bir noktaya geldikten sonra hala yükselmesini beklediğimiz için orada biraz kafamız karıştı. Yani 5000 dolara ulaşmış bir ons da altından bahsediyorduk. Savaş çıkmasa dahi, hiçbir şey olmasa dahi altın o üzerindeki köpüğü atmak durumundaydı.
Burada bir kar satışı dediğimiz noktanın gerçekleşmesi gerekiyordu. Ve biz bunun etkisinin savaşla birlikte üst üste bindiği bir senaryo izliyoruz.
GÜMÜŞ
Elektrikli otomobil kullanımı ve bataryalarla birlikte bildiğimiz gümüş ihtiyacı, sanayide kullanımı, teknolojide kullanımı çok daha fazla artmış durumda. Ve bu artışla birlikte de talebi arttığı için daha fazla fiyatı yükselmiş ve oradaki parite gerçekten bozulmuş durumda. Mevcut yeni teknolojiler ve bunun dışında bugüne kadar hiç konuşmadığımız başka bir şey daha var. Nadir Toprak Elementli diye başka bir unsur konuşmaya başladık. 2-3 yıl önce hiç bilmediğimiz, konuşmadığımız, adını duymadığımız elementler yeni teknolojilerle birlikte artık kullanılır hale geldi. Uzay teknolojilerinde daha fazla kullanılır hale geldi.
Ve talebin çok yüksek artışı fiyatlarını da o bildiğimiz tarihsel dengeyi sarsacak şekilde yükseltiyor. Gümüşte de biraz bu yaşandı ama tabi şunu unutmamak lazım. Buradaki pariteler zamanla değişse de belli noktalara oturan pariteler. Ne gibi işte mesela kolayca anlayacağımız şekilde dolar ve euro arasında bir parite biliyoruz. Bu tarihsel şekilde gidiyor geliyor ama bu pariteler 1.05'den 1.5'a hiçbir zaman yükselmedi şimdiye kadar. Çok çok üst düzey bir gelişmenin olması lazım. Gümüş tarafında da gümüş altın fiyatında da hala böyle bir durum şu anda söz konusu. Çok yükseldi gümüş. Ama sonrasında o hızlı yükselişinden sonra ciddi bir geri çekilmesini de gördük.