PİYASALAR

Sağlıklı başarının yolu

Başarıya giden yolda her insan kendine göre bir plan yapar. Ama yaşam vahşi ve bilinmezken kendi çizdiğimiz yoldan gitmemiz neredeyse imkânsızlaşabilir. İstikrar okyanusun doğası değildir, kürek çekenin doğası olmalıdır. Bütün dalgalanmalara karşı sağlıklı bir beden ve dengeli bir zihinsel yapı kişinin en değerli hazinesidir.

 

Kurumsal hayattaki birçok kişinin yıllar süren emeğinin bedensel bir rahatsızlıkla heba olduğuna defalarca tanık oldum. Başka bir senaryo da zihinsel olarak bir çöküşün başlaması ile kariyer basamaklarından aşağı yuvarlanmak… Bu durumda sağlığın sadece ‘yeme içme’ye indirgenmiş olması oldukça sığ bir bakış açısının ürünü. Bizler sadece gereken yakıta ihtiyaç duyan mekanik düzlemlerden ziyade yaşayan, ışıyan eşsiz hücrelerin yarattığı dev bir organizmayız. Doğanın parçasıyız. Duygularımız, elektromanyetik alanımızı direk olarak etkiliyor. Bu konu tıp dünyasında ‘biofoton’ olarak ele alınıyor…

 

BİOFOTON IŞIMASI

 

Biofoton üzerine yapılan çalışmaların ilk olarak 1923 yılında Rus bilim insanı Alexander Gurwitsch’in bir çalışması esnasında soğan kökünden bir ışın yansıması gözlemlemesiyle başladığı kabul edilir. Gurwitsch’in gözlemlediği bu ışımanın morfogenetik alanın bir ürünü olduğu söylemesiyle birlikte biyoloji alanında ‘mitogenetik radyasyon fenomeni’nin de temelleri atıldı. Gurwitsch’in bu keşfi bilim dünyasında heyecan yarattı. Ancak birçok araştırma yapılmasına rağmen o dönemde biofoton ışımasının varlığına dair kesin ve herkes tarafından kabul edilen bir kanıtı sunulamadı. Gurwitsch’in çalışmasına olan ilgi de azaldı. 1970 yılında Alman Profesör Fritz-Albert Popp’un kanser ile ilgili yaptığı bir araştırma esnasında kömür katranı ve sigara dumanında rastladığı kanserojen maddelerin hücre yapısının bozulmasında direk etki edip etmediğini sorguluyordu. Bu esnada Gurwitsch’in çalışmalarını referans alan Popp; hücrelerdeki zayıf ışımanın (ki Popp sonra buna biofoton ışıması dedi) hücre yapısında değişime neden olduğuna dair sonuçlara vardı. Popp, Uluslararası Biofizik Enstitüsü’nün de kurucusu olarak öne çıkıyor.

 

PEKİ BİOFOTON NEDİR?

 

Biofoton insan, hayvan, bitki gibi tüm yaşayan canlıların hücrelerinden; gözle görülemeyecek düzeyde yaydığı elektromanyetik dalga ve ışıktır. Bu ışık sadece Alman bilim insanlarının geliştirdiği cihazlarca tespit edilebiliyor. Biofoton yansıması ve bu durumun ölçümlenebilmesi yaşayan organizmanın fonksiyonlarına dair bilgiler verir. Örneğin, aynı tipten biri kanserli, biri sağlıklı iki hücrenin biofoton yansıması ciddi farklılıklar gösteriyor. Biofotonların fonksiyonlarına dair keşiflerinin ardından Avrupalı ve Asyalı bilim adamları; farklı alanlarda (kanser araştırmaları, yemek ve su kalitesi testleri, hücresel iletişim vb.) Halen devam eden çalışmalara başladı. Yapılan bu çalışmalar ışığında biofotonların özellikle hücrelerin DNA kısmında depolandığı anlaşıldı. DNA tarafında emilen bu ışık; hücreler, dokular, organlar arasında bağlantı kurup adeta bir iletişim ağını sağlayarak, hayati fonksiyonların da devamlılığını sağlamakta rol oynuyor. Popp’un sunduğu veriye göre eğer bu iletişim ağı içerinde ışık hızı kullanılmıyor olsaydı vücut sistemimizdeki sadece bir kimyasal tepkimenin oluşması günler ya da haftalar alabilirdi. Ancak nano saniyede bu tepkimeler oluşmakta bunda da ışık hızıyla hareket eden biofotonların rol aldığı biliniyor. Biofoton ışımasında meydana gelen azalma, iletişim ağında yavaşlamaya dolayısıyla vücutta meydana gelen tüm reaksiyonlarda yavaşlamaya ya da hasara sebebiyet verirken, insanların zihinsel, duygusal ve de fiziksel bedenleri üzerinde de etkin olup hastalıklara yol açıyor.

 

ANDA KALABİLMEK GEREK

 

Her birimizin bütün bu betonarme hapishanelerden arada bir de olsa çıkıp doğanın kalbinde zaman geçirmemizin, sağlığımız açısından giderek önem kazandığını görebiliriz. Ailemiz ve sevdiklerimizle beraber sadece ‘an’da kalabildiğimiz bir günün, ‘başarı’mıza sandığımızdan büyük bir etkisi olabilir. Her hayalin ve hedefin insanın yaşamına anlam kattığını düşünüyorum. Bu nedenle her kişinin hedefine ulaşması bana mutluluk veriyor. Ama hedefe odaklanıp yola körleşmek olmamalı serüvenimiz…

 

“Bilgi çukuru görmektir. Bilgelik çukura düşmemek..."