
Amplitude Avrupa Başkan Yardımcısı Tansu Yeğen, Platin Dergisi Şubat 2026 sayısında konuk yazar oldu. Yeğen, yazısında yapay zekanın üretim sektörüne etkilerini değerlendirdi. İşte o yazı:
Türkiye'deki ve dünyadaki liderler, yapay zekanın sadece bir medya abartısı olmadığını, aksine operasyonel verimlilikten pazar payına kadar her alanda somut ve ölçülebilir sonuçlar ürettiğini kabul ediyor. KPMG tarafından 2025 yılında yapılan bir araştırmaya göre, Türkiye'deki yöneticilerin yüzde 84'ü yapay zekanın önümüzdeki iki yıl içinde kendi sektörlerindeki dinamikleri kökten değiştireceğine inanıyor. Bu oran, ABD'deki yöneticiler arasında yüzde 82 ile neredeyse aynı... Bu da eğilimin küresel bir fikir birliği olduğunu gösteriyor.
YAPAY ZEKA ARTIK VARLIK SAVAŞININ MERKEZİ
Deloitte'un 2026 İmalat Sanayi Görünüm Raporu, akıllı fabrika yatırımlarının artarak devam edeceğini ve şirketlerin rekabetçiliklerini, çevikliklerini ve dayanıklılıklarını artırma arayışında olacaklarını öngörüyor. IDC ise 2026 yılına kadar üretim planlama sistemine sahip imalatçıların yüzde 40'ından fazlasının, bu sistemleri yapay zeka ile güncelleyeceğini tahmin ediyor. Bu veriler şimdi harekete geçmeyen şirketlerin, üç yıl içinde bu teknolojileri sonradan ve daha yüksek maliyetlerle benimsemeye çalışırken rekabet güçlerini kaybedeceklerini açıkça ortaya koyuyor. Yapay zeka artık üretimde seçmeli bir araç değil, varlık savaşının merkezi konumunda.
Bu dönüşümün merkezinde, veriye erişimin kolaylaşması ve maliyetlerin düşmesi yatıyor. Sensörlerin ucuzlaması, IoT cihazlarının yaygınlaşması ve bulut hizmetlerinin erişilebilir olması, veri toplamanın önündeki engelleri kaldırdı. Artık asıl zorluk, toplanan bu devasa veriyi analiz etmek ve eyleme geçirilebilir içgörülere dönüştürmek. İşte bu noktada yapay zeka, karmaşık veri setlerini insan kapasitesinin çok ötesinde bir hız ve doğrulukla analiz ederek bu sorunu çözüyor.
İLK 6 AYDA ROI: TÜRK ÜRETİCİLER YAPAY ZEKANIN GÜCÜNÜ KEŞFEDİYOR
Yapay zeka yatırımlarının geri dönüşü (ROI), artık uzun vadeli bir beklenti olmaktan çıktı, ilk aylardan itibaren kendini gösteren somut bir kazanca dönüştü. Yapılan araştırmalar, şirketlerin yapay zeka için harcadıkları her 1 dolar karşılığında ortalama 3,50 dolar getiri elde ettiğini gösteriyor. Sektör liderleri ise bu oranı sekiz katına kadar çıkarabiliyor. Daha da etkileyicisi, birçok işletmenin bu yatırımların faydalarını ilk 60 ila 90 gün gibi kısa bir sürede görmeye başlaması... Bu hızlı geri dönüş, yapay zekanın sadece bir maliyet merkezi olmadığını, aynı zamanda doğrudan bir kâr ve verimlilik kaynağı olduğunu da kanıtlıyor. Türkiye özelinde de durum farklı değil. Türk endüstriyel üretim sektörü, yapay zekadan yatırım getirisi elde etme konusunda oldukça başarılı bir profil çiziyor. Araştırmaya katılan firmaların yüzde yüzde 34'ü, halihazırda yapay zeka uygulamalarından somut bir yatırım getirisi elde ettiklerini belirtiyor. Ek olarak yöneticilerin yüzde 65'i yapay zeka yatırımlarından 3-5 yıl içinde getiri beklediklerini ifade ediyor. Bu veriler, Türk sanayicisinin yapay zekanın potansiyelini fark ettiğini ve bu alandaki yatırımlarını artırma eğiliminde olduğunu gösteriyor.
Yapay zeka benimseme istatistikleri
Türkiye'de yapay zekanın sektörü değiştireceğine inanan yönetici oranı %84
ABD'de yapay zekanın sektörü değiştireceğine inanan yönetici oranı %82
2026'ya kadar üretim planlama sistemlerini yapay zeka ile güncelleyecek üreticiler > %40
BAKIM MALİYETLERİNDE YÜZDE 25 İNDİRİM, ÜRETİM VERİMİNDE YÜZDE 40 ARTIŞ
Yapay zekanın üretimdeki en dönüştürücü etkilerinden biri, şüphesiz kestirimci bakım alanında görülüyor. Makinelerden ve üretim hatlarından toplanan verileri analiz eden yapay zeka algoritmaları, potansiyel arızaları henüz gerçekleşmeden önce tahmin ederek plansız duruşların önüne geçiyor. Bu yaklaşım, reaktif (arıza sonrası) veya periyodik bakıma kıyasla devrim niteliğinde kazanımlar sunuyor. Araştırmalar, yapay zeka ve IoT teknolojilerinin bir arada kullanıldığı kestirimci bakım stratejilerinin bakım maliyetlerini yüzde 25 oranında düşürebildiğini ortaya koyuyor. McKinsey'nin bir analizine göre, kestirimci bakım uygulamaları makine duruş sürelerini yüzde 50'ye kadar azaltabilirken, makinelerin operasyonel ömrünü yüzde 40'a kadar artırabiliyor. Bu, sadece maliyet tasarrufu anlamına gelmiyor, aynı zamanda üretim kapasitesinde ve verimliliğinde doğrudan bir artış sağlıyor. IMEC tarafından yapılan bir başka çalışma, kestirimci bakımın reaktif bakıma kıyasla yüzde 40'a varan maliyet avantajı sunduğunu ve arızaya bağlı duruşları yüzde 50 oranında azalttığını doğruluyor. Bu rakamlar, yapay zeka destekli bakım stratejilerinin, üretimde sürdürülebilirlik ve kârlılık için ne denli kritik olduğunu ifade ediyor.
VERİ SORUNU MU EKSİK YETKİNLİK Mİ? TÜRKİYE ÜRETİCİSİNİN YAPAY ZEKA YOLCULUĞU
Yapay zekanın sunduğu muazzam potansiyele rağmen, Türkiye'deki üreticilerin bu teknolojiyi benimseme yolculuğu bazı önemli engellerle karşılaşıyor. Bu engellerin başında yetkinlik eksikliği ve veri altyapısı sorunları geliyor. Lucintel tarafından yapılan bir pazar araştırması, Türkiye'de endüstriyel yapay zeka pazarının büyümesinin önündeki en büyük zorlukların yetenek kıtlığı, yüksek uygulama maliyetleri ve veri gizliliği endişeleri olduğunu belirtiyor. Benzer şekilde McKinsey'nin Türkiye'nin iş gücü dönüşümü üzerine yaptığı bir çalışma, şirketlerin veri analizi ve yapay zeka teknolojileri konusunda bilgi sahibi pozisyonlar yaratması ve bu alandaki profesyonellere yatırım yapması gerektiğini vurguluyor. Veri, yapay zekanın yakıtı; ancak ham verinin tek başına bir değeri yok. Verinin toplanması, temizlenmesi, etiketlenmesi ve analiz için uygun bir formata getirilmesi kritik bir süreç. Türkiye'deki birçok işletme, özellikle KOBİ'ler, bu veri yönetimi süreçlerinde ve gerekli dijital altyapıyı kurmada zorluklar yaşıyor. TÜİK verileri üzerine yapılan bir analiz, Türkiye'nin dijital ekonomiye geçiş sürecinde teknik bilgi ve nitelikli iş gücü eksikliğinin yarattığı derin uçuruma dikkat çekiyor. Dolayısıyla, Türkiye'deki üreticilerin yapay zeka devrimini yakalayabilmesi için sadece teknolojiye yatırım yapmaları değil, aynı zamanda insan kaynağına ve veri yönetimi süreçlerine de odaklanmaları gerekiyor.
YAPAY ZEKA BEKLEMEZ: 2026'DA ÜRETİMİNİZE KİMLER HÜKMEDECEK BELLİ
Geleceğin fabrikaları, merkezi bulut sistemlerine daha az bağımlı, verinin üretildiği yerde anlık olarak işlendiği uçta yapay zeka (edge AI) ve gömülü sistemler (embedded systems) üzerine kurulacak. Bu yaklaşım, gecikmeyi ortadan kaldırarak gerçek zamanlı karar almayı ve otonom operasyonları mümkün kılıyor. 2025 yılı itibarıyla, uçta yapay zeka uygulamalarının IoT cihazları ve akıllı üretim sistemleri içinde hızla yaygınlaştığı görülüyor. Bu teknolojiler, veriyi kaynağında işleyerek daha hızlı, daha güvenli ve daha verimli bir üretim ortamı yaratıyor. Akıllı fabrika (smart factory 4.0) konsepti, Endüstri 4.0'ın bir yansıması olarak otomasyon, yapay zeka ve IoT'yi entegre ederek üretim süreçlerini kökten değiştiriyor. SAP'ye göre akıllı fabrika, verileri analiz eden, otomasyonla yönlendiren ve operasyon sırasında öğrenen siber-fiziksel bir sistemdir. Bu fabrikalarda, üretim hattındaki bir sensörden gelen veri, anında analiz edilerek bir robotun hareketini optimize edebilir veya bir makinenin arızalanmak üzere olduğunu tespit edebilir. 2026'ya gelindiğinde yapay zekanın yalnızca büyük veri analizi için değil, aynı zamanda üretim sahasındaki anlık kararlar için de vazgeçilmez olacağı açık. Bu yeni üretim kurgusuna adapte olamayanlar, hızla değişen pazar koşullarında rekabet etme şansını yitirecek.

(Amplitude Avrupa Başkan Yardımcısı Tansu Yeğen)