USD

-
-%

EUR

-
-%

GBP

-
-%

ALTIN ONS

-
-%

ALTIN GR

-
-%

Sektörler

Yayın Tarihi:19 Şubat 2026 11:43 / Güncelleme Tarihi:19 Şubat 2026 13:51

Endüstriyel rekabetin merkezinde robotik strateji var

Dünya genelinde robotik ve otomasyon, verimlilik artışı veya maliyet düşürme aracı olmanın ötesinde sürdürülebilirlik, kalite, esneklik ve tedarik zinciri güvenliği açısından vazgeçilmez bir yapı taşı olarak görülüyor.

Endüstriyel rekabetin merkezinde robotik strateji var

Altınay Teknoloji Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Altınay, robotik teknolojilerinin endüstriyel rekabete etkilerini Platin Dergisi Şubat 2026 sayısında değerlendirdi:

Türkiye'de robot ve teknoloji serüvenine çok erken dönemde giren Altınay, 1990'lı yılların başında ülke sanayisine katkıda bulunmak amacıyla sanayi robotlarını tasarlayıp, seri halde üretti. Bugünse robotik ve otomasyonun geldiği noktayı hem teknolojik hem de stratejik bir perspektifle değerlendiriyoruz. O günlerde ortaya koyduğumuz vizyon, zamanın ekonomik koşulları nedeniyle ürünleşme aşamasında kesintiye uğramış olsa da bizi robotlu üretim hatları ve anahtar teslim otomasyon projelerine yönlendirdi. Bu amacın ne kadar önemli olduğunu yaşadığımız günler bize gösteriyor. Bugün küresel çapta bir 'yerlileşme ve dönüşüm' dönemi yaşıyoruz. Türkiye özelinde ise bunun bir yansıması olarak, bugünümüzü ivme kazanan bir büyüme dönemi olarak yorumlamak mümkün. Hem dünyada hem de Türkiye'de robotik ve üretim sektörleri, zorlu makro ekonomik koşullara rağmen stratejik önemini koruyor. Başta otomotiv ana sanayi olmak üzere birçok sektörde, Türkiye'de ve yurt dışında yüzlerce projeye imza attık. Bu süreç bize yalnızca mühendislik kabiliyeti değil, aynı zamanda üretim kültürü, süreç bilgisi ve sistem düşüncesi kazandırdı. Bugün geldiğimiz noktada ise şunu çok net görüyoruz: Dünya değişiyor ve robotik artık sadece bir otomasyon aracı değil endüstriyel rekabetin merkezinde yer alan bir strateji...

TÜRKİYE'DE BÜYÜK BİR POTANSİYEL VAR

Dünya genelinde robotik ve otomasyon, verimlilik artışı veya maliyet düşürme aracı olmanın ötesinde sürdürülebilirlik, kalite, esneklik ve tedarik zinciri güvenliği açısından vazgeçilmez bir yapı taşı olarak görülüyor. Son yıllarda yaşanan küresel kırılmalar, üretimin daha yerelleşmiş, esnek ve dijital yapılara evrilmesini zorunlu kıldı. Çin başta olmak üzere Almanya, Japonya, Güney Kore gibi ülkelerde robot yoğunluğu çok daha yüksek seviyelere ulaşmış durumda. Yapay zeka, sensör teknolojileri ve yazılım entegrasyonları sayesinde robotlar, yalnızca tekrar eden işleri yapmıyor. Öğrenebilen, uyum sağlayabilen ve üretim süreçlerine değer katan sistemler haline geliyor ve her geçen yıl buna daha fazla yerde tanık olmaya devam edeceğiz. Türkiye tarafında ise tabloyu temkinli ama umut verici görüyoruz. Otomotiv sektörü başta olmak üzere robot kullanımında ciddi bir bilgi birikimi oluşmuş durumda. Ülkemizin robot yoğunluğu rakamları da gösteriyor ki, gideceğimiz daha çok yol var. Dünya genelinde sanayide çalışan 10 bin kişi başına düşen ortalama robot sayısı 2022 rakamlarıyla 151 adet seviyelerindeyken Türkiye'de bu rakam 45 düzeyinde. Kesinlikle hâlâ çok büyük bir potansiyel alan var. Tüm paydaşlarla birlikte üretimimizi daha sürdürülebilir ve güvenli kılmak için üretim içinde robot teknolojilerindeki artışı desteklemeli ve daha fazla projeye birlikte imza atmalıyız. Türkiye'nin önündeki en büyük fırsat, robot kullanan bir ülke olmaktan daha fazlasını yapabilmek. Robotik teknolojileri geliştiren, uyarlayan ve ihraç eden bir ekosistemi adım adım inşa edebiliriz.

ÜÇÜ BİR ARADA İŞ MODELİ: ÜRÜN, ENTEGRASYON, SERVİS

Uzun yıllar sistem entegratörü olarak çalışmış olmanın bize kazandırdığı en önemli avantaj, sahadaki gerçek ihtiyaçları çok iyi biliyor olmamız. Bu nedenle ileri teknoloji ve robotik yolculuğumuzu, tekil bir ürün yerine, bütüncül bir çözüm yaklaşımı üzerine kuruyoruz. 35 yıla varan tecrübe ile güçlü bir Ar-Ge altyapısı oluşturduk. 2018 yılında kurduğumuz Ar-Ge merkezimizle bunu kurumsallaştırmış olduk. Özellikle robotlarla beraber çalışan pozisyonerler, gantry sistemler, üretim hücreleri üzerine başarılı ürün süreçleri geçirdik. Üretim alanlarına yönelik, konuya özel geliştirme projeleri başlattık. Kaynak teknolojileri, otomatik depolama sistemleri, transfer teknolojileri üzerine fark yaratan ürünler ortaya koyuyoruz. Orta ölçekli işletmelere yönelik modüler otomasyon çözümlerinin kısa vadede önemli fırsatlar sunacağını düşünüyoruz. Endüstriyel robot teknolojilerinde ürün tarafında söz sahibi olmak istiyoruz. Bu kapsamda, kendi geliştirdiğimiz robot platformları ve temel alt bileşenler ile dışa bağımlılığı azaltan ve ölçeklenebilir bir yapı kurmayı hedefliyoruz. Buradaki önceliğimiz, niş ama katma değeri yüksek alanlarda rekabetçi çözümler üretmek, robotu tek başına değil üretim sistemi içinde konumlandıran çözümler sunmak. Pozisyonerler, gantry sistemleri ve entegre üretim hücreleri gibi tamamlayıcı yapılarla, müşterilerimize robotları çalışan, verim üreten ve hızlı devreye alınabilen sistemler şeklinde sunmayı önemsiyoruz. Robotik dünyasında fark yaratan tamamlayıcı unsur ise her zaman uygulama bilgisi, yazılım kabiliyeti ve süreç optimizasyonu oldu. Bu nedenle, proje mühendisliği, dijital entegrasyon, simülasyon ve satış sonrası hizmetler, stratejik odağımızın önemli parçaları. Ayrıca, kollaboratif robotlar, esnek üretim hücreleri ve orta ölçekli işletmelere yönelik modüler otomasyon çözümleri de gündemimizin önemli başlıkları arasında yer alıyor.

ULAŞILABİLİR, GÜVENİLİR VE SÜRDÜRÜLEBİLİR ROBOTİK ÇÖZÜMLER VİZYONU

2026 ve sonrasında, entegrasyon tecrübesinden güç alan, ürün geliştiren ve uluslararası pazarlarda rekabet edebilen bir robotik teknoloji şirketi olma hedefimize bir adım daha yaklaşmış olacağız. Bu doğrultuda ürünleşme ve teknoloji geliştirme kabiliyetimizi derinleştirmeye, robotik ve otomasyon alanında, sahadan gelen gerçek ihtiyaçlara karşılık vererek, sürdürülebilir ve rekabetçi çözümler geliştirmeye odaklanıyoruz. Bu yolculukta en önemli adımlarımızdan biri, yeni teknoloji kampüsümüze taşınma sürecimiz olacak. Tuzla Deri OSB'de 50 milyon dolarlık bir yatırımla hayata geçireceğimiz yaklaşık 30 bin metrekarelik bu yeni yerleşkemizi, sadece bir üretim alanı değil; robotik, otomasyon, yazılım ve mühendislik disiplinlerinin aynı çatı altında yaşayacağı ve birlikte değer üreteceği bir ekosistem olarak kurguladık. Farklı teknolojilerin bir arada geliştirildiği, prototiplerin hızla sahaya indirildiği bir yapı tasarlıyoruz, müşterilerimize ve iş ortaklarımıza vizyonumuzu daha net gösterebileceğimiz, canlı bir teknoloji ortamı sunacağız. Daha karmaşık projeleri daha kısa sürede hayata geçirmemize ve uluslararası standartlarda çözümler üretmemize önemli bir güç katacak. Teknoloji gibi sermaye ve ölçek gerektiren alanlarda, doğru iş birliği ve ortaklıkların değer yarattığına inanıyoruz. Bu nedenle 2026 perspektifimizde gerek Altınay Teknoloji Grubumuz içinde gerekse haricinde teknoloji, üretim ve pazar erişimi odaklı yeni iş birlikleri kurmak var. Ayrıca uluslararası pazarlarda daha görünür olmayı hedefliyoruz. Özellikle Avrupa başta olmak üzere, Türkiye'de geliştirdiğimiz çözümleri küresel pazarlara taşıyabilecek bir organizasyonel yapı üzerinde çalışıyoruz. Robotik yatırımların yalnızca büyük ölçekli firmalarla sınırlı kalmayacağı, KOBİ'lerin de bu dönüşümün parçası olacağı bir geleceğe hazırlanıyoruz. Bu nedenle 2026 vizyonumuzda; ulaşılabilir, güvenilir ve sürdürülebilir robotik çözümler sunmak önemli bir yer tutuyor. Robotlaşmayı bir tehdit değil; doğru yönetildiğinde insanı merkeze alan, üretimi güçlendiren ve rekabetçiliği artıran bir dönüşüm olarak görüyoruz. Pek çok alanda sahip olduğumuz yüksek teknoloji tecrübemizle, değişen dünyaya uyum sağlayarak bu dönüşümün aktif bir parçası olmayı sürdüreceğiz.

(Altınay Teknoloji Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Altınay)

EN ÇOK OKUNANLAR