USD

-
-%

EUR

-
-%

GBP

-
-%

ALTIN ONS

-
-%

ALTIN GR

-
-%

Yayın Tarihi:

09 Ekim 2026 11:35

Güncelleme Tarihi:

09 Ekim 2026 11:35

Güncelleme Tarihi:

09 Ekim 2026 11:35

Yayın Tarihi:

09 Ekim 2026 11:35

“Başarı ve ünvanlar değişir; geriye insanlarda bıraktığımız iz kalır”

#PlatinPorte'nin ekim ayı konuğu Kiğılı Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hilal Suerdem: “Başarılar, ünvanlar ve sahip olduklarımız zaman içinde değişiyor; geriye ise insanlarla kurduğumuz bağlar ve onlarda bıraktığımız iz kalıyor. Bu yüzden hangi koşulda olursak olalım, birbirimize karşı saygımızı ve vicdanımızı kaybetmememiz gerektiğine inanıyorum” diyor.

“Başarı ve ünvanlar değişir; geriye insanlarda bıraktığımız iz kalır”

PlatinPotre'de bu ay Kiğılı Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hilal Suerdem'i ağırlıyoruz. Bizi evinde konuk ederek sorularımıza içten yanıtlar veren Suerdem ile yaşama, sosyal hayata ve gelecek planlarına dair konuştuk.

*Hilal Bey nasılsınız? Şu ara hayata dair neler düşünüyorsunuz, kişisel gündeminizde neler var?

Teşekkür ederim, iyiyim. Bu dönem hayatın temposu devam ederken aileme, sevdiklerime ve kendime ayırdığım zamanın kıymetini daha fazla hissediyorum. Uzun yıllardır iş hayatının içindeyim. Bugün geldiğim noktada üretmeye devam etmek kadar, edindiğim tecrübeleri gençlerle paylaşmayı ve onlara alan açmayı da önemsiyorum. İnsan zamanla başarının yalnızca ulaştığı hedeflerden değil, çevresine kattığı değerlerden de oluştuğunu daha iyi anlıyor.

"KENDİME VE AİLEME ZAMAN AYIRMAYA ÖZEN GÖSTERİYORUM"

*İş dışında neler yapmaktan keyif alırsınız, hobileriniz, tutkularınız ve alışkanlıklarınız nedir?

İş hayatının temposu oldukça yoğun ancak bunun içinde kendime ve aileme zaman ayırmaya özellikle özen gösteriyorum. Doğayla temas etmek benim için önemli bir denge unsuru; toprakla uğraşmak beni dinlendiriyor ve günlük koşuşturmanın dışına çıkarıyor. Spor da hayatımda her zaman önemli bir yere sahip oldu. Eski bir milli hentbol sporcusu olarak sporun kazandırdığı disiplinin ve takım ruhunun hayatımın pek çok alanına katkı sağladığını düşünüyorum. Bugün de yüzme, yürüyüş ve squash ile mümkün olduğunca aktif kalmaya çalışıyorum. Bunun yanında tavla oynamayı da seviyorum; hem keyifli bir vakit geçirme biçimi hem de strateji yönüyle bana her zaman ayrı bir zevk veriyor. Sanata da her zaman ilgi duydum, özellikle tiyatroyu yakından takip etmekten keyif alıyorum. Son dönemde Zülfü Livaneli'nin Bekle Beni ve Matt Haig'in Gece Yarısı Kütüphanesi gibi eserlerini okudum; klasiklere döndüğümde ise Stefan Zweig ve Dostoyevski gibi yazarların eserlerini yeniden okumaktan keyif alıyorum. Ancak tabii ki en çok etkilendiğim kitaplardan biri Bir Marka Yaratmak oldu. Sinemada da hem güncel yapımları hem de zamana meydan okuyan filmleri takip etmeye çalışıyorum. The Shawshank Redemption, The Godfather, Ghost ve Dead Poets Society gibi filmler insanı, hayattaki seçimleri ve değerleri ele alış biçimleriyle her zaman ilgimi çeken yapımlar arasında. Bunların her biri bana farklı bir nefes alanı açıyor ve yoğun temponun ardından yeniden enerji toplamamı sağlıyor.

(Ali Demirtaş ve Hilal Suerdem)

"TORUNLARIMIN HAYATIMIZA KATTIĞI MUTLULUĞUN YERİ BAMBAŞKA"

*Ailenizle ilişkiniz ve diyaloğunuz nasıl? Birlikte neler yapmaktan hoşlanırsınız?

Aile bağları benim için her zaman çok kıymetli oldu. Çocuklarımla açık, samimi ve karşılıklı güvene dayanan bir ilişkimiz var. Onlar büyüdükçe ilişkimizin daha da geliştiğini, birbirimizin fikirlerinden ve deneyimlerinden daha çok beslendiğimizi düşünüyorum. Evlerimizin birbirine çok yakın olması da bu bağı canlı tutmamıza, hayatın içinde daha sık bir araya gelmemize imkan sağlıyor. Birlikte vakit geçirmek, aynı sofrada buluşmak ve uzun uzun sohbet etmek benim için en değerli anlardan. Tabii torunlarımın hayatımıza kattığı mutluluğun da yeri bambaşka. Torun sevgisi insanın hayatında tarif etmesi güç, çok özel bir duygu; onlarla geçirdiğim zaman benim için ayrı bir mutluluk ve enerji kaynağı.

*Çocuklarınıza küçüklüklerinden beri tekrar tekrar öğütlediğiniz konular var mı?

Her zaman inancın ve iyi bir insan olmanın hayatın temel değerleri arasında yer aldığını; dürüstlüğün, çalışkanlığın, saygının ve kendi ayakları üzerinde durabilmenin önemini anlatmaya çalıştım. Sahip oldukları imkanlardan çok kendi emekleriyle ortaya koyduklarının onları tanımlayacağını söyledim. Bunun yanında, hangi konuma gelirlerse gelsinler insanı her şeyin merkezinde tutmalarını ve mütevazılıklarını hiçbir zaman kaybetmemelerini özellikle önemsedim. Çünkü benim için gerçek başarı, yalnızca ulaştığınız noktayla değil, o yolculuk boyunca insanlarla nasıl bir ilişki kurduğunuz, onlara nasıl davrandığınız ve geride nasıl bir iz bıraktığınızla da ölçülüyor. Hata yapmaktan korkmamalarını, insanlara her koşulda saygıyla yaklaşmalarını ve yaptıkları işi mutlaka sahiplenmelerini öğütledim. Bugün baktığımda, onların da bu değerleri kendi hayatlarında ve yollarında çok güzel bir şekilde yaşattıklarını görmek beni ayrıca mutlu ediyor. Bu noktada günümüz gençlerine de her şeyden önce meraklarını, heyecanlarını, araştırma ve öğrenme isteklerini hiçbir zaman kaybetmemelerini söylerdim. Yalnızca sahip oldukları bilgiye değil, kendilerini ne kadar geliştirdiklerine, değişime ne kadar açık olduklarına ve öğrendiklerini nasıl hayata geçirdiklerine de odaklanmalılar.

"EN TEMEL GAYEM ARKAMDA GÜZEL BİR İZ BIRAKABİLMEK"

*Hayattaki en temel gayeniz nedir?

Her şeyden önce, inançla ve insanca, bulunduğum her yerde bu değerleri gözeterek yaşamak benim için çok önemli. Bu hayattaki en temel gayem, bulunduğum her yerde bir değer yaratabilmek ve arkamda güzel bir iz bırakabilmek. İş hayatında ürettiklerim kadar aileme, birlikte çalıştığım insanlara ve gençlere aktarabildiklerimi de çok önemsiyorum. Günün sonunda insanın gerçek kazanımının yalnızca elde ettiği başarılarla değil, dokunduğu insanların hayatında bıraktığı olumlu etkiyle ve onların başarılarına katkı sağlayabilmekle ölçüldüğüne inanıyorum.

"İNSANİ DEĞERLERİ HER ŞEYİN ÜZERİNDE TUTMAK"

*Karakterinizde en öne çıkan özellik nedir?

Sanırım karakterimde en öne çıkan özellik, insani değerleri her şeyin üzerinde tutmak ve doğadaki tüm canlılara değer vermek. İnsanlara, doğaya ve yaşama karşı duyduğum saygının hayatım boyunca aldığım kararlarda ve kurduğum ilişkilerde önemli bir yeri oldu. Bunun yanı sıra kararlılığımın da beni tanımlayan en güçlü özelliklerden biri olduğunu düşünüyorum. Bir şeye inandığımda ve doğru olduğuna kanaat getirdiğimde sonuna kadar arkasında dururum, kolay kolay vazgeçmem. Elbette bu, her koşulda kendi bildiğimi yapmak anlamına gelmiyor. Çevremdeki insanların fikirlerini dinlemeye, farklı görüşlerden beslenmeye ve gerektiğinde kendi düşüncemi yeniden değerlendirmeye her zaman önem veririm. Ancak bir karar verdikten sonra o kararın gerektirdiği sorumluluğu almaktan ve sonuna kadar mücadele etmekten çekinmem.

"BİRBİRİMİZİ ANLAMALI, DİNLEMELİ VE İYİLİĞİ ÇOĞALTMALIYIZ"

*Elinizde herkese ulaşacak bir mesaj olsaydı bu ne olurdu?

İnsanın varoluşunu; doğumu, yaşamı ve ölümüyle bir bütün olarak ele alması ve yaşam biçimini de bu temel gerçeklerin bilinciyle şekillendirmesi gerektiğine inanıyorum. Bu dünyada üzerimize düşen ne varsa bunun farkında olarak yaşamak, bildiğimiz doğruları zaman zaman kendimize hatırlatmak ve davranışlarımızı da buna göre şekillendirmek önemli. Hayatın temposu içinde birbirimizi anlamayı, dinlemeyi ve iyiliği çoğaltmayı unutmamamız gerektiğini söylemek isterdim. Başarılar, ünvanlar ve sahip olduklarımız zaman içinde değişiyor; geriye ise insanlarla kurduğumuz bağlar ve onlarda bıraktığımız iz kalıyor. Bu yüzden hangi koşulda olursak olalım, birbirimize karşı saygımızı ve vicdanımızı kaybetmememiz gerektiğine inanıyorum.

"TÜRKİYE VE YURT DIŞINDA 200 MAĞAZAYLA FAALİYET GÖSTERİYORUZ"

*Biraz da Kiğılı'dan bahsedelim... Gördüğümüz kadarıyla yatırımlarınız devam ediyor.

Kiğılı bizim gözbebeğimiz. Bu tarafta işler oldukça dinamik ve heyecan verici ilerliyor. Bir yandan 1938'den bu yana taşıdığımız güçlü mirası korurken, diğer yandan değişen tüketici beklentilerine, teknolojiye ve yeni perakende dinamiklerine hızla adapte oluyoruz. Mağazacılıktan dijitale, ürün geliştirmeden müşteri deneyimine kadar pek çok alanda yatırımlarımızı sürdürüyoruz. Özellikle dijitalleşme ve yapay zeka, önümüzdeki dönemde bizim için çok önemli başlıklar arasında. Müşterilerimize yalnızca fiziksel mağazalarımız üzerinden değil, dijital dünyanın sunduğu tüm kanallardan daha doğru, hızlı ve kişiselleştirilmiş bir şekilde ulaşmayı hedefliyoruz. Bugün Türkiye ve yurt dışında yaklaşık 200 mağazayla faaliyet gösteriyoruz. Hedefimiz; güçlü perakende deneyimimizi, dijital yetkinliklerimizi ve yıllardır taşıdığımız marka değerlerini bir araya getirerek Kiğılı'yı uluslararası pazarlarda daha güçlü bir Türk markası olarak konumlandırmak.

"GENÇLERE ÇOK ÖNEM VERİYORUZ"

*Bu yıl çok önemli bir moda yarışması olan 34. Koza Genç Moda Tasarımcıları Yarışması'nda komite başkanısınız... Sizce bu tür yarışmalar hem ülkemiz hem de genç tasarımcılar için neden önemli?

Koza Genç Moda Tasarımcıları Yarışması'nın en kıymetli tarafı, genç tasarımcılara yeteneklerini ortaya koyabilecekleri bir alan açarken onları sektörün gerçek dinamikleriyle de buluşturması. Gençlere çok önem veriyoruz; yıllar içinde edindiğimiz bilgi ve tecrübeyi onlara aktarmanın, gelişimlerine destek olmanın sektörümüzün geleceği açısından önemli bir sorumluluk olduğuna inanıyoruz. Ticaret Bakanlığımız, TİM ve İHKİB çatısı altında da gençlerimizin önünü açmaya, yeteneklerini desteklemeye ve onları sektörle buluşturmaya odaklanıyoruz. Moda sektöründe uzun yıllardır yer alan biri olarak, geleceğin yeni bakış açılarına, yaratıcı fikirlere ve gençlerin değişimi okuma biçimine alan açarak şekilleneceğine inanıyorum. Bu nedenle genç tasarımcılarla bir araya gelmeyi yalnızca deneyimlerimizi aktardığımız bir süreç olarak görmüyorum; onların dünyaya nasıl baktığını, neyi farklı gördüğünü anlamak da bizler için son derece değerli. KOZA, genç yeteneklerle sektör arasında güçlü bir köprü kurarak onlara kendi yollarını çizebilecekleri önemli bir fırsat sunuyor. Bu yıl komite başkanı olarak bu yapının içinde yer almak, tecrübelerimizi gençlerle paylaşmak ve onların yolculuğuna katkıda bulunmak benim için büyük bir mutluluk ve heyecan yaratıyor. Yine benimde içinde bulunduğum jüri değerlendirmesi sonucunda, bu yıl ki 10 finalistimiz belirlendi. Bu 10 finalist, 12 Ekim'de gerçekleşecek finalde defile yapmaya hak kazandı. Şu anda onlarda bu özel gece için önemli bir hazırlık sürecindeler.

"ÜRETİM BENİM İÇİN YALNIZCA TEKSTİL VE PERAKENDEYLE SINIRLI DEĞİL"

*Peki, bundan sonrası için ne gibi farklı planlarınız bulunuyor?

Kendimi tamamen üretmekten uzaklaşmış bir hayatın içinde düşünemiyorum. İnsan merak ettiği, öğrendiği, paylaştığı ve bir şeylere değer kattığı sürece üretmeye devam ediyor. İş hayatında Kiğılı'nın geleceğe güçlü adımlarla ilerlediğini görmek, deneyimlerimi gençlerle paylaşmak ve farklı girişim fikirleri üzerine düşünmeye devam etmek istiyorum. Aslında üretim benim için yalnızca tekstil ve perakendeyle sınırlı değil. Tarıma ve toprağa uzun zamandır özel bir ilgim var. Hayrabolu'daki tarım işletmemizde yaklaşık üç bin ceviz ağacımız bulunuyor ve burada tarımsal üretimle yakından ilgileniyorum. Diğer taraftan geleceğin teknolojiyle şekilleneceğine inanıyorum. Bu doğrultuda üç farklı bilişim şirketine yaptığım yatırımlarla teknoloji ve dijital dünyanın gelişimini de yakından takip ediyorum. Bundan sonraki dönemde de hem toprağa ve üretime dokunan hem de geleceğin teknolojilerine yatırım yapan farklı alanlarda üretmeye ve yeni şeyler öğrenmeye devam etmek istiyorum. Aslında çok yeni bir girişim olan Pastofino da bu merakın ve üretme isteğinin bir sonucu. Uzun yıllardır içinde bulunduğum perakende ve moda dünyasının dışında, bambaşka bir alanda yeni bir şey ortaya koymak benim için oldukça heyecan verici. Makarnacılık üzerine şekillenen Pastafino ile yeni bir sektörü tanımak, farklı şeyler öğrenmek ve yeni bir marka yaratma sürecini deneyimlemek bana ayrıca motivasyon veriyor.

EN ÇOK OKUNANLAR