
Kimi küçük köylerin sakinleri popülarite nedeniyle umutsuz. Onlardan biri de Avusturya Alpleri'nin eteklerinde, göl kıyısına yaslanmış kartpostallık görüntüsüyle tanınan Hallstatt. Bu köy adeta masalsı güzelliğinin bedelini ödüyor. Yaklaşık 700–800 kişilik nüfusa sahip küçük köy, yılın bazı günlerinde 10 bine yaklaşan ziyaretçi akınıyla karşı karşıya kalıyor.

UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan Hallstatt; tarihi 7 bin yıl öncesine uzanan tuz madenciliği geçmişi, pastel tonlardaki ahşap evleri ve göl ile Alp dağlarının oluşturduğu dramatik manzarasıyla dünyanın en çok fotoğraflanan köylerinden biri.
Özellikle kış aylarında karla kaplı çatıları ve sisli göl manzarası, burayı adeta bir masal diyarına dönüştürüyor.

DİSNEY FİLMİ SÖYLENTİSİ İLGİYİ KATLADI
Köyün son yıllardaki popülaritesinde ise güçlü bir söylenti etkili oldu. Disney'in animasyon filmi Frozen'daki Arendelle Krallığı'na Hallstatt'ın ilham verdiği iddiası, sosyal medyada hızla yayıldı.
Ziyaretçilerin büyük bölümü, Arendelle'e benzediği düşünülen göl manzarasında fotoğraf çektirip kısa sürede bölgeden ayrılıyor. Ancak bu "hızlı ziyaret" modeli, köy ekonomisine beklenen katkıyı sağlamıyor.
Geceleme oranları ve yerel harcamalar sınırlı kalırken, günlük turist yoğunluğu köy yaşamını zorlaştırıyor.

DAR SOKAKLARDA OTOBÜS KUYURKLARI
Yüzlerce tur otobüsü ve özel araç, köyün dar yollarında trafik sıkışıklığına yol açıyor. Gürültü, özel mülklere izinsiz girişler ve yürüyüş yollarının kalabalık nedeniyle zaman zaman kapanması, yerel halkın günlük yaşamını sekteye uğratıyor.
Euronews'te yer alan habere göre, köy sakinleri artan ziyaretçi baskısından şikâyetçi. Bazı günler nüfusun onlarca katına ulaşan turist sayısı, altyapı üzerinde ciddi yük oluşturuyor.

Yerel yönetim ise çözüm arayışında. Ancak özellikle yüksek sezonda bu sınırlar kısa sürede doluyor ve kalabalık kontrolü zorlaşıyor.
Masalsı görünümüyle dünyanın ilgisini çeken Hallstatt, o ilginin gölgesinde daha sürdürülebilir bir turizm modeli arıyor.
Köyün tarihi ve kültürel değerleri kadar, sakinlerinin yaşam kalitesinin de korunması gerektiği vurgulanıyor.

UNESCO NE DİYOR?
UNESCO'nun sitesinde yer alan bilgilere göre bölgede tuz üretimi Orta Tunç Çağı'na, yani MÖ 2. binyıla kadar uzanıyor; yeraltı madenciliği Geç Tunç Çağı sonunda başlamış, MÖ 8. yüzyılda Demir Çağı'nda güçlü ve örgütlü bir toplumun gelişmesine zemin hazırlamış, Roma döneminde de devam etmiş ve Orta Çağ'da yeniden canlanmış.
Yüzyıllar boyunca bölgenin ekonomik temelini oluşturan tuz, yerleşim düzenini ve mimariyi şekillendirmiş. Alp manzarasının estetik değeri ise 19. yüzyılda yazarlar ve ressamlar tarafından "keşfedilmiş", ardından turizm gelişmiş.
UNESCO'ya göre 'Bölge, binlerce yıllık tuz madenciliği geçmişi ile insan-doğa etkileşimini olağanüstü bir Alp peyzajı içinde özgün ve kesintisiz biçimde yansıtması nedeniyle' UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne alındı.