Yayın Tarihi:
29 Eylül 2026 12:06Güncelleme Tarihi:
29 Eylül 2026 12:06Güncelleme Tarihi:
29 Eylül 2026 12:06Yayın Tarihi:
29 Eylül 2026 12:06
Küresel enerji sistemi; elektrik talebindeki artış, enerji arz güvenliği ve düşük karbonlu dönüşüm hedefleri doğrultusunda yeniden şekilleniyor. Güneş ve rüzgar başta olmak üzere yenilenebilir enerji kaynakları, yeni elektrik üretim kapasitesinin temel unsurları haline gelirken enerji depolama ve şebeke esnekliği de dönüşümün kritik başlıkları olarak öne çıkıyor. Uluslararsı Enerji Ajansı (IEA)'nın 'Yenilenebilir Enerjiler 2025' raporuna göre 2025-2030 döneminde küresel yenilenebilir elektrik kapasitesinin yaklaşık 4 bin 600 GW artması bekleniyor. Bu artışın yaklaşık yüzde 80'ini güneş enerjisinin oluşturması öngörülürken, yenilenebilir kaynakların 2030'a kadar küresel elektrik üretimindeki payının yüzde 43'e ulaşacağı tahmin ediliyor.
REKABETÇİ İHALELER BÜYÜMEYİ HIZLANDIRIYOR
1. Güneş enerjisi yenilenebilir büyümenin merkezine yerleşiyor
Güneş enerjisi, küresel yenilenebilir enerji kapasitesindeki büyümenin başlıca kaynağı olmaya devam ediyor. IEA, 2025-2030 döneminde gerçekleşmesi beklenen yenilenebilir elektrik kapasitesi artışının yaklaşık yüzde 80'inin güneş fotovoltaik sistemlerinden geleceğini öngörüyor. Güneş enerjisindeki büyümeyi düşük panel maliyetleri, daha hızlı izin süreçleri ve teknolojinin geniş ölçekte uygulanabilir olması destekliyor. Çatı tipi, ticari ve endüstriyel güneş sistemleri de toplam kapasite artışında önemli bir pay üstleniyor.
2. Rüzgar enerjisinde yeni kapasite dönemi
Rüzgâr enerjisi, güneşin ardından küresel yenilenebilir kapasite artışının en önemli kaynaklarından biri olmayı sürdürüyor. IEA, 2025-2030 döneminde karasal rüzgar kapasitesindeki artışın önceki beş yıllık döneme göre yüzde 45 yükselmesini bekliyor. Deniz üstü rüzgarda da kapasite artışının hızlanacağı öngörülüyor. Bununla birlikte yüksek maliyetler, tedarik zinciri sorunları ve izin süreçleri sektörün önündeki temel zorluklar arasında yer alıyor.
3. Enerji depolama yenilenebilir sistemin tamamlayıcısı oluyor
Güneş ve rüzgar gibi değişken üretim yapan kaynakların enerji sistemindeki payı arttıkça depolama teknolojilerinin önemi de yükseliyor. Enerji depolama, yenilenebilir kaynaklardan üretilen elektriğin ihtiyaç duyulan zamanda kullanılmasını sağlayarak şebekenin esnekliğini artırıyor. IEA, özellikle pompaj depolamalı hidroelektrik kapasitesindeki artışın yenilenebilir enerjinin sisteme entegrasyonunda daha önemli hale geleceğine dikkat çekiyor.
4. Şebeke altyapısı enerji dönüşümünün kritik unsuru haline geliyor
Yenilenebilir enerji kapasitesinin hızlı büyümesi, elektrik şebekelerinin de bu yeni üretim yapısına uyum sağlamasını gerektiriyor. Güneş ve rüzgar kapasitesindeki artış, iletim altyapısının güçlendirilmesini, esnekliğin artırılmasını ve üretim ile tüketimin daha etkin biçimde dengelenmesini gerekli kılıyor. IEA, şebeke entegrasyonu, finansman ve izin süreçlerini yenilenebilir enerji kapasitesinin daha hızlı büyümesinin önündeki temel zorluklar arasında gösteriyor.
5. Yenilenebilir enerji elektrik talebindeki artışı karşılıyor
Elektrifikasyonun hızlanmasıyla birlikte küresel elektrik talebinin artması beklenirken yenilenebilir enerji bu yeni talebin karşılanmasında belirleyici rol üstleniyor. IEA'ya göre 2025-2030 döneminde yenilenebilir kaynakların küresel elektrik talebindeki artışın yüzde 90'dan fazlasını karşılaması bekleniyor. Yenilenebilir elektrik üretiminin 2024'teki 9 bin 900 TWh seviyesinden 2030'da 16 bin 200 TWh'ye yükselmesi öngörülüyor.
6. Rekabetçi ihaleler yatırımların yeni belirleyicisi
Yenilenebilir enerji yatırımlarında rekabetçi ihale modellerinin ağırlığı artıyor. IEA, 2025-2030 döneminde küresel ölçekte büyük ölçekli yenilenebilir enerji kapasitesi artışının yaklaşık yüzde 60'ının rekabetçi ihaleler yoluyla gerçekleşmesini bekliyor. Bu model, yatırımcılar açısından daha öngörülebilir bir gelir yapısı oluştururken enerji üretim maliyetlerinin düşürülmesine de katkı sağlayabiliyor.
7. Yenilenebilir enerjide büyüme sürerken yeni rekabet alanları ortaya çıkıyor
Yenilenebilir enerji sektöründeki hızlı kapasite artışı, üreticiler ve yatırımcılar açısından yeni fırsatların yanı sıra finansal ve operasyonel baskıları da beraberinde getiriyor. Özellikle güneş paneli üretimindeki arz fazlası ve artan rekabet, üreticilerin kârlılıklarını zorluyor. Buna karşın yatırımcıların ve proje geliştiricilerin yenilenebilir enerji kapasitesini artırma iştahı güçlü kalıyor. IEA'nın değerlendirmesine göre büyük yenilenebilir enerji geliştiricilerinin önemli bölümü 2030 kapasite hedeflerini koruyor veya artırıyor.
YENİLENEBİLİR DÖNÜŞÜMDE BÜYÜMESİNİ SÜRDÜRÜYOR
Türkiye'nin enerji dönüşümünde yenilenebilir kaynakların rolü giderek güçlenirken, sektörün öncelikleri de kapasite artışının ötesine geçiyor. Borusan EnBW Enerji Genel Müdürü Enis Amasyalı, şirketin yenilenebilir enerji odaklı büyüme stratejisini, yeni yatırımlarını ve enerji sektöründeki dönüşümü hakkında konuştu.
*Türkiye'nin enerji dönüşümünde yenilenebilir enerjinin rolü sizce nasıl şekilleniyor?
Türkiye son yıllarda enerji dönüşümünde önemli bir ivme yakaladı. Artan enerji talebi, son yaşanan jeopolitik gelişmelerin işaret ettiği enerji arz güvenliği ve iklim değişikliğiyle mücadele hedefleri yenilenebilir enerji kaynaklarının ülkemiz için stratejik önemini daha da artırıyor. Bugün rüzgar ve güneş enerjisi yalnızca çevresel fayda sağlayan kaynaklar değil, aynı zamanda ekonomik kalkınma ve enerji bağımsızlığı açısından da kritik bir değer yaratıyor.
*Borusan EnBW Enerji bu dönüşümün neresinde konumlanıyor? Şirketi sektörde farklılaştıran temel yaklaşım nedir?
Borusan EnBW Enerji olarak tamamı yenilenebilir portföyümüzle, rüzgar enerjisinde Türkiye'nin lider enerji üretim şirketi olma vizyonuyla hareket ediyoruz. Yatırımların etkin planlanmasını, enerji santrallerinin çevre ve topluma duyarlı biçimde işletilmesini, elektrik satış ve ticaretinde öncü rol üstlenmeyi temel misyonumuz olarak görüyoruz. 1 milyar ABD dolarını aşan yatırımımız ve 937 MW işletmedeki kurulu gücümüzle Türkiye'nin yeşil dönüşümüne katkı sağlıyoruz. Şirket olarak farkımız; yalnızca portföyümüzün ölçeğinin dışında operasyonel mükemmelliğe dayalı yönetim anlayışımız, üretim tahminleme kabiliyetimiz, ülkemizin hızlı şarj alt yapısına 'Borusan EnBW Şarj 5' markamızla yaptığımız yatırım, enerji ticaretindeki uzmanlığımız, sürdürülebilirlik yaklaşımımız ve tüm paydaşlarımız için 'önce insan' odağındaki kültürümüz. Dijitalleşme, veri analitiği ve yapay zeka uygulamalarıyla ise santral performansımızı ve bakım süreçlerimizi sürekli geliştiriyoruz. Gün öncesi, gün içi ve vadeli piyasalardaki uzmanlığımızın yanı sıra müşterilerimize I-REC Yeşil Enerji ve Gold Standard Karbon Sertifikasyonu sunarak karbonsuzlaşma hedeflerini destekliyoruz.

(Borusan EnBW Enerji Genel Müdürü Enis Amasyalı)
*Borusan EnBW Enerji'nin son dönemde odaklandığı öncelikli yatırım ve stratejik çalışma alanları neler?
Stratejik odağımız; rüzgardaki gücümüzü korurken güneş, hibrit üretim, enerji depolama ve elektrikli araç şarj çözümleriyle portföyümüzü geliştirmek. Artan elektrik talebi, arz güvenliği, şebeke kararlılığı ve düşük karbonlu büyüme hedefleri bu öncelikleri belirliyor. Bu kapsamda geliştirmekte olduğumuz depolamalı proje portföyü, gelecekteki büyüme stratejimizin temel unsurlarından birini oluşturuyor. Saros RES-GES hibrit yatırımımız bu yaklaşımın önemli bir örneği. Saros RES'e entegre edilen 94 MW'lık güneş santraliyle tesisin toplam kurulu gücü 243 MW'a ulaştı. 36 MW'lık Balabanlı RES İkinci Kapasite Artışı projemiz ile Sivas'taki 80 MW'lık Pelit RES yatırımı da portföyümüzü bölgesel ve mevsimsel açıdan dengeledi. Son iki yılda, kurulu gücümüze 210 MW katarak 937 MW'a ulaştık. Ayrıca 413 MW depolamalı rüzgar enerji santrali yatırımlarımız devam ediyor.
*Yapay zeka, dijitalleşme, depolama ve sürdürülebilirlik odağında, Borusan EnBW Enerji bu değişime nasıl hazırlanıyor?
Borusan EnBW Enerji olarak dijitalleşme ve yapay zekayı iş stratejimizin merkezine yerleştirerek enerji üretiminden yatırım süreçlerine, operasyonlardan kurumsal destek fonksiyonlarına kadar tüm değer zincirinde veri odaklı dönüşümü hızlandırıyoruz. Yapay zeka ve ileri veri analitiğinden yararlanarak operasyonel verimliliği artırmayı, bakım ve varlık yönetimi süreçlerini optimize etmeyi, yenilenebilir enerji entegrasyonunu güçlendirmeyi ve karar alma süreçlerini geliştirmeyi hedefliyoruz. Bu kapsamda yalnızca mevcut süreçleri iyileştirmekle kalmıyor; EPDK ve enerji piyasası verilerini analiz eden karar destek sistemleri, iş sağlığı ve güvenliği alanındaki akıllı bilgi asistanları, enerji ticareti analitik çözümleri ve şarj ağı yönetimine yönelik lokasyon optimizasyonu ile tahminleme modelleri gibi yapay zeka uygulamalarını aktif olarak kullanıyoruz. Sürdürülebilirlik bakış açısını tüm faaliyetlerimizin merkezinde tutuyor, temiz enerji üretimiyle çevresel etkilerimizi azaltırken ekonomik ve toplumsal değer yaratmaya da devam ediyoruz.
YENİLENEBİLİR ENERJİDE DEPOLAMA VE HİBRİT DÖNEMİ
Polat Enerji, Türkiye'de rüzgar, Macaristan'da güneş enerjisi yatırımlarıyla faaliyet gösterdiği 12 santralde 1.177 MW'ın üzerinde kurulu güce sahip. Yıllık yaklaşık 2.5 milyar kWh elektrik üretimiyle bir milyondan fazla hanenin enerji ihtiyacını karşılayan şirket, yılda yaklaşık 1.3 milyon ton CO2e sera gazı emisyonunun önüne geçiyor. Polat Enerji CEO'su Evren Güvenç, portföylerinde 329 MW ile Türkiye'nin operasyonel en büyük rüzgar santrali Soma RES'in, 132 MWh ile en büyük batarya enerji depolama sistemleri (BESS) projesi konumundaki Göktepe RES depolamalı kapasite artışı projesinin ve Türkiye'nin ilk depolamalı rüzgar yatırımı Ege RES'in yer aldığını belirtiyor. Bunun yanı sıra rüzgar, güneş ve depolamayı tek lisans altında birleştiren ilk ve tek santral olan Geycek RES de enerji üretimindeki esneklik vizyonunun referans noktaları arasında bulunuyor.
2026'DA DEPOLAMA KAPASİTESİ 500 MWH'Yİ AŞACAK
Mevcut kurulu gücü kapasite artışları, YEKA ihaleleri, hibrit projeler ve yeni depolama yatırımlarıyla güçlendirmeyi planladıklarını belirten Güvenç, 2026 yılında enerji depolama kapasitesini 500 MWh'nin üzerine çıkarmayı hedefliyor. Bu süreçte dijital izleme, yapay zeka tabanlı tahminleme ve akıllı enerji yönetimi çözümleriyle enerji sistemine daha fazla esneklik, güvenlik ve sürdürülebilirlik kazandırılması amaçlanıyor. Yatırım stratejisinin merkezinde ise depolamalı rüzgar santralleri, batarya enerji depolama sistemleri ve hibrit projeler bulunuyor. Soma RES'te devreye alınan Türkiye'nin ilk şebeke ölçekli rüzgar ve enerji depolama sistemi bu dönüşümün önemli adımlarından biri olurken, 132 MWh kapasiteli Göktepe RES projesi Türkiye'nin Primer Frekans Kontrolü hizmeti sunabilen ilk şebeke ölçekli batarya enerji depolama sistemi olmasının yanı sıra bugün itibarıyla Türkiye'nin en büyük BESS projesi olarak öne çıkıyor. Depolamanın gelecek dönemdeki rolüne değinen Güvenç, "Geycek, Göktepe ve Ege RES projelerimizle 2026 yılı sonuna kadar toplam depolama kapasitemizi 500 MWh'nin üzerine çıkarmayı hedefliyoruz. Yenilenebilir enerjinin geleceğinin yalnızca üretim kapasitesiyle değil, enerjiyi doğru zamanda ve en verimli şekilde piyasaya sunabilme esnekliğiyle şekilleneceğine inanıyoruz" diyor.

(Polat Enerji CEO'su Evren Güvenç)
2030'DA 2.000 MW HEDEFİ
Polat Enerji'nin 2030 vizyonunda büyüme ivmesinin sürdürülmesi öne çıkıyor. Şirket, 1.177 MW'ın üzerindeki mevcut kurulu gücünü yeni projeler ve kapasite artışlarıyla 2 bin MW seviyesine taşımayı, bu büyümeyi operasyonel verimlilik ve enerji depolama yatırımlarıyla desteklemeyi hedefliyor. Bununla birlikte depolama sistemleri ve jeotermal yatırımlarla çeşitlendirilmiş, esnek ve entegre bir portföy yapısı oluşturmak da 2030 stratejisinin temel unsurları arasında yer alıyor.
