
Tarihi kaynaklarda, "Çinimaçin Kalesi" olarak adlandırılan kale, 3 kilometre uzunluğa sahip, yüksekliği 30 metreyi bulan sur duvarlarıyla kentin en önemli yapıları arasında yer alıyor.

Yerleşim alanı bakımından Türkiye'nin en büyük üçüncü kalesi olan Bayburt Kalesi, son günlerde etkili olan karla beyaza büründü.
Kent merkezinin kuzeyindeki yalçın kayalıkların üzerinde asırlar önce inşa edilen kale, çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yaptı.

Tarihi kaynaklarda "Çinimaçin Kalesi" olarak da adlandırılan kale, 3 kilometre uzunluğa sahip, yüksekliği 30 metreyi bulan surlarıyla kentin en önemli yapıları arasında yer alıyor. Kale 150 bin metrekarelik bir alanda bulunuyor.

Kale, Tarihi İpek Yolu güzergahında. Yağış sonrası kar altında güzel görüntülerin oluştuğu kale ve çevresi, dronla görüntülendi.
BAYBURT KALESİ HAKKINDA
Bayburt İl Turizm ve Kültür Müdürlüğü'nün sitesine göre kaleye Zigana ve Kop Dağları aşılarak ulaşılıyor.

Kale, şehrin kuzeyindeki yalçın kayalar üzerine inşa edilmiş. Kalenin varlığından Bagratlılar zamanında da (885-1044) söz ediliyor.

Kale Anadolu Selçuklu Devleti döneminde üzerine yapılan çini süslemeleri dolayısıyla tarihte Çinimaçin Kalesi olarak anılmış.
Bayburt Kalesi, kalesi yıllar içinde çeşitli medeniyetlerin hakimiyetlerinde kalmış. Kalenin, Türk hakimiyeti sırasında birçok defa onarım gördüğü biliniyor.
17'si Selçuklu Hükümdarı II. Kılıçarslan'ın oğlu ve Erzurum Meliki olan Tuğrul Şah döneminde yazılan kitabeler, Trabzon İmparatorluğu'ndan gelecek saldırılara karşı kalenin âdeta yeniden inşa edildiğini gösteriyor. Bir müddet Akkoyunluların hakimiyetinde kalan kale, 1514 yılında Osmanlılara geçmiş.
Yine Kültür Portalı'na göre Dede Korkut hikayelerinden "Kam Büre Oğlu Bamsı Beyrek Boyunu Beyan Eder" adını taşıyan hikâyede, Beyrek'in fethedip ün kazanmak için yola çıktığı kale, Bayburt Kalesi'dir.
1647'de Bayburt'u ziyaret eden Evliya Çelebi, kale içinde 300 evlik bir mahalle ile Ebü'l Feth Camii'nin bulunduğunu yazmış.


