Serhat Özeren
YAZARLAR
2.03.2021 16:54:00

Teknolojide kadın eli

Eğitim-öğretim süreçlerinde fırsat eşitliği yaratmak kadın için gereken tek fırsat ve olanaktır. Teknolojinin geleceği de kadın elinin değmesinden geçecek.

Covid-19 salgını, tüm dünyada ve her alanda etkisini sürdürürken dünyanın geleceği de yeniden şekilleniyor. Pek çok başlığı, bizi nelerin beklediğini biliyoruz ama bilinmezler çok daha fazla. Bilim, tüm bunlar için ortak çaba gerektiğini her fırsatta ortaya koyuyor. Buna rağmen, çoktan geride kalmış olması gereken bazı başlıklar hâlâ masada. Ancak, "Su yolunu bulur" sözündeki gibi bu başlıklar da hem içerikleriyle zenginleşiyor hem de kararlılıkla çözümlere kavuşuyor, ilerliyor, gelişiyor, üretiyor. Bunlardan biri; toplumsal cinsiyet eşitliği. "Elinin hamuruyla..." anlayışı, sadece bizim sınırlarımıza ait sanılmasın. Edebiyatta Jane Austin 18. yüzyılı, Virginia Woolf ise 19. yüzyılı birey olarak beklemediler. Kadın, sanayi devrimine dek söz sahibi olduğunu gösteremedi. Nobelli Marie Curie, Pierre Curie'nin eşi olmasa aynı laboratuvarda çalışabilir miydi bilemiyoruz. Ancak bugün, büyük bir kararlılıkla atılan adımlar; her alanda kadının varlığını ve enerjisini güçlendiriyor.

KADIN, Üreten ve Yöneten Kimlikleriyle Ön Planda

UNDP, Türkiye'nin de imzaladığı protokol uyarınca Sürdürülebilir Küresel Amaçlar için çalışmaları düzenlerken; 5'inci maddesi, 'Toplumsal Cinsiyet Eşitliği' başlığını oluşturmak durumunda kaldı. 1990'larda tarım dışı istihdamda %35 oranında yer alabilen kadınlar, bu oranın %41'i aşmasıyla, istihdamda da kazanım elde etti. Ancak asıl kazanım kadınlara değil, topluma aittir. Kadınlar ve kız çocuklarına ayrımcılığın ortadan kalkması, bir temel insan hakkı olmaktan çok daha büyük önem ve değere sahip. Ekonomik büyüme ve her alanda sağlanan gelişmeyi hızlandırdığı, sağladığı çarpan etkisi, çok kez kanıtlandı. Yıllarca, sadece reklam verenin ana hedefi, tüketimde ana belirleyici olarak görülen ve ekonomik varlığı sınırlı tutulan kadınlar artık eğitimli, üreten ve yöneten kimlikleriyle kabul görüyor. Diğer bir önemli konu ise STEM... Küresel ekonomide gelişim ve kalkınma, STEM (fen, teknoloji, mühendislik, matematik + sanat) ile mümkün. STEM alanında okuyan ve çalışan kadının desteklenmesi ve iş hayatında karar alma mekanizmaları içerisinde yer alması, ülkemiz ve dünya ekonomisi için büyük bir fırsat. Araştırmalar gösteriyor ki, 2023 yılı için Türkiye'de yaklaşık 34 milyon toplam istihdamın yaklaşık 3.5 milyonu STEM istihdamı olacak. Bu ihtiyacın karşılanmasında lisans ve yüksek lisans mezunları esas alındığında yaklaşık %31 açık olacağı öngörülüyor. İnovasyon ve yaratıcılığın temelini oluşturan STEM... Kalkınma ve büyüme de STEM ile olacak. Teknoloji-kadın ilişkisini, mutfak robotu-ev hanımı ilişkisi olarak gören anlayış yenilmiştir.

Teknolojik Gelişime Katkı Sağlayan Beyin, Erkek-Kadın Beyni Diye Ayrılamaz

Yapay zeka ve artırılmış gerçeklik yaşamın her unsuruna entegre olurken; bu alanlarda yazılımdan fikrine, kurulumundan uygulamasına tüm oluşum, insan beyninin eseridir. O beyin, erkek-kadın beyni diye ayrılamaz. Eğitim-öğretim süreçlerinde fırsat eşitliği yaratmak kadın için gereken tek fırsat ve olanaktır. Karşılığı, Covid-19'a aşıyı bulan Özlem Türeci, giyilebilir kalp pili üreten Canan Dağdeviren, NASA Astrobiyoloji Enstitüsü üyesi Betül Kaçar, Nobel Tıp Ödülü'ne aday gösterilen Neva Çiftçi, vb. sayısız kadın bilim insanıdır. Teknolojinin geleceği de kadın elinin değmesinden geçecek.

DİĞER YAZILARI