PİYASALAR
Murat Yeşildere
[email protected]

'Yüzü kızaranlar'ın devrimi

Tarihi ile yüzleşmekten zorluk çeken toplumlar, birey-kurum silsilesini aynı etkinlikle gerçekleştirebilirler mi? Yoksa ancak aynaya bakabilen toplumlar mı öğrenen kurumları ve yüzü kızarıp ders alan bireyleri barındırabilir?

Platin Dergisi, bu yılki Platin Global 100 Ödülleri'nin temasını milli teknoloji hamlesi doğrultusunda Endüstri 4.0 olarak belirledi. Ipsos araştırma şirketinin desteği ile hazırlanan çalışma sonucunda belirlenen 12 sektörde öne çıkan şirketler, ödüllerini 24 Ekim'de düzenlenen törende aldı. Törendeki üst düzey iş dünyası katılımı kadar, özellikle ödül alanların yaydığı enerji, heyecan ve verdikleri ilham, çarpıcı sahneler ortaya koydu. Ödül töreni ile ilgili detaylı haber ve fotoğrafları derginin geri kalanında takip edebilirsiniz. Ödül töreninin verdiği ilham ile masamın başına geçince, birkaç ay önce elime geçen ama inceleme fırsatı bulamadığım bir kitabı elime alıp karıştırma ihtiyacı hissettim. Dünya Ekonomik Forumu’nun Kurucusu ve halen yönetim kurulu başkanı olan Klaus Schwab’ın ‘Dördüncü Endüstri Devrimi’ (The Fourth Industrial Revolution)… Schwab, bir devrim olarak tanımladığı Endüstri 4.0’ın gelişim sürecini tarihsel olarak irdelediği kitabında, iş hayatına olan dört büyük etkisinin de altını çiziyor; müşteri beklentilerinin önemli ölçüde değişmesi, veri desteği ile pekiştirilerin ürünler sonucunda üretkenliğin daha da ön plana çıkması, iş birliklerinin öneminin anlaşılması ile yeni ortaklıkların ön plana çıkması ve işletme modellerinin dijital modellere dönüşümü...  

2025 BEKLENTİLERİ

Kitapta, Dünya Ekonomik Forumu’nun Küresel Teknoloji ve Gelecek ile ilgili konseyinin üyesi olan 800 civarında üst düzey iş insanına yapılan bir anketin sonuçları da yer alıyor. Ankette özetle iş insanlarının 2025 yılına kadar iş hayatında olmasını bekledikleri bazı gelişim ve yeniliklere yönelik beklenti ve öngörülerine odaklanılmış. Örneğin ankete katılanların yüzde 86’dan fazlası 2025 yılına kadar ilk robot eczacının ABD’de hizmette olacağını beklerken 3D yazıcıdan otomobil üretilebileceğine inananların oranı da yüzde 85’e yaklaşıyor. Benzer şekilde 3D yazıcılarda üretilen ilk karaciğer naklinin 2025’e kadar gerçekleşebileceğine inananların oranı yüzde 76’nın üzerindeyken kurumsal denetimlerin yüzde 30’unun yapay zeka (AI) tarafından yapılabileceğine ankete katılanlarına dörtte üçünden fazlası inanıyor! Durun daha bitmedi, kurumsal denetimin üçtte birini yapacağına inanılan ‘yapay zeka’nın yönetim kurulu odasına üye olarak katılabileceğine inananların oranı da yüzde 50’ye yaklaşıyor (yüzde 45,2). 

BU TESPİTLERE DİKKAT

Hani o meşhur söz var ya, ‘gelecek gelecek’ diye; aslında şöyle değiştirmek de mümkün, gelecek gümbür gümbür geliyor! Karşıdan yaklaşan ışığın ne olduğunu yorumlamaya çalışmaktansa, nasıl hazırlanabileceğimize daha fazla kafa yorabiliriz. Bu bağlamda Klaus Schwab’ın tespitleri yol gösterici olabilir; Schwab’a göre kurumların teknolojik altyapısını, hatta dijital sistemlerini gözden geçirmeden önce sorması gereken ilk soru; ‘Organizasyonun öğrenme ve liderlik kapasitesi değişime dönüşebilecek seviyede mi?’ Ya da gene Schwab’ın kelimeleri ile kurum ‘kültürü inovasyonu ve (belki de daha önemli olarak) başarısızlığı kabul ediyor mu?’ Hızlı ve çevik hareket etme ihtiyacı içindeki organizasyonların öğrenme kapasitesi, efsane başarıları ile değil eksiklikleri ve hatta başarısızlıkları ile aynı hızda yüzleşebilmeleri ile ölçülebilecek. Aynaya birey olarak bakabilen insanların çalıştığı organizasyonlar, kurumsal olarak da hataları ile daha rahat yüzleşebilecek. Ancak büyük soru, tarihi ile yüzleşmekten zorluk çeken toplumlar, birey-kurum silsilesini aynı etkinlikle gerçekleştirebilirler mi? Yoksa ancak aynaya bakabilen toplumlar mı öğrenen kurumları ve yüzü kızarıp ders alan bireyleri barındırabilir? Cevabı olan?