PİYASALAR
Murat Yeşildere
[email protected]

Hayatın en güzel yanı kırılganlığı

Birbirinden ayrıştırmakta zorlandığınız iş veya sosyal hayatınız ile ilgili verdiğiniz kararlardan kimin menfaat elde ettiğini sorgulayarak yola çıkın… Verdiğiniz kararların birçoğunun sonucunda menfaat elde eden siz misiniz, başka birisi mi yoksa içinde bulunduğunuz organizasyon, ekosistem ya da topluluk mu?

“Organizasyonlarda yeni işe alma süreçlerinde verilen kararların yüzde 70’i teknik becerilere dayandırılırken tepe yöneticilerin başarısının yüzde 91’i liderlik yetkinliklerine dayanıyor” diyor Daniel Goleman*. Yaman bir çelişki değil mi? Bir an için kendi okulunuzda, sınıfınızdaki en başarılı öğrenciyi gözünüzün önüne getirin… 20 sene önce, sınıf ya da okul birincisi olan arkadaşınız, en son yaptığınız mezuniyet buluşmasında bir araya gelenler arasında en popüler kişi miydi ya da sınıfınızın en ‘başarılı’ temsilcisi, en büyük refah ya da zenginlik yaratanı olarak tanımladığınız kişi oldu mu? Cevabınızı duyamasam da, tahminim birçoğunuzun yanıtının olumsuz olduğu yönünde. 

DUYGUSAL ZEKA

Bireylerin teknik becerilerini, özellikle de üniversite mezuniyeti sonrasında etkileyen unsurların başında sıklıkla eğitim içerikleri ve eğitim sürecinde elde ettikleri başarılar geliyor. Okulda aldıkları notlar, mezuniyet not ortalamaları nasıl yeni mezunları işe alma süreçlerinde etkili olabiliyorsa, ders başarıları ile de IQ seviyeleri arasında pozitif bir ilişki kurabilmek mümkün olabiliyor. Yaklaşık 100 yıllık geçmişi olan IQ ve üzerine yapılan analiz ve değerlendirmelerin karşısında, özellikle 2000’li yıllarda düşünce hayatında kendine yer bulan duygusal zeka (EQ) ve onun üzerine yapılan analiz ve değerlendirmelerin göreceli kısıtlı tarihçeye sahip olması, Goleman’ın yukarıda altını çizdiği sonuçta etkili olacaktır. Ancak duygusal zeka kavramının yaratıcısı ve duayen ismi Goleman’ın altını çizdiği bu çelişkinin sebeplerini araştırmak yerine, çözüm olacak değişimi işe alma ve değerlendirme süreçlerine taşımak büyük önem taşıyor.

KIRILGANLIĞI KUCAKLAYABİLMEYİ BAŞARANLAR AYRIŞIYOR

Profesyonel hayatını yönetici atama ve değerlendirme süreçleri üzerine inşa etmiş bir kişi olarak bireyleri değerlendirmenin ya da işe almanın sihirli formülünü paylaşarak, kendi kendimi ‘ayağımdan vurmak istemiyorum’. Ancak Goleman’ın hiç de sofistike gözükmeyen, son derece yalın ve basit bir çözüm önerisi var; organizasyonunuzdaki ‘yıldızlara’ bakın, onları analiz edin ve onlara benzeyen yetenekleri işe alın, onlara şans verin. Haydi kalbim dayanmadı, ben de sizinle empati yapayım; Goleman, mülakatlarda adaylara başarılarını değil, başarısızlıklarını sorun da diyor. Başarısızlıkları ile yüzleşebilme dirayetini gösteren bireylerin, kendilerini çevreleyen paydaşların nasıl hissettiğini anlamaya çalışmakla kalmayıp onların sıkıntılarını, acılarını ve mutluluklarını, başarılarını da benzer şekilde ve şiddette hissedebildiklerini söylemek yanlış olmayacaktır. Bu ilginç bağlantıyı, Harvard Tıp Fakültesi Profesörü Susan David, “Hayatın en güzel yanı, ondan ayıramayacağınız kırılganlığıdır” diye tarif ediyor. İşte o kırılganlıkla yüzleşebilmeyi becerenler, hatta kendisi için de kırılganlığı kucaklayabilmeyi başaranlar çevrelerindeki çoğunluktan ayrışıyor. 

VERDİĞİNİZ KARARLARDAN ASLINDA KİM MENFAAT SAĞLIYOR?

Daniel Goleman’ın ‘turnusol kağıdı sınavı’ olarak nitelendirdiği bir başka önerisi daha var. Birbirinden ayrıştırmakta zorlandığınız iş veya sosyal hayatınız ile ilgili verdiğiniz kararlardan kimin menfaat elde ettiğini sorgulayarak yola çıkın. Verdiğiniz kararların birçoğunun sonucunda menfaat elde eden siz misiniz, başka birisi mi yoksa içinde bulunduğunuz organizasyon, ekosistem ya da topluluk mu? Bu sorunun cevabını kendiniz için, çevrenizdekiler için ve karşınızdakiler için araştırmaya başlayarak da duygusal zeka seviyesini ölçme yolunda adım atabilirsiniz.

*Daniel Goleman, Jeff Immelt, Arianne Huffington gibi birçok değerli düşünce insanını, Kasım ayı içinde New York Lincoln Center’da, 20’ncisi düzenlenen World Business Forum kapsamında, çok değerli Zühal ve Acar Baltaş’ın organizasyonu ile dinleme şansını buldum.