PİYASALAR
Abdulkadir Karagöz
[email protected]

İletişim, 'turizm'in anahtar yetkinliği

İnsanın doğasında var olan iletişim ve kendimizi ifade etme çabamız, tarihin her döneminde üzerinde hassasiyetle durduğumuz konuların başında gelir. Sözcüklerle sınırlı kalmayan iletişim, bazen bir bakışımız bazense bir gülüşümüzle beden dili yoluyla da karşı tarafa geçer. Temelde iletişim kurmamızın amacı; muhatabımıza kendimizi anlatmak, duygu ve düşüncelerimizi dile getirmek, istediğimizi doğru bir şekilde karşı tarafa iletmektir.

Gerek iş dünyasında gerekse toplumsal hayatımızda çeşitli araçları kullanarak kurduğumuz bütün bu iletişimin süreci, mesajın hedef kitleye ulaşmasını amaçlar. 1940’lı yıllarda iletişim kanalları üzerine çalışmalar yapan Shannon ve Weawer, ‘Enformasyon Kuramı’nı ortaya attıklarında iletişim alanında yeni bir dönemin kapılarını aralamış ve gürültü kavramını iletişim alanındaki çalışmalara dahil etmişlerdi. 

Teknik iletişim sürecini kapsayan bu bulgu, aslında insan ilişkilerinde ortaya çıkan uyuşmazlıkların temelinde yatan bir gerçekliği de ortaya çıkarıyordu. İletişim sürecinde araya giren gürültü, kurmaya çalıştığımız iletişimin doğru bir şekilde kurgulanması ve karşılıklı anlayışın gelişmesine engel oluyor. 
Gürültünün kaynağı ne olursa olsun, iletişimi kurmaya çalışan kişiler olarak bunu minimum seviyeye getirmemiz gerekiyor. 

DOĞRU MARKA STRATEJİSİ NASIL OLUŞTURULMALI?

Bu durumu iş dünyası açısından ele alacak olursak; ülkemizde her alanında doğru iletişim önemli olsa da, etki bakımından turizm sektörü birinci sırada yer alıyor. Nitekim doğru bir iletişim stratejisi kurgulamayan turizm işletmecisi, kamuoyunda oluşacak negatif algıyı gidermek için ciddi bir maliyeti göze almalıdır. 
Türkiye’nin bacasız sanayisi ve ekonomisinin en önemli kalemlerinden olan turizmin sağlıklı şekilde büyümesi, doğru marka stratejisinin / algısının oluşması açısından bu alanda faaliyet yürüten tüm şirketlerin üzerinde hassasiyetle durması gereken konu ‘iletişim’ olmalıdır. Turizm, sadece ekonomik gelir ve istihdamı tetikleyici bir unsur olmakla sınırlı kalmayan; ülkemizin marka değerini ortaya koyan ve pazarlayan en önemli sektördür. Bu sebeple turizm işletmecilerinin faaliyetleri sadece belli dönemlerde işletmelerine gelen misafirlerin konaklaması ve gün sonunda ekonomik bir kazanç elde etmesi olarak görülmemelidir. 
Ortaya koyulan memnuniyet aslında sadece işletmecinin değil, ülkemizin marka değerini pekiştirecek bir süreçtir.  

TURİZM SEKTÖRÜNDE İLETİŞİM GÜCÜ ÖNE ÇIKIYOR

Bu durum turizm sektöründe, insan kaynakları yönetimini de oldukça önemli hale getirmektedir. Pozisyonu ne olursa olsun, turizm alanında çalışan herkesin iletişim yönü çok kuvvetli olmalıdır. Aksi halde işinizi ne kadar doğru yaparsanız yapın, iletişiminizde araya giren gürültü, tüm emeklerinizi boşa çıkaracak ve markanıza zarar verecektir. Müşteri memnuniyeti ve sadakati pamuk ipliği gibi olan hizmet sektöründe, bu sürecin şansa bırakılmaması gerektiği de açıktır. İşe alım aşamasında, İK departmanlarının mesleki yetkinliğin yanında iletişim becerisini de ölçecek envanter uygulamaları yapması, yoğunluğun az olduğu dönemlerde işe alım süreçlerini sadece mülakatlarla sınırlı tutmayıp örnek olaylar ve uygulamalar geliştirerek adayları değerlendirmesi bir gerekliliktir. İnsan kaynakları alanında yürüttüğümüz çalışmalarda kağıt üzerindeki değerlendirmelerin yeterli olmadığını; örnek olay uygulamaları, atölye çalışmaları ve simülasyonların aday değerlendirme süreçlerine daha fazla katkı sağladığını görüyoruz. Turizm sektörünün bu alandaki deneyimlerden faydalanması, işe alım süreçlerindeki nitelikli personel ihtiyacını karşılamasına da temel oluşturacaktır.