Ufuk  Tarhan
YAZARLAR
1.05.2022 09:00:00

YETENEK YÖNETİMİNİN GELECEĞİ

Pandemiden sonra her iş kolunda sürdürülebilir iş başarısı için gerekli olan yetenekli çalışanları elde tutmak, bulmak, yeni teknoloji ve ihtiyaçlara göre yeniden şekillendirmek gibi konular işletmelerin en büyük risk faktörü haline geldi. Kuşkusuz yetkin ve yetenekli insan kaynağı, başarı için her zaman kilit unsurdu. Ancak son iki yıldır yaşanan olağanüstü koşullar ve neden olduğu dönüşümler, bu konuları daha da kritikleştirdi. Kapanmalardan sonra yaşanan ve 'yetenek yönetimi'ni yüksek seviyede etkileyen durum ve trendleri kısaca şöyle özetleyebiliriz:

1. Zorunluluklardan dolayı tüm dünyada jet hızıyla yürürlüğe giren uzaktan/evden ve esnek çalışma koşulları, online kanallara evrilen iş yapış, iletişim ve organizasyon biçimleri hem çalışanların hem de işverenlerin kafalarındaki pek çok paradigmayı değiştirdi. Çalışanların çoğu artık katı mesai uygulamalarını, sert yaklaşımları ve para için istemedikleri koşullarda çalışmak zorunda olmayı açıkça reddeder hale geldi.

2. Özellikle genç nesil hayat amacını, yaptığı işle dünyaya yararlı ne etki bıraktığını ve iş-yaşam dengesini sorgulamaya başladı. Farklı kariyer seçeneklerini değerlendirmeye yöneldi. Ülkeler arası, daha çok gelişmiş ülkelere doğru akan yetenek göçleri hızlandı. 2021'de ABD'de yaklaşık 20 milyon çalışan bu ve buna benzer gerekçelerle geçici ya da temelli işlerinden ayrıldı. 'Great Resignation- Büyük İstifa' akımı tüm dünyaya dalga dalga yayıldı.

3. Pandemi sırasında ve sonrasında müthiş hızlanan teknolojik gelişmeler nedeniyle bilim, teknoloji ve mühendislik alanlarındaki yeteneklere talep arttı.

4. Gelişen İK teknolojileri ile işverenlerin yetenek arama, seçme, yerleştirme ve yönetme şekli de tamamen değişmeye başladı. İK süreçlerine büyük hız ve verimlilik kazandıran yapay zekâ destekli uygulamalar hem mevcut çalışanlarla ilişkilerin iyileştirilmesi hem de yetenekleri cezbetmek açısından pek çok olanak yarattı.

2022'DEN SONRA ÖNE ÇIKACAK YETENEK YÖNETİMİ TRENDLERİ

1. Hibrit, esnek ve karma çalışma modellerini uygulayamayacak iş yerleri yetenek savaşını baştan kaybedecek. Bu konuyu, büyükküçük, ister hizmet ister üretim sektörlerinde olsun tüm iş yerlerinin inovatif ve insancıl modellerle uygulaması gerekiyor.

2. Önümüzdeki yıllarda çalışan sağlığı, iş güvenliği ve adil çalışma koşulları çok daha önemli olacak. 2022 ve sonrasında işverenler, çalışan sağlığını en önemli öncelik haline getirmek için her zamankinden daha proaktif olmak zorundalar. Çalışan sağlığı programlarına yapılacak yatırımlar, sağlık bakım maliyetlerini ve sigorta taleplerini azaltacağından orta ve uzun vadede bu tip gelişmeler kârlılığı ve verimi de artıracak.

3. Şirketlerin ve kurumların PR amaçlı değil de samimi bir çaba ile uygulayacakları kapsayıcılık, çeşitlilik politikaları ve empatik yaklaşımlar; inovasyonu ve büyümeyi teşvik etmek açısından giderek önem kazanacak.

4. Çalışanların becerilerinin yükseltilmesi, geliştirilmesi ve ekiplere yeni beceriler kazandırılması tüm İK süreçlerinin odak noktası olacak. Bu durum işletmeleri mevcut iş gücünü geliştirmeye ve yeniden yapılandırmaya zorlayacak.

Sonuç olarak İK da artık bildiğimiz eski İK olarak kalmayacak. Şirket başarısındaki yeri, teknoloji ile başa baş hale gelecek. Yönetim kurullarının ve CEO'ların bunu en kısa zamanda görmesini dilerim.

Çalışanların becerilerinin yükseltilmesi, geliştirilmesi ve ekiplere yeni beceriler kazandırılması tüm İK süreçlerinin en temel odak noktası olacak.
DİĞER YAZILARI