PİYASALAR
Ufuk Tarhan
[email protected]

Kriz değil o! Dijital medeniyetlere geçiş çağının başındayız

Uzunca bir süredir, en azından son 7-8 yıldır; her biri, herhangi başka bir ülkede çok daha ufak çapta dahi olsa büyük sarsıntı geçirtebilecek irili-ufaklı, genel tanımlama itibariyle ‘krizlerle’ ilerliyoruz…

Ergenekon, Balyoz, emperyal güçler vasıtası ile terör örgütlerinin içimize, sınırlarımızasızarak hatta yerleşerek büyük ekonomik, sosyolojik, psikolojik, teknolojik ve ekolojik katliamlara, tahribatlara neden olmasına, olma çabalarına rağmen ilerliyoruz… Her biri başka ülkelerde, toplumlarda olsa ciddi çöküşlere, iç savaşlara, büyük kaoslara yol açacak o kadar çok badire atlattık ve hâlâ da atlatıyoruz ki ‘resilience’ (esneklik, elastikiyet, çabuk iyileşebilme) katsayısı en yüksek ülkeler sıralamasında (böyle bir sıralama yapılsa şayet), belki de açık ara birinci oluruz… Kuşkusuz dışarıdan ve içerden ne yapılırsa yapılsın bir türlü yere serilemeyişimizin en önemli sebebi; 95 yıl önce dahiyane bir fütürist bakışa sahip Atatürkümüz tarafından ilkeleri de oluşturularak temelleri atılan laik cumhuriyetimiz, demokrasimiz. Hâlâ örnek gösterilen askeri, siyasi, politik, ekonomik manevralar ile sömürgen ülkelere ters köşe yaptırılarak kurulan laik Türkiye Cumhuriyeti ve gerçekten bir Tanrı lütfu olan her köşesi cennet topraklarımız, vatanımız. Bir türlü yıkılamayışımızın diğer bir nedeni de aslında dünyamızın, genel olarak, öncesi-sırası ve sonrası sarsıntıları müthiş olacak yepyeni bir çağa dönüşüm sürecinden geçmesi…
Ülkeler, gelecekle gelmekte olan büyük dalgayı, muhteşem dönüşümü algıladılar ve giderek dozu artan biçimde çöküşlerden, kayıplardan paçalarını kurtarmak; kazananlardan, dalganın üstünde kalanlardan olmak için debeleniyorlar. Eski usül yöntemlerle güçlerini koruyabildikleri kadar korumak hatta daha da büyütmek istiyorlar. Geçişi atlatmak, oyunda kalmak, oyun kurucu olmaya devam etmek isteyenlerin geleceğin istediği kaynakları sağlamaları, yaratmaları, aynı zamanda da eski kaynaklarından olabildiğince yararlanmaya devam etmeleri, güçlerini korumaları, kullanmaları gerekiyor. Bunun için bir taraftan geleceğe hazırlanırken, öte taraftan petrol, silah/savaş/terör, yolsuzluk sarmalı ile sömürüye dayalı kapitalist sistemi sürdürme gayreti içindeler. Ve tabii ki tüm bunlardan biz de payımıza düşenleri yaşıyoruz. Olay bu kadar net, o kadar anlaşılabilir durumda… “Bir tek bize, hep bize, en çok bize” diye abartmayıp saptırmayıp sızlanmayıp birbirimizi darlamayıp olaya, geleceğe, büyük transformasyona doğru teşhis koymamız gerek.  

İNSANLIK TEKNOLOJİ TEMELLİ İCATLARA DÖNÜŞÜYOR

İrili ufaklı sayısız çalkantı, sıra dışı ekonomik suikast/saldırı/savaş/terör dediğimiz ve döviz krizi, aşırı kur dalgalanmaları şeklinde gerçekleşen, olumsuz sonuçlarına katlandığımız durum; aslında büyük, hatta devrimsel nitelikteki devasa ve küresel dönüşümün küresel yansımasından başka bir şey değil. Özellikle son 20 yılda, dünyada, her alanda eksponansiyel hız ve yaygınlıkta gelişen teknoloji temelli icatlarla insanlık dönüşüyor. Tam bir ‘dijital medeniyetlere geçiş’ çağındayız. İlaveten çevre koşullarındaki dramatik değişimler; elbette devrimsel şiddette ve yıkıcı olacaktı. Oluyor da… Üstelik daha ilk aşamalardayız, geçiş, transformasyon henüz başladı… Sabırlı, kuvvetli, çalışkan, disiplinli olmamız; kendimize, ailemize, toplumumuza, tüm insanlığa kenetlenmemiz gerek. Bütün dünyanın etkilenmekte olduğu, en az 15-20 yıl hiç durmaksızın sallayacak, pek de ciddiye almadan içine ilerlediğimiz bir türbülans çağının ilk yıllarındayız ve etkilerini hissetmeye yeni başladık. Konu bu! Kuşkusuz çok fazla risk var, ancak sayısız fırsatla beraber... Biliyorsunuz, risk hiçbir zaman yalnız yolculuk etmiyor. ‘Fırsatlar’ ona daima eşlik ediyor. O yüzden bence biz, fırsatlara ve yapılacaklara odaklansak ve o doğrultuda bir milli, toplumsal şuur, seferberlik oluştursak gelecek için çok daha akıllıca, kazandırıcı bir yol seçmiş oluruz. Birey, aile, şirket, kurum, ülke olarak masadan kazananlardan biri olarak kalkmak için nelere odaklanmamız gerektiğini gelecek ay anlatacağım.