PİYASALAR
Ufuk Tarhan
[email protected]

Kaçırdığımız trenleri kabullenip, gelecek olanlara koşalım...

Devasa gemiler, uçaklar, gökdelenler, kanallar, yollar, her türlü boyutta ve şekilde taşıma araçları, veri depolama merkezleri, enerji santralleri, kablosuz ağlar yapmak için harcanan zamanlar azalıyor. Fakat bunlara karşılık, beklenen yeteneklerde ve mikro uzmanlık alanlarında çalışabilecek insan ihtiyacı da müthiş yükseliyor

21. yüzyıla damgasını vurarak dünyanın eksponansiyel bir hızla dönüşmesine neden olan buluşları yapan bilim ve teknoloji kökenli liderler, dünyanın kıtlık ekonomisinden bolluk dönemine geçişin sancılarını çektiğini söylüyorlar. Arada Elon Musk gibi olacaklara karamsar, temkinli bakanlar da var tabii. Ancak genel olarak ‘gelecekle gelenler’ insanların daha çok vaktinin olacağı, daha az çalışacağı, daha çok gezip, tatil yapacağı, eğleneceği, her koşulda sabit minimum gelir ve mikro iş fırsatlarıyla rahatça yaşayacağı şeklinde yorumlanıyor ki ben de onlardan biriyim… Hiç kuşku yok ki nano ve genetik teknolojiler beslenme, gıda, hastalıklar, sakatlıklar, ısınma, soğutma, barınma, ulaşım, erişim, açlık vb. gibi sorunları çözecek. İnsan, bitki, hayvan, hava su gibi tüm yaşamsal fonksiyonlara, çevre tahribatına müdahaleyi ve iyileştirmeyi mümkün kılacak. Dijitalleşmeyle robotların, yapay zekanın, insansız araçların, akıllı nesnelerin sayesinde hem daha az çalışacak hem daha verimli ve sınırsız üretime kavuşacağız. Hava, güneş, su kaynaklarından ürettiğimiz yenilenebilir enerji kaynaklarının, blockchain, kripto para ve döngüsel ekonomi kurallarının gelişmesi ve yaygınlaşması ile maliyetlerimizi bugünle kıyaslanırsa neredeyse sıfırlayacağız, yoksulluk en sonunda tarihe kavuşacak. Eğitim almak yerine beynimize çip taktıracağız, başka dil öğrenmek dahi gerekmeyecek. Otomatik çeviriciler bu sorunu da ortadan kaldıracak. Hele hele uzayın keşfi ile belki de bunların da ötesinde, şu anda hayal bile edemediğimiz başka binbir türlü kolaylıklarla dolu bir dünya yaratacağız. 

İŞLERİ, OTONOM SİSTEMLERE DEVREDENE KADAR ÇOK ZAMAN VAR

Ancak dikkat etmemiz gereken çok önemli bir nokta var ki o da her şey eksponansiyel hızla gelişecek olsa da bu kolaylıkların dünyada yaygınlaşmasının minimum 15-20-30 seneleri bulacak olması… İşleri makinalara, otonom sistemlere devredinceye kadar daha çok zaman var. O noktalara kadar insanlar eskisinden daha fazla, daha kaliteli, daha hızlı ve çok daha yüksek yetkinliklerle çalışmak zorundadır. Bu yüzden, bu beklentilerin kişi ve kurumları tembel, duyarsız ve bekleme moduna geçirme riskini ortadan kaldıracak önlemlerin alınması gerekir. İşte tam da bu sebeple, ben asıl tehlikeyi tüm o büyük dönüşümlerin yaygınlaşmasına kadar geçecek sürede görüyorum. Devasa gemiler, uçaklar, gökdelenler, kanallar, yollar, her türlü boyutta ve şekilde taşıma araçları, veri depolama merkezleri, enerji santralleri, kablosuz ağlar yapmak için harcanan zamanlar azalıyor. Fakat bunlara karşılık beklenen yeteneklerde ve mikro uzmanlık alanlarında çalışabilecek insan ihtiyacı da müthiş yükseliyor. Dünya devlerinin odaklandığı mega projelerden bazıları aşağıda. Onları yakalamak ve o alanlarda küresel rekabet topuna girmek en azından Türkiye için artık çok zor, neredeyse imkansız. Ancak ve ancak bu alanlardaki ihtiyaçları sezebilen ve onlara gelecekçi ürün/hizmet geliştirebilenler sayesinde hiç tahmin edilmedik sıçramalar yaratabiliriz. Kuşkusuz bunlar da ancak ve ancak çok agresif bir eğitim, teknoloji, ilim, bilim seferberliği ile ve çılgın gibi çalışan bir topluma dönüşmemizle mümkün olabilir. 

MEVCUT ALTYAPILAR DEĞİŞECEK

Dünyanın hemen hemen tüm mevcut altyapısı değişecek. Buna karayollarını yeniden düşünmek, toplu taşıma, telekom hizmetleri, ulaşım sistemleri, su kaynakları, gıda malzemeleri, eğitim araç ve yöntemleri, havacılık, uzay, uzay turizmi, asteroit madenciliği, uzay tabanlı elektrik santralleri, diğer gezegenlerin kaynaklarından yararlanmak, iklim kontrolü, doğa güçlerinin etkilerini azaltacak keşifler, dünyanın merkezine ulaşmak, geçmişi görüntülemek, ışık hızında yolculuk, tükenmeyen güç kaynakları ve daha niceleri... 
Kaçırdığımız trenleri kabullenip, gelecek olanlara koşalım. Dünyanın el ve beyin emeği ihtiyacına, bu tür ‘hammadde’ ihracatçılığına konsantre olalım. Ötesi çok zor! Gelecek geleli epey oldu…