Platin
PİYASALAR
Ufuk Tarhan
[email protected]

Geleceğin sporu E-Spor, nokta!

Oyunlar, yabancı dil öğrenmeye, farklı kültürlerle aksiyona ve yaşamaya, kapsayıcı-bütüncül bakış açısına, analitik ve hızlı düşünmeye, risk analizine, problem çözmeye, göz, kulak, vücut, düşünce koordinasyonuna müthiş yatkınlık kazandırıyor.

E-spor yani elektronik spor, kişilerin dünyanın herhangi bir yerinden internet aracılığıyla buluşup oyun oynadığı yepyeni bir dal. Doğal olarak dijitale doğmuş Z Nesli diye özetleyeceğimiz jenerasyon arasında yaygın, daha doğrusu salgın. Epeydir ulusal-uluslararası turnuvaları, ligleri, federasyonları vb. olan dijital medeniyetlerin teknolojik sporu. Türkiye’de de son yıllarda iyice yükseldi ve 2018’de Türkiye E-Spor Federasyonu kuruldu. Zannedilenin aksine e-spor, diğer sporlardaki gibi hem fiziksel hem de zihinsel çaba ve beceri gerektiriyor. E-sporcular inanılmaz disiplinli yaşamak ve beslenmek zorunda oldukları için farklı bir hayat sürüyorlar. Lisans alabiliyorlar. Ülkemiz de 2014'ten bu yana lisans veren ülkeler arasına katılmış durumda. 

Diğer spor dallarındaki gibi e-sporda da bireysel veya takımlar arasında karşılaşmalar, yarışmalar yapılıyor. Müsabakalar, e-sporcularla, takımlarla röportajlar, tartışma programları vb. Y ve Z nesilleri tarafından bilinen ve çılgın gibi kullanılan Twitch platformundan canlı yayınlanıyor. Tüm dünyada 400 milyon aktif izleyicisi olan e-spor’un en önemli yayın kanalı haline gelen Twitch, 2007'de internette hakkında doğru dürüst bilgi bulunamayan Justin Kan tarafından çocuk yaşta kurulmuş, sonra 2014’de 970 milyon dolara Amazon’a satılmış. Twitch’in 2020 itibari ile aylık ortalama tekil canlı yayın izleyicisi 4 milyonlara yaklaşmış durumda. Bambaşka bir evren… Cüneyt Özdemir de kendi online programı olan Baba Haberler’i Twitch’de yayınlamaya başlayan ilk gazeteci oldu… Yeni nesil gençliğin nabzını elinde tutmak isteyenler, ufak ufak oraya doğru yönlenmeye başlıyor. 

E-SPORUN GELECEĞİ

Parlak, hem de çok! Nasıl şimdinin ileri ve orta yaşlıları cirit atmak, at koşturmak, fiziksel çaba gerektiren sporlar yapmayıp, yapanları TV’lerden, bilgisayarlardan izlemeyi geçmişlerse, 

dijital çağın online gençleri de dijitalde yarışmaya, oynamaya ve e-spor oynamaya-izlemeye meraklılar. Oyunlar; yabancı dil öğrenmeye, farklı kültürlerle aksiyona ve yaşamaya, kapsayıcı-bütüncül bakış açısına, analitik ve hızlı düşünmeye, risk analizine, problem çözmeye, göz, kulak, vücut, düşünce koordinasyonuna müthiş yatkınlık kazandırıyor. 

EN BÜYÜK ENDİŞE, FİZİKSEL AKTİVİTE EKSİKLİĞİ

Geleceğin işleri de aslında oyun oynadıkları gibi dijital, online ortamlarda, farklı takımlarla yapılacak şekilde yükseldiği için, bir anlamda gelecekteki iş beceririnin de simülasyonunu yapıyorlar. E-spora dair tüm dünyanın en büyük ortak endişesi, fiziksel aktivite eksikliği... Kemik, kas, göz, eklem vb. yapısının zarar görme olasılığı. Ancak her spor dalının aşırısında vücut daima risk altında… Bunda da denge tutturmak, disiplinli olmak gerekiyor. Bu riski de ortadan kaldıran yeni dallar gelişiyor ki onlardan biri, 2019’da Tekno Spor A.Ş. ile Türkiye’ye gelen Japon HADO. Tokyo merkezli dijital araştırma ve oyun tasarım merkezi The Superhuman Sports Society tarafından oyun ve teknoloji birleştirilerek tasarlanan artırılmış gerçeklik oyunu olan HADO’yu ben de oynama fırsatı buldum. Müthiş zevkli. Hem e-spor hem de çok hareket etmeyi gerektiriyor. Mutlaka deneyin, çalışanlarınıza, çocuklarınıza oynatın, turnuvalar düzenleyin. HADO, sağlık sektöründe de ‘rehabilitasyon’ ve ‘fizik tedavi’ başlıkları altında kullanılıyor. Özetle e-spor, öncelikle çocuk ve gençler için ama aslında HADO gibi versiyonlar hepimiz için, çalışma hayatındaki insanlar için geleceğin eğitim ve sosyalleşme aracı.