Ufuk  Tarhan
YAZARLAR
1.06.2021 10:00:00

Geleceğin enerjisi ve trendler

Hiç kuşku yok ki dünya, ‘dekarbonizasyon' diyebileceğimiz yeni bir enerji devrimi eşiğinde… Dekarbonizasyon, yenilenebilir enerji kaynaklarının artması ve temiz enerji kullanan ekonomiye geçişi ifade ediyor

nyanın önce sanayi ardından bilişim, internet devrimleri sonrasındaki yükselişine enerji sağlayan kömür, petrol ve doğalgaz gibi fosil yakıtların dönemi artık sonlanmak zorunda. Bu tür enerji kaynaklarını kullanarak kurduğumuz tüm tasarım, üretim, dağıtım, tüketim sistemlerinin hem çevre ve insanlık hem de diğer canlıların sağlığı için zararlı, sürdürülemez sonuçlarını, kaçamayacağımız bilimsel verilerle algıladığımız sıkıntılı bir dönemdeyiz.

AVRUPA'NIN 2050 YILINA KADAR İLK KARBON NÖTR KITA OLMASI HEDEFLENİYOR

İşte tüm bu nedenlerle insanlık, 'enerji' konusunu daha fazla halının altına süpürüp, sorunları erteleyemeyeceği bir eşiğe gelmiş durumda. Gerek Birleşmiş Milletler'in yayınladığı Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları gerekse de Paris Anlaşması, insanlığın önüne 2030'a kadar küresel ısınmayı 2 derecenin altında, 1.5 derece seviyelerinde tutmak gibi son derece ciddi ve ulaşılması zor bir hedef koyuyor. Bu seviyelere ulaşabilmek ise ancak ve ancak yenilenebilir enerji kaynaklarına yönlenerek sera gazı etkisini, kısaca karbon emisyonunu düşürmekle mümkün olabilir görünüyor.

Ülkemizi çok yakından ilgilendiren Avrupa Birliği'nin 'Green Deal-Yeşil Mutabakat ya da Yeşil Anlaşma' olarak açıkladığı bir dizi düzenleme hazırlığı var. Bu anlaşma ile de uluslararası ticari faaliyetlerden kaynaklanan karbon emisyonlarını azaltmak için karbon vergisi ve sınırda karbon düzenlemesi gibi önemli yaptırımların devreye alınması planlanıyor. Yeşil Mutabakat ile Avrupa'nın, 2050 yılına kadar ilk karbon nötr kıta olması hedefleniyor. Tam bir zaman verilmemiş olmasına rağmen Haziran 2021'de kuralların netleşmesi ve kısa bir süre içinde de uygulamaya geçilmesi bekleniyor.

EN FAZLA ETKİLENECEK SEKTÖRLER

Tüm bunlar, hiç şüphesiz ülkemizi ve AB ile ticaret yapan bütün sektörlerin uluslararası rekabetini büyük ölçüde etkileyecek. En fazla etkilenmesi beklenen alanlar tabii ki inşaat, tarım, gıda ve tekstil gibi karbon emisyonu en yüksek olanlar olacak. Bu nedenle hem büyük-ana üretici, dağıtıcı şirketler hem de onlara ürün ve hizmet sağlayan alt sektör firmalarının hiç zaman kaybetmeden; karbon ayak izlerini ve karbon emisyon maliyetlerini hesaplamaları, karbon emisyonlarını düşürecek stratejiler geliştirmek üzere ciddi, hızlı hatta acil çalışmalar yapmaları gerekiyor.

DEKARBONİZASYON VE TEMİZ ENERJİYE GEÇİŞ

Kısacası, gelecek odaklı konuşabileceğimiz tek bir enerji trendi var şu anda, o da; dekarbonizasyon ve temiz enerjiye geçiş. Sürdürülebilir gelecek için her şeyin önündeki en önemli engel ya da kolaylaştırıcı 'dekarbonizasyon' başarımız olacak. 'Karbon', 2030'a kadar neredeyse internet, dijital dönüşüm, vb. kelimelerinin kullanımı kadar dilimize ve hayatımıza yerleşecek.

KARBON EMİSYONUNUN DÜŞÜRÜLMESİ HANGİ ALANLARDA AVANTAJ SAĞLAYACAK?

01I Ekosistemin korunması için biyoçeşitliliğin korunması

02I Tarımın sürdürülebilirlik prensiplerine göre belki de yeni bir devrim geçirmesi

03I Güneş, jeotermal, dalga, rüzgar gibi temiz enerji kaynaklarına yönlenilmesi

04I Sanayide uçtan uça sürdürülebilirlik, döngüsel ekonomi prensiplerine geçilmesi

05I İnşaat sektörünün rehabilite edilmesi ve yaşamsal alanlardaki karbon emisyonlarını düşürecek yeni yapılanmaların oluşturulması

06I Ulaşım araçlarının minimumda karbon emisyonuna sebep olan yeni teknolojilerle değişmesi

07I Atık yönetimi yapılması ve hava, su, toprak kirliliğinin önlenmesini sağlayacak sistemlerin kullanılması

GELDİĞİMİZ KRİTİK NOKTAYI ANLATAN ÖNEMLİ KANITLAR

01I Neredeyse durdurulamaz noktalara ulaşmış olan küresel ısınma ve çevresel felaketler.

02I Fosil temelli enerji kaynağına bağımlılık yüzünden dünya barışının ve adil kaynak paylaşımının aldığı ağır hasarlar, jeopolitik krizler ve savaşlar.

DİĞER YAZILARI