PİYASALAR
Serhat Özeren
[email protected]

Dünya değişecek!

Dünya tahminlerden çok hızlı değişecek. güçler dengesi farklılaşacak. Hem de önümüzdeki 10 yıl içerisinde... Kaçırdığımız bir tren yok. her zaman yarışın içinde olabiliriz. reçete belli. yol haritası belli. yeter ki hedefimiz bilgi ekonomisi olsun, bilim olsun...

Dünya da dengeler de değişecek. Üstelik önümüzdeki 10 yıl içerisinde. Bu magazin haberi değil. Ciddi bir ‘milli güvenlik’ tehdidinden, yeni bir ekonomiden, yeni şartlardan bahsediyorum. Artık çok askere sahip olmak güç anlamına gelmeyecek. Ya da geleneksel ekonomiler, şirketler hızla yeni oyunculara yerini bırakacak. Nasıl mı? Açıklayayım.
Usanmadan söylediğimiz ‘bilgi toplumu’ olma hedefini defalarca yazdım ve yazmaya da devam edeceğim. Dünyadaki ülkeleri birçok yönden sınıflandırabiliriz. Nüfusa, dine, medeniyete, gelişmişliğe, ekonomik büyüklüğe vs. Belki yüzlerce kriter oluşturabiliriz. Gelin biz teknolojiye göre sınıflandıralım. Teknolojiyi icat edenler, teknolojiyi üretenler, teknolojiyi kullananlar ve ‘teknolojiyi tüketenler’.  Bu sınıflandırmaya örnek vermek gerekirse ABD, Almanya, Japonya Güney Kore gibi ülkeler icat edenler; Çin, Tayvan, Malezya, Meksika, Brezilya gibi ülkeler üretenler; Suudi Arabistan, Katar, Güney Amerika ülkeleri, Afrika ülkeleri vs. teknolojiyi tüketenler.

Önemli bir soru; peki biz Türkiye olarak hangi sınıfa giriyoruz? Maalesef teknolojiyi tüketen ülkeler kategorisindeyiz. Bakış açımızı, farklı düşünme yeteneğimizi geliştirmeliyiz. Bunu da eğitim sistemimizle yapabiliriz. Bunu Çin başardı. 2000 yılında Çin dünya ekonomisinde sıradan bir ülkeydi. Ucuz iş gücüyle fabrikaları ülkesine taşıttı. Teknolojiyi kopyaladı. Kendi markalarını oluşturdu. Teknoloji icat eden öncü markalar oluşturdu. Şu anda ise dünya ticaretinde 2. sırada. Hem de açık ara. Çin telekomünikasyon sektöründe çok ama çok önemli bir oyuncu oldu. Uçtan uca çözümleri ve rekabetçi fiyatlarıyla bu işe büyük yatırımlar yapmış batılı firmaları sarsmaya başladı. 

YENİ REKABET ALANI:  5G HABERLEŞME 

Önümüzde yeni bir rekabet alanı başlıyor. 5G haberleşme. Bu zamana kadar 2G, 3G, 4G teknolojileri büyük değerler oluşturdu. Ama 5G çok farklı. Basit bir kıyaslama yapmak gerekirse, 4G teknolojisi insan hayatına, endüstriye 10 birim katkı sağladı dersek, 5G teknolojisi 300 birim katkı sağlayacak. 5G çok uzağımızda değil ve sunacağı imkanları düşünmek bile heyecan verici. İnternet hızı, makineler arası iletişim ve tüketicilerin daha üzerindeki hakimiyeti gibi başlıklarda çok önemli değişikliklere sahne olacak. 4G’den önce hiç kimsenin 5G’nin ne denli büyük bir devrim olabileceği konusunda öngörüsü yoktu. Şimdi ise bu teknolojinin, bağlantılı cihazlar, devasa datadan beslenen giyilebilir teknolojiler, şoförsüz araçlar ve gelişmiş VR/AR imkanlarıyla nasıl olabileceğini hayal edebiliyoruz. Çoğu kişi internet sağlayıcılarının dillerinden düşürmediği ‘bant genişliği’ kavramına aşina… Ancak konunun önemli bir ayağını da ‘latency’ yani iki cihazın birbiriyle konuşması için geçen bekleme süresi oluşturuyor. 5G teknolojisi için bu süre 4 milisaniye. 4G’de bunu 30-60 milisaniye olarak görmüştük.

YENİ FIRSAT VE ÇÖZÜMLER

5G teknolojisinin hayatımızı nasıl etkileyeceğini hepimiz hayal ediyoruz. Bir yandan da zincirleme reaksiyonlar sonucu şu anda aklımıza gelmeyen birçok yeni fırsat ve yeni çözümün hayatımızda olacağını göreceğiz. Yollarda bol miktarda insansız arabalar, nakliye kamyonları, insansız hava araçları görmemiz en basitleri.Hatta 5G teknolojisi yapay zekayı da çok hızlandıracak ve gelişimini tetikleyecek.Askeri alanda robot teknolojisi çok hızla gelişecek. Tam donanımlı insansız tanklar, robot piyadeler vs. hepsi de güçlü yapay zekalı olacaklar. Nasıl bir güç olduğunu tahmin edin! 

Hız, düşük gecikme süresi, yapay zeka. Bu çetin üçlüye dikkat edin. Dünya değişecek. 2010 yılından beri Google’ın 14, Apple’ın 13, Facebook’un 6, Amazon’un 5 yapay zeka şirketi satın aldığını da buraya not düşelim.