PİYASALAR
Serhat Özeren
[email protected]

Brunson krizi, ABD ile ekonomik savaş, milli ve yerli kaynakların önemi!

Yabancı sermayeli bir şirket Türkiye’de üretim yapıyorsa veya ar-ge çalışmaları yürütüyorsa artık yerli bir şirket olarak düşünülmeli... Dünya devi Samsung, Türkiye’de AR-GE merkezi açtı ve daha iyisini de yakın zamanda açacak. Çin’in en büyük cep telefonu ve baz istasyonları üreticisi Huawei de, “ben yerliyim” diyor

ABD’li papaz Brunson, terör örgütleri FETÖ ve PKK adına suç işlediği gerekçesiyle 9 Aralık 2016’da tutuklandı. Brunson hakkında İzmir Cumhuriyet Savcısı Berkant Karakaya tarafından hazırlanan iddianamede, din adamı görüntüsü altında söz konusu terör örgütleri adına suç işlediği ve genel stratejileri kapsamında eylem birlikteliği içinde olduğu, örgütlerin amaçlarını bilerek ve isteyerek iş birliği yaptığı belirtilmişti. Brunson olayı sonrasında ABD ile ipler iyice gerildi. ABD, uluslararası kuralları hiçe sayarak Brunson’un serbest bırakılmasını talep etti ve Türkiye’yi tehdit etti. Türkiye’nin bu talebe yönelik sergilediği dik duruş karşısında ABD, hukuksuzluğunu sürdürerek aldığı yaptırım kararları ile Türkiye’ye karşı ekonomik bir savaş başlattı. Akabinde Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan‘ın ABD elektronik ürünlerine ‘boykot’ kararı ve çağrısı ile olay yeni bir boyut kazandı.  Boykot kararının ne kadar doğru olduğunu anlamak için eldeki verilere bir göz atacak olursak; ABD ile Türkiye arasındaki elektronik sektörün en büyük kısmını cep telefonu ürünleri oluşturuyor. Ülkemizde aylık 950 bin ile 1 milyon 100 bin adet arasında cep telefonu satılmaktadır. Pazar büyüklüğü ise yaklaşık 2.5 milyar TL seviyesinde bulunuyor. ABD bazlı ürünlerin (Apple) piyasadaki pazar payı yüzde 18-20 civarında, Samsung yüzde 45, Huawei ise yüzde 15 civarındadır. Yerli üreticilerimizin pazar payları ise yüzde 5 ile 15 arasında değişkenlik gösteriyor. En bilinen, belli başlı yerli markalarımız ise Vestel ve General Mobile’dir. Bu iki markamız da gelecek açısından son derece umut vermektedir. General Mobile, hali hazırda 33 ülkeye ihracat yapmaktadır. Yakında yeni fabrikalarını da açacaklar. 

Şuna dikkat etmek gerek; yabancı sermayeli bir şirket Türkiye’de üretim yapıyorsa veya Ar-Ge çalışmaları yürütüyorsa, bu bizim için artık yerli bir şirket olarak düşünülmesi gerekmektedir. Dünya devi Samsung da Türkiye’de Ar-Ge merkezi açtı ve daha iyisini de yakın zamanda hayata geçirecek. Çin’in en büyük cep telefonu ve baz istasyonları üreticisi Huawei de “Ben yerliyim” diyor. Ülkemizde 500 Ar-Ge personeli çalıştıran bir şirket bence de yerlidir. Firmalara bakarken yerli olma konusu, bu şekilde değerlendirilmelidir. Bize de böyle şirketler lazım. Bir kuruşluk yatırım yapmayan, teknolojik know-how sağlamayan al satçılar değil. 
Ülkemizde binlerce start-up, girişimci, mühendisin olduğu bir ortamda, yeni Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle beraber yerli kaynakların değeri ve önemi artacaktır. Alınan boykot kararıyla da ABD merkezli elektronik ürünlerin yeri hızlı bir şekilde doldurulacaktır. Cep telefonlarının arasındaki fark teknolojik olarak artık o kadar az ki, farkı anlamak bile mümkün değildir.

YETİŞMİŞ KADROLARIMIZ VE GENÇLERİMİZLE BU SIKINTININ ÜSTESİNDEN GELECEĞİZ

ABD ile aramızdaki gerilimin, milli ve yerli kaynakların fakına varmamız, yerli üreticilerimizi ve sanayicilerimizi el üstünde tutmamız gerektiğini görmemiz için bir sebep oldu. Umarım bu süreç katlanarak ülkemiz menfaatleri için gelişir. Artık yerli ürün, hizmet ve ülkemizde yatırım yapmış yabancı sermaye ürünlerinin alımına ne zaman öncelik verilecek? Bu ihale kanununda olan yerli ürüne öncelik maddesi gerçek anlamda ne zaman işleyecek? Düşmana neden düşmanlık yaptın diye sormam. Adı üstünde düşmandır. Ama kamu kuruluşlarımızın yerli ürünü rahatlıkla alabilmesinin cesaretini vermemiz lazım. Biz almazsak ihracatı nasıl bekleriz! Bu yazım yayımlandığında süreç ne olacak onu bekleyip göreceğiz ancak unutmamamız gereken şey; Biz büyük bir ülkeyiz. Yetişmiş kadrolarımız, geleceğimizin güvencesi gençlerimiz var. Bu sıkıntının da rahatlıkla üstesinden geleceğiz. Yeter ki; Ar-Ge, üretim, inovasyon, eğitim kavramlarından uzaklaşmayalım. Her zaman bu kavramlar birinci önceliğimiz olsun.