PİYASALAR

Markaların dijital karnesi

Teknolojinin gelişmesi bugün pek çok sektörü olumlu yönde etkiliyor. Bulut bilişim sayesinde verilerimizi her yerden ulaşılabilir kılıyoruz, nesnelerin interneti bizim her daim bağlı kalmamızı sağlıyor. Kurumsal tarafta da iş süreçleri dijital bir ortama aktarılarak daha verimli bir ortam yaratılıyor. Fabrikalarda robotlar insan yükünü hafifletiyor, otomasyon sistemleri iş akışının çok daha kolay yürütülebilmesine olanak sağlıyor. Aslında bunların hepsini dijital dönüşüm başlığı altında adlandırıyoruz. Bugün şirketlerin rekabette geri kalmaması için yapması gereken en büyük yatırım dijital dönüşüm. SAP’nin yaptığı bir araştırmaya göre sektör lideri şirketlerin yüzde 80’i dijital dönüşümle kârlılığını artırdı. Bu oranın oldukça yüksek olması dijital dönüşümün aslında ne kadar gerekli bir adım olduğunu gözler önüne seriyor.

Biz de farklı sektörlerden büyük markaların dijital dönüşüm yolculuğunu araştırdık ve onların dijital karnesini ortaya çıkardık…

İNTERNETTEN MAĞAZAYA YOLCULUK

Özellikle perakendede yaşanan dijital eksenli dönüşümün farkında olan Kiğılı, bu kanalın dinamiklerine göre hareket etmenin ne kadar önemli olduğunu bilen ve dijital dünyada da öncü olmaya özen gösteren bir marka. Bu kapsamda Kiğılı bünyesinde bu dinamikleri karşılayacak, trendleri takip edecek ve altyapıyı en iyi şekilde kurgulayacak ekipler oluşturduklarını söyleyen Kiğılı CEO’su Hilal Suerdem, markalarının dijitalleşmeye yaptıkları yatırımı şu şekilde anlatıyor: “Tüketicilerimizin büyük çoğunluğu bir ürüne önce internette bakıp daha sonra satın alma işlemini mağazadan gerçekleştiriyor. Bu nedenle dijital ve e-ticaret tarafına çok önem veriyoruz. Şu anda e-ticarette Türkiye’de en çok satış yapan ilk beş firmanın içindeyiz. Tüm kanallarımız arasında uyumu yakalamaya dikkat ediyoruz. Çünkü biliyoruz ki artık müşterilerimiz, web sitesinde başladığı satın alma serüvenini mağazada devam ettirmek ya da mobil uygulama üzerinden takip etmek istiyor. Bu stratejiden yola çıkarak omni-channel kavramını benimsedik. Tüm çalışmalarımızı bu doğrultuda yapıyor; bütünleşik pazarlama stratejilerini farklı projelerde etkin biçimde uygulamaya özen gösteriyoruz. Öte yandan sosyal medyanın her alanını efektif kullanıyoruz. Viral videolar ve blogger’larla iş birlikleri hayata geçiriyoruz. Facebook Dükkan özelliğini, Instagram’ın Insta Stories özelliğini kullanarak satış yapan ilk markalar arasında yer alıyoruz. Bunlar dışında tüm iş ve mülakat süreçlerimizi de online platforma taşıdık. Bu sayede zamanı ve insan kaynağını daha etkili kullanıyoruz. Koleksiyonlarımızda da inovasyonlara yer vererek bu yönde yeni teknolojilere yatırım yapıyoruz. Nanoteknoloji ile üretilen kumaşlar, leke tutmaz veya ütü istemez özellikteki materyaller gibi en ileri teknolojiyle ürünlerimizi üretiyoruz. Bu sezon koleksiyonlarımızda bio parfümlü takım elbiselere ve yıkanabilir takım elbiselere yer verdik.”

DİJİTAL İHRACAT HAMLESİ HIZLANIYOR

Yaklaşık 4 yıl önce dijital dönüşüm yolculuğuna başlayan Turkcell, tüm şirket süreçlerini baştan sona dijital hale getirdi. Müşterilerin bir gün içindeki 1440 dakika boyunca yanlarında olduklarını vurguladıkları ‘1440 stratejisi’nin bu dönüşüm hikayesinin önemli bir dinamiğini oluşturduğunu söyleyen Turkcell Genel Müdürü Kaan Terzioğlu, konuyla ilgili şu açıklamalarda bulunuyor: “Dünya çapında 150 milyondan fazla indirilen servislerimiz ile dijital tecrübemizi dünyadaki diğer operatörlerin müşterilerine de sunmak üzere dijital ihracat dönemini başlattık. 4 yıldır bir yandan dijital servisler geliştirirken bir yandan da bu dijital servislerin üzerinde çalışacağı yerli veri merkezlerini inşa ediyoruz. İşe Gebze’den başladık. Turkcell Gebze Veri Merkezimizin ardından geçen yıl İzmir Veri Merkezimizi açtık. Yakında Ankara ve Çorlu’da açacağımız veri merkezlerimiz ile bu alandaki yatırımlarımızı sürdüreceğiz. Şimdi yeni bir adım daha atarak Türkiye’nin dijital ekonomisine önemli bir katkı daha sunmayı amaçlıyoruz. Yeni grup şirketimiz Turkcell Dijital İş Servisleri Türkiye’deki endüstrilerin tüm ihtiyaçlarını, geliştirdiği dijital servis çözümleriyle karşılayacak. Kurumların dijital iş ortağı olma vizyonu doğrultusunda bilgi teknolojileri hizmeti vermek üzere kurulan Turkcell Dijital İş Servisleri şirketi bulut, siber güvenlik, nesnelerin interneti, büyük veri, iş çözümleri, sistem entegrasyonu ve yapay zeka çözümleri de dahil olmak üzere şirketlere uçtan uca katma değerli servisler sunmayı amaçlıyor. Ayrıca Türkiye’nin dört bir yanındaki veri merkezlerimizden hizmet de sunacak olan bu iştirakimiz kurumların verilerinin güvenliğinden emin olabilecekleri iş ortağı olarak öne çıkacak. Yurt dışında da hayata geçirmeye hazırlandığımız büyük projeler sayesinde Türkiye’nin teknoloji gücünü farklı coğrafyalarda duyurma fırsatını yakalayacağız.”

BANKAYI GELECEĞE TAŞIYACAK PROJELERİ HAYATA GEÇİRDİ

Önümüzdeki dönem stratejik hedeflerini dijital ve analitik bankacılık, güvenli ve kesintisiz hizmet odağında şekillendiren Akbank, geçtiğimiz yıl bankayı geleceğe taşıyacak çok sayıda yeni projeyi hayata geçirdi. Şubelerinde dijital dönüşüm projesi başlattıklarını söyleyen Akbank Teknoloji ve Operasyon Genel Müdür Yardımcısı İlker Altıntaş, bu alanda yaptıkları yatırımları şu şekilde anlatıyor: “İki yıldır yeni konseptin tasarım ve geliştirmelerini yapıyoruz. 2017 yılının son çeyreğinde pilot şubelerimiz ile dönüşüm başladı. Ocak 2018’de Galata şubemiz ile yeni nesil dönüşümümüzü lanse ettik. 2018 yılında dönüştürdüğümüz şube sayımız 228’e ulaştı. Bu yıl da şubelerimizi dönüştürmeye devam edeceğiz. Şubelerimizdeki müşterilerimiz ile kolay iletişim kuracağımız yeni iç mimarimiz, süreç ve uygulamalarımıza entegre ettiğimiz ileri analitik yöntemleri kullanan akıllı sistemlerimiz, barkod okuyucu, NFC, kart okuyucu gibi teknoloji bileşenleri ile donatılan yenilikçi sıramatik cihazlarımız ile müşterilerimize dinamik bir deneyim yaşatıyoruz. Yeni şube modelimizin önemli bileşenlerinden biri de yeni çalışma modelimize uygun olarak şube çalışanlarımızın tablet kullanması ve tablet üzerinden eriştikleri yeni uygulamalar aracılığı ile daha pratik hizmet vermesi. Ayrıca şubelerimizin içinde yer alan Gişe Ekstra cihazları ile de müşterilerimiz gişe işlemlerinin büyük bir kısmını sıra beklemeden, güvenli bir şekilde yapabiliyor. Gişe ekstra’ların yüksek kapasitede para çekme ve yatırma imkanlarını kullanabiliyorlar.”

RIPPLE İLE ANLAŞAN  İLK TÜRK BANKASI

İlker Altıntaş, diğer yatırımları hakkında da şu açıklamaları yapıyor: “2018 yılı başında elektronik para ve ödeme hizmetleri alanında faaliyet göstermek amacıyla 12 milyon TL sermayeli bir şirket kurulması için çalışmalara başladık. e-para ve ödeme hizmetleri alanında hizmet verecek olan AkÖde %100 Akbank sermayesi ile faaliyet gösterecek. Bu konu ile ilgili farklı segmentlere yönelik çözüm ve uygulamalar üzerinde çalışıyoruz. Yapay zeka alanında da çalışmalarımız var. Kredi risk analizi için ZestFinance’ın tamamen yapay zekaya dayalı olarak geliştirdiği analitik modeli kullanıyoruz. KOBİ müşterilerimiz için, yapay zeka teknolojilerini kullanarak işlek ve taksitli ticari kredileri eğilim modelleri geliştiriyoruz, bu yöntemle müşterilerimizin ihtiyaçlarına en uygun çözümleri tespit edip önerebiliyoruz. Akbank olarak ayrıca yapay zeka altyapısı kullanan bir teknolojiye sahip, Türkiye’nin ilk parasal işlemlerini yapabilen Chatbot ürünümüzü müşterilerimizin kullanımına sunduk. Finans ve bankacılık sektörünün gündeminde olan ve günlük hayatımızın içinde pek çok alanda kullanılma potansiyeli olan Blockchain ile ilgili çalışmalarımız da var. Bu alandaki çalışmalarımıza 2015 yılında başladık. Sektörümüzde bir ilke imza atarak; uluslararası para transferlerinde, kullandığı teknolojiyle şeffaflık ve hızı artırıp maliyetleri düşüren Ripple ile anlaşan ilk Türk bankası olduk. Silikon Vadisi merkezli Ripple firmasının çözüm ortağı ile hayata geçirdiğimiz Blockchain ile para transferi inovasyon süreçlerimizin örnekleri arasında yer alıyor. Dijital banka programının bir parçası olarak mobil bankacılık uygulamamızın daha kolay kullanılmasını sağlayan Artırılmış Gerçeklik elementleri ekledik. Şube / ATM bul, kredi kartı harcamaları artık daha kolay kullanılabilir ve daha interaktif. Yeni teknolojileri kullanıcı deneyimini iyileştirmek için kullanmayı sürdüreceğiz.”

MÜŞTERİLERİ YEPYENİ ARAÇLARLA TANIŞTIRACAK

Dijital dünyada yaşanan gelişmeleri yakından takip eden Türk Ekonomi Bankası (TEB), 2000’li yılların başında dijital bankacılığa giren ve bu alanda yatırım yapan ilk bankalardan biri. TEB olarak hayatın her alanına nüfuz eden dijitalleşmeyi hem çağın bir gerekliliği hem de verimliliğin olmazsa olmazı olarak gördüklerini söyleyen TEB Bireysel ve Özel Bankacılık Kıdemli Genel Müdür Yardımcısı Gökhan Mendi, bankanın dijitalleşme yolculuğunu şöyle anlatıyor: “Dijital dünyada yaşanan gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Özellikle 18-34 yaş grubundaki müşterilerimizin dijital hizmetleri, diğer yaş gruplarına kıyasla daha aktif kullandığını görüyoruz. Hatta gelmekte olan Z kuşağını da göz önüne aldığımızda önümüzdeki süreçlerde dijitalleşmenin ve bunun sektöre getirdiği dijital bankacılığın hayatımızda daha fazla yer kaplayacağını öngörüyoruz. Bugün müşterilerimiz, bankacılık işlemlerinin yüzde 86’sını dijital kanallardan gerçekleştiriyor. Her iki müşterimizden biri online bankacılık kanalları üzerinden işlem yapıyor. Mobil bankacılık kanalını kullanan müşterilerimizin sayısı ise 1 milyonu aştı. Biz de TEB olarak yatırımlarımıza bu doğrultuda ağırlık veriyoruz ve daha kullanışlı dijital bankacılık işlemleri, müşterilerimizin kullanım rahatlığı ve güvenliği için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Dijital bankacılık platformumuz CEPTETEB’in kullanıcı sayısının 650 bini aşması da bunun en önemli göstergelerinden biri. 2019 yılında müşterilerimizin hayatlarını kolaylaştıracak uygulamalarımıza devam edeceğiz. Bunların arasında, yapay zeka tabanlı fon platformumuzu müşterilerimizin kullanımına açmayı düşünüyoruz. Uygulamamız yatırım fonu dağılımını hesaplayacak ve müşterimizin profiline uygun olarak belirleyecek. Bir benzerini 2019 yılı içinde hisse senedi piyasalarında orta ve uzun vadeli birikimlerini değerlendirmek isteyen müşterilerimiz için de kurguluyoruz. Kullanıcılarımız, şu anda CEPTETEB internet kanalında yararlandıkları Finans Koçu’nu bu yıl mobil tarafta da kullanıyor olacak. Müşterilerimizi bütçelerinin takibini daha kolay yapabilecekleri, birikimlerini değerlendirebilecekleri yepyeni araçlarla da tanıştırmayı planlıyoruz.”

“TÜM SÜREÇLERİMİZİ TİTİZLİKLE GELİŞTİRİYORUZ”

20 yılı aşkın süredir teknolojiye yaptıkları yatırımlarla müşterilerin gözünde öncü bir konuma sahip olan Garanti Bankası’nın 6.5 milyonu mobil olmak üzere toplam 7.3 milyon dijital bankacılık müşterisi var. Finansal işlemlerin yüzde 95’inden fazlası şube dışı dijital ve ATM kanallarından yapılıyor. Bunun içerisinde yüzde 40 pay ile mobil kanal ise en üst sırada yer alıyor. Müşterilerin mükemmel bir dijital deneyim yaşamasının kendileri için önemli olduğunu söyleyen Garanti Bankası Genel Müdür Yardımcısı Didem Dinçer Başer, dijitalleşmeye yaptıkları yatırımı şöyle anlatıyor: “Tüm süreçlerimizi, ekranlarımızı büyük bir titizlikle sürekli geliştiriyoruz. Örneğin Garanti Cep'te QR ile para yatırma ve çekmeden sonra devreye aldığımız QR kod ile para transferi özelliği, artık müşterilerimizin IBAN veya hesap numarası hatırlamaya gerek kalmadan, QR kodlarıyla daha kolay ve hızlı bir şekilde para gönderebilmelerini sağlıyor. Çok yakın zamanda da KOBİ müşterilerimize Garanti Cep’ten kendilerine özel bir deneyim sunmaya başladık. KOBİ’lerin ihtiyaçlarına özel olarak tasarlanan ana sayfayla müşteriler tek bakışta finansal durumlarını görüntüleyebiliyor, ‘gelen-giden’ sekmeleriyle para giriş çıkışını özetleyen nakit akışı hakkında kolayca bilgi sahibi olabiliyor. Akıllı/sesli asistan ve biyometri çözümleri alanında da öncü uygulamalarla sektöre yön vermeyi sürdürüyoruz. Ses teknolojileri ve yapay zeka alanında bankacılık sektöründe Türkiye’nin ilk sanal asistanı Ugi’yi geliştirdik. Kalıp ifadeler kullanmaya gerek olmadan, doğal konuşma ile birçok bankacılık işlemi Ugi ile gerçekleştirilebiliyor. Ugi, bugüne kadar 2.5 milyon müşteriyle etkileşim yaratarak işlem veya sorguların sesli komutlarla yapılmasını sağladı. Biyometri konusunda, önemli bir teknoloji olan göz tanımayı Garanti Cep’e, sesle işlemi ise çağrı merkezimize entegre ettik.”

MÜŞTERİLERE FARKLI ALIŞVERİŞ DENEYİMİ

Ar-Ge merkezine sahip bir perakende şirketi olan Migros, teknolojinin tüm imkanlarını, verimliliklerini artırmak ve müşterilerine farklı alışveriş deneyimleri yaşatmak için kullanıyor. Migros Bilgi Teknolojileri ve İş Geliştirme Genel Müdür Yardımcısı Kerim Tatlıcı, dijital dönüşüm süreciyle ilgili şu açıklamaları yapıyor: “1997 yılında sektörümüzde bir ilke imza atarak kurduğumuz Migros Sanal Market’in bugün 1.7 milyonu aşkın kullanıcısı var. Büyüme oranı şirket büyümemizin 2-3 kat seviyesinde ilerliyor. Geçtiğimiz yıllarda mobil ve akıllı cihazların kullanımındaki artışı gözlemleyerek Mobil Sanal Market’i geliştirdik. Müşterilerimiz birbirinin tamamlayıcısı olan bu kanallar sayesinde alışverişlerini aynı ürün ve hizmet kalitesiyle mağazalarımızdan ya da Migros Sanal Market’ten yapabiliyor, web’den başladıkları bir işlemi mobil uygulamadan sonlandırabiliyor. Yakın zamanda mobil uygulamamıza ‘M Kolay’ özelliği ekledik. Bu sayede müşterilerimiz mağaza alışverişleri esnasında mobil cihazlarından barkodlarını okuttukları ürünleri direkt olarak alışveriş torbalarına atıyor ve ürünleri kasadan tekrar geçirmeden ödeme yapabiliyorlar. Migros mobil uygulamamız üzerinde yer alan ‘Sağlıklı Yaşam Yolculuğu’ bölümü ile müşterilerimiz; beslenme, hareket etme ve su tüketimi ile ilgili öneriler alıyor, en az tükettikleri ürün gruplarına özel indirimlerden faydalanıyorlar. Mağazalara otomatik sevkiyat yapan sistemi Gebze Dağıtım Merkezimizde hayata geçirdik. Üretilen mallar doğrudan dağıtım merkezimize, buradan da mağazalara, sadece kolili değil, adetli olarak da sevk ediliyor ve doğrudan rafa konuluyor. Ürün, hangi mağazaya gidecek ise otomatik olarak o ray sistemine girerek kamyona yükleniyor. Teknolojinin etkin kullanımı iç süreçlerimizde de verimlilik sağlıyor. Mağaza yöneticilerimizin müşterilerimizle daha fazla ilgilenebilmeleri için zaman yaratmak hem de analiz yeteneklerini geliştirebilmeleri için MİO adlı bir uygulama kullanıyoruz. Tabletleri üzerinden raporlara ve ihtiyaç duydukları datalara anlık olarak ulaşabiliyor, doğru projeksiyon ile düzeltici aksiyonları hızla alabiliyorlar. Akıllı kimlikleri ile de anlık sorgulama yapıp gerçek zamanlı aksiyon alabiliyorlar. Tedarikçilerimize özel hayata geçirdiğimiz MeMobil online veri uygulaması ile satış, stok ve bulunurluk gibi ortak performans göstergelerine her yerden ulaşabilmelerini sağlıyoruz. Böylece ürünlerinin günlük, aylık, yıllık satışları, sepet ortalamaları, stoktaki ürün çeşitleri ve dağılımları ile bulunurluk oranlarına şeffaf bir şekilde ulaşabiliyorlar. Biz neye hakimsek tedarikçilerimiz de aynı yönlendirici veriye hakim oluyor. GPS sistemlerimizle ise, teslimat süreçlerinde anlık takip ve optimum lojistik planlamalar yapabiliyor, dağıtım süreçlerimizi en yüksek verimliliğe ulaştırıyoruz.”

KİŞİYE ÖZEL TERZİ YAKLAŞIMI

Sektörler arasındaki entegrasyonun arttığı, teknolojik gelişmeler ile iş yapış modellerinin yeniden şekillendiği günümüzde global bir üretici olma yolculuğunu sürekli bir dijital dönüşüm ile güçlendirdiklerini söyleyen Yıldız Entegre Pazarlama ve Kurumsal İletişim Müdürü Ercan Şahin, dijitalleşmeye yaptıkları yatırımları şu şekilde anlatıyor: “Dijital dönüşüm sürecinin ilk adımlarını başarı ile tamamladık. Deyim yerindeyse ‘kişiye özel terzi’ yaklaşımını benimsiyoruz. Bu süreçte sektörümüzde bir ilke imza atarak 3D özellikli bir aplikasyon geliştirdik. Yıldız Entegre ismini taşıyan mobil uygulamamız, gündelik yaşamda pek çok kolaylık sağlıyor. Ürünlerin üç boyutlu bir şekilde yüzey dokularını en gerçekçi haliyle deneyimleme fırsatı sunuyoruz. Sanal showroom özelliği ile kullanıcılara özel tasarlanmış mekanlarda tüm renklerin uygulamalarını kendi zevklerine göre tasarlama imkanı da veriyoruz. Uygulamanın ‘Sen Tasarla’ isimli fonksiyonu ile mevcut mekanların ölçümlenerek birebir yansımasını ekranlarda bulmak mümkün oluyor. Tüm ürün gruplarında dijital katalog yönetimi sistemini de hayata geçirdik. Bu sayede ürün gruplarına ait bilgi ve dekor görsellerine online erişim sağlıyoruz. Kullanıcılar, ürünleri 2D görüntüleme ve indirme imkanının yanı sıra 3D olarak görüntüleme ve sanal ortamda mekana uygulama alternatifine de sahipler. İş ortaklarımıza sunacağımız fırsatlar arasında bir diğer önemli nokta ise CRM sistemleri oldu. Tüm iş süreçlerimizi, dijital ortama taşıyarak hız, kalite ve kolaylık getirdik. Böylece bayilerimiz, müşterilerimiz ve tüm iş ortaklarımızla olan iletişimimizi daha interaktif kıldık. Daha teknolojik, daha modern ve insanı odağına alan bir çalışma ortamının verimliliğimiz üzerindeki olumlu etkisini de kısa süre içinde görmüş olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. İnovasyon sürecinde en önemli aşamanın fikir toplama aşaması olduğunun bilinciyle Yıldız Entegre olarak çalışanlarımızın yaratıcı fikirlerinin değerlendirileceği dijital bir platform da oluşturduk. Kurum içinde uygulanacak bu proje sayesinde değerlendirilen fikirlerin firmamıza, çalışanlarımıza, markalarımıza, ürünlerimize veya teknolojimize katkı sağlayacağına inancımız tam.”

DİJİTAL DÖNÜŞÜMÜ TÜM İŞ SÜREÇLERİNE UYGULUYOR

Geçtiğimiz yıl dijital bir dönüşüm içerisine giren Pegasus, bu dönüşüm kapsamında internet sitesini ve mobil kanallarını baştan aşağı yeniledi. Bununla beraber havaalanı ve uçak içi seyahat deneyiminde birçok yeniliği hayata geçirdi. Pegasus Hava Yolları Pazarlama Direktörü Onur Dedeköylü, dijitalleşmeye yaptıkları yatırımı şu şekilde anlatıyor: “2018’de misafir uçuş puan programımız olan Pegasus Plus’ı yeniledik. Yepyeni bir altyapı ve özelliklerle programımız artık Pegasus BolBol oldu. Dijital dönüşümümüzde odaklandığımız ikinci temel alan ise misafirlerimizi seyahatleri boyunca bilgilendirme ve yönlendirme hedefiyle geliştirdiğimiz Seyahat Asistanı programımız. Bu kapsamda mobil uygulamamızı bir seyahat asistanına dönüştürmeyi hedefliyoruz. Yeni Seyahat Asistanı programımız kapsamında, Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı’nda kapı bilgisi ve bagajın teslim alınacağı bant numarasını misafirlerimize bildiriyoruz. Ek olarak, misafirlerin yakınlarına uçağın ilgili alana indiği bilgisi, bebekli misafirler için yönlendirici bilgiler, aktarmalı uçuşu olan misafirler için Sabiha Gökçen Havalimanı’nda yönlendirici bilgiler, Sabiha Gökçen çıkışlı ve online check-in yapmış misafirlere Express Bagaj kullanımına yönlendirici bilgi ve yine Sabiha Gökçen çıkışlı ve check-in yapmamış misafirlere online check-in ve Express Bagaj konusunda bilgilendirme yapılıyor. Dijitalleşmede odaklandığımız üçüncü konu dijital bir uçuş puan üyelik programı olan Pegasus BolBol programımız. 2018’in sonunda print ID ve face ID ile üye girişini devreye aldık, bu senenin ilk yarısında da üyelerimiz sosyal medya hesaplarıyla Pegasus BolBol programına giriş yapabilecek. İkinci önemli aksiyonumuz da üyelerimizin üyelik numaralarını girerek yaptıkları seyahatlerinde mobil uygulamamız üzerinden asistanlık hizmeti sunmak olacak. Dijitalleşme stratejimizde çok önemli bir alan da, havaalanı ve uçak içindeki süreçlerin dijitalleşmesi. Bu kapsamda uçak içinde yepyeni bir proje başlattık. Uçak içi eğlence sistemimizin (IFE-Inflight Entertainment) pilot kurulumlarını başarıyla tamamladık, şu anda 10’dan fazla uçağımızda IFE yayını var. Bu yıl misafirlerimiz uçaklarımız içinde IFE sistemimizde yer alan film, oyun, müzik gibi içeriklere ulaşabilecekler, yayınları kendi iPad, akıllı telefon ve bilgisayar ekranlarına bağlanarak izleyebilecekler.”