PİYASALAR
Ata Uzunhasan

12 yıl önce, 12 yıl sonra; yapay zekanın getirecekleri

2030’a sadece 12 yıl kaldı. 2018’i bitirirken “12 yıl önce, günümüzü etkileyen neler icat edilmişti?” diye düşünmeden edemedim ve kendimi icat yıllıklarını araştırırken buldum. Bu keyifli araştırma esnasında karşıma etkileyici iki icat çıktı. İlki 2006 yılında Tesla’nın elektrikli arabalar konusunda çığır açtığı Tesla Roadster 100 modeli… Onu inanılmaz yapan ise sanki bir Ferrari California veya Bugatti Veyron gibi saatte 100 km hıza sadece 4 saniyede çıkması ve dolu piliyle 400 kilometre menzile sahip olmasıydı. Elon Musk’ın hayali hem hız hem de menzil olarak daha önce yapılamayan bir şeyi gerçekleştirmişti. Hem de hibrid arabalardan bile iki kat daha fazla verimli olarak. Tesla, bugün hâlâ zararda olmasına rağmen, Model 3 ile birlikte Amerika pazarında, Temmuz 2018’de tarihte ilk defa Mercedes, BMW ve Audi’den daha fazla araç sattı ve artık elektrikli (ayrıca otonom) arabaları daha fazla görmeye devam edeceğimizi bize gösterdi.  

12 YIL SONRA HAYATIMIZIN MERKEZİNDE OLACAK TEKNOLOJİLERİN KÜÇÜK ADIMLARI BUGÜNDEN ATILIYOR

2007 yılının hemen başında hepimizi etkileyecek olan bir başyapıt ile tanıştık: iPhone. Sadece ‘telefon’u değil, yaşama şeklimizi de etkileyen iPhone’lar sayesinde, milyar dolarlık uygulamalarla, yepyeni bir iletişim şekli olan sosyal medyayla ve her yerde iş yapabilme imkanıyla tanıştık. Daha da ötesi akıllı telefonlar ile fotoğraf makinesi, kamera, radyo çalar, CD çalar, ses kaydedici, GPS cihazları, tarayıcılar, hesap makinesi, televizyon uzaktan kumandası, el feneri, pusula, su terazisi, basılı uçuş biletleri, ajanda ve yakın zamanda para, bildiğimiz anlamıyla bilgisayarlar gibi olmazsa olmazlarımız tarihe karıştılar veya karışmak üzereler. Bu iki örnekten yola çıkarak 12 yıl sonra hayatımızın merkezinde olacak teknolojilerin küçük adımlarını bugünden attığımızı da öngörebiliriz. Mesleğim gereği girişimcilerle, onların geleceğe dair hayalleri ve yine onlar sayesinde dünyadaki yeni trendlerle tanışıyor, az önce bahsettiğim küçük adımlara şahit olabiliyorum. Son dönemde karşıma en çok çıkan alanlardan biri yapay zeka oldu. Neredeyse her girişimci, çalıştıkları proje ne üzerine olursa olsun; pazarlama, finans, sağlık, sosyal medya vs. makine öğrenmesi veya yapay zeka sözlerini en az bir kere kullanıyor.  Dolayısıyla bugün küçük adımlarını gördüğümüz yapay zekanın geleceğimizde her alanda önemli bir yeri olacak.

NEDEN YAPAY ZEKAYA İHTİYACIMIZ VAR?  

Kompleks beyin yapımız sayesinde de faydayı maksimize edecek kararı veriyoruz… Bazen de veremiyoruz. Duygusal veya fiziksel durumumuz, karar yorgunluğu vb. karar veriş şeklimizi etkileyebiliyor. Özetle insan hatasının toleranslarla karşılanmadığı günümüzde, bizden genelde daha iyi kararlar verecek ve çok daha hızlı düşünebilecek (eğer buna düşünmek denilebilirse) bir teknoloji, yapay zeka. Bazı alanlarda, bugün itibariyle eriştiğimiz noktada, büyük verilere ihtiyaç duymaksızın, yapay zeka altyapısıyla çalışan bir yazılıma neler yapılması gerektiği, hamleler veya aksiyonları değil sadece oyunun kuralları öğretiliyor.  Sonrasında yazılımın oyunu binlerce kez kendi kendine oynaması sağlanıyor. Sonuç olarak yapay zeka, kendi kendine hangi anda hangi kararın fayda maksimizasyonunu saylayacağını anlıyor ve aksiyon alıyor. Bu tarz geliştirmeye makine öğrenmesi deniyor. DeepMind şirketinin geliştirdiği, Go oyununda ‘insanları yenen yazılımı’ da yenen Alpha Go Zero tamamen bir makine öğrenme harikası. Burada Go oyununun altını çizmem gerek. Go oyununda, içindeki neredeyse sonsuz kombinasyondan dolayı kısa bir süre öncesine kadar, bir makinanın bir insanı yenmesi imkansız zannediliyordu… Tıpkı daha önce satrançta da olduğu gibi… Kısacası bugün çok karmaşık olmayan tekdüze hamlelerin veya kararların gerektiği konularda yapay zeka önümüze geçmiş durumda. Büyük veriye sahip olduğunda da yapay zeka yazılımları, fotoğraflarımızdan bizim ne hissettiğimizi, Instagram’da hangi resminizin daha fazla beğenileceğini anlayabiliyor, vücudumuzdaki benlerin tehlikeli olup olmadığını dermatologlardan ya da röntgen sonuçlarını radyologlardan daha doğru yorumlayabiliyor. 2030 yılına geldiğimizde iyi dizayn edilmiş ve büyük veriye sahip her yapay zeka yazılımı alanı ne olursa olsun bizi işimizden edebilir.  

BEŞ YIL İÇİNDE OTOMASYON HIZ KAZANACAK

Günümüzde hepimizin bildiği üzere üretimdeki robot kullanımı artıyor. Uluslararası Robotik Federasyonu verilerine göre 2017 yılında endüstriyel robot satışları önceki yıla göre yüzde 30 arttı ve 381 bin adede ulaşarak beşinci kez üst üste yıllık rekorunu kırmış oldu. Ayrıca hizmet sektöründe de makinalar, çalışanların yerlerini alacak. Özellikle fast food restoranlarından başlayarak otomasyona geçişin hızlandığına şahit olacağız. McDonald’s gibi zincirler ekranlardan sipariş alarak bu geçişe hazırlanıyor. Önümüzdeki 12 yıl boyunca otomasyondan akıllı robotlara geçiş dönemi olacak ve 2030 yılında robotlar yapay zeka ile daha etkili olacak. Önümüzdeki beş yılda otomasyon hız kazanırken, bu robotların çoğu artık yapay zeka ile desteklenecek. Robotlardan zaten düşmeyen performans alabilirken, 2030 yılında robotlar yaptığı işin kalitesini düşürmeden iyileştirebilen bir hale gelebilecekler.  

HANGİ İŞLER TARİHE KARIŞACAK?

2030'da müşteri olarak da yapay zeka ile donatılmış yazılımlarla muhatap olacağız. Özellikle Y jenerasyonu sonu ve Z jenerasyonu WhatsApp, Slack, Facebook Messenger veya Telegram gibi platformlar üzerinden yazışmaya o kadar alışmış ki, pazarın ihtiyacına cevap verecek büyük firmalar sayesinde yapay zeka ile donatılmış ‘chatbot’lar (sohbet yazılımları veya robotları diyebilirsiniz) en çok sohbet ettiğimiz kişiler olacak. Bugün bunu bir çoğumuz yadırgıyoruz, çünkü chatbot’lar hem yetersizler hem de insanın yerini hâlâ alamadılar. Ancak CareerAddict’e göre önümüzdeki 10 yıl içerisinde yüz yüze, telefon veya chat üzerinden müşteri teması olan seyahat danışmanları, kasiyerler, otel resepsiyon ve banka gişe görevlileri artık olmayacak. Bunun ilk sinyallerini Apple’ın Siri’sinde aldık. Siri’nin yakın zaman içerisinde çok daha karmaşık işleri yapabileceği söylenmekte.  Bunun neticesinde banka, perakende ürün satışçıları gibi büyük şirketler yatırımlarını kendi dijital danışmanlarına ya da bizlerin dijital asistanının dikkatini çekecek yazılımlara yapacaklar. Başka bir deyişle, yapay zekanın sadece vasıfsız sayılan çalışanların değil aynı zamanda eğitimli, bugün kalifiye olarak görülen beyaz yakalı pozisyonların da yerini aldığını göreceğiz.  

OTONOM ARAÇ SAYISI 2030’A KADAR  20 MİLYONA ULAŞACAK

Ayrıca yapay zekayla donatılmış otonom araçlar yaygınlaştığına şahit olacağız. İlk başta şehirlerarası yollarda kamyon şoförlerini daha az göreceğiz. PwC’nin araştırmasına göre ABD’de 2030 yılında öngörülen otonom araç sayısının 20 milyona ulaşması bekleniyor. Bunun en büyük etkisi araç üreticilerine olacak çünkü araç sahipliği konusu kökünden değişecek. Lyft ve Uber gibi, paylaşım modelleri otonom arabalara yatırım yapıyorlar ve yakın bir gelecekte otonom arabalarla (ve neredeyse hepsi elektrikli) seyahat edeceğiz. Yani siz bugün hayalinizdeki arabayı almak isterken, sizin çocuklarınız veya torunlarınız “Geçici olarak bineceğim (kullanmak artık yok) bir arabayı neden alayım ki” diye düşünecekler. Bu bağlamda sadece araba sahibi olup hiç şoför istihdam etmeyen ulaşım şirketlerinin gelecekte çok büyük ve kuvvetli olacaklarını söyleyebiliriz. Önümüzdeki 12 yıllık süreçte belki yapay zeka bir matrix haline gelmeyecek. Ancak bu süreçte, insanoğlunun yapabildiklerine bir kez daha hayran olurken, geçmişi özleyip özlemeyeceğimizi hep beraber göreceğiz.

;
Yazının devamı için tıklayınız...

BUGÜN YAZANLAR