Acar  Baltaş
YAZARLAR
01.12.2020 03:29:00

Yatırımcının psikolojisi

Yatırımcılar, herkese açık olan bilgileri sadece kendilerine özgü bir bilgi olarak değerlendirir, kaynağı belirsiz dedikoduları çok önemli 'içerden bilgi’ (inside information) gibi algılar ve çok kere sağlam olmayan bu bilgilerle hareket eder.

İnsanların kendilerine olan güvenlerinin ne ölçüde gerçekçi temellere dayandığı her zaman merak konusu olmuştur. Kültürümüzde, “Akıllar pazara çıkmış, herkes kendi aklını almış” deyişi, bu konuda iyi bir örnektir. Gallup araştırma şirketi, her ay bin yatırımcıya borsanın seyri ve kendilerine ait olan yatırım portföylerinin bir yıllık gidişi hakkındaki tahminlerini soruyor. Haziran 1998’de yatırımcılar; borsanın yüzde 13,4, kendi yatırımlarının ise yüzde 15,2 getiri sağlayacağı öngörüsünde bulunmuşlar. Borsa piyasasının zirve yaptığı 2000’de yatırımcılar, bileşik endeks için tahminlerini yüzde 15,2’ye, kendi yatırımları da yüzde 16,7 düzeyde prim yapacak şekilde yükseltmişlerdi.  2001’in eylül ayının en karanlık günlerinde bile aynı yatırımcılar, borsanın yüzde 6,3, kendi yatırımlarının yüzde 7,9 yükseleceğine inanıyorlardı. Araştırmacıların çıkarttığı sonuç; yatırımcıların koşullar ne olursa olsun, piyasa ortalamalarından daima 1,5 puan yüksek beklenti içinde oldukları…

Dopaminin başımıza açtıkları

İnsan beyninde kumarhanelerin istismar etmeyi çok iyi bildikleri bir kusur vardır. İnsanlar şaşırtıcı ödüller karşısında daha çok heyecanlanırlar. Tahmin edilemeyen ödüller, önceden tahmin edilenlerden üç kattan fazla daha fazla heyecan verir. Buna neden olan beyinde, insanın kendisini iyi hissetmesini sağlayan dopamin maddesidir. Ani dopamin artışı yoğun haz verir. Dopamin hücreleri, gerçekten tahmin edilebilecek olayları tahmin etmekte yardımcı olur ancak tesadüfi olaylarla karşılaşınca bizi yanıltırlar. Örneğin, T-labirentinde fareler yiyeceğin daha çok sol tarafa yerleştirildiğini çözer, hep sola gider ve sonuçta yüzde 60 başarı sağlar. Buna karşılık Yale Üniversitesi öğrencileri ise tesadüfi ağırlıklı yüklemeyi reddederek, işin mantığını anlamaya çalıştıkları için yüzde 52 başarıya razı olmuşlardır. 

Borsada ‘iniş-çıkış grafikleri’

Borsa, tesadüfi sistemin klasik bir örneğidir. Bir hisse senedinin geçmişteki hareketi, gelecekteki hareketini tahmin etmek için iyi bir gösterge değildir. Pazarın yapısal tesadüfiliğine ilk kez E. Fama 1960’larda dikkat çekmiş ve Wall Street’in bir kumarhane olduğunu söylemiştir. Ancak hisse senedi piyasasının tehlikeli tarafı, kısa sürede tahmin edilebilir gibi görünmesidir.  Dopamin mekanizması bu durumda işin mantığını veya ‘sır’rını keşfetmek ister. Ancak gerçekte çözülecek bir sır olmadığı için de anlamsızlığa anlam yüklemeye çalışır ve sinir bilimci Z. Montague’ye göre, “Bulutlarda Snopy (hayalet) görmeye başlar.” İnsan beyninin ödülleri en üst seviyeye çıkartma hevesi, sahibini uçuruma sürükler. Montague, görüşünün geçerliliğini sınamak için her birine 100 dolar verdiği denekleriyle borsa simülasyonu yapmıştır. Denekler; 1929 DOW, 1986 NIKKEI, 1987 S&P 500, 1998 NASDAQ borsalarının tarihsel verilerine göre oynadıklarını bilmeden, kendi yatırım kararlarını vermiş ve karlarını yükseltmeye çalışmışlardır. Bu arada araştırmacılar, deneklerin beyinlerinde olan biteni kaydederek izlemişlerdir. Borsa dalgalanmaları sırasında dopamin hücrelerinden zengin olan ventral kaudat bölgesinde faaliyet yoğunlaşmıştır. Bir oyuncu, portföyünün onda birini borsaya sürdüğünde ve güçlü bir yükseliş geldiğinde, kazandığı paranın hazzını yaşamak yerine; beynindeki hayali hata mesajı nedeniyle, kaçırdığı karların pişmanlığını yaşamaya başlamıştır. Bu durumda kişi bir dahaki sefere daha yüksek risk alma eğilimine girmiş ve yukarda sıralanan balon dönemlerinde olduğu gibi, bu durumun balon olmadığından emin olarak, borsaya daha yüksek miktarlarda para akıtmaya başlamıştır. Gerçek hayatta da durum bundan farklı değildir.

Finans piyasalarını beynimizle yenebilir miyiz?

Montague’nun deneklerinin büyük çoğunluğu, ellerindeki paranın tümünü yükselen borsaya yatırmışlardı. Tam bu sırada balon patlamış, bu kez de deneklerin hepsi borsadan çıkmak için harekete geçmişlerdi. Gerçek hayatta da değeri düşen yatırımlarını elden çıkarma telaşı, mali paniğe ve borsanın çökmesine yol açar. ‘Karar Anı’ kitabının yazarı J. Lehrer’e göre buradan çıkartılacak en önemli ders, finans piyasalarını beynimizle yenmeye çalışmanın aptalca olduğudur. Çünkü, beynimizdeki dopamin mekanizması, Wall Street’in (veya IMKB’nin) rastgele salınımlarıyla başa çıkabilecek şekilde tasarlanmamıştır. Uzun dönemde rastgele seçilmiş borsa portföyü, hayali modelleri olan kimsenin anlamadığı grafiklere bakarak tahminlerde bulunan çok bilmiş ve hizmetini yüksek komisyonlarla pazarlayan uzmanlardan daha yüksek getiri sağlar. Borsa portföyünde hiç değişiklik yapmayan bir yatırımcının, ortalama aktif bir yatırımcıdan yaklaşık %10 daha fazla kazandığı saptanmıştır.

Tedbirsiz İyimserlik

Yatırım konularında ‘gerçekçi olmayan iyimserlik’ sadece borsa yatırımcılarına özgü değildir. Yatırımcılar, herkese açık olan bilgileri sadece kendilerine özgü bir bilgi olarak değerlendirir, kaynağı belirsiz dedikoduları çok önemli ‘içerden bilgi’ (inside information) gibi algılar ve çok kere sağlam olmayan bu bilgilerle hareket eder. İlginç olan, bu illüzyonun, günlük hayatın gerçekleriyle defalarca çatışmasına rağmen, Freud’un 1930’lu yıllarda ‘savunma mekanizması’ adını verdiği, kaynağı ve dayandığı biyolojik temeller bugün bilimsel olarak açıklanmış olan sürecin sürdürülmesidir. Her insanın içinde, onun egosunu besleyen ve çevresindekilerden üstün olduğuna inandıran bir ‘Superman’ vardır. Bu durum bir noktaya kadar kişinin kendisine olan güvenini beslediği için yararlıdır. Hiçkimse mükemmel olamayacağına göre, gündelik hayatta yaptığımız hataları kendimize mazur gösterebiliriz. Ancak bu noktada ölçüyü kaçırdığımız zaman, içinde bulunduğumuz iyimserlik, bizi hayal dünyasına sürükler. Bunu önlemek için çevreden gelen olumsuz geribildirimleri isabetli değerlendirerek kişisel farkındalığımızı artırmalıyız. 

Sonuç

Borsa yatırımcıları sadece Amerika’daki gibi derinliği olan piyasalarda değil Türkiye’deki IMKB gibi daha sığ ve üstelik manipülasyona açık piyasalardaki mali başarının sırrını aramaya devam etmektedir. Finans piyasasının çok bilmiş danışmanlarının tümü, kendilerinin piyasadaki gelişmeleri, ‘diğer meslektaşlarından’ daha iyi tahmin ettiklerine inanır ve sizi de inandırmaya çalışır. Ancak gerçek sır şudur: “Sır diye bir şey yoktur” ve duygularımız bunu anlamakta ve anlasa da kabullenmekte zorluk çekmektedir. Dileğim, okuyucularımızın burada verilen bu ‘sır’ın kıymetini bilmeleridir.

Kaynaklar:

J. Lehrer: Karar Anı. Butek A.Ş., 2009

Shelley E. Taylor, Jonathon D. Brwon: ‘Illusion and Well-Being’. Psychological Bulletin Vol.103(1998)

Don A Moore ve Arkadaşları: ‘Positive Illusions and Forecasting Errors in Mudual Fund Investment Decisions’ Organisational Behaviour and Human Performances Vol.79 (1999)

Kenenth L. Fisher, Meir Statman: ‘Bubble Expectations’. J. Of Wealth Management, 2002

DİĞER YAZILARI