Acar  Baltaş
YAZARLAR
03.08.2016 16:12:00

Kadınların yönettiği bir dünyada yaşamak

Kadınların daha iyi dinleyici olması ve empati kurması, özellikle kriz dönemlerinde özel ve kamu kurumlarına kaybedilen güvenin kazanılmasında etkili olabiliyor. Kadınların sivil toplum kuruluşlarında özellikle insan ihtiyaçlarına olan duyarlılıkları nedeniyle çok daha başarılı oldukları bildiriliyor.

 

Her toplum kendine layık olduğuna inandığı liderleri seçer ve onlar tarafından yönetilir. Hem toplumların hem de iş hayatında şirketlerin performansı liderlerin performansı tarafından belirlenir. Günümüz dünyası her alanda ağırlıklı olarak erkekler tarafından yönetiliyor. Aşağıda yer verdiğimiz araştırmanın sonuçlarına göre ne ülkelerin ne de büyük şirketlerin performansı toplumların geniş kesimlerince yeterli bulunmaktadır.* Bu durum sadece milli geliri düşük ülkelere özgü olmayıp Avrupa modelinde olduğu gibi ulusal geliri yüksek ülkeler için de geçerlidir. Bütün bu gelişmeler endüstri devriminin başından bu yana gelen ve dünya savaşlarıyla pekişen, erkeklere özgü ‘komuta-kontrol’ anlayışının sonuna gelindiğini gösteriyor. Geçen yazımızda Gerzema ve D’Antonio’nun dünya gayri safi milli hasılasının yüzde 65’ini üreten 13 ülkede 64 bin kişiyi içine alan araştırmasını (1) konu etmiştik. Bu araştırmada önce 125 sıfat, 32 bin kişi tarafından kadın ve erkeklere özgü ve her iki cinsiyet için ortak özellikler olarak ayrıştırılmış ve daha sonra da araştırma grubunun diğer yarısını oluşturan ve bu sınıflandırmadan habersiz 32 bin kişiye; ‘bugünün liderlerinde görmek istedikleri nitelikler’ soruldu. Liderlik açısından değerlendirildiğinde kadınlara özgü olarak görülen; sorunları güçle değil mantıkla çözen, sadık, esnek, sabırlı, iş birliğine yatkın, dinleyen, öğrenen, uzlaşmacı olma özellikleri ön plana çıkmıştır. Buna karşılık erkeklere özgü görülen az sayıdaki özellik (kararlılık, dirençlilik, analitik olmak, bağımsızlık) liderde aranan nitelikler arasında yer almıştır. Yazımıza konu ettiğimiz araştırma başarı, ahlak ve mutluluk alanlarını da kapsıyor.

 

BAŞARI

 

Bu araştırmaya katılanların yüzde 80’i başarı için iyi ilişkiler sürdürmenin ve insanlara saygının paradan daha önemli değerler olarak öne çıktığını söylemiştir. Yüzde 50’nin üzerindeki bir grup ‘kibar insanların’ saldırgan ve kontrol edici olanlardan daha başarılı olacağına inandığını belirtmiştir. Bu başlık altında işbirliği, nezaket ve empati en çok tekrarlanan sıfatlar olmuştur. Bu sonuçlar toplumdaki başarı algısının daha çok kadınlara özgü sıfatlar yönünde değiştiğini gösteriyor. Başarı ile özdeşleştirilen erkek özellikleri ise daha ziyade kararlılık, dirençlilik, bağımsızlık ve analitik olmaktır.

 

AHLAK

 

Araştırmacılar ahlak konusunu ele alırken; gelenek, din ve kültür kavramları üzerinden ilerlemişlerdir. Yazıdaki şekilde görüldüğü gibi (Şekil 1), istatistiki analizler ahlak ile sadakat, empatik, özverili (diğergamlık /selflessness), sabırlı ve makul/mantıklı olma gibi kadınlara özgü olarak değerlendirilen özellikler arasında güçlü bir korelasyon (ilişki) olduğunu göstermiştir. Bu özelliklere atfedilen önem toplumlarda öfkeye neden olan; tamah, yozlaşma ve bencilliğe tepkidir. Toplumsal dokunun ve ekonominin sağlamlığı genel ahlak ve güvenle yakından ilişkilidir. Toplumda yaygınlaşması beklenen bu özellikler kadınlara özgü sıfatlar arasında sayılmıştır. Erkeklere özgü görülen agresiflik/saldırganlık, analitik olmak, kararlılık, gurur ve bağımsızlık niteliklerinin ise ahlak dışı davranışları kolaylaştırdığı düşünülmüştür.

 

Şekil 1. Ahlak ve cinsiyet ilişkisi (Gerzema ve D’Antonio, 2013)

 

MUTLULUK

 

Araştırmanın yürütüldüğü bütün ülkelerde en güçlü bağ, kadın özellikleri ile mutluluk arasında kurulmuştur. Yukarıda başarı ve ahlak konusunda sıraladığımız sabır (başarı ve ahlakla orta derecede ve olumlu korelasyon), sadakat (görece ahlakla daha güçlü ve olumlu korelasyon), mantık (görece başarıyla daha güçlü ve olumlu korelasyon) ve esneklik (görece başarıyla daha güçlü ve olumlu, ahlakla düşük ve olumsuz korelasyon) özellikleri empati (ahlakla orta derecede ve olumlu korelasyon) ile birleşerek yeni dünya anlayışını yansıtıyor. Geçmişte zenginlik, bolluk ve servetin erkeklere ait özellikler olan güç (iktidar) ve güvenin sonucu olduğu düşünülürken; bugün bolluk ve zenginliğin bilgi ve etki gibi farklı değerlerle yer değiştirdiği görülüyor. Buna karşılık erkeklere ait olduğu düşünülen baskınlık, sertlik ve cesur olmak özelliklerinin hiçbirisi ‘büyük liderlikle’, mutlulukla, başarılı ve ahlaklı olmakla ilişkili bulunmamış, agresiflik/saldırganlık özelliğinin ise ahlak ve mutlulukla olumsuz ilişkisi olduğu görülmüştür. İlginç olan erkeklere özgü kabul edilen kararlılık ve güvenli olmanın da listenin en sonunda yer almış olmasıdır.

 

ARAŞTIRMANIN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

 

Bu araştırma, Walkow ve Jacobs’un bildirimleriyle (2) birleştirildiğinde, kadınların yönettiği kurumların tüketicilere, iş arkadaşlarına ve yatırımcılara daha çok güven verdiği yönündedir. Kadınların daha iyi dinleyici olması ve empati kurması, özellikle kriz dönemlerinde özel ve kamu kurumlarına kaybedilen güvenin kazanılmasında etkili olabiliyor. Kadınların sivil toplum kuruluşlarında, özellikle insan ihtiyaçlarına olan duyarlılıkları nedeniyle, çok daha başarılı oldukları bildiriliyor.  Finansal kararlarda kadınların erkeklere kıyasla daha az risk alma eğiliminde olduğu ise bilinir. (3) Buna rağmen aynı işi yapan kadınların erkeklerden daha az kazandığı, büyük şirketlerin yönetim kurullarında ABD’de bile beş erkeğe karşılık bir kadından daha düşük bir temsil oranı olduğu da (4) bir gerçektir. Bu sayının Türkiye’de çok daha düşük olduğunu belirtmeye ise (yüzde 12,7) ihtiyaç yoktur.

 

SONUÇ

 

Sabır, duyarlılık ve insanlarda anlaşıldığı duygusunu yaratmak, temposu yüksek ve karşılıklı bağımlılığın egemen olduğu bir dünyada büyük önem taşıyor. Günümüzde iş hayatında olduğu gibi toplumsal yaşamın her alanında kadınlara ait özellikler olduğu düşünülen kibarlık, iş birliği ve başarıyı paylaşmak hem iş sonuçları açısından hem de uyumlu bir toplum için temel değerler olmuştur. İş yaşamının ötesinde, dünyayı içine alan yolsuzluk ve savaşların azalmasının da kadınların temsil ettiği güven ve adaletin yaygınlaşmasıyla mümkün olacağı düşünülüyor. Çünkü iyi bir hayat saygın bir iş, anlamlı ilişkiler ve güvenli bir çevre içinde yaşamakla mümkündür. Kadınların böyle bir dünyayı oluşturmak için erkeklerden daha büyük bir potansiyele sahip olduğu görülüyor.

 

 

İŞ YAŞAMININ ÖTESİNDE, DÜNYAYI İÇİNE ALAN YOLSUZLUK VE SAVAŞLARIN AZALMASININ DA KADINLARIN TEMSİL ETTİĞİ GÜVEN VE ADALETİN YAYGINLAŞMASIYLA MÜMKÜN OLACAĞI DÜŞÜNÜLÜYOR. ÇÜNKÜ İYİ BİR HAYAT; SAYGIN BİR İŞ, ANLAMLI İLİŞKİLER VE GÜVENLİ BİR ÇEVRE İÇİNDE YAŞAMAKLA MÜMKÜNDÜR. KADINLARIN BÖYLE BİR DÜNYAYI OLUŞTURMAK İÇİN ERKEKLERDEN DAHA BÜYÜK BİR POTANSİYELE SAHİP OLDUĞU GÖRÜLÜYOR

 

* Bu görüşü oluşturan araştırmanın bulgularını, Platin Dergisi’nin 2016 Temmuz sayısında yayınlanan ‘Kadın Liderliği’ başlıklı yazımda bulabilir, yazıya http://www.acarbaltas.com/platin-dergisinde-acar-baltas-31/ web adresinden erişebilirsiniz.

 

Kaynakça:

 

1. Gerzema J, D’Antonio M. The Athena doctrine. Jossey-Bass; 2013.

2. Walkow J, Jacobs C. The Leading Women Project [İnternet]. Uygun erişim: http://www.leading-women.com/

3. Powell M, Ansic D. Gender differences in risk behaviour in financial desicion making. J of Economic Psychology 1997; 18.

4. Catayst. Woman on boards [İnternet]. Uygun erişim: http://www.catalyst.org/knowledge/women-boards

DİĞER YAZILARI