PİYASALAR
Acar Baltaş
[email protected]

Kadınların yönettiği bir dünyada yaşamak

İş yaşamının ötesinde, dünyayı içine alan yolsuzluk ve savaşların azalmasının da kadınların temsil ettiği güven ve adaletin yaygınlaşmasıyla mümkün olacağı düşünülüyor.

Her toplum, kendine layık olduğuna inandığı liderleri seçer ve onlar tarafından yönetilir. Hem toplumların hem de iş hayatında şirketlerin performansı, liderlerin performansı tarafından belirlenir. Günümüz dünyası, her alanda ağırlıklı olarak erkekler tarafından yönetiliyor. Aşağıda yer verdiğimiz araştırmanın sonuçlarına göre; ne ülkelerin ne de büyük şirketlerin performansı, toplumların geniş kesimlerince yeterli bulunuyor. Bu durum sadece milli geliri düşük ülkelere özgü olmayıp, Avrupa modelinde olduğu gibi, ulusal geliri yüksek ülkeler için de geçerli. Bütün bu gelişmeler, endüstri devriminin başından bu yana gelen ve dünya savaşlarıyla pekişen, erkeklere özgü ‘komuta-kontrol’ anlayışının sonuna gelindiğini gösteriyor.

Gerzema ve D’Antonio’nun dünya gayri safi milli hasılasının yüzde 65’ini üreten 13 ülkede, 64 bin kişiyi içine alan araştırması, dünyanın nasıl göründüğü ile ilgili algıyı özlü bir şekilde yansıtıyor. Bu araştırmada; önce 125 sıfat, 32 bin kişi tarafından kadın ve erkeklere özgü ve her iki cinsiyet için ortak özellikler olarak ayrıştırıldı. Daha sonra araştırma grubunun diğer yarısını oluşturan ve bu sınıflandırmadan habersiz 32 bin kişiye; ahlaklı, başarılı ve mutlu insanların özelliklerinin yanı sıra ‘bugünün liderlerinde görmek istedikleri nitelikler’ soruldu. 

BAŞARI

Bu araştırmaya katılanların yüzde 80’i başarı için iyi ilişkiler sürdürmenin ve insanlara saygının paradan daha önemli değerler olarak öne çıktığını söyledi. Yüzde 50’nin üzerindeki bir grup, ‘kibar insanların’ saldırgan ve kontrol edici olanlardan daha başarılı olacağına inandığını belirtti. Bu başlık altında iş birliği, nezaket ve empati en çok tekrarlanan sıfatlar oldu. Bu sonuçlar, toplumdaki başarı algısının daha çok kadınlara özgü sıfatlar yönünde değiştiğini gösteriyor. Başarı ile özdeşleştirilen erkek özellikleri ise kararlılık, dirençlilik, bağımsızlık ve analitik olmak... 

AHLAK

Araştırmacılar, ahlak konusunu ele alırken gelenek, din ve kültür kavramları üzerinden ilerledi. Yazıdaki şekilde görüldüğü gibi, istatistiki analizler ahlak ile sadakat, empatik, özverili (diğergam/selflessness), sabırlı ve makul/mantıklı olmak gibi kadınlara özgü olarak değerlendirilen özellikler arasında güçlü bir korelasyon olduğunu gösterdi. Bu özelliklere atfedilen önem, toplumlarda öfkeye neden olan; tamah, yozlaşma ve bencilliğe tepki olarak öne çıkıyor. Toplumsal dokunun ve ekonominin sağlamlığı, genel ahlak ve güvenle yakından ilişkili... Toplumda yaygınlaşması beklenen bu özellikler, kadınlara özgü sıfatlar arasında sayılıyor. Erkeklere özgü görülen agresiflik/saldırganlık, analitik olmak, kararlılık, gurur ve bağımsızlık niteliklerinin ise ahlak dışı davranışları kolaylaştırdığı düşünülüyor. (Gerzema ve D’Antonio, 2013).

MUTLULUK

Araştırmanın yürütüldüğü bütün ülkelerde en güçlü bağ, kadın özellikleri ile mutluluk arasında kuruldu. Yukarıda başarı ve ahlak konusunda sıraladığımız sabır (başarı ve ahlakla güçlü ve olumlu korelasyon), sadakat (ahlakla ilişkili) mantık (başarıyla ilişkili) ve esneklik (başarıyla güçlü ve olumlu, ahlakla olumsuz korelasyon) özellikleri empati (ahlakla güçlü ve olumlu korelasyon) ile birleşerek yeni dünya anlayışını yansıtıyor. Geçmişte zenginlik, bolluk ve servetin erkeklere ait özellikler olan güç (iktidar) ve güvenin sonucu olduğu düşünülürken; bugün bolluk ve zenginliğin, bilgi ve etki gibi farklı değerlerle yer değiştirdiği görülüyor. Buna karşılık erkeklere ait olduğu düşünülen 
agresiflik/saldırganlık, baskınlık, sertlik ve cesur olmak gibi özelliklerin hiçbirisi ‘büyük liderlikle’, mutlulukla, başarılı ve ahlaklı olmakla ilişkili bulunmuyor. İlginç olan, erkeklere özgü kabul edilen kararlılık ve güvenli olmanın da listenin en sonunda yer almış olması... 

LİDERLİK

Araştırma grubu, kendini samimi olarak ortaya koyan ve duygularını açık ve dürüst olarak ifade eden liderlere ihtiyaç duyulduğunu gösteriyor. Liderde en çok aranan özellik ise sabır... Bu özellik, dişini sıkarak katlanmak olmayıp, sorunların güçle değil mantıkla çözülmesini sağlar. Erkeklere ait özellikler olduğu kabul edilen kararlılık ve direnç, önemli olmakla birlikte ‘kazanma’ tanımı değişiyor. Karşılıklı bağlı ve bağımlı ekonomik ilişkilerin yaşandığı dünyada, birleştirici olmak çok önemli bir özellik olarak ortaya çıkıyor. Böylece saldırganlık ve denetleme özelliklerinin yerini, iş birliği ve paylaşma alıyor. Araştırmada ortaya çıkan bir başka önemli sonuç, kendine odaklı liderlik anlayışının yerini ‘anlam duygusu yaşatan’ liderliğin alması... Bunun sonucu olarak erkeklere özgü ‘gururlu’ olma özelliğinin yerine ‘sadakat’ tercih ediliyor. Esnek olmak, dinlemek, anlamaya açık olmak ve bağ kurmak kadınların daha avantajlı oldukları özellikler olarak öne çıkıyor.  

ARAŞTIRMANIN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

Bu araştırma, Walkow ve Jacobs’un bulgularıyla birleştirildiğinde, kadınların yönettiği kurumların tüketicilere, iş arkadaşlarına ve yatırımcılara daha çok güven verdikleri görülüyor. Kadınların daha iyi dinleyici olması ve empati kurması, özellikle kriz dönemlerinde özel ve kamu kurumlarına kaybedilen güvenin kazanılmasında etkili olabiliyor. Kadınların sivil toplum kuruluşlarında, özellikle insan ihtiyaçlarına olan duyarlılıkları nedeniyle, çok daha başarılı oldukları bildiriliyor. Finansal kararlarda kadınların erkeklere kıyasla daha az risk alma eğiliminde olduğu da biliniyor. Buna rağmen aynı işi yapan kadınların erkeklerden daha az kazandığı, büyük şirketlerin yönetim kurullarında ABD’de bile beş erkeğe karşılık bir kadından daha düşük bir temsil oranı olduğu da bir gerçek. Bu sayı, Türkiye’de 10 erkeğe bir kadın (%12,7) mertebesinde.

SONUÇ

Sabır, duyarlılık ve insanlarla bağ kurarak, onlarda anlaşıldıkları duygusunu yaratmak, temposu yüksek ve karşılıklı bağımlılığın egemen olduğu bir dünyada büyük önem taşıyor. Günümüzde iş hayatında olduğu gibi toplumsal yaşamın her alanında kadınlara ait özellikler olduğu düşünülen kibarlık, iş birliği ve başarıyı paylaşmak, hem iş sonuçları açısından hem de uyumlu bir toplum için temel değerlerdir. İş yaşamının ötesinde, dünyayı içine alan yolsuzluk ve savaşların azalmasının da kadınların temsil ettiği güven ve adaletin yaygınlaşmasıyla mümkün olacağı düşünülüyor. Çünkü iyi bir hayata ve saygın bir işe sahip olmak; anlamlı ilişkiler ve güvenli bir çevre içinde yaşamakla mümkün. Kadınların böyle bir dünyayı oluşturmak için erkeklerden daha büyük bir potansiyele sahip oldukları görülüyor.